Anasayfa » İncelemeler (sayfa 56)

İncelemeler

Hiçbir şey gizli kalmasın. Fantazya konulu incelemeler ile detayları ortaya çıkarıyoruz.

Çizgi Roman Nedir?

Bütün toplumlar ekonomik, siyasi ve sosyolojik evrimler geçirir. Bu evrim süreci toplumların yaşayışını belirleyen bir süreçtir. Bu da tarihi oluşturur. Sosyolojik evrim süreci ne şekilde gelişirse gelişsin, yansımalarının en direkt ölçülebileceği alan popüler kültürdür. Popüler kültür toplumların yaşayışlarını, alışkanlıklarını, bilinç düzeylerini gösteren önemli bir sosyoloji ve tarih malzemesidir. Kısaca popüler kültür bir toplumun sosyolojik takvimidir. Toplumumuzun tarihsel devinimi içinde popüler kültürün, popüler kültürün içinde de çizgi romanın önemli yeri vardır. Bu yüzden, unutulmaya yüz tutmuş bu toplumsal malzemenin araştırılması yakın geçmişimizin algılanmasında önemli bir veri elde edilmesini sağlar. Çizgi roman her şeyden önce bir sanattır. Bu yüzden gelişimi Türk sanat hayatının gelişimiyle paraleldir. Ortaya çıkardığı sanatçılar, Türk resminin ve grafik sanatının gelişiminde büyük rol sahibidirler. Edebi yönü de olduğundan yazın hayatımızın olgunlaşmasında payı vardır. Sonuçta görsel bir malzemedir. Bu yüzden sinema ve gösteri dünyamızı beslemiştir. Nihayet bir yayın ürünüdür ve bu özelliğiyle basın-yayın sürecinin hem sektörel hem de kurumsal sürecine önemli katkılarda bulunmuştur.

Devamını Oku »

Türk Strateji Oyunu TAMGA İncelemesi

Uzun süredir oyunlarla uğraşıyorum. İlk olarak 80’li yıllarda oyuncaklar, çocuk oyunları ve bilgisayar oyunları ile başlayan bu tutkum katlanarak devam etti. Sonraları kart oyunları, kutu oyunları ve FRP girdi hayatıma. Bu durumun sonucunda geniş bir oyuncak ve figür koleksiyonu olan, bilgisayar oyunları üreten, kart oyunları tasarlayan, kutu oyunları hastası, FRP aşığı bir “Gamer” çıktı ortaya. Yurtiçi ve yurtdışında çıkan pek çok kutu oyununu takip etmeme ve araştırmama rağmen halen sürprizlerle karşılaşabiliyorum. Bu sürprizlerin en güzellerinden biri geçen günlerde karşıma çıktı.

Devamını Oku »

Kırsalın Korkuları – Anadolu Korku Öyküleri

Anadolu Korku Öyküleri Türk korku edebiyatında yıllarca hatırlanacak bir öykü seçkisi olmuş. Yeni korkular ve buralı bir ürperti arıyorsanız bu kitabı kaçırmayın. Türkiye’den Korku ÖyküleriKorku edebiyatı, zor bir edebiyattır. Gizemleri parça parça verirken okuyucuyu akışa bağlamak gerekir ki, okuyucu titresin, tüyleri diken diken olsun. Bunu sinemada yapmak ses efektleri, müzikleri ve görsel uyarıcılarla çok kolay öyle ki, bu edebiyat zaten kitap okumayan bir nesil tarafından cami avlusuna bırakılmış gibi. İşte böyle zamanlarda biri gelir de çocuğu alır büyütür ya. Umarım onun gibi olur. Çünkü bu kitaptaki 6 yazar iyi işler çıkarmışlar. Ben çocukken pek öyle hikaye dinlemedim. Hele korku öyküleri hiç dinlemedim. Bir noktadaysa köye gittiğimde oturup kendimize hikayeler falan uydururduk. Bir kere öyle köyün etrafında dolaşırken bir yol bulduk, takip ettik uçurumun kenarında 20 kadar evin olduğu bir mahalle bulduk. Mahalle bomboştu gördüğümüz kadarıyla, oraya gitmek için yol aradık, bir tanede bulduk ama bayağı tehlikeliydi, o yüzden aşağıda ne olduğunu hiç öğrenemedim. Bir sonraki sefer köye gittiğimdeyse bulamadım orayı. Şimdiyse köyün kendisi o mahalle gibi bomboş. 10-15 aile ancak yaşıyor ve kışın sadece 1-2 evde ışık yanıyor. Babaannemler 2 yıldır gitmediler artık yaşlandık diye bense liseye başladığımdan beri ayağımı basmadım. En eğlencelisiyse oradan dönerken arkadaşımın şimdi hatırladım deyip, anlattığı o zamanlar beni korkutmuş olan şimdiyse tam hatırlayamadığım ama hatırladığım parçalarına güldüğüm öyküdür.

