AYBABTUİncelemeler

Vikingler ile Assassin Macerası – Assassin’s Creed Valhalla İncelemesi

Ubisoft’un Assassin’s Creed anlatısı Vikingler’in İngiltere toprağına ayak basmasından birkaç sene sonrasını konu alarak Eivor’un macerası ile devam ediyor. Assassin’s Creed: Valhalla‘yı oynayıp anlatalım dedik.

Assassin’s Creed Valhalla incelememize başlamadan önce şunu dile getirmemde fayda olabilir. Assassin’s Creed Odyssey’e yüzlerce saatini harcamış birisi olarak Valhalla’ya korku ile başladım, çünkü Odyssey’i oynarken Anktik Yunan tarihi ve özellikle mitolojisi kısmında hatırı sayılır bilgi sahibiyim bu nedenle aşırı sarmıştı beni (Olaya merakımdan üniversitede bölüm tercihimdi o kadar diyeyim size). Vikingler ve hatta İngiltere tarihi konusunda yeteri kadar bilgili değildim (halen de yeteri kadar değil) ve bunun oyundan alacağım zevki baltalayacağını, kısa süre sonra da kapatır, ara ara açar oynarım diye düşünüyordum. Sonuçta Vikingler konusundaki bilgim sadece Viking dizisi ve dolayısı ile merak edip çok da etraflıca olmayan bir takım web araştırmalarıma dayanıyordu. Ancak korktuğum başıma gelmedi ve oyunu ilk açışım ile kapatışım arasında geçen süre nereden baksanız 10-12 saat soluksuz şekilde gerçekleşti (arada yaşadığım iki üç çökme sorununu saymazsak).

Ubisoft, Assassin’s Creed Origins’ten Odyssey’e geçiş yaptığında bence muazzam şekilde üstüne koyarak yapmıştı, şimdi Valhalla’da da benzer bir durum söz konusu. Ubisoft sağolsun bizlere oyuna erkenden erişme şansı tanıdı ve bu tabii ki çok keyifli ve değerli bir durum, fakat getirisi kadar ufak da olsa bir götürüsü de oluyor ve bunlar da genellikle de oyunun son sağlam cilası (yaması) gelmeden oynadığımız için teknik sıkıntılar olarak karşımıza çıkıyor. Haliyle birinci gün yaması olmadan oynayınca da bazı aksaklıklar yaşanmadı değil. Ancak bundan çok daha önemli detaylar var Valhalla’da ve lafı daha fazla uzatmadan başlamak istiyorum.

Amma dolandırdın lafı, gir artık incelemeye!

Valhalla hiç beklemediğim kadar hareketli bir açılış ile başladı, çok fazla detay vermeyeceğim fakat Eivor’un kontrolü bize verildiğinde kendisi daha henüz bir çocuk, öyle ara sahne falan değil ha direkt Eivor ile oynuyoruz. Klanımız tam ağız tadı ile “bir şeylerin” kutlamasını yaparken Kjotve isimli bir kişinin klanı tarafından baskın yiyoruz ve haliyle ortalık karışıyor. Kardeşimiz (öz kardeşimiz değil) Sigurd bizi atın üzerine attığı gibi kaçış başlıyor fakat çok da uzun sürmüyor, attan düşerek bir buz kütlesinin üzerinde kalıyoruz ve etrafımızı kurtlar sarıyor. Bundan sonrasını oynarken görürsünüz ama şunu ekleyeyim görsel olarak şimdiye kadarki en leziz açılışlardan bir tanesi olmuş. :)

Giriş sekansını bu şekilde tamamladıktan sonra yetişkin Eivor ile devam ediyoruz, fakat burada Animus bize Odyssey’de olduğu gibi ikili bir seçim sunuyor, hatta bu sefer üçlü de diyebilirim. Nasıl mı? Kadın ya da erkek Eivor ile oynama şansına sahip olduğumuz gibi bu seçimi Animus’a da bırakabiliyoruz. Hatta oyunda bu seçimi yaparken yazdığına göre oyunun varsayılan seçimi de buymuş. Fakat beni bilen bilir bir oyunda kadın karakter ile oynama şansım varsa onu seçerim, kaldı ki Odyssey’de de Kassandra ile oynamıştım ve Alexios ile oynayan arkadaşlarımın bir çoğu Kassandra seçmedikleri için bin pişman olmuşlardı. :) Neyse efendim seçimimizi de yaptıktan sonra dediğim gibi artık yetişkin Eivor ile oyuna devam ediyoruz.

