Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler (sayfa 56)

İncelemeler

Hiçbir şey gizli kalmasın. Fantazya konulu incelemeler ile detayları ortaya çıkarıyoruz.

Tolkien’in Irkları – Mitolojide Yolculuk

Tolkien’in Orta Dünya ve efsanelerini yaratırken üç ana kaynaktan yararlandığı söylenebilir: Bir dilbilimci olarak yıllarca yaptığı çalışmalara ek bağlamında yeni diller ve bunları konuşan farklı halklar yaratma düşüncesi, torununu eğlendirmek için anlattığı masalsı öyküler ve çalışmaları sırasında bir hayli haşır neşir olduğu değişik kültürlerin mitolojileri. Tolkien, Orta Dünya’nın, kıtalar henüz bugünkü şeklini almadan, büyü yok olmadan, elfler dünyayı terk etmeden çok önce var olmuş bir dünya olduğunu söyler, yani Orta Dünya mitolojisi, bilinen mitlerden daha önceki çağlara dair bir öyküdür. Dolayısıyla, Orta Dünya tarihi ile bildiğimiz dünya mitolojileri arasında bulunabilecek benzerliklerin esas sebebi, bilinen tüm efsanelerin kökeninde bu çok eski dünya ve tarihin olduğunu varsaymasıdır. 

Devamını Oku »

Yüzüklerin Efendisi Üzerine

J.R.R. Tolkien, fantezi türünün ortaya çıkışının ve gelişmesinin sebebini, insanoğlunun zamanın ve mekânın sınırlarını aşma, zaman ve mekân içinde kendi konumuna bakma, kendinden farklı zeki yaratıklarla ilişki kurma ve dünya üzerindeki biricik zekâ sahibi ırk olma yalnızlığından kurtulma isteği olarak açıklıyor. Bu, fantezi türünün de kaynağı olan, tarih boyunca anlatılan tüm peri masalları ve efsanelerin özünü oluşturan bir istek… Fantezi edebiyatı da, bu felsefeden yola çıkarak ikincil dünyalarda gezintilerle hayal gücünü geliştirip, okurların gerçek hayatta faydalanabilecekleri araçlar geliştirmelerine, sığınabilecekleri alternatif limanlar keşfetmelerine yardım etme amacını taşıyor.

Devamını Oku »

Bilimkurgu ve Fantezi

“Günümüzde bilimkurgu edebiyatı ve sineması” konusunda konuşmaya başlarken bunun bir kriz konuşması olacağını belirtmekte yarar var; çünkü bilimkurgu günümüzde ciddi bir kriz durumunda, yani bilimkurgunun son anlamlı okulu cyberpunk (siberpunk) 1990’ların başında pilini bitirdiğinden beri bilimkurgu alanında yeni bir şeyler olmuyor Eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapmaktan başka hiçbir şey yapılamıyor. Yapılan ne? Isaac Asimov’un vakıf üçlemesini yeniden yazmak. Piyasayı izliyorum, özellikle Amerikan bilimkurgu piyasasını. Şu anda bir yeniden basımlar furyası var. Heinlein’ları yeniden basıyorlar. Her ne hikmetse tam da bu Irak savaşından önce, Amerika’daki en militarist ve en milliyetçi bilimkurgu yazarını dön dolaş yeniden basmaya başladılar ama Asimov yenidenbasımları pek yok, çünkü o milliyetçi olmayan bir Yahudi. Onun dışında mesela Le Guin yenidenbasımları da yok bu aralarda, o da duruma uygun değil çünkü.

Devamını Oku »

Frodo Baggins’in Mordor Yolculuğu

Ruhtaki bozuklukların, acıların, marazın, altüst oluşların her birinin bir hikayesi var. Sonu ister mutlu bir aile hayatında, isterse de tımarhanede bitsin, bu öykülerin her biri şaşırtıcı ölçüde bir diğerine benzer. Ayrıntılardaki farklılıklar sonsuzdur; şeytan da melekler de orada gizlidir zaten. Ama hikayeler daima bir yolculuğu anlatırlar; başı ve sonu olan, ister istemez de bir ortası bulunan birer yolculuğu. Yolculuğun nerede başladığı hayli belirsizdir. Ortası da öyle; yalnızca belli başlı kavşaklar, o da geriye doğru bakıldığında biraz bilinebilir. Son ise genellikle barizdir, ne anlama geldiği hiç anlaşılamayacak da olsa.

Devamını Oku »

Bilimkurgunun Yapısal Çözümlemesi

Edebî gelişmenin ilk dönemlerinde, edebiyatın farklı dalları, belli bir soydan türeyen tipler, açık ve hatasız bir biçimde birbirlerinden ayrılabilmekteydi. Zamanla melezlikler ortaya çıktı. Bununla birlikte, bu melezleşmelerin bir kısmının yasaklanmasından sonra, ensest yasağı denebilecek temel bir edebî yasa doğdu; soy çizgisine bağlı ensest tabusudur. Edebî bir yapıt, baştaki kurallarla son bulan bir oyunun oynanması olarak düşünülebilir. Oyun boş ya da anlamlı olabilir.