Devamını Oku »

Canavarlar

Nedir canavar? TDK Sözlüğüne göre, Farsçadan dilimize geçen bu kelime; masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan, demek. Halk arasında ise kurt, domuz gibi zarar veren, hattâ cana kıyan hayvanatın genel adı için kullanılıyor. İsmet Zeki Eyuboğlu’nun hazırladığı Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde ise yıkım getiren, kurt veya domuz gibi yabanî hayvanlara verilen ad olarak açıklanıyor. Ancak bugün canavar dediğimizde herkesin gözünde daha farklı bir “yaratık” canlanacaktır. Çinli olsun, İskandinav olsun, Amerikalı veya Afrikalı olsun herkes kendi canavarını farklı bir şekilde yaratacaktır. Aslında doğa yasalarına aykırı yaratıklardır “canavar”lar. Dayandıkları birçok kaynak vardır; mitoloji, dinsel metinler, gelenekler, folklor ve hattâ edebiyat etkisiyle insanların hayâl dünyasında yer etmişlerdir. Peki ilk canavar nereden çıkmıştı, o günden bugüne insanlar birbirinden tamamen farklı veya neredeyse tıpa tıp aynı biçimde canlıları hayâl dünyalarında nasıl yarattılar? Dahası Avrupalı ve Çinli insanlar birbiriyle bu kadar benzer yaratıkları nasıl hayâl ettiler? Kaça ayrılırlar? Yoksa gerçekten bir zamanlar yaşadılar mı, yaşadılarsa nasıl ortadan kalktılar?

Devamını Oku »

Zombilerin Gururu

Zengin, burnu havada, bön ve kendinden zayıfları hor gören bir şirket sahibidir Simon Garth. Hayatından kendinden önemli kimse yoktur. Kızı bile… Gün gelir işler değişir, Simon Garth’ın “hayatı” gibi… Zombileri hep beyinsiz, beyin yiyen, et peşinde koşan varlıklar olarak tanıttılar bize. George Romero’nun filmlerinden dolayıdır hep bu şekilde benimsedik onları. O kadar iyi tanıdık ki zombileri, yolda görsek selam verir olacaktık neredeyse. Her gördüğü canlıya yemek gözüyle bakan canlılardır onlar. Fakat Marvel öyle bir zombi karakteri ve hikayesi ile çıkıyor ki karşımıza tüm gelmiş geçmiş zombi imajını yıkıyor resmen. İlk olarak Temmuz 1953’te “Menace”ın beşinci sayısında görünen, sonrasında Ağustos 1973’te kendi hikayesiyle albümleşen Simon Garth… O bir zombi ama bilinen beyinsiz zombilerden değil. O farklı. Düşünebiliyor, halen duyguları var, sadece itaat etmiyor bazen de yorumluyor. Duyusal anlamda hisleri olmasa da duygusal hisleri halen baskın gelebiliyor. Çoğu zaman neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabiliyor. Ölümün huzurunu ararken bir yandan da yapması gereken şeyler olduğunu düşünüyor.

