Anasayfa » Makaleler » Türk Efsanelerinde Ejderhalar

Türk Efsanelerinde Ejderhalar

Black Dragon Banner

Ejderhaları çoğunlukla İskandinav ve Çin mitolojilerinden dinledik ancak Türk kültürü ve mitolojisinde de ejderhanın önemli bir yeri var.

İşte Türk kültüründe ve mitolojisindeki ejderhaların önemi ve yeri.

Türk Mitolojisinde Ejderha

Türk mitolojisinde ejderha güç, kudret gibi iyi özelliklerin simgesi olarak düşünüldüğü gibi, çeşitli doğa olaylarını temsil eden olağanüstü bir yaratık veya şeytani bir varlık ve kötü bir motif olarak yer almaktadır.[1] Yaygın olarak ejderha adıyla bilinen bu olağanüstü yaratıkla ilgili tasavvurların Türk kültüründe çok eski zamanlara dayandığı bilinmektedir. Erken dönem Türk kültüründe gücü ve kudreti simgeleyen bu olağanüstü yaratıkla ilgili tasavvurların kökeni Asya Hunları’na kadar dayanmaktadır. Türk mitolojisinde Asya Hun hükümdarı Mete’nin ejder soyundan olduğu rivayetleri bulunmaktadır.[2] Ayrıca yine Hunların “Yatan Ejderin Beldesi” veya din merkezleri ve başkentleri olan “Ejderin Şehri (Lung-ch’eng)” gibi şehir adlarından ejderha etrafında çok erken dönemlerde bir kült oluşturulduğu ve bu kültün yaşam tarzlarına yansıdığı kabul edilmektedir.[3] Bu erken dönemde, Türk kültüründeki ejderha ile ilgili tasavvurların Çin kültüründen alındığı veya bu düşüncelerde Çin kültürünün etkisi olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır.[4] Ejderhanın eski Türkçedeki adlarından biri olan lu kelimesinin de Çince lung kelimesinden türemiş olduğu görüşü de araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir.[5]

Bunun yanında Türk kültüründe ejderha figürüyle ilgili tasavvurlarda Çin kültürünün yanında Fars kültüründen etkiler olduğu yönünde görüşler de bulunmaktadır. Ejderha kelimesinin Farsça kökenli olduğu ve Türk mitolojisindeki ejderha ile ilgili düşünce ve tasavvurlarda Fars mitolojisindeki ejderha tasavvurundan etkiler olabileceği de düşünülmektedir.[6]

Red-dragon-Flight-gif

Türk kültüründe ejderha yerine kullanılan daha farklı ifadeler de bulunmaktadır. Çince kökenli olduğu düşünülen lu kelimesi dışında, eski kaynaklarda; yılan, büke, nāg yılan ve evren gibi sözler bunların başlıcalarıdır.[7] Türkçenin en eski kaynaklarından Divanü Lugati’t-Türk’te nāg yılan ifadesinin karşılığında ejderha anlamı verilmektedir.[8] Büke ifadesi de ejderhanın yılan ile ilişkisini ortaya koyan bir adlandırma olup ve ejderha veya büyük yılan anlamına gelmektedir. Altay Türklerinin mitik düşünce ve tasavvurlarında veya Kuzey Türklüğünde Çin kültüründeki ejderha tasavvurlarından daha çok, büyük yılan şeklinde yaratıkların bulunması da bu ifadeyle ilişkilidir.[9] Ejderha karşılığı kullanılan ifadelerden biri de evren sözüdür. Evir- fiil kökündan sıfat-fiil olarak türemiş olan bu söz ve ejderhanın Türk kozmogonik düşüncesinde olağanüstü bir varlık olarak tasavvur edildiğini gösteren bir ifadedir.[10] Bu ifade On İki Hayvanlı Türk Takvimi’nin Bulgarca halinde ve Türkçenin en önemli kaynaklarından Kutadgu Bilig’te de görülmektedir.[11]

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Türk mitolojisinde ejderha ile ilgili tasavvurlar, yılan kavramıyla ilişkili görülmektedir. Türkiye Türklerinin inanışlarında, tıpkı Altay Türklerinin ve Kuzey Türklerinin ejderha tasavvurlarında olduğu gibi, büyük bir yılan şeklinde düşünülen ejderha, doğar doğmaz çok hızlı büyüyen ve ağzından ateş püskürerek her şeyi yakan olağanüstü bir varlıktır.[12] Ejderhanın ağzından ateş çıkarabilme özelliği ve yedi başlı bir canavar şeklinde olması Türk boylarının bu varlıkla ilgili mitik tasavvurlarında da sıklıkla görülen özelliklerdendir.[13] Dünya mitolojilerinde uçan yılan olarak tasavvur edilen ejderhanın bu tasviri özelliği Türk mitolojisinde de görülmektedir.[14] Kanatlı, kuyruklu ve boynuzlu olarak tasvir edilen ejderha, bir inanışa göre, yılanın çok uzun süre yaşayıp dönüşüm geçirmesi ile oluşmuştur. Bir başka inanışa göre ise, yılan ve vahşi manda/ceylan karışımı bir varlıktan türemiştir.[15] Bir diğer inanışa göreyse ejderha, Süreyya yıldızının bir bakışıyla gebe kalan bir dişi geyiğin gökyüzüne çıkıp ejderle yeryüzüne inmesi sonucu oluşmuştur.[16]