Devamını Oku »

Tavandaki Adam

Steve Rasnic Tem & Melanie Tem: Tavandaki Adam  Korku… Şartlanmadan mı kaynaklanıyor bilemem ama kelimeyi telaffuz ettiğimde dahi bir ürperti, bir merak sarıyor içimi. Korkuya ucundan kıyısından dokunan her olgu, her yaratım, her anlatım ilgimi çeker kendimi bildim bileli. Edebiyatla haşır neşir olduktan sonra fantazya ve korku dallarına yönelmemin de en büyük sebebi, soyuttaki bu cezp edicilik sanırım…

Devamını Oku »

El Değmemiş Lilith

Hiçlik ile varlık arasındaki ince çizgiyi ayırt edemeyen bizler için en kolay yolu seçiyor ve hiçlikle söze başlıyor olabilirim. Sonuçta bu benim hikâyem; burada ben, Lilith’i anlatan bir Tanrı’yım. Keyifli okumalar. *** Sonrası yine hiçliğe yol alan bir hiçti öncesi. Gökyüzü ilahi yaratıklarla çevrelenmiş bir cümbüş hali yaşarken yeryüzü yalnızdı. Her iki mekâna birden cennet demek, bu yüzden imkânsızdı; bu haliyle gökyüzü, daha bir cennetti. İsminin önüne getirilen sıfatı nedeniyle adil diye bilinen Tanrı, bu eşitsizliğe göz yumamazdı. Üstelik sıkılmıştı da hep aynı oyuncaklardan; O, yaratıcıydı ve tüm yaratıcılığını sergileyebileceği, yüzyıllar boyunca eğlenebileceği bir sahnenin başlangıcına sebep olmalıydı. 

Devamını Oku »

Türk Kültüründe Vampir İnancı

Türk Kültüründe Vampir İnancı Üzerine İnceleme                  Önceden yazmış olduğum “Vampir İnancı” adlı yazıda tam teferruatlı olarak olmasa da genel olarak vampir inancının dünyanın her yerinde çeşitli şekillerde görüldüğünden ve vampir imajının ve söylentilerin bir kaç nokta dışında kültürden kültüre farklılık gösterdiğinden bahsetmiştim.Biraz da olsa Türk kültüründe bu inancın izlerinden bahsetmiştim.Bu yazıda Türk kültüründe vampir inanışının diğer kültürlere göre nasıl farklılık gösterdiğini ve şaşırtıcı bir şekilde vampir ve cin imgeleminin nasıl birbirine benzediğinden bahsedeceğim.                                 Genel Vampir İmajı                 Gün geçtikçe globalleşmekte olan dünyamızda artık yavaş yavaş insanların durumlara verdikleri tepki,aşk tanımları,ihtiyaçları ve inançları da televizyon,sinema ve internet aracılığıyla diğer insanlardan farksız hale gelmeye başladı.Nasıl ki bir Amerikalı gencinin “out going” terimi bir flört başlangıcıysa,”çıkmak” kelimesi de bir Türk genci için aynı anlama gelmeye başladı.Televizyon dizileri ve sinemanında etkileri yadsınamaz.Çinlisinden Kanadalısına milyonlarca insan Lost’la yatıp Lost’la kalktı,Frodo’nun yüzüğü yok ettiği sahnede aynı zafer duygusunu yaşadı.Ha birde kültür emperyalizmini unutmamak lazım:)

Devamını Oku »

Bir Ölüm Şövalyesi – Lord Loren Soth

LORD LOREN SOTH Lord Loren Soth (Ölüm Şövalyesi – Death Knight) Lord Soth’un adıyla bilinen ölüm şövalyesinin gerçek adı Loren Soth’dur. Lord ünvanını Gül Şövalyesi olduğunda ve Dargaard Kalesi efendisi olduğunda almıştır. Bir Solamniya Şövalyesi iken bir çok kahramanlıklar yapmış ve bir çok yardıma muhtaç kişiye yardım etmiştir. Soth’un amcaları da Solamniya Şövalyesidir. Babası Solamniya Şövalyesi olmamasına rağmen yine de saygı duyulan bir adamdır. Lord Soth’un babasının saygı duyulmayacak tek hareketi başka bir kadından bir kız bir de erkek çocuğu olmasıydı. Lord Soth’un bu üvey iki kardeşi çok geçmeden Soth’un en yakın dostu ve hizmetkarı Caradoc tarafından öldürülmüştür. Lord Soth Dargaard Kalesinin inşasının bitiminden kısa süre sonra Korinne adında genç bir bayanla evlenmiştir. Kendisine hizmet eden 13 şövalyesi, karısı ve hizmetkarları ile bu kalede yaşamını sürdürmektedir. Hayatı çok güzel giden Soth karısının kendisine bir çocuk veremeyeceğini anladığında yıkılmıştır. Kabuslarında sürekli bir erkek çocuğu olduğunu görmektedir. Günün birinde Soth ve 6 şövalye Palanthas’taki yıllık şövalyelerin buluşmasına doğru at sürerken bir grup Elf kadınına saldıran bir grup Ogre ile karşılaşırlar. Soth ve şövalyeleri Elf kadınları ogrelerin elinden kurtarırlar. Bu sırada Soth Isolde adında çok güzel bir Elf kızına aşık olur. Kızın yaraları çok ciddi değildir. Soth bunu bilmesine rağmen; diğer şövalyeler Palanthas’a giderken, Isolde’yi Dargaard Kalesi’ne iyileştirmek için götürür. Soth Isolde’nin daha uzun kalmasını ister ve Isolde yakışıklı ve güçlü şövalyenin bu isteğini kıramaz.

Devamını Oku »