Dağ ve Kar!

Oyunun ilk bölümü Norveç’te başlıyor, bu kısım bizi hem oyunun genel olarak ana mekaniklerine alıştırıyor, hem de direkt olarak görevleri takip ederseniz çok uzun sürmüyor. Ancak siz de benim gibi ne var ne yok toplarım bu haritada ondan sonra ilerlerim derseniz, oynama süreniz uzadı demektir.

Bu bölgedeki ana akıştan da biraz bahsetmeden geçmeyeyim. Yıllar sonra intikamımızı almak için Kjotve’i bulmuşuz ama tutsak düşerek bulmuşuz, tam da bir tekneye bindirilip köle olarak satılmak üzere oradan götürülecekken tabii ki mevzu çıkarıyor ve birkaç kişiyi pataklıyoruz.

Sonrasında ise köyümüze varıyor ve ilk baskın (Raid) görevimizi alıyoruz. Baskın nedir oturup anlatmama gerek yok herhalde, aramızda bilmeyen yoktur eminim, ancak nasıl yapıyoruz ve neler oluyor o kısımlara geleceğim. Dediğim gibi, bu kısım genel olarak oyunun temel oynanış mekaniğini gösteriyor zaten ve asıl macera İngiltere tarafında yaşanıyor.

Bir dizi olaylardan sonra kardeşimiz Sigurd ile birlikte İngiltere’ye doğru yol almaya karar veriyoruz ve asıl macera burada başlıyor.

Bu arada kesinlikle belirtmem gereken bir detay var oyun haritamız bu sefer Odyssey’e göre çok daha küçük, dediğim gibi her ne kadar Odyssey’in kalbimde yeri başka olsa da böyle bir ufalmaya gitmeleri gerçekten çok daha iyi olmuş, hem daha rafine bir hikaye anlatımı, hem de içimizi çürüten boş yan görevlerden kurtulmayı başarmışlar. Biraz daha anlamlı görevler gelmiş. Haritaya serpiştirilmiş World Events adlı olaylar da bizleri bekliyor, kimisi çok ilginç olaylara sebep olabiliyor, dolayısı ile bunları bulun ve yapın derim.

Bu gördüğünüz sadece kuzey tarafı haritasının bir kısmı

İngiltere’nin yolları taştan, Eivor çıkardın beni baştan!

Oyunda Eivor’un saçını, dövmelerini, savaş boyalarını, ekipmanlarını, silahlarını çılgınlar gibi özelleştirebiliyoruz. Oldukça sert mizaçlı bir karakter olan Eivor’u istediğimiz kıvamda daha da vahşi gösterebilelim diye Ubi elinden geleni yapmış. İngiltere ortamından kısaca bahsetmem gerekirse Norveç’in dağ ve kar ile kaplı bölgelerinden çıkıp İngiltere’ye ayak baktığınız ilk anlarda bi kır havası alıyorsunuz, rengarenk ağaçları ile büyüleyici bir çevre yapısı taze oksijenin de etkisi ile şöyle bir başınızı döndürüyor. Bir çok yerleşim bölgesinde mutlaka bir ibadet yeri bulunuyor kimisi diğerine göre daha ufak olsa da asıl ganimetleri buralarda yağmalıyoruz. Hatta İngiltereye ayak basmadan hemen önce kuzeyli kardeşlerimizin kendi tanrıları, inançları ve simgeleri ile hristiyanlık arasındaki farkları konuştukları sekansta oldukça ilginç. Özellikle ‘En değerli şeyleri hep bu kilise falan adını verdikleri yerlerde topluyorlar’ gibisinden bir muhabbet dönüyor.

İlginizi Çekebilir  Assassin's Creed: Valhalla ve Watch Dogs: Legion İçin PlayStation 5 Detayları Belli Oldu

Kardeşlikten Eivor’a leziz bir hediye!

Şimdi tabii burada oturup Eivor’a hidden blade nasıl verildi, neden verildi, kim verdi bundan bahsederek bütün tadını kaçırmayacağım ama kardeşlik ile ortak amaçta buluştuklarını ve bu birlikteliğin de güzelce işlendiğini söyleyebilirim. Bu arada Eivor suikastçiler gibi bıçağını bileğinin iç kısmına takmıyor dış kısmına takıyor ve bunu kendince olumluyor olması da güzel bir detay daha olmuş.

