Anasayfa » İncelemeler (sayfa 57)

İncelemeler

Hiçbir şey gizli kalmasın. Fantazya konulu incelemeler ile detayları ortaya çıkarıyoruz.

Taht Oyunları ve Çeviri

“Tolkien’in en büyük mirası olan fantastik edebiyat”dır demek yeterli midir bilmiyorum. Filolog olan Tolkien’in aynı zamanda “dil”ler icat etmesi de fantezi edebiyatının en önemli olaylarından, öncüllerinden, miraslarından biridir takip edenler bilir. Elfçe, Dwarfça, Ortak Lisan v.s. bu dillerden bazılarıdır. Usta, olmayan lisanlar yaratmış, onlara gramer de uydurmuştur. Bizdeyse çevirmenler ve yayınevleri yeni dil uydurmak bir yana kuralları belli olan Türkçe’nin canına okuyarak yeni garabet diller uyduruyorlar. Orkça’ya kaba bir dil deniyor ya “Taht Oyunları”nda kullanılan Türkçe ondan kaba ve kötü ötesi bir lisan olarak karşımıza çıkıyor.

Devamını Oku »

Drizzt ve Faşizm

Şu anda elimde R. A. Salvatore’nin Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) serisinde yer alan Drizzt Do’Urden maceralarından “Ork Kral” var ve daha 12. sayfadayken kitaba hayran oldum. Salvatore, daha önceki romanlarında da Drizzt üzerinden çok ciddi konulara el atmıştı ama bu defa işi sıkı tutuyor, fantezi edebiyatındaki bir alışkanlığı alaşağı ediyor: Faşizm. “Faşizm, fantezi edebiyatının alışkanlığı” ifademi bir çok kişi yadırgayacaktır şüphesiz ama vereceğim örneğe bakıp yeni bir değerlendirme yapılmasını rica ediyorum okuyandan.

Devamını Oku »

Tolkien’in Irkları – Mitolojide Yolculuk

Tolkien’in Orta Dünya ve efsanelerini yaratırken üç ana kaynaktan yararlandığı söylenebilir: Bir dilbilimci olarak yıllarca yaptığı çalışmalara ek bağlamında yeni diller ve bunları konuşan farklı halklar yaratma düşüncesi, torununu eğlendirmek için anlattığı masalsı öyküler ve çalışmaları sırasında bir hayli haşır neşir olduğu değişik kültürlerin mitolojileri. Tolkien, Orta Dünya’nın, kıtalar henüz bugünkü şeklini almadan, büyü yok olmadan, elfler dünyayı terk etmeden çok önce var olmuş bir dünya olduğunu söyler, yani Orta Dünya mitolojisi, bilinen mitlerden daha önceki çağlara dair bir öyküdür. Dolayısıyla, Orta Dünya tarihi ile bildiğimiz dünya mitolojileri arasında bulunabilecek benzerliklerin esas sebebi, bilinen tüm efsanelerin kökeninde bu çok eski dünya ve tarihin olduğunu varsaymasıdır. 

Devamını Oku »

Yüzüklerin Efendisi Üzerine

J.R.R. Tolkien, fantezi türünün ortaya çıkışının ve gelişmesinin sebebini, insanoğlunun zamanın ve mekânın sınırlarını aşma, zaman ve mekân içinde kendi konumuna bakma, kendinden farklı zeki yaratıklarla ilişki kurma ve dünya üzerindeki biricik zekâ sahibi ırk olma yalnızlığından kurtulma isteği olarak açıklıyor. Bu, fantezi türünün de kaynağı olan, tarih boyunca anlatılan tüm peri masalları ve efsanelerin özünü oluşturan bir istek… Fantezi edebiyatı da, bu felsefeden yola çıkarak ikincil dünyalarda gezintilerle hayal gücünü geliştirip, okurların gerçek hayatta faydalanabilecekleri araçlar geliştirmelerine, sığınabilecekleri alternatif limanlar keşfetmelerine yardım etme amacını taşıyor.

Devamını Oku »

Bilimkurgu ve Fantezi

“Günümüzde bilimkurgu edebiyatı ve sineması” konusunda konuşmaya başlarken bunun bir kriz konuşması olacağını belirtmekte yarar var; çünkü bilimkurgu günümüzde ciddi bir kriz durumunda, yani bilimkurgunun son anlamlı okulu cyberpunk (siberpunk) 1990’ların başında pilini bitirdiğinden beri bilimkurgu alanında yeni bir şeyler olmuyor Eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapmaktan başka hiçbir şey yapılamıyor. Yapılan ne? Isaac Asimov’un vakıf üçlemesini yeniden yazmak. Piyasayı izliyorum, özellikle Amerikan bilimkurgu piyasasını. Şu anda bir yeniden basımlar furyası var. Heinlein’ları yeniden basıyorlar. Her ne hikmetse tam da bu Irak savaşından önce, Amerika’daki en militarist ve en milliyetçi bilimkurgu yazarını dön dolaş yeniden basmaya başladılar ama Asimov yenidenbasımları pek yok, çünkü o milliyetçi olmayan bir Yahudi. Onun dışında mesela Le Guin yenidenbasımları da yok bu aralarda, o da duruma uygun değil çünkü.

Devamını Oku »

Frodo Baggins’in Mordor Yolculuğu

Ruhtaki bozuklukların, acıların, marazın, altüst oluşların her birinin bir hikayesi var. Sonu ister mutlu bir aile hayatında, isterse de tımarhanede bitsin, bu öykülerin her biri şaşırtıcı ölçüde bir diğerine benzer. Ayrıntılardaki farklılıklar sonsuzdur; şeytan da melekler de orada gizlidir zaten. Ama hikayeler daima bir yolculuğu anlatırlar; başı ve sonu olan, ister istemez de bir ortası bulunan birer yolculuğu. Yolculuğun nerede başladığı hayli belirsizdir. Ortası da öyle; yalnızca belli başlı kavşaklar, o da geriye doğru bakıldığında biraz bilinebilir. Son ise genellikle barizdir, ne anlama geldiği hiç anlaşılamayacak da olsa.

Devamını Oku »

Bilimkurgunun Yapısal Çözümlemesi

Edebî gelişmenin ilk dönemlerinde, edebiyatın farklı dalları, belli bir soydan türeyen tipler, açık ve hatasız bir biçimde birbirlerinden ayrılabilmekteydi. Zamanla melezlikler ortaya çıktı. Bununla birlikte, bu melezleşmelerin bir kısmının yasaklanmasından sonra, ensest yasağı denebilecek temel bir edebî yasa doğdu; soy çizgisine bağlı ensest tabusudur. Edebî bir yapıt, baştaki kurallarla son bulan bir oyunun oynanması olarak düşünülebilir. Oyun boş ya da anlamlı olabilir.

Devamını Oku »

Tavandaki Adam

Steve Rasnic Tem & Melanie Tem: Tavandaki Adam  Korku… Şartlanmadan mı kaynaklanıyor bilemem ama kelimeyi telaffuz ettiğimde dahi bir ürperti, bir merak sarıyor içimi. Korkuya ucundan kıyısından dokunan her olgu, her yaratım, her anlatım ilgimi çeker kendimi bildim bileli. Edebiyatla haşır neşir olduktan sonra fantazya ve korku dallarına yönelmemin de en büyük sebebi, soyuttaki bu cezp edicilik sanırım…

Devamını Oku »

El Değmemiş Lilith

Hiçlik ile varlık arasındaki ince çizgiyi ayırt edemeyen bizler için en kolay yolu seçiyor ve hiçlikle söze başlıyor olabilirim. Sonuçta bu benim hikâyem; burada ben, Lilith’i anlatan bir Tanrı’yım. Keyifli okumalar. *** Sonrası yine hiçliğe yol alan bir hiçti öncesi. Gökyüzü ilahi yaratıklarla çevrelenmiş bir cümbüş hali yaşarken yeryüzü yalnızdı. Her iki mekâna birden cennet demek, bu yüzden imkânsızdı; bu haliyle gökyüzü, daha bir cennetti. İsminin önüne getirilen sıfatı nedeniyle adil diye bilinen Tanrı, bu eşitsizliğe göz yumamazdı. Üstelik sıkılmıştı da hep aynı oyuncaklardan; O, yaratıcıydı ve tüm yaratıcılığını sergileyebileceği, yüzyıllar boyunca eğlenebileceği bir sahnenin başlangıcına sebep olmalıydı. 

Devamını Oku »