Devamını Oku »

Ey Yecüc Mecüc – Kahin Kral

“Ey Yecüc Mecüc Vahşi ve Talancısız… Bir Vakte Kadar Demir Dağın Ardına Kapatılacaksınız…” Kehr Suresi Ayet-94/95…98″ Dini konularla, mitolojiyle, teoloji ile ve tarih ile ilgilenenlere çok tanıdık gelen bir konudur Yecüc ve Mecüc. Kutsal kitaplarda da bahsi geçer Yecüc ve Mecüc’ün. Bu iki ismi Gog ve Magog olarak da duymuş olanlarınız vardır belki. Yecüc ve Mecüc, çok tartışılan iki kavim olarak karşımıza çıkar. Kimisi bu iki kavmin lanetli olduğunu, kimisi kıyamet zamanı tekrar geri geleceklerini söyler. Kimisi de birbirleriyle savaşan bu iki kavmin kıyamet alameti olduğunu ve aslında dünya üzerinde kıyameti getirecek olan iki süper güç olduğunu söyler. Bir başka inanış ise Yecüc ve Mecüc hikayesinde geçen demirden dağ olayından dolayı Yecüc ve Mecüc’ün uzaylıları temsil ettiğidir.

Devamını Oku »

Taht Oyunları ve Çeviri

“Tolkien’in en büyük mirası olan fantastik edebiyat”dır demek yeterli midir bilmiyorum. Filolog olan Tolkien’in aynı zamanda “dil”ler icat etmesi de fantezi edebiyatının en önemli olaylarından, öncüllerinden, miraslarından biridir takip edenler bilir. Elfçe, Dwarfça, Ortak Lisan v.s. bu dillerden bazılarıdır. Usta, olmayan lisanlar yaratmış, onlara gramer de uydurmuştur. Bizdeyse çevirmenler ve yayınevleri yeni dil uydurmak bir yana kuralları belli olan Türkçe’nin canına okuyarak yeni garabet diller uyduruyorlar. Orkça’ya kaba bir dil deniyor ya “Taht Oyunları”nda kullanılan Türkçe ondan kaba ve kötü ötesi bir lisan olarak karşımıza çıkıyor.

Devamını Oku »

Drizzt ve Faşizm

Şu anda elimde R. A. Salvatore’nin Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) serisinde yer alan Drizzt Do’Urden maceralarından “Ork Kral” var ve daha 12. sayfadayken kitaba hayran oldum. Salvatore, daha önceki romanlarında da Drizzt üzerinden çok ciddi konulara el atmıştı ama bu defa işi sıkı tutuyor, fantezi edebiyatındaki bir alışkanlığı alaşağı ediyor: Faşizm. “Faşizm, fantezi edebiyatının alışkanlığı” ifademi bir çok kişi yadırgayacaktır şüphesiz ama vereceğim örneğe bakıp yeni bir değerlendirme yapılmasını rica ediyorum okuyandan.

Devamını Oku »

Tolkien’in Irkları – Mitolojide Yolculuk

Tolkien’in Orta Dünya ve efsanelerini yaratırken üç ana kaynaktan yararlandığı söylenebilir: Bir dilbilimci olarak yıllarca yaptığı çalışmalara ek bağlamında yeni diller ve bunları konuşan farklı halklar yaratma düşüncesi, torununu eğlendirmek için anlattığı masalsı öyküler ve çalışmaları sırasında bir hayli haşır neşir olduğu değişik kültürlerin mitolojileri. Tolkien, Orta Dünya’nın, kıtalar henüz bugünkü şeklini almadan, büyü yok olmadan, elfler dünyayı terk etmeden çok önce var olmuş bir dünya olduğunu söyler, yani Orta Dünya mitolojisi, bilinen mitlerden daha önceki çağlara dair bir öyküdür. Dolayısıyla, Orta Dünya tarihi ile bildiğimiz dünya mitolojileri arasında bulunabilecek benzerliklerin esas sebebi, bilinen tüm efsanelerin kökeninde bu çok eski dünya ve tarihin olduğunu varsaymasıdır. 

Devamını Oku »