Anasayfa » AYBABTU » Gerçek Hayatta Ejderhalar Nasıl Evrimleşirdi?

Gerçek Hayatta Ejderhalar Nasıl Evrimleşirdi?

Ejderha hikayeleri, gerçek hayatta var olan hayvanlardan esinlenerek yazılır hep. Peki bu ejderhaların gerçekten var olmasının mümkün olduğu anlamına mı geliyor? BBC‘den Josh Gabbatiss, “Ejderhalar gerçekten var olsaydı nasıl evrimleşebilirdi” yazısı ile bakın bu sorulara nasıl yanıt aramış…

Game of Thrones‘un özel efektler ekibinin gerçek gibi görünmeleri için harcadığı tüm çabaya rağmen günümüzde kimse ejderhalara inanmıyor. Şimdiye kadar kimse yaşayan gerçek bir ejderha görmedi hatta fosili bile bulunmadı. Dolayısıyla onların var olmadığını söylemek mümkün.

Peki gerçek olabilirler miydi? Ejderhalar, genetik olarak imkansız mıdır yoksa evrim henüz onları ortaya çıkarmadı mı, ya da çıkardı da çok iyi mi gizledi?

Gelin hayal edelim:

Eğer ejderhalar yaşasaydı nasıl olurdu? Komodo Ejderi ya da Ejder Yılanı gibi biraz ejderhaya benzeyen canlılar değil, uçarak ateş püskürten ejderhalar.

Bu canlılar nasıl evrimleşirdi? Ekosistemdeki yerleri ne olurdu?

Primatların Temel Korkularının Karışımı: Ejderha

Atalarımızın, ikna edici ejderhalar yaratmak için yüksek teknolojili bilgisayar sihirbazlığına ihtiyacı yoktu. Antropolog David E. Jones, “An Instinct for Dragons” kitabında, “Birçok insan tarihin bir bölümünde ejderhaların gerçekten var olduğuna inanıyor” ifadesine yer vermiş. Jones, kitabında neden ejderhaların Hawai, İzlanda ve Yeni Zellanda gibi birbirinden farklı yerlerdeki efsanelerde yer aldığını soruyor. Bu soruya verdiği yanıt maymunları içeriyor.

Afrika bozkırlarında Vervet Maymunları üç çeşit yırtıcı ile yüz yüze geliyor: yılanlar, kartallar ve büyük kediler. Ve maymunların her bir yırtıcı için özel alarm sesi çıkardığı saptanıyor. Bu davranış biçimi kapsamlı bir şekilde araştırılıyor ve insanlardaki benzer davranışları anlamak için kullanılıyor:

Jones, araştırmasında; ejderhanın primatların temel korkularının karışımı olduğunu öne sürüyor. Yılanın pul pul kıvrımlı yapısı, kartalın kanatları ve büyük kedilerin çenesi ile pençeleri bir araya gelerek, beyinlerimizin en eski bölümünde korkunç bir hafıza oluşturuyor. Kanıtlamak imkansız olsa da güzel bir fikir.

Eski dönemlerde yaşamış Çinli Filozof Wang Fu da, ejderhaları Jones’un teorisindeki gibi; yılan boyunlu, kartal pençeli ve kaplan gibi yırtıcı olarak tarif ediyor. Fakat ejderhaları hayal ettiğimizde, uzak geçmişteki hayvanlara bakmamız gerekiyor.

Dinozorlar

Hangi kültürde görünürse görünsün Ejderhalar her zaman “sürüngen” sınıfında olarak tanımlanıyor. Bu da Mesozoik Dönem‘de başladığı anlamına geliyor. 252 milyon yıl önceden, 66 milyon yıl öncesine kadar süren bu dönem “Sürüngenlerin Çağı” olarak geçiyor. En ünlü Mesozoik sürüngenleri de elbette dinozorlar!

Dinozolar ve ejderhalar arasındaki benzerlik dikkat çekiyor. Çin’in tanımlanamayan dinozor kemikleri fosillerini ejderhalarla özdeşleştiren uzun bir tarihi dönem bulunuyor. Paloeontologlar da yeni keşiflerini isimlendirirken ejderha ifadesini bol bol kullanarak bu benzerliğe katkıda bulunmuş görünüyor: “Dragon King of Hogwarts”, “Dragon of Qijiang” gibi…

Ejderhalar İçin İki Farklı Evrim Senaryosu Bulunuyor

Ejderhaların görünüşlerine baktığımızda; gerçek hayatta yırtıcıların zirvesinde bulunan Tyrannosaurus Rex‘e yakınlığıyla dikkat çekiyor. Ancak iki uzak bölgedeki efsanelerde betimlenen ejderhaların vücut şekilleri iki farklı evrim senaryosunu içinde barındırıyor.

Yılanımsı Ejderhalar

İlk grup ejderhalar; Çin’den Iong, Eski Yunanistan’da Drakon ve Eski İngiltere’de Wyrm. Bu ejderhalar ince uzun gövdeli ve küçük ayaklı ya da ayaksız olarak tanımlanıyor ve görünüşleri ile yılana benziyor. Dolayısıyla yılan aile ağacına bakmamız gerekiyor.

Fosil kayıtlarına göre ilk yılanlar, bacakları küçülüp yok olan ve yer altı yaşamına adapte olan kertenkelelerden evrimleşmiş. Bu durum Norse efsanesi Nidhogg ve Yunan “Dünya-Ejderhası” Python gibi ejderha tasvirlerine de uyuyor.

► Dungeons and Dragons Tarihinde Ejderhaların Yeri

Bu canlıların normal yılanlardan farkı boyutları. Ancak bu büyük bir porblem değil: Tek ihtiyacımız olan gerçekten ejderha boyutlarındaki yılan fosil kayıtlarına bakmak.

12 metre uzunluğunda ve bir insan beli kalınlığındaki Titanoboa, gerçek bir canavardı ve devasa yılanımsı ejderhaların atası olabilirdi. Ancak ejderhaları düşündüğümüz zaman, dev yılanlar aklımıza gelmiyor. Diğer cins ejderhaları hayal ediyoruz: Omuzlarından geniş kanatları çıkan bir yaratık. Kısacası, anatomik açıdan var olmayan bir canlı hayal ediyoruz.

Kanatlı Ejderhalar

Omurgalı hayvanlar arasında kanatlar 3 kez evrimleşmiş: kuşlar, yarasalar ve Pterosaurlarda. Üstelik her seferinde aynı şekilde evrimleşmişler: Uçamayan atalar ön ayaklarını gelişmiş parmaklarla destekledikleri zarımsı kanatlara dönüştürmüş ve uçmaya başlamış. Bu da omurgalıların kanatlara sahip olmak için bir tür takas yaptığı anlamına geliyor: Kollarınız ya da kanatlarınız olabilir ama ikisi birden olamaz!

Gerçekte vücut planları büyük ölçüde korunur, dolayısıyla altı-uzuvlu omurgalı hayal etmek imkansız değildir ama büyük evrimsel sıçrayış gerektirir. Ekstra uzuvlar oluştuğunda adapte olma eğiliminde olmazlar. Bunlar genelde doğum kusurlarının sonucu ya da talihsiz kurbağalardaki gibi parazit enfeksiyonlarının sonucu oluşur.

Belki de bu nedenle Harry Potter’dan Hobbit’e kadar modern fantastik filmlerin çoğunluğunda klasik 6 uzuvlu ejderhalar yerini Wyvern adı verilen ve anatomik açıdan çok daha gerçekçi olan 4 uzuvlu modellere bırakmıştır.

Azhdarchid Pterosaurlar

Hala bu muazzam yaratıkları yerden yükseltmek gibi önemsiz bir problemimiz var. Neyseki bir başka tarih öncesi yırtıcı grubu görünüşleri ile uçmak için ejderhalara umut veriyor.
Özbek kültüründen bir ejderhadan ismini alan Azhdarchid Pterosaurlar, belki de uçabilen en büyük hayvanlardı ve gerçek hayattaki ejderhalara ulaşması en muhtemel gruptu.

İngiltere’deki Portsmouth Üniversitesi‘nden Paleoartist ve Pterosaur Araştırmacısı Mark Witton, özel Azhdarchid’lerden biri olan Arambourgiania Philadelphiae’yı bir zürafanın yanında resmederek bunu doğruluyor. En büyük Azhdarchid’in kanat açıklığının 11 metre olduğu biliniyor.

Bu devasa hayvanlar uçabiliyor ancak bunu gerçekleştirmek için bir dizi özel adaptasyon gerekiyor. Bunların arasında; ağırlığı en aza indirmek için hafif bir iskelet ve uçuş kaslarını sabitlemek için güçlü üst kol kemikleri bulunuyor. Ejderhaların da benzer özelliklere ihtiyacı olurdu. Ayrıca anatomik açıdan bazı fedakarlıklarda da bulunması gerekirdi.

“Kuşlar uçtuğu zaman güçlerinin yüzde 90’ını arka bacaklarından alır ve bu gücü kanatlarına yönlendirir” diyen Witton, “Bu da daha büyük bir vücuda ihtiyaçları olduğu anlamına gelir çünkü uçmaları için iki büyük sıra kasa ihtiyaçları vardır” diye sözlerini sürdürüyor.

► Ejderhalar Hakkındaki Sabit Fikirler Yıkılıyor

Öte yandan Pterosaurlar, havada kalmak için ön kol ve kanat güçlerine güveniyorlardı. Diğer bir deyişle, en büyük Pterosaurlar küçük gövde ve bacaklara sahipti. Ejderhaların da evrimleşirken, benzer bir takas yoluna giderek vücut ağırlığını azaltmak için belli bölgelerini küçültmesi gerekirdi.

Bilişsel Yetenek

Ejderhaların Azhdarchid Pterasaurların bir kolu ya da onlara paralel olarak evrimleşen başka benzer bir uçan sürüngen grubunun uzantısı olduğunu varsayalım. Daha büyülü özellikler nasıl uygulanabilir?

Mitolojik ejderhalar genellikle çok zekidir ve genellikle sürüngenlerle ilişkilendirilemeyen bilişsel yetenekler geliştirmiştir. Tarih boyunca bilim insanları, nefes alma gibi insan beynindeki temel fonksiyonların bazılarını tanımlarken “sürüngenlerdeki gibi” ifadesini kullanırdı. Çünkü sürüngenler, zekaları ile değil iç güdüleri ile hareket ettikleri için bu tür tanımlarla anlatılmaktadır. Bununla birlikte, son yıllarda bilim insanları sürüngen zekasının sınırlarını keşfetmek için sürüngenlere-özgü görevler tasarlamaya başladı. Peki bu araştırmaların sonucu ne oldu?

Konxville’deki Tennesee Üniversitesi‘nden Gordon Burghardt, sürüngenlerin birçok problemi memeliler gibi çözdüğünü belirterek, “Sürüngenlerde karmaşık problemleri çözme, tersine öğrenme, sosyal öğrenme, karmaşık sosyalleşme, alet kullanma ve bireysel tanıma keşfedildi” diyerek bugüne kadarki algıyı değiştirmiş oldu.

Büyük Beyin = Uzun Ömür?

Daha akıllı sürüngenler, timsahlar ve monitor kertenkeleleri gibi büyük beyine sahip olan türlerdir. Zekalarının yanı sıra daha büyük beyinlerle ilişkilendirilmiş uzun ömürlülüğe de sahiptir. Ya ejderhaların ömürleri?

Efsanelerdeki birçok ejderha ölümsüzdür ve büyük kılıçlı bir kahraman çıkıp onları öldürene kadar yaşar. Gerçek ölümsüzlük olasılığı düşük olsa da dev kaplumbağalar ve Tuataraların ömrü bir yüzyılı aşabilir. Bu uzun yaşamın anahtarı ise yavaş tempolu bir yaşam ve buna bağlı olarak yavaş bir metabolizma olabilir. Bu da bize ejderhaların neden altın yığınları üzerinde çok fazla zaman harcadıklarını açıklar. Hazır sözü açılmışken, altın-açlığı evrimleşebilir mi?

Ejderhaların Altın Sevgisi

İnsanların altına olan düşkünlükleri ve bunun için savaşma istekleri göz önüne alındığında, parlak metal nesneler en güçlü zırha sahip ejderhalar için bile dezavantaj olurdu. Ancak bazı hayvanlar parlak nesneleri sever mesela Çardak kuşları… Dişilerini etkilemek isteyen erkek Çardak kuşları, ejderhalar gibi altın ya da mücevher yerine, yaptıkları yuvanın zeminini lezzetli yiyecekler ya da cam parçaları gibi renkli materyallerle kaplar.

Bu ilginç kuşlar “cinsel tercih” çalışmasında anahtar rol oynamaktadır: “Bazı özelliklerin evrim geçirdiği fikri. Çünkü bir cinsiyet karşı cinsiyettekinde belirli özellikleri tercih eder. Dişi çardak kuşları en iyi yuvayı yapan erkeği eş olarak seçer çünkü bu, yuvanın kalitesinin göstergesidir. Bir erkeğin en iyi cam parçalarını bulup düzenlemek için enerjiye sahip olması muhtemel yavrularına geçecek kaliteli genlere sahip olduğunu gösterir. Bu sistem oldukça iyi çalışmaktadır. Ejderhalarda da dişiler en büyük altın yığınını oluşturan erkeği seçiyor olabilir.

► Türk Efsanelerinde Ejderhalar

Ejderhalar Şekilleniyor

Ejderhalarımız güzel bir şekilde şekillenmeye başladı. Şu ana kadar tarih öncesi sürüngenlerimiz, belki dev Pterosaurlar veya dev yılanlara kardeş bir grubumuz, büyüklükleri ve uzun ömürleri ile eşleşen bilişsel yeteneklere ve parlak, metalik objelerin biriktirilmesine dayalı bir çiftleşme sistemine sahip oldular.

Alev Püskürtme

Bunlar çok da zorlama gelmeyebilir ancak ejderhalarla ilgili en fantastik yeteneği unutmamak gerekir: Alev püskürtme!

Tüküren kobralar, zehirlerini dişlerinden püskürtebilir. Bir mermi karıncasının sokmasının verdiği acı, “topuğunuza gömülmüş bir çivi ile yanan kömürün üzerinde yürümek” gibi tarif edilebilir. Komodo ejderinin ısırığı, zehirli proteinlerin sızdığı bir yaraya sebep olacaktır. Doğadaki hayvanların birbirini acıtmak için her türlü korkunç yöntemi geliştirdiğini inkar etmek mümkün değil ancak alev alev yanan bir akıntı bunlardan biri değildir.

Bu duruma en çok yaklaşan canlı; bombardıman böceğidir. Bu böcekler, vücutlarında hidrokinon ve hidrojen peroksit depolar. Tehdit altında kaldıklarında ise düşmanlarına sıcak bir kimyasal madde karışımı püskürtmelerini sağlayan bir kimyasal reaksiyon başlatırlar.

Şimdi muazzam bir sürüngen üzerinde, benzer kimyasal silahla donanmış bir evrimleşmeyi hayal edin. Bu canlının boyun bölgesinde bulunan iki bez gerekli çözeltiyi sağlar ve boğazın arkasında karıştıklarında gaz ve yakıcı sıvı olarak ağızdan dışarı püskürtülür.

Bu tür bir canlının olması son derece mantıksız gibi geliyor değil mi ama bombardıman böcekleri var işte. İnsanların bu olağanüstü hayvanlara, Ejderhalar gibi kuşkuyla yaklaşmaları anlaşılabilir birşey ancak eski bir atasözünün de dediği gibi “Gerçek kurgudan daha ilginçtir”.

Gelelim son söze…

Ejderhalar belki sadece insanlığın hayalinde var olabilir ancak gerçek dünya onları “tuhaflık”tan daha fazlasıyla eşleştirebilir.

Saygıyla karışık büyük bir hayranlık ve sevgi beslediğimiz ejderhalardan bu kadar bahsetmişken birbirinden harika içeriklerin olduğu “FRPNET Ejderha Arşivi”ne bir göz atmanızı tavsiye ederim.

BBC, 13. Doktor'dan İlk Resmi Videoyu Yayınladı
Godzilla ve Pacific Rim Uprising Bu Posterde Buluştu