Hidden Blade ile önceki oyunlardan tanıdık sahneleri tekrar canlandırıyoruz!

Kan ve Balta!

Valhalla’nın benim gözümde tepe yaptığı kısım işte bu oldu. Origins ile değişime giden dövüş sistemi Odyssey ile daha da güzelleşmişti, Valhalla’da ise daha da güzel ve daha da acımasız hale gelmiş (oyunu en zorda oynayın derim). Aynı anda üzerinize saldıran düşmanların arasına dalmadan önce bir kez daha düşünmek isteyeceksiniz, çünkü yaptığınız her bir boş saldırı çok ama çok can yakıyor. Dövüşürken yine istersek düşmana kilitlenebiliyor ya da bir ona, bir buna saldırabiliyoruz. Oyunda saldırı sistemi yine hızlı, hafif ve yavaş, ağır saldırı olarak ikiye ayrılmış durumda, bunun yanında oyunun en önemli dövüşmekaniği olan parry (savuşturma) yine çok iş yapıyor.

Yaptığımız ‘Parry’ sonrasında düşmanımıza silahını geri teslim ediyoruz.

Düşmanlarımız üç farklı şekilde saldırıyorlar birisi tabii ki düz saldırılar, diğer ikisi ise sarı yani parry yapılabilir ve kırmızı yani kesinlikle kaçınmamız gerekenler. Bir düşman saldırısını parry yaptığımız takdirde düşmanımızın elinden silahını alıp ona saplamak vs sureti ile geri teslim edebiliyoruz. Yere düşürüp sersemlettiğimiz düşmanların suratına basarak oracıkta işini bitirebiliyoruz da. Ancak bütün bunları yapmak stamina götürüyor, evet artık oyunda stamina var ve her hareketimiz bu bardan yiyor, yani artık yok öyle sonsuza kadar saldırı yapmacalar.

Burada görünenler yetenek ağacımızın sadece küçük bir kısmı

Seviye atladıkça yetenek ağacında birçok pasif özelliğe puan yatırıyor ve sonlarındaki becerileri açabiliyoruz. Valhalla’da bu yetenek ağacı farklı hayvanları simgeleyerek hazırlanmış. Yakın dövüş, gizlilik, okçuluk gibi ayrımlar yapılmış durumda. Bunlara ek olarak bir de açık dünyaya serpiştirilmiş bilgi kitaplarını topladığımızda ekstra yeteneklere de erişebiliyoruz. Bu yetenekleri ise adrenalin harcayarak kullanıyoruz, tabii ki yine yakın ve uzak mesafe olarak ikiye ayrılmış durumdalar. Herhangi bir malzeme ya da para harcamadan bu yetenekleri ve yetenek ağacını sıfırlayıp arzu ettiğimiz şekilde tekrar dağıtma şansına da sahibiz.

Eivor bizim istediğimiz gibi kuşanıyor, istersek ekipmanlarımızı gizleyebiliyoruz!

Oyunda direkt olarak savaşmak kadar gizlice hareket etmek de önem taşıyor, yine önceki AC oyunlarından hatırlayacağımız kalabalığa karışma meknaniği Valhalla’da oyuna tekrar geri dönmüş bulunuyor. Bir köşede halktan birilerinin yanına oturabilir ya da aralarına karışarak düşmanların arasından farkedilmeden geçebiliriz, tabii bunu yapmak için kapşonumuzu kafamıza geçirmeyi ve sakince yürümeyi unutmamamız gerekiyor, ancak yine de buna çok güvenmeyin, düşmana biraz yaklaşınca kıllanıp ‘HEY SEN!’ diye seslenmeye ve usul usul yanaşmaya başlıyorlar. Bir de baskınlara gittiğimiz zaman saldırı borusunu üflemeden, yani baskını başlatmadan önce tek başımıza içeriye sızarak düşmanlara suikast düzenleme şansına da sahibiz. Yani oyun yine nasıl oynamak istersek öyle oynama şansını bize sunmuş durumda.

Ey kuzeyli, baskın basanındır!

Silahlar ise bir Viking oyununda arayabileceğiniz her türlü silahı barındırıyor, tek elle ya da çift elle taşınabilir baltalardan tutun da çekiç ve balyoz gibi silahlar da yer alıyor. Her silahın Q tuşuna atanmış kendisine özgü bir ek saldırısı olduğunu da söyleyeyim. Örneğin iki elle taşıdığınız bir baltayı Q tuşuna basılı tuttuğunuz zaman etrafımızda dönerek savuruyor ya da tek elle tuttuğunuz bir çekici yine Q tuşuna basılı tutarsanız ayağınızın altında yatan düşmana defalarca seri şekilde vurmak için kullanabiliyorsunuz. Eğer iki elinizde de birer balta var ise bu sefer de sağlı sollu hızlı ataklar yapma şansına sahip oluyoruz. Dedim ya Valhalla’nın dövüş sistemi öncekilerden hem daha iyi hem de daha eğlenceli olmuş.

İttifak ve Klan Yerleşkesi

Valhalla’da en çok dikkat çeken kısımlardan bir tanesi ise klanımızın yerleşkesi. Klanımızın geleceğini sağlama almak için İngiltere üzerinde kurduğumuz yerleşkemizi adam etmemiz şart. Yerleşkemiz içerisindeki klanımızın (aslında bizim) öncelikle ihtiyacı olan demirci, ahır, hatta dövmeci için bir çok yer inşaa ediyoruz. Bu muazzam bi rahatlık da getiriyor, önceki oyunlarda şehir, kasa gezip demirci aram derdine de son vermişler çünkü. Fakat bunları inşaa edebilmek için askerlerimizi toplayıp baskınlara gitmemiz ve oralardan inşaa işlemi için gerekli olan malzemeyi yağmalamamız gerekiyor.

İlginizi Çekebilir  "Vampyr" Olmak Zannedildiği Kadar Kolay mı?

Bir baskını başarılı şekilde tamamladığımızda oyun otomatik olarak bunları zaten veriyor, ayrıca baskın gerçekleştirdiğimiz yerlerdeki kilise ve benzeri yapılara girip oralardaki büyük kasaları yağmalarken diğer ufak kasaları ve kırılabilir kutuları da gözden kaçırmayın derim, oralardan çıkacak olan değerli malzemeleri de toparlamalıyız ki ekipmanlarımızın seviyesini yükseltebilelim. Bu baskınlar sırasında askelerimize komutlar yağdırma gibi bir olayımız yok, olsa iyi mi olurdu gerçekten emin olamıyorum ama oyunun aksiyonunu baltalarmış gibime de geliyor düşününce. Fakat şöyle bir durum var ki o da bütün bu hengame sırasında ekipten birilerinin tutsak düşmesi ya da yaralanması durumunda yanına gidip kurtarabiliyor oluşumuz.

Ve tabii ki ittfak konusu var, ittifak yapmadan İngilterede yeteri kadar toprağı ele geçirmek imkansız olur, zaten kardeşimiz Sigurd’da zaman kaybetmeden Ragnar’un oğulları ile konuşmaya, hürmetlerini sunmaya gidiyor. Biz ise yerleşkemizi yeteri kadar sağlamlaştırdıktan sonra ona katılıyoruz.

SKAAL!

Valhalla’da bolca küçük oyunlarda yer alıyor, bunların başında tabii en çok konuşulmuş olan ‘Rap Battle’ dedikleri mevzu yer alıyor, en kafiyeli ve en acımasız şekilde rakibimize laf sokmaya çalıştığımız bu oyunun yanı sırda bir de zar oyunu ve içme yarışması yer alıyor. İngilizce bilginizi konuşturmanız gereken RAP savaşından ziyade herkesin rahatlıkla oynayabileceği ve para kazanabileceği oyun tabii ki içki içme yarışması olmuş, oldukça basit bir QT oyunu hazırlamışlar. Ben PC’de oynadığım için doğru zamanda space tuşuna basarak oynadım, kontrolcü ile başka bir tuş olabilir. Bir de kafamız güzel oldukça sağa sola yatan karakterimizi toparlamamız gerekiyor :) İçkiyi içip parayı kaptıktan sonra bir süre kafanız kıyak gezeceksiniz ortalıkta, şimdiden söylemiş olayım.

İçtikçe kafamız güzel oluyor ve arada dengemizi korumak için tuşlara basmak gerekiyor.

Seçimler ve sonuçlar pek değişmiyor mu ne?

Oyunda bana sanki yaptığımız seçimler Odyssey’de olduğu kadar etki etmiyormuş hissiyatı verdi. Yani orada olduğu gibi, burada Eivor için bir yol çizilmiş evet ama hikaye bazında değişen bir etken değil sadece oynanış olarak değişiyor. Sakın yanlış anlaşılmasın bunu kesinlikle kötü olarak söylemiyorum, bende uyandırdığı hissiyatı dile getirmek için söylüyorum.

EEE!! Bunlar zaten öncekiler ile aynı!

Oyunda şimdiye kadar değinmediğim ver her AC oyununda olan uçan dostumuz bu sefer bir kuzgun ve işleyiş mekaniği önceki oyunlar ile aynı, onun dışında ek olarak bir de eski oyunlardaki (Eagle Vision) kartal görüşünü hatırlarsınız, düşmanlar kırmızı parlardı ya, hah! işte bu sefer Valhalla’da da var ve aynı mantıkta çalışıyor.

Bunun dışında yine en yüksek noktalara çıkarak harita ve hızlı erişim noktası açma olayı da aynı şekilde Valhalla’da da yerini koruyor. Önceki oyunlarda yer alan ‘Cult’ sistemini de hatırlayanlar vardır, yine bu oyunda da aynı şekilde ancak Order of the Ancients ismi ile yerini koruyor. Peki hiç mi etraftan kıl tüy toplama yok derseniz tabii ki var ancak bu sefer biraz daha anlamlı olmuş diyebilirim, misal topladığımız bazı uçuşan kağıt parçaları bize dövme olarak geri dönüyor ya da farklı saç stillerini bulabiliyoruz. Ayrıca yine istediğimiz zaman Animus’tan çıkabiliyor ve günümüz tarafında olan bitenleri yan karakterler ile konuşarak ya da bilgisayardaki dosyaları inceleyip, izleyip, okuyarak takip edebiliyoruz.

Yazıyı bitireyim de tekrar oyuna döneyim!

Artık incelememiz biterken şunu da dile getireyim, oyunda başlarda acayip şekilde malzeme eksikliği çekebilirsiniz ama sakın aldanmayın, bir süre sonra eliniz acayip rahatlıyor. Pek tabii Ubi bunu sanıyorum ki oyuncuları ‘hadi gidin de mağazadan para ile malzeme alın’ demek için uygulamış. Valhalla’daki kadar olmasada Odyssey’de de benzer bir ‘malzeme yetmezliği’ hissiyatı başlarda vardı, dolayısı ile de ‘Time Saver’ adı altındaki bu malzeme satışına yönelen oyuncular olmuş, hatta bolca eleştiri yağmuruna tutmuşlardı oyunu. Yapmayın, gerek yok bir kuruş para harcamadan bu oyunu rahatlıkla oynayabilirsiniz arkadaşlar, azıcık dişinizi sıkın yahu her şeyi hemen o anda isteyerek olmaz :).

Ayrıca arayüz içerisinden görmek istemediğimiz şeyler varsa ayarlara girerek kapatabiliyoruz. Vurduğunuz hasarın rakamını görmek istemiyor musunuz? Kapatın. Düşmanların sizi farketmek üzere olduğunu gösteren uyarıcıları istemiyor musunuz? Kapatın. Artık aklınıza ne gelirse, sizi rahatsız ettiğini ya da oyunun tadını kaçırdığını düşündüğünüz bir çok ayarı değiştirebiliyorsunuz.

Kapat, kapat, kapat!

Biliyorum oyunlar artık çok pahalı ve bu nedenle daha seçici davranmak zorundayız ama Valhalla’yı gönül rahatlığı ile alabilir sonra da paranızı biriktirip diğer oyunlar çıktığında onlara geçebilirsiniz. Çünkü Valhalla grafikleri, müzikleri ve hikayesi, angarya olarak sayılabilecek içeriklerden arındırılmış olması, daha ufak ve rafine bir oyun haritasına geçmiş olması ve bir çok yeni özelliği ile beni hiç beklemediğim kadar tatmin etti. 

Valhalla’da görüşürüz!

FRPNET Puanı: 8

Eksi YönleriArtı Yönleri
Ufak tefek teknik sıkıntılarRafine edilmiş oyun alanı ve görevler
Görsel açıdan çok fazla yenilik sunmamasıMüzikler ve Grafikler
Eski usül gizliliğin önem kazanması
Yeni dövüş ve yerleşke sistemi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu