AYBABTUİncelemeler

Deli Gönlüm Night City Sokaklarında – Cyberpunk 2077 İncelemesi

Uzun bekleyişin, hem de tahminlerimizin ötesinde çok uzun bir bekleyişin ardından Cyberpunk 2077 sonunda bizlerle buluştu. Peki Cyberpunk 2077 hakkında ne düşünüyoruz?

Cyperpunk 2077… Gerçekten girişini yapmakta en çok zorlandığım yazı bu oldu, çünkü kimisinin ‘Sekiz yıl, koskoca sekiz yıl bunun için mi bekledik?’ kimisinin ise ‘Abi çok iyi oyun ya!’ dediği bir noktadayız. Yani ya çok kötü ya da çok iyi diyor oynayanlar. Kısacası şu iki ucun arasını tutturabilenler olarak sayıca oldukça azız gördüğüm kadarıyla. Ancak şunu da bilmelisiniz, Evet, 8 yıl oldu duyurulalı ama bunun son 4 yılı aktif geliştirme, öncesi ise tamamen AR-GE çalışmaları. Yani bence 4 sene aktif geliştirilen bu kadar kapsamlı bir oyun için bazı hatalar olması kaçınılmazdı, açıkçası keşke kalite kontrol için en az bir dört ay daha erteleselerdi.

Night City Bekle Beni

Oyunun ilk kısımlarından sonra tam bir Night City turisti oldum. Görevleri bırakıp gezmeye başladım.

Peki neden, neden bu kadar ayrıştık? Kimimiz oyunu teknik sorunlarından dolayı oynayamıyor bile. Kimimiz ise şanslı tarafta mı diyeyim artık ne diyeyim bilemiyorum, çok bir problem yaşamıyor, öyle oyunu kıran sorunlar yok, zaman zaman yaşanan ufak tefek görsel hatalar ile karşılaşıyorlar. Kimisi ise yüklenmeyen kaplamalardan tutun da patates baskı grafikler ile karşı karşıya kaldılar.

Ben mi? Diyorum ya ben şanslı diyebileceğimiz taraftayım 2060S’li Ryzen 5, 16GB Ram’li, 7200rpm HDD’li makinamda gerçekten çok az problem yaşadım. Arkadaşlar yalan söylemiyorum, oyun benim gibi en az sıkıntı ile çalışıyorsa gerçekten muhteşem gözüküyor, gerçekten. Muazzam. Oyun RTX’ten bolca yararlanıyor, özelikle RTX bir ekran kartınız varsa DLSS teknolojisi sayesinde aldığınız performansı daha da arttırabilirsiniz. Ben öyle yaptım, oyun bana otomatik olarak ‘RTX Ultra’ ayarlarda açıldı, şehir içerisine girene kadar 60 fps aldım, şehir içerisinde ise 40’a kadar düştü bende DLSS’i ayarlayarak tekrar 60 FPS’e gerçi çıkarttım, bu bilgi de böyle dursun, belki işine yarayan arkadaşlar olur. :)

Şimdi sistemi yazdım ama pek bir anlam da ifade etmiyor aslında, benim sistemden daha kuvvetlisinde oyunu patatese bağlamış arkadaşlarım da var. Gerçi diyorum ya oyun arkadaşın 3080’li makinada bile zaman zaman patatese bağladı. Neyse, konsol tarafındaki sorunlar zaten anlatmakla bitmiyor. Lafı yeterince de uzattım, özetle bu oyunun biraz daha ertelenmesi kalite kontrolünün yapılması gerekiyormuş.

Nomad, Street Kid ya da Corpo

Nomad seçersek çölün ortasıda, şehirin gürültüsünden uzakta başlıyoruz.

Herkesin bildiği bu teknik sorunları bir kenara atalım ve başlayalım!

İlk olarak şunu dile getirmem gerekiyor ki, oyun kağıt kalem sistemini çok güzel şekilde dijital ortama aktarmış durumda. Bunu en rahat yan görevleri yaparken anlayabiliyorsunuz, bazılarında karakteriniz uygun olmadığı için başarısız oluyorsunuz, yani bu noktada ‘oyun istediğim özgürlüğü sağlamıyor’ demek pek de doğru değil. Eğer masaüstü oynuyor olsaydık ve karakteriniz yapmaya çalıştığınız her ne ise o konuda yeterli değilse başarısız olurdu. Hatta bu karakterinizin ölmesine bile sebep olabilecek büyük sorunlar yaratabilirdi. Ancak CDPR bu noktada adeta tatlı bir homebrew yaparak CP’nin o acımasız halini herkesin tat alabileceği şekilde işleyerek aktarmış. 