turk-ejderha-resim

Türk mitik düşünce ve tasavvurlarında ejderha mekan ve tabiat unsurları bağlamında gökyüzü ve su ile ilgili olarak düşünülmüştür. Altay ve Sibirya Türk topluluklarında gökgürültüsü, bir hayvan biçiminde düşünülmüş ve bu hayvan genellikle ejderha olarak veya ejderhaya benzer şekilde tasvir edilmiştir. [17] Türk mitik düşüncesinde gök kubbenin en alttaki çığrısı olan feleğin bir çift gök ejderi tarafından çevrildiği düşünülmüştür. Gök ejderi (Kök-Luu/Evren) hem gök hem de zaman için bir tür sembol olarak düşünülmüştür.[18] Bunun yanında ejderha düzenli dünya karşısında kaosun bir sembolü olarak görülmüş ve bu bağlamda, Türk mitolojisinde kaosu simgeleyen su ile ilişkili olarak kabul edilmiştir. Ejderhaya eski dönemlerde iyi özellikler atfedilirken, zaman içerisinde bu varlık mitik tasavvurlarda kötü özelliklerle anılmaya başlanmıştır.[19]

Yukarıdan beri verdiğimiz bilgileri özetleyecek olursak son derece büyük ve ağzından alevler saçan bir yılan şeklinde tasavvur edilen ejderhanın Türk mitolojisinde gökyüzü ve su kültünün bir sembolü halinde düşünüldüğünü söyleyebiliriz. Türk mitolojisinde ateş saçan, genellikle yedi başlı olmak üzere bazı tasvirlerde birden çok başı bulunan, boynuzlu, büyük ve uçan bir yılan şeklinde tasvir edilen bu olağanüstü varlık; eski dönemlerde bolluk, bereket ve gücün sembolü olup iyi özellikleri ile düşünülürken, sonraki dönemlerde kendisine kötü özellikler yüklenmiş eski bir mitik unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada ejderha figürünün İslamiyet öncesi inanışlarda gücü ve kudreti temsil eden, doğadaki unsurlarla veya doğa olaylarıyla ilişkili bir tür sembol olduğu görülmektedir. Ejderhaya eski inançlarda iyi özellikler atfedilirken zaman içerisinde bu inançların terk edilmesiyle ejderhanın da kötü düşünce ve tasavvurların sembolü olmaya doğru götürüldüğü söylenebilir. İslam kültür dairesi içerisinde ejderha tamamen kötü bir varlığa dönüşmüş, kötülüğün bir tür sembolü haline gelmiştir. Burada, İslamiyet kuralları içerisinde, herhangi bir başka tapınma unsurunun insanları İslam’dan uzaklaştıracağı düşüncesinin etkili olduğu ve bu sebeple ejderha gibi varlıkların kötü olarak tasavvur edildiği düşünülebilir.

dragon

Türkiye Sahası Efsanelerinde Ejderhayı İfade Eden Kelimeler

Türkiye sahası efsanelerinde bir motif olarak yer alan ejderha bu efsanelerde çeşitli adlarla anılmaktadır. Genel kullanımda ejderha adlandırması daha çok bilinse de tasavvur olarak metinlerde bu olağanüstü varlığı ifade eden farklı sözler bulunmaktadır.

Efsanelerde genellikle kötü özellikler gösteren bu olağanüstü varlık en çok ejderha şeklinde ifade edilmektedir.[20] Bunun yanısıra bu varlık için ejder ifadesi de kullanılmaktadır.[21] Metinlerde sıklıkla yer almakta olan bir diğer ifade ise evrandır.[22] Türkçenin eski kaynaklarında yer alan isimlerden biri olduğunu belirttiğimiz evren de Türkiye sahası efsanelerinde görülmektedir.[23] Bunların yanında efsane metinlerinde evren yılanı ve yılan sözleri de bu olağanüstü varlığı karşılamak için kullanılan ifadelerdir.[24]

Buradan hareketle Türkiye sahası efsanelerinde bu olağanüstü varlığı karşılamak için ejderha, evran, evren, evren yılanı ve yılan ifadeleri kullanıldığını söyleyebiliriz.

Türkiye Sahası Efsanelerinde Ejderhanın Tasviri Özellikleri

Ejderha efsane metinlerinde çeşitli özelliklerle tasvir edilmektedir. Bu varlığın tasvirlerinde cüssesine ve iriliğine vurgu yapmak amacıyla büyük, çok büyük, kocaman ve dev gibi ifadeleri yer almaktadır.[25] Bunun yanında ejderha bu efsanelerde yılan olarak da tasvir edilmektedir.[26] Bu efsanelerde ejderha, büyük bir yılan veya çok büyük bir yılan şeklinde tanımlanmaktadır.[27] Bazı efsane metinlerinde büyük gürültüler ve homurtular çıkardığı ifade edilen ejderhanın tasvirlerinde iki başlı, yedi başlı, boynuzlu, kuyruğu bulunan, iri gözlere sahip ve hayvana benzeyen bir varlık olduğu yönünde ifadeler yer almaktadır.[28] Metinlerde renk olarak siyah ile tasvir edilen ejderha, ağzından veya burnundan alev saçar ya da kuyruğunun ucunda ateş bulunmaktadır.[29] Boynunda zincir bulunur vaziyette de tasvir edilen ejderha, bazı metinlerde konuşur, uçabilir.[30] Bir metinde dumanlar içinde tasvir edilen bu varlığın gücüne ve korkutucu yanlarına vurgu yapmak için korkunç ve güçlü gibi ifadeler de tasvirlerinde görülür.[31]

dragon-flying

Türkiye Sahası Efsanelerinde Ejderhanın Yaşadığı ve Bulunduğu Mekanlar

Ejderha, Türkiye sahası efsanelerinde çeşitli mekanlarda yaşar ve bulunur. Efsane örneklerinden hareketle anlatmalarda belli başlı mekanların sıklıkla geçtiği görülmektedir. Bu mekanlar, çeşitli tabiat unsurları şeklinde Türk mitik düşünce ve tasavvurlarına uygun olarak metinlerde görülmektedir. Ejderhanın mekansal anlamda gök, gök ile ilişkili bir şekilde dağ ve su ile ilişkisi Türkiye sahası efsanelerinde yer almaktadır.

Türkiye sahası efsanelerinde ejderhanın mekan olarak en çok bulunduğu yer dağdır.[32] Bunun yanında ejderha, dağdaki toprağın altında ve bir mağarada bulunur.[33] Efsane metinlerinde ejderhanın sıklıkla görüldüğü bir mekan olarak geçen bir diğer tabiat unsuru da sudur.[34] Metinlerde ejderha su başını tutar ve nehirde, nehir yatağında veya nehir kenarında yaşamaktadır.[35]

Efsane metinlerinde ejderhanın bulunduğu veya ilişki içinde olduğu mekanlardan biri de gökyüzüdür. Metinlerde ejderha göktedir veya gökten iner. Ejderhanın gökten inmesine bulutlar, şimşekler ve yağmurlar da eşlik edebilir. Bunun yanında ejderha bir efsanede bir bulut ile göğe çıkar.[36] Bunların yanında iki efsane metninde ejderha, bir türbededir.[37]

dragon-treasure

Türkiye Sahası Efsanelerinde Ejderhanın Eylemleri

Türkiye sahası efsane metinlerinde ejderha; insanlara, insanların yaşadığı yerlere veya hayvanlarına karşı çeşitli eylemlerde bulunur. Bu eylemlerin arasında ejderha en çok insanlara, hayvanlara veya köylere saldırıp canlıları yer.[38] Bunun yanında ejderhanın verdiği bir zarar da su başını tutup insanlara su vermemek şeklinde görülmektedir.[39] Efsane metinlerinde ejderhanın bir hazineyi korumakla görevli olduğu anlatılmaktadır.[40] Bunun yanında ejderhanın metinlerde yer alan diğer eylemleri bir türbeyi zaptetmek, bir beddua sonucu bir şehre ceza olarak gönderilmek, kendisine zarar verenleri öldürmek, gökten inmek ve İslamda önemli olan din büyüklerini korumak şeklindedir.[41] Bunların yanında bazı efsanelerde ejderhanın gelişi ve saldırması insanlığın sonuna bir işaret olarak veya insan neslini tüketecek bir durum şeklinde vurgulanmaktadır.[42]

dragon-black

Türkiye Sahası Efsanelerinde Ejderhadan Korunma ve Kurtulma Yolları

Metinlerde ejderhanın genellikle saldırmak ve zarar vermek yönündeki eylemleri çeşitli şekillerde sonuçlanır. Genellikle ilahi bir kuvvet tarafından engellenen ejderha bazen efsanelerde yer alan çeşitli kişiler tarafından engellenir veya öldürülür. İncelediğimiz efsane metinlerinde ejderha genellikle saldırdığı herhangi bir kişinin ettiği bir dua sonucu taş kesilir.[43] Bunun yanında iki efsane metninde ejderhanın saldırdığı bir kız ondan kurtulmak için dua eder ve taş olmak ister.[44] Ejderhanın bu şekilde ilahi bir kuvvetle öldürülmesi farklı şekillerde de görülmektedir. Bunlardan biri ejderhanın melekler tarafından göğe götürülmesi ve gökte zapt edilmesidir.[45] Ayrıca ejderha insanlara zarar vermesin diye yine ilahi bir kuvvet ile Allah tarafından başına taş düşürülerek veya yağmur yağdırılarak öldürülür.[46]

Bunun yanında ejderha bazı kişiler tarafından çeşitli şekillerde öldürülür. Ejderhayı öldüren kişiler dini olarak önemli kabul edilen kişiler, derviş veya ermiş bir kişi olabilir. Anlatmaların bazılarında ejderhanın bir  bey tarafından öldürülmesi söz konusu olduğu gibi herhangi biri tarafından öldürülmesi de söz konusu olabilmektedir. Ejderha, Türkiye sahası efsane metinlerinde dini anlamda önemli olan Hz. Ali tarafından bir kayaya bağlanır; Yunus peygamber tarafından kılıçla öldürülür; Ebu Bekir tarafından öldürülür; bir ermişin kılıç darbesi, bir derviş veya bir bey tarafından da öldürülür.[47] Bunların yanında ejderhanın efsane metinlerinde gözleri kör edilerek, halk tarafından vurularak, kafası kılıçla kesilerek ve bir kişi tarafından tek kurşunla öldürüldüğü de anlatılmaktadır.[48] Ayrıca, su başını tutan ve insanların tüm suyunu içen ejderha, içine kireç doldurulmuş koyun postları yutar ve yuttuğu koyun postlarının içindeki kirecin suyla yanması sonucu ortaya çıkan gazın patlamasıyla ölür.[49]

Sonuç

Genel bir değerlendirmeyle Türkiye sahası efsane örneklerinden hareketle kendisini ifade eden kelimeler, tasviri özellikleri, yaşadığı ve bulunduğu mekanlar ve yaptığı eylemler ve onlardan korunma ve kurtulma yollarını inceleme konusu ettiğimiz metinlerde ejderha, incelediğimiz metinlerde Türk mitik düşünce ve tasavvurlarının izlerini taşımaktadır. Türk mitik tasavvurlarında yer alan birçok düşüncenin izini efsanelerde sürebilmekteyiz.

Türkiye sahası efsanelerinde bu olağanüstü varlık tasavvuru ejderha, ejder, evren, evran, evran yılanı ve yılan şeklinde ifade edilmektedir. Metinlerde ejderha tasviri anlamda boynuzları, tırnakları, kulakları ve kuyruğunu bulunan, gürültüler ve homurtular çıkarıp ağzından ateş saçan veya kuyruğunun ucunda ateş bulunduran, siyah renkli, bazen yedi veya bazen iki başlı olabilen, uzun, uçan ve konuşabilen, güçlü ve korkutucu, dumanlar içinde gelebilen ve bazen boynunda zincirler ile tasvir edilen büyük bir yılan olarak yer almaktadır. Bu tasviri özelliklerin tamamı hem erken dönem Türk mitik düşüncesindeki hem de diğer Türk boylarındaki tasavvurlarla benzer şekildedir.

Ejderha Türkiye sahası efsane metinlerinde mekan anlamında genellikle dağ, gök ve su ile ilişkilidir. Mekan bağlamında da ejderhanın Türk mitik tasavvurlarındaki özellikleri Türkiye sahası efsanelerinde devam ettirilmiştir. Ejderhanın göksel bir hayvan olması gök ile ilişkisi, bunun yanında yüksekliği ile gök ile ilişkilendirebileceğimiz veya Türk  kültüründe önemli bir yeri olan dağ kültü ile ilişkisinde görülmektedir. Bunun yanında Türk mitik düşüncesinde ejderha ve kaos ilişkisi ejderhanın Türkiye sahası efsane metinlerinde su kaynakları etrafında bulunmasıyla devam ettirilmektedir. Ejderhanın gök ile ilişkisi eski Türk inançlarındaki gibi gök için bir sembol olmaktan çok onun geldiği veya hapsedildiği yer şeklindedir. Bu da İslamiyet etkisi altında oluşan efsanelerde bu olağanüstü varlığın gök ile ilişkisinin İslamiyet öncesi tasavvurların tersi şeklinde geliştiğini gösterir. Dağ veya suda bulunması bu yerlerin sahibi veya koruyucusu özelliklerine bir göndermedir. Su başını tutup halka su vermemesi, eski mitik tasavvurlardaki olumlu bir niteliğin, yine İslam etkisiyle ters yönde değişim göstermesine işarettir. Bunun yanında az sayıda efsane metninde tespit etmiş olsak da ejderhanın bulunduğu mekanlardan birinin türbe olması Türk mitik düşüncesindeki olağanüstü bir varlığın İslam kültür dairesinde yer almasının mekansal boyuttaki bir işaretidir. Bu da İslam dışı bir unsurun İslami bir renge büründürülmek istenmesinin bir sonucudur.

dragon-turk

Ejderhanın Türkiye sahası efsanelerindeki tüm eylemleri bir tür kaos olarak nitelendirilebilir. İnsan yaşamını yok etmesi, insanın geçim kaynağı olan hayvanlarını yemesi veya öldürmesi ve buna bağlı olarak korku ve düzensizlik oluşumu yani kaos meydana getirmesi yaratılış mitlerindeki gibi bir başlangıç ve büyük bir kaos gibi olmasa da bir tür küçük kaos olarak nitelendirilebilir. Bu kaos olgusunu biraz daha tartışmak gerekirse ejderha insana ve insan yaşamına yönelik saldırısılarla insanlık tarafından kurulmuş düzeni bozar ve sonuçta kaos sembolü haline gelir. Bu noktada düzenin yeniden sağlanması yani kaosun sembolü olan ejderhanın yok edilmesi tehlikenin ve tehlikeden gelen korkunun ortadan kaldırılması Türkiye sahası efsanelerinde genellikle İslami inançtan elde edilen bir güç ile sağlanmaktadır. Ejderhanın dua sonucu taşa dönüşmesi, başına taş düşürülme veya yağmur yağdırılarak Allah tarafından çeşitli şekillerde veya bir din büyüğü tarafından öldürülmesi kaostan kozmosa İslami çerçevede bir geçişin ifadesidir. Bu noktada düzensizlik yani kaosun sembolü ejderhayken, düzen yani kozmos İslam kültür dairesine uygun bir yolla sağlanan bir eylemin sonucudur. Bu bağlamda eski Türk mitik düşünce ve tasavvurlarında gücün ve kudretin sembolü olan ejderha, İslam kültür dairesinde ve buna bağlı olarak bu çerçevede şekillenen Türkiye sahası efsanelerinde bu özelliğini kaybetmiş, menfi özellikler sergileyerek düzenin önündeki bir engele dönüştürülmüştür. Bu düzensizliğin düzene kavuşması ise İslam kültür dairesine uygun şekildedir.

Sonuç olarak ejderha tasviri ve mekansal boyutta Türk mitik düşünce ve tasavvurlarının izlerini taşımaktadır diyebiliriz. Bu izler bazen geçmişten bugüne veya İslam öncesinden İslam kültür dairesine uyumlu hale getirilerek aktarılırken bazen de olumsuz bir unsur olarak gösterilip bu şekilde anlatılar içerisinde yaşatılmıştır. Olumsuz anlamda en çok değişim ejderhanın eylemleri ve bu eylemlerin sonuçlanmasında görülmektedir. Son bir özetle ifade etmek gerekirse eski Türk mitik düşüncesinde güç ve kudret sembolü olan ejderha İslamiyeti kabul etmiş olan Türkiye Türklerinin tasavvurlarında ve bu tasavvurların yer aldığı önemli anlatılardan biri olan efsane türünde eski sembolik anlamlarını yitirip kötü bir olağanüstü varlık haline dönüştürülmüştür.

 

Kaynak: Seçkin Sarpkaya. “Türkiye Sahası Efsanelerinde Ejderha” Yılan Kitabı. Editör: Emine Gürsoy Naskali. İstanbul: KİTABEVİ, 2014. ss.505-519.

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

[1] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Yurt Kitap-Yayın, Ankara 2005, s. 191.

[2] İbrahim Kafesoğlu, Eski Türk Dini, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1980, s. 13.

[3] Wolfram Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, çev. Nimet Uluğtuğ, 2. baskı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1996, s. 77. Ayrıca bkz. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi II (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar), Türk Tarih Kurumu, Ankara 1995, s. 566.

[4] Bahaeddin Ögel, age., s. 566. Ayrıca bkz. Jean-Paul Roux, Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar, çev. Aykut Kazancıgil-Lale Arslan,  Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2000, s. 39. Jean-Paul Roux, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, çev. Aykut Kazancıgil, 2. basım, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2011, s. 150.

[5] Jean-Paul Roux, Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar, çev. Aykut Kazancıgil-Lale Arslan, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2000, s. 39.

[6] Orhan Hançerlioğlu, Dünya İnançları Sözlüğü, 5. basım, Phoenix Yayınevi, İstanbul 2010, s. 131. Ayrıca bkz. Alimcan İnayet, Türk Dünyası Efsane ve Masallarında Bir Dev Tipi: Yalmavuz/Celmoğuz, Kanyılmaz Matbaası, İzmir 2007, s. 56. Ayrıca bkz. Pertev Naili Boratav, Türk Mitolojisi: Oğuzların-Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan Türklerinin Mitolojisi, çev. Recep Özbay, BilgeSu, Ankara 2012, s. 66.

[7] Jean-Paul Roux, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, çev. Aykut Kazancıgil, 2. basım, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2011, s. 150.

[8] Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lugati’t-Türk, çev. Düz. Seçkin Erdi, Serap Tuğba Yurtsever, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2005, s. 349.

[9] Bahaeddin Ögel, age., s. 567-578.

[10] Emel Esin, Türk Kozmolojisine Giriş, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2001, s. 44.

[11] Jean-Paul Roux, age., s. 150.

[12] Celal Beydili, age., s. 192.

[13] Pertev Naili Boratav, age., s. 66.

[14] Orhan Hançerlioğlu, age., s. 131.

[15] Fuzuli Bayat, Türk Mitolojik Sistemi 2 (Kutsal Dişi-Mitolojik Ana, Umay Paradigmasında İlkel Mitolojik Kategoriler – İyeler ve Demonoloji), 2. basım, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2012, s. 256.

[16] Pertev Naili Boratav, age., s. 67.

[17] Jean-Paul Roux, age., s. 127.

[18] Emel Esin, age., s. 44.

[19] Fuzuli Bayat, age., s.256-257. Ayrıca bkz. Celal Beydili, age., s. 194.

[20] İsmet Alpaslan, Ağrı Efsaneleri, Birleşik Matbaacılık, İzmir 2010, s. 373. Alpaslan, age.,  s. 376. Kutlu Özen, Sivas Efsaneleri, Dilek Ofset Matbaacılık, Sivas 2001, s. 35. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 114. Kudret Yıldırım Yağbasan, Malatya Efsaneleri, Malatya Kitaplığı Yayınları, Malatya 2013,  s. 181. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 121. Özen, age., s. 197. Hayrettin Rayman, Bayburt Efsaneleri, Bayburt Belediyesi Kültür Yayınları, Bayburt 2001, s. 56. Saim Sakaoğlu, 101 Anadolu Efsanesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2003, s. 33. Sakaoğlu, age., s. 34. Rayman, age., s. 35. Rayman, age., s. 35. Özen, age., s. 203. M.Öcal Oğuz, Petek Ersoy, Türkiye’de 2006 Yılında Yaşayan Taş Kesilme Efsaneleri: Mekanlar ve Anlatılar, Gazi Ünv. THBMER Yay., Ankara 2007, s. 21. Haydar Gedikoğlu, Trabzon Efsaneleri ve Halk Hikayeleri, T.C. Trabzon Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayınları, Trabzon 1998, s. 117. Bilge Seyidoğlu, Erzurum Efsaneleri, Erzurum Kitaplığı, İstanbul 2005, s. 255. Seyidoğlu, age., s. 256. Seyidoğlu, age., s. 257. Seyidoğlu, age., s. 258. Oğuz, age., s. 97. Özen, age., s. 134. Ali Berat Alptekin, Fırat Havzası Efsaneleri, Kültür Ofset Basımevi, Antakya 1993, s. 2. İsmail Görkem, Elazığ Efsaneleri, Manas Yayınları, Elazığ 2006, s. 176. Görkem, age., s. 176. Seyidoğlu, age., s. 259. Recai Bazancir, Bingöl Efsaneleri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, Van 2010, s. 75. 2004 Yılında Çorum’dan Derlenen Efsaneler, hzl. M. Öcal Oğuz, Ayşe Yavuz, Gazi Üniversitesi Çorum Fen Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Topluluğu Yay., Ankara 2005, s. 9. 2004.., age., s. 26. Sakaoğlu, s. 71. Mehmet Erol, Taşeli Platosu Efsaneleri, Erciyes Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 1996, s. 135. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 113.Yavuz, age., s. 112. Saim Sakaoğlu, 101 Türk Efsanesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2012,  s. 179. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 152. 2004…, age., s. 66. 2004…, age., s. 97. – Ruhi Kara, Erzincan Efsaneleri Üzerine Bir Araştırma, Erzincan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Yayınları, Ankara 1993, s. 14. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989,  s. 145. Yavuz, age., s. 52. Özen, age., s. 309.

[21] Gedikoğlu, age., s. 110. Saim Sakaoğlu, 101 Anadolu Efsanesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2003, s. 36. Seyidoğlu, age., s. 256. 2004…, age., s. 26. Nuriye Sancak, Mardin Efsaneleri, Sakarya Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya 2008, s. 112. Seyidoğlu, age., s. 209.

[22] Önal, age., s. 289. Nilgün Çıblak, İçel Efsaneleri, Çukurova Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, Adana 1995, s. 226. 2004…, age., s. 9. Metin Türktaş, Denizli Efsaneleri, Denizli Belediyesi Kültür Yayınları, Denizli 2013, s. 230. Çıblak, age., s. 224. Türktaş, age., s. 230. Çıblak, age., s. 225. Türktaş, age., s. 231. Çıblak, age., s. 223. Çıblak, age., s. 222. Erol, age., s. 165. Erol, age., s. 137. Zekeriya Karadavut, Yozgat Efsaneleri (İnceleme-Metinler), Selçuk Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, Konya 1992, s. 192.

[23] Levent Başarkanoğlu, Nizip Efsaneleri, Gaziantep Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep 2010, s.77. Sakaoğlu, age., s. 71.

[24] “Evren yılanı” için bkz. Önal, age., s. 290. “Yılan” için bkz. Önal, age., s. 288. Önal, age., s. 290. Yağbasan, age., s. 181. Bazancir, age., s. 75. Çıblak, age., s. 224. Çıblak, age., s. 222. Erol, age., s. 137.

[25] “Büyük” ifadesi için bkz. Gedikoğlu, age., s. 110. Sakaoğlu, age., s. 36. Rayman, age., s. 35. Seyidoğlu, age., s. 256. Seyidoğlu, age., s. 257. Çıblak, age., s. 224. Sakaoğlu, age, s. 71. “Çok büyük” ifadesi için bkz. Alpaslan, age., s. 373. Türktaş, age., s. 230. “Kocaman” ifadesi için bkz. Yavuz, age., s. 112. “Dev gibi” ifadesi için bkz. Erol, age., s. 135.

[26] Sakaoğlu, age., s. 33. Seyidoğlu, age., s. 255. Türktaş, age., s. 230. Çıblak, age., s. 224. Çıblak, age., s. 222. Kara, age., s. 13. Karadavut, age., s. 192. Özen, age., s. 309.

[27] “Büyük bir yılan” için bkz. Sakaoğlu, age., s. 33. Seyidoğlu, age., s. 255. Türktaş, age., s. 230. Çıblak, age., s. 224. Kara, age., s. 13. “Çok büyük bir yılan” için bkz. Çıblak, age., s. 222.

[28] “Gürültü ve homurtular” için bkz. Sakaoğlu, age., s. 34. Rayman, age., s. 35. Oğuz, age., s. 97. Erol, age., s. 135. “İki başlı” için bkz. Önal, age., s. 288. “Yedi başlı” için bkz. 2004…, age., s. 26. Seyidoğlu, age., s. 209. “Boynuzlu” için bkz. Çıblak, age., s. 225. Çıblak, age., s. 222. “Kuyruk” için bkz. Gedikoğlu, age., s. 110. Türktaş, age., s. 230. “İri gözler” için bkz. Çıblak, age., s. 225. “Hayvana benzeme” için bkz. Önal, age.,  s. 289.

[29] “Ağzından alev saçması” için bkz. Erol, age., s. 135. Yavuz, age., s. 112. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 151. “Burnundan alev saçması” için bkz. – Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 114. “Kuyruğunun ucunda ateş bulunması” için bkz. Gedikoğlu, age., s. 110.

[30] “Boynunda zincir bulunması” için bkz. Gedikoğlu, age., s. 110. “Ejderhanın konuşması” için bkz. Önal, age., s. 288. Önal, age., s. 290. Önal, age., s. 290. “Ejderhanın uçması” için bkz. Gedikoğlu, age., s. 110.

[31] “Dumanlar içinde” için bkz. Seyidoğlu, age., s. 258. “Korkunç” için bkz. Erol, age., s. 165. 2004…, age., s. 97. “Güçlü” için bkz. Gedikoğlu, age., s. 117.

[32] Önal, age., s. 288. Alpaslan, age., s. 373. Özen, age., s. 35. Gedikoğlu, age., s. 110. Sakaoğlu, age., s. 36. Sakaoğlu, age., s. 33. Sakaoğlu, age., s. 34. Rayman, age., s. 35. Özen, age., s. 203. Gedikoğlu, age., s. 117. Seyidoğlu, age., s. 255. Seyidoğlu, age., s. 256. Seyidoğlu, age., s. 257. Oğuz, age., s. 97. Seyidoğlu, age., s. 259. Türktaş, age., s. 230. Türktaş, age., s. 230. Çıblak, age., s. 222. Sakaoğlu, age., s. 71. Erol, age., s. 135. Yavuz, age., s. 112. Saim Sakaoğlu, 101 Türk Efsanesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2012, s. 179. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 151. Sancak, age., s. 112.

[33] “Ejderhanın dağda ve toprağın altında olması” için bkz. Yağbasan, age., s. 181. “Ejderhanın dağda ve mağarada bulunması” için bkz. Çıblak, age., s. 225. Seyidoğlu, age., s. 209.

[34] Önal, age., s. 289. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 52.

[35] “Ejderhanın su başını tutması” için bkz. Yavuz, age., s. 114. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 121. Seyidoğlu, age., s. 258. Alptekin, age., s. 2. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 52.  “Ejderhanın nehirde olması” için bkz. Özen, age., s. 197. “Ejderhanın nehir yatağında olması” için bkz. Erol, age., s. 137. “Ejderhanın nehir kenarında olması için” bkz. 2004…, age., s. 66.

[36] “Ejderhanın gökte olması” için bkz. Alpaslan, age., s. 373. “Ejderhanın gökten inmesi” için bkz. Özen, age., s. 134. “Ejderhanın bulut, şimşekler ve yağmurlar ile inmesi” için bkz. Rayman, age., s. 56. “Ejderhanın bulut ile göğe çıkması” için bkz. Çıblak, age., s. 226.

[37] “Ejderhanın türbede olması” için bkz. 2004…, age., s. 26. Yavuz, age., s. 113.

[38] “Ejderhanın insanlara saldırması” için bkz. Özen, age., s. 35. Saim Sakaoğlu, 101 Anadolu Efsanesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2003, s. 36. Özen, age., s. 203. Oğuz, age., s. 21. Gedikoğlu, age., s. 117. Seyidoğlu, age., s. 255. Seyidoğlu, age., s. 256. Oğuz, age., s. 97. Özen, age., s. 134. Alptekin, age., s. 3. Görkem, age., s. 176. Görkem, age., s. 176. 2004…, age., s. 26. Türktaş, age., s. 230. Başarkanoğlu, age., s. 77. Erol, age., s. 135. Yavuz, age., s. 112. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 151. 2004…, age., s. 66. 2004…, age., s. 97. Sancak, age., s. 112. “Ejderhanın hayvanlara saldırması” için bkz. Çıblak, age., s. 225. Seyidoğlu, age., s. 259. Türktaş, age., s. 230. Çıblak, age., s. 224. Çıblak, age., s. 225. Çıblak, age., s. 222. “Ejderhanın köye saldırması” için bkz. Sakaoğlu, age., s. 33. Sakaoğlu, age., s. 34. Rayman, age., s. 35. Rayman, age., s. 35. Seyidoğlu, age., s. 255. Seyidoğlu, age., s. 257. Seyidoğlu, age., s. 209. “Ejderhanın canlıları yemesi” için bkz. Türktaş, age., s. 230. Erol, age., s. 137.

[39] Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 114. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 121. Seyidoğlu, age., s. 258. Alptekin, age., s. 2. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri, San Matbaası, Ankara 1989, s. 52.

[40] Önal, age., s.  299. Yağbasan, age., s. 181. Kara, age., s. 13.

[41] “Ejderhanın türbeyi zaptetmesi” için bkz. 2004…, age., s. 26. Yavuz, age., s. 113. “Ejderhanın beddua sonucu şehre ceza olarak gönderilmesi” için bkz. Yavuz, age., s. 145. “Ejderhanın gökten inmesi” için bkz. Özen, age., s. 309. “Ejderhanın kendisine zarar verenleri öldürmesi” için bkz. Önal, age., s. 289. “Ejderhanın Hz.Eyüb’ü koruması” için bkz. Karadavut, age., s. 192.

[42] “Ejderhanın insanlığın sonunun geldiğinin bir işareti olması” için bkz. Rayman, age., s. 56. “Ejderhanın insan neslini tüketecek bir durum olması” için bkz. Görkem, age., s. 176.

[43] Sakaoğlu, age., s. 36. Sakaoğlu, age., s. 33. Sakaoğlu, age., s. 35. Rayman, age., s. 35. Rayman, age., s. 35. Özen, age., s. 203. Oğuz, age., s. 21. Seyidoğlu, age., s. 255. Seyidoğlu, age., s. 256. Seyidoğlu, age., s. 258. Özen, age., s. 134. Alptekin, age., s. 3. Görkem, age., s. 176. Görkem, age., s. 176. Seyidoğlu, s. 259. Erol, age., s. 165. 2004…, age., s. 66. 2004…, age., s. 97. Özen, age., s. 309.

[44] Oğuz, age., s. 97. Erol, age., s. 135.

[45] Alpaslan, age., s. 373. Gedikoğlu, age., s. 110. Seyidoğlu, age., s. 257. Bazancir, age., s. 75. Sakaoğlu, age., s. 71. Saim Sakaoğlu, 101 Türk Efsanesi, Akçağ Yayınları, Ankara 2012, s. 179.

[46] “Ejderhanın başına taş düşmesi” için bkz. Türktaş, age., s. 230. “Ejderhanın başına yağmur yağması” için bkz. Türktaş, age., s. 231

[47] “Ejderhanın Hz. Ali tarafından kayaya bağlanması” için bkz. Gedikoğlu, age., s. 117. “Ejderhanın Yunus Peygamber tarafından öldürülmesi” için bkz. Sancak, age., s. 112. “Ejderhanın Ebu Bekir tarafından öldürülmesi” için bkz. Yavuz, age., s. 52. “Ejderhanın bir ermişin kılıç darbesiyle ölmesi” için bkz. 2004…, age. s. 9. 2004…, age., s. 26. “Ejderhanın bir derviş tarafından öldürülmesi” için bkz. Özen, age., s. 36. “Ejderhanın bir bey tarafından öldürülmesi” için bkz. Yavuz, age., s. 114.

[48] “Ejderhanın gözleri kör edilerek öldürülmesi” için bkz. Seyidoğlu, age., s. 209. “Ejderhanın halk tarafından vurularak öldürülmesi” için bkz. Çıblak, age., s. 222. “Ejderhanın kafası kılıçla kesilerek öldürülmesi” için bkz. Erol, age., s. 137. “Ejderhanın tek kurşunla öldürülmesi için” bkz. Yavuz, age. s. 112.

[49] Muhsine Helimoğlu Yavuz, Diyarbakır Efsaneleri-2 ve Diyarbakır Üzerine Sekiz Bildiri, San Matbaası, Ankara 1990, s. 122. Türktaş, age., s. 231.