Dikkatimi çeken bir diğer şikayet edilen nokta ise Background seçiminden yola çıkaran oyunun bize birbirinden tamamen üç farklı oyun sunacağını düşünenler olması. Arkadaşlar adı üzerinde Background, yani karakterimizin oynayacağımız senaryoya gelene kadar başından geçen olayların kısa bir özeti. Kimdik, neydik, ne oldu da buraya geldik? Sorularına cevap veren kısım. Nomad, Street Kid ve Corpo geçmişlerinden bir tanesini seçtikten sonra ana hikayemize bağlacak olan kısmı bu seçimin ana hatları içerisinde tamamlıyor ve asıl senaryoya geçiş yapıyoruz. Sonrasında ise bu seçmiş olduğumuz geçmişimiz bize ana hikaye akışı içerisinde ana ya da yan görevler içerisinde yaşanacak olaylar esnasındaki seçimlerde etki ediyor. Bu da genellikle bir NPC ile konuşurken etki ediyor.

Bir görev esnasında bir NPC ile konuşurken muhabbetin gidişatını seçmiş olduğunuz geçmişten faydalanabilecek bir seçenek sunabiliyor ve bu da yeni kapılar açabiliyor ya da kapatabiliyor, ha tabii her daim öyle akıl almaz büyük olaylar olmuyor. Çok da yükselmeyelim şimdi ama insan ‘farklı geçmiş seçsem ne olurdu acaba?’ diyor. Bir de kimi karakterler ile ikili ilişkilerimizi de bolca etkiliyor.

Karakter oluşturma kısmından bahsetmeme gerek var mı? Hepimiz biliyoruz işte dalga boylarına kadar erkek kadın herşeyi ayarlayabiliyoruz onlarca seçim açısından, eğer uğraşırım diyorsanız tırnağından, saçına bir saat bu ekrandasınız. :) Sonrasında ise bize verilmiş olan puanları beş farklı ana dal’da dağıtıyor ve sonrasında onların altında bulunan yetenek ağaçlarına dağıtmaya başlıyoruz. Yani kısacası zeka altındaki netrunner yeteneklerinizi geliştirmek için belirli bir seviyede zeka puanına sahip olmanız gerekiyor.

Gelelim diğer bir konuya o da karakterimizin nasıl geliştirdiğimiz. İşte oyun geçmişiniz ile ilgili yaptığınız seçimden ziyade burada değişiklikler göstermeye başlıyor, herkesin deneyimini birbirinden ayıran çekirdek tam burada yatıyor. Tabii ki karakter olayı sadece puan dağıtmak ile bitmiyor, Cyberpunk evrenindeyiz ve oyun karakterimize takabileceğimizsibernetik eklentiler ile dolu. Göz implantlarından tutun da, omurilik implantlarına, daha yükseğe zıplama ya da koşmak için bacak kası implantlarına kadar alabildiğine seçenek dolu. Tabii bu işler öyle ucuz değil, Night City’de Ripperdoc adı verilen doktorların yardımı ile bu pahalı oyuncakları bedenimize yerleştirebiliyoruz. Ancak unutmayın, bu bir rol yapma oyunu, oyun sizi zorlamadıkça hiç bir implant takmadanda oynama şansına sahipsiniz. Gerçi hepimiz biliyoruz ki CP oynayıp sibernetik implantları takmadan oynamak pek de eğlenceli olmaz. Kısa bir örnek ile oyunun tanıtımlarında bolca gösterilen Mantis Blades kol implantasyonu olarak oradaki slot’a yerleşiyor.

Bütün bu implantların yanında bir de hacking için kullandığımız Operating System konusu var. Bu sistem dediğim gibi hacking için kullanılıyor ve sahip olduğu Base RAM, Buffer Size ve Slot’u sayesinde içerisine eklenebilir / kullanılabilir olan işlemler artırılabiliyor. Bunlara genel olarak şöyle bir örnek versem çok uzun anlatmaktan ve işi bir rehbere çevirmekten ziyade daha keyifli ve anlamlı olacak diye düşünüyorum; 

Quickhacks savaşın gidişatına direkt olarak etki ediyor.

Ben Nomad geçmişine sahip olan bir netrunner’a doğru evrildim ve evrilmeye de devam ediyorum. Görevimi alırken Nomad geçmişimin bana sağladığı dialog seçeneği ile NPC’den görev ile ilgili işimi kolaylaştıracak ekstra bir bilgi daha alıyorum. Zaten teknoloji ile de aram oldukça iyi olduğu için bu da yine bana sohbetimizde ekstra seçimler açıyor. Sonrasında ise çatışmada ilk olarak savaşacağım bölgenin ve savaşacağım kişilerin ağına sızıyorum, akıllı mermilere sahip otomatik silahlarım ile aldığım siper arkasından mermi yağdırırken beni vurmaya hazırlanan bir keskin nişancının sibernetik gözlerini kör ederek hızlıca yer değiştirebiliyorum. Bu esnada önceden ağlarına sızmış olduğum için devre dışı kalmış olan kameraları da beni tespit edemiyorlar. Birkaç kişi yan yana duran düşmanlarımdan ortada durana siber saldırı yapıyorum, yaptığım saldırı diğer yakınında duran aynı ağa bağlı arkadaşlarına da sıçrıyor. O esnada üzerime katanası ile çok hızlı şekilde adeta ışınlanırcasına gelen bir kişi görüyor hemen sibernetik saldırı yaparak bacaklarını bozuyor ve sabit kalmasını sağlıyorum, bir diğerinin ise geçici olarak hafızasını resetliyor ve savaştan çıkmasına sebep oluyorum.

İşte bütün bunlar Operating System’de kullandığım RAM kapasitesi ve onun içerisindeki yazılımlar ile gerçekleşiyor. Sonrasında yükseğe zıplamama olanak sağlayan bacak implantım ile aşağıdakilerin arasından çıkıyor ve yukarıdan ateş etmeye devam ediyor önceden kör ettiğim keskin nişancının da işini bitirerek aksiyonu sonlandırıyorum.

Cyberware’ler çok ucuz değiller, ancak bir net runner olacaksanız bunlardan bolca toplamak faydalı olacaktır.

Aksiyonum bittikten sonra ise belirli bir teknoloji seviyesi gerektiren kapıları açıyor, bilgisayarlara vs sızıp paraları çekiyorum. Ancak güç isteyen kapıları falan ise açamıyorum, işte bu noktada yine oluşturduğumuz karakterin özelliklerine göre kimi konularda yeterli, kimilerinde ise yetersiz kalıyoruz.

Cyberpunk 2077’de karakterinizi geliştirdiğiniz yöne göre sadece yukarıda verdiğim savaş örneği değişmiyor, kimi zaman savaşmadan konuşarak da çözüme ulaşabiliyorsunuz.

Night City konusuna girmek istiyorum ama öncesinde kısaca Crafting’den de bahsedeyim. Oyunda isimli silahlar ve giyilebilir eşyalar bulmak mümkün bunları bulduğumuz zaman aynı zaman blueprint’lerini de elde etmiş oluyoruz. Evet, tahmin ettiğiniz gibi bu BP’leri kullanrak bu ekipmanları tekrar yapabiliyoruz, ekipmanların yanı sıra hacking için kullandığımız Quick Hack ekipmanları da (hani şu yukarı satırlarda anlattığım aksiyonda sibernetik arkadaşların üzerinde falan kullandığım özellikler) yine craft edilebiliyor.

Tabii gerektirdiği malzemeyi karşılayabiliyorsak. Bunun dışında en çok işimize yarayan diğer özelliği ise mermi yapabiliyor olmamız. Crafting’in hemen yanında ise Upgrade yani geliştirme bulunuyor, Upgrade sistemini kullanarakda elimizdeki ekipmanları bizimle birlikte geliştirmeye devam edebiliyoruz. Örneğin memnun olduğunuz bir silah ya da üzerinizde güzel duran bir ceket mi var, yapıştırın upgrade’i ve kullanmaya devam edin.

Bu arada maalesef oyunda bir transmog yani bir ekipmanı diğerinin şekline bürüme (böyle mi denir?) sistemi bulunmuyor. O nedenle tek çaremiz upgrade sistemini kullanarak beğendiğimiz ekipmanı geliştirmek.

Biraz da genel olarak Night City’den bahsetmem gerekiyor. Night City’i çok beğendiğimi dile getirmek istiyorum. Açıkçası ben bu kadar büyük tasarlanacağını düşünmemiştim, oturup da şimdi Witcher 3, GTA vs haritaları ile boy ölçme yarışması düzenlemeyceğim ama gerçekten beklentim daha ufak bir şehirdi. Özellikle haritaya baktığım zaman gözüme ufak görünen bu oyun alanı aslında oldukça büyük. Her noktasında yaşanan farklı bir hayat var, en zengin noktalarından en varoş noktalarına kadar ince ince dokumuşlar, en azından bana hissetirdiği bu oldu.

Night City’i tanımıyor olsanız bile bir bölgeye girerken oranın ne kadar tekin olup olmadığı konusunda size bir fikir veriyor. Geceleri onlarca renkli ve ışıklı neon ya da holo reklam panoları, gümbür gümbür ses kirliliği yapan yine reklamları ile kişiliğini ortaya koyuyor Night City. Şöyle bir baktığınız aman hiç bir fikriniz olmasa bile, dediğim gibi Night City’i tanımıyor olsanız bile onun büyük şirketler tarafından yönetildiğini bir bakışta anlıyorsunuz. 

Bu arada hemen bir ekleme yapmam gerekiyor. CP sistemin yaratıcısı Mike Pondsmith daha önce, yani geçmişteki birçok olaya dokunmayıp Dördüncü Şirket Savaşları gibi bazı hikayeler üzerinde değişikliklere gitti, bunu da lisansı CDPR aldıktan sonra gerçekleştirdi. Eğer eski sistemdeki geçmiş hikayelere hakimseniz değişiklikleri fark edebilirsiniz, hatta kafanız bile karışabilir. Daha çok detay istiyorsanız da sizi Cyberpunk 2077 Tarihçesi makalemize davet ediyorum. Sitemizdeki tüm Cyberpunk içeriklerine ise şöyle erişebilirsiniz.

Biliyorsunuz oyun Türkçe yerelleştirme ile çıkış yaptı ve bu kısımda da güzel seçimler sunmuşlar, şöyle ki arayüz, altyazı olarak ayrı ayrı dil seçimi yapabiliyorsunuz, ben sadece Türkçe altyazı kullanıp arayüzü İngilizce bıraktım mesela. Ancak işin güzel kısmı sadece bu değil asıl bomba gerçekten güzel bir yerelleştirme yapılmış olması, gündelik hayatta Night City gibi bir ortamda sokaklarda argo konuşulmasını bekliyorsunuz haliyle, hani şu eski ‘sana lanet olsun, çünkü sen de benim anneme lanet ettin’ karikatürü vardı film çevirileri ile dalga geçen. O durum yaşanmıyor, küfür kıyamet, dümdüz gidiyorlar ama bu küfür koyalım da tutsun, konuşulsun diye yapılmamış bu bir düz çeviri değil, yerelleştirerek çeviri tanıdık kalıp cümleler ve yerlerine cuk oturmuşlar.

Burada deli gönlüm birkaç örnek vermek istiyor ama, neyse gidip twitter da vs sağda solda bolca ekran görüntüsü ile örnek bulabilirsiniz. Tabii ki önemli olan sadece bu küfür kıyamet değil, genel olarak da arayüzde de burada bahsedebilmek için açıp baktığımda olabilecek en güzel şekilde yerelleştirme yapılmış.

Serin hikâye kardeşim diyalog seçimi yerelleştirmedeki güzelliklerden sadece bir tanesi.

Hiç İngilizcem yok ya da sonuna kadar Türkçe oynamak istiyorum diyorsanız kesinlikle rahatlıkla ve büyük keyifle oynayacaksınız. Gönül isterdi ki seslendirme kısmında da Türkçe olsun ama, elde bu var. Belki de şimdilik, belli mi olur.

Oyunda özellikle ana hikayenin yan ana karakterlerini seveceğinizi düşünüyorum, tabii ki bu mutlak sevgi duymak anlamına gelmiyor. Her biri arkası dolu karakterler olmuş ‘Bolca karakter basalım, dolu görünsün’ dememişler, oturup huyuna suyuna giderseniz, muhabbet ederken onların geçmişleri hakkındada bir çok bilgi edinebiliyorsunuz. Sonuçta bu bir rol yapma oyunu, kiminle daha sıcak bir dostluk kuracağınız ya da kimi yatağa götürmeyi deneyeceğiniz hatta kimini terslemek istediğiniz yine tamamen size bağlı :) Kimi karakterlerin hamurunda başka yerlerden de tanıdık esinlenmeler göreceksiniz, yok Silverhand’in Keanu Reeves olması gibi değil. Ama evet onun gibi tanıdık yüzler de var mesela oyunun başlarında karşılaşacağınız kendisini Prophet olarak tanıtan sokaktaki o adam, meşhur yayıncı Cohh ya da bir Nomad olarak karşımıza çıkan ve yine tanıdık yüzlerden bir tanesi olan Lana yani Alanah Pearce.

TPS mi FPS mi?

Night City semt oturuşu :P

Bu da bolca tartışılan bir konu, sizlerin de fark ettiği üzere oyundaki karakterimiz tamamen modellenmiş durumda, öyle sadece karakter kağıdı ekranında değil, oyun esnasında da kafayı aşağı eğdiğimde ya da bir ayna karşısına geçtiğimizde bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Ben sanıyorum ki bunu modlayıp TPS olarak oynama imkanı da sunulacaktır. Ancak şunu dile getirmek isterim ki, CDPR FPS seçimini yaparak doğru bir karar almış. Çünkü bu oyunda TPS kamera açısının getirdiği bazı avantajlardan yararlanmamak gerekiyor, yazımın başından beri diyorum ya bu oyun masaüstünden dijitale geçirme bir oyun var karşımızda.

Masaüstü oynarken bir siper arkasında ya da bir duvarın kenarından kafanızı yarım çıkararak bakarak edinebileceğimiz görsel informasyonu başka türlü aktaramazlardı. TPS kamera açısı ile her şeyi rahatça görebilmek bu oyunun deneyimini baltalamak demek olacaktı. Bunu da bir kenara koyarsak FPS kamera açısı sayesinde diyaloglar kısmında oyunun akıcılığını bozulmuyor. Bir çok rol yapma oyununda ne oluyor, diyaloğa girince başka bir kamera açısına geçiyor, konuşan karakterler tek tek ekrana geliyor, bunda öyle bir durum yok tüm diyalogları kesintisiz şekilde kendi gözümüzden görerek yaşıyoruz. Bu nedenle de tekrar ediyorum, kesinlikle doğru bir karar almışlar.

Eveet gelelim şimdi beni teknik açıdan çok üzmemiş olsa da başka bir açıdan üzen kısma. Yapay zeka. Savaş konusunda gerçekten kötüler, akıllıca hareket etmiyorlar zorluk seviyesi açıkçası çok birşey değiştirmiyor, daha çok hasar veriyorlar daha isabetli atışlar yapıyorlar, ben zaten Hard seviyede oynuyorum, bir üstüne çıkardığım zaman da değişen tek şey az önce dediğim gibi. Tabii bu şu an için oyunda savaşa girdiğim bölgeler ile de alakalı olabilir, oyunu henüz bitirmedim açıkçası ‘ay inceleme yazıcam’ diyip yardırmadımda, kusura bakayım bu deneyim için sekiz sene bekledim ben :) oturup yirmi saatte ana hikayeyi sömürmek istemedim. Evet kimisi 20 kimisi 40 saat diyor oyunun bitişi için, ben böyle yan görev yapayım, yolda karşıma çıkan siber bi tarafları arızalanmış abilere yardım edeyim derken uzar gider.

Benim gibi upgrade’e malzeme harcamak istemez ama max stat itemlar giymek isterseniz karakterinizin giyimi saçma bir hal alabiliyor :)

Efendim uzun lafın kısası, şehir nefis şekilde aktarılmış, hikaye de güzel ilerliyor, içerisi tonlarca detay ile dolu. Yaptığınız karaktere göre işler değişiyor, özellikle yan görevlerde. Haliyle de aldığım keyfi pek de baltalayacak şeyler ile karşılaşmadım. Ha ama siz yok abi ben pis takılırım bunlara diyorsanız, en azından fiyatı düşene kadar bekleyin derim, hem zaten hataları da giderilmiş olur bir de DLC’ler eklenmiş olur.

Multiplayer gelecek mi acaba ya, bu oyunu ben farklı karakter özelliklerine sahip arkadaşlarım ile co-op oynamak isterim açıkçası.

Görüşürüz.

FRPNET Puanı: 8.5

Eksi YönleriArtı Yönleri
Teknik açıdan tutarsız bir performansa sahip (Şanslıysanız düzgün çalışıyor)Masaüstünden dijital ortama aktarılmış harika bir Cyberpunk oyunu
Zaman zaman yaptığımız seçimlerin senaryoda etki etmediğini hissetirmesiMuazzam atmosfer
Sesler, müzikler ve yerelleştirme
Altı ve ardı dolu yan karakterler
Detaylı karakter gelişimi

İlginizi Çekebilir  Batman: Gülen Adam İncelemesi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu