AYBABTUİncelemeler

Çılgın Kötüler Birleşin! – The Suicide Squad Film İncelemesi

James Gunn’ın yönettiği ve yeni kadrosuyla karşımıza çıkan Suicide Squad filmini erkenden izledik. Kötü de olsalar kahraman kahramandır temalı bir yapımı biraz anlatalım.

İlk film için “Gerçek Kötüler” olarak çıktılar karşımıza, şimdi ise “İntihar Timi” olarak. Birbirinden çılgın kötü süper kahramanlardan oluşan yeni ekibimizi bir de son dönemlerin en çılgın ve sevilen yönetmenlerinden biri olan James Gunn abimizin kendine has tarzı ile izleme fırsatı buluyoruz. Bir nevi devam filmi olan bu maceramızda, ilk filmden de birkaç tanıdık yüz ile karşılaşıyoruz. Tabii ki de olmazsa olmaz Margot Robbie‘nin efsaneler yaratığı çılgın ve bir o kadar da güzel mi güzel Harley Quinn, Joel Kinnamanıin canlandırdığı Rick Flag, ilk filmde olduğu gibi bu filmde de ekibi oluşturan Viola Davis‘in canlandırdığı Agueda ve son olarak bu filmde kısa da olsa gözüken ilk filmde çok sevilen Captain Boomerang rolü ile Jai Courtney bizlere eski filmden eşlik edenler. Bir de ekibe yeni katılan üyelerimiz var, onlara da birazdan geleceğiz.

Şu an itibariyle SPOILER uyarısını yapalım sonra tadımız kaçmasın :D

İlk filme nazaran James Gunn dokunuşu ile bu kez daha iyi bir film olmuş. Beklenti çok yüksek olmasın, ara ara uzun sahneler var, biraz sıkılmaya sebep olabiliyor ama kıyaslama yaparsak çok daha iyi olduğu ortada. İlk filmdeki konu aynı şekilde devam ediyor; kötülerden, işin sonunda her türlü ölüm olacak bir görev isteniyor, en can alıcı noktalardan anlaşmalar ve tehditler derken kötü kahraman ekibimiz kendilerini yine çok tehlikeli bir işin içinde buluyorlar. İlk etap karakterlerimize bir göz atalım.

Ekipte Kimler Var?

Harley Quinn (Margot Robbie)

Çok fazla söylenecek şey yok aslında, ilk filmdeki çılgın, deli – manyak kahramanımız yine takımın önemli üyesinden biri, kendine has tarzı, savaşma stili ve tabii çılgınlıkları bu filmde de devam etmekte.

Bloodsport (Idris Elba)

İlk filmdeki Deadshot‘ın birazcık değiştirilmiş şekli diyebiliriz. Takımın yeni lideri, usta nişancı, teknolojinin nimetlerini fazlasıyla kullanan, şekilden şekile soktuğu tabancası ile bam bam bam acımadan indiriyor herkesi. İlk olarak takıma katılmak istemese de Agueda onu, “Kızını hapishaneye gönderirim ve oradan daha ilk günde sağ çıkamaz,” tehdidi ile takıma katmayı başarıyoa. Her ne kadar kızı ile arası aslında hiç iyi olmasa da baba yüreği işte, dayanamıyor ve kabul ediyor. Büyük bir aptallar ordusunun lideri olarak başı çeken oluyor.

Peacemaker (John Cena)

Kendisi de bir silah ve nişan ustası ama biraz geri kafalık söz konusu tabii. Kullandığı özel mermiler sayesinde düşmanlarını paramparça edebiliyor ya da ufak bir balta ile de işini tertemiz halledebiliyor.

Ratcatcher (Daniela Melchior)

Grubun en genç üyesi, farelere fısıldayan kadın ya da fareli köyün kavalcısı da denilebilir. Küçüklüğünde babası ile sefil bir hayat sürerken, babası fareleri eğitmeyi kendisine öğretiyor ve son fare bükücü olarak karşımıza geliyor. Yanında dolaştırdığı bir evcil hayvanı mevcut, tatlı mı tatlı bir fare üzerinde kıyafeti ile eşlik ediyor kendisine. Herkese el sallayan bu tatlı faremizin tabii çoook geniş bir ailesi var. Karakterimizin kullandığı bir alet sayesinde o şehirdeki tüm fareler kendisini dinliyor ve gerisini artık siz hayal edin.

Polka-Dot Man (David Dastmalchian)

Küçüklüğünde annesi gizli bir proje üzerine çalıştığı laboratuvarda oğlunu denek olarak kullanarak ona özel güç kazandırmak istiyor. Kazandırıyor da ama tabii karakterimiz için çok iyi gitmiyor işler. Adından da anlaşıldığı üzere Polka-dot özelliğine sahip ve en basit şekilde bonibon’a benzer şeyleri fırlatıp karşısındakini komple yok edebiliyor.

Nanaue / King Shark (Sylvester Stallone)

Köpekbalığı adam! Çok basit ve kısa cümleler kurabilen bir karakter, bir nevi Marvel’dan Hulk gibi düşünülebilir. Hiç arkadaşı olmamış ve ekibin en güçlü üyesi olan bu şirin köpekbalığımız ekibin en dikkat çeken üyesi. Koşusu ayrı komik, yaptıkları ayrı komik, hele bir bomba hamurundan adam yapması yok mu… Çok sevdik be…

Gelelim Artık Film Nasıl Olmuş, Neler Olmuşa

İlk filmdeki gibi benzer bir konu var aslında ortada büyük kötü bir düşman var ve nedense iyi olan süper kahramanlar piyasa da yok :D Kötü olanları bağlayalım yollayalım olayı yine aynı şekilde işlenmiş. Bu sefer düşmanın arkasındaki güç Amerika’nın ta kendisi. Ekibi toparlayan Agueda işin içinde.

The Thinker isimli kötü profesörümüzün yarattığı deniz yıldızı şeklinde olan ama gövdesinin tam ortasında kocaman bir tek göz bulunan bu yaratık, ilk etap için uzaya yollanıyor. O sırada uzayda bulunan Amerikan astronotları uzay boşluğunda süzülen, ilk bakışta şirin gözüken bu şeyi mekiğe alıyorlar. Eğlenceli vakit geçirelim derken tabii ki beklenen oluyor ve saldırı gerçekleşiyor. Amerikan hükümetine bağlı gizli teşkilat da bu yaratığı Dünya’ya getirip inceleyip bunu yapan doktoru bulup kendileri için geliştirilmesini sağlıyor. Ekibimize tabii ki tam tersini söylüyorlar ve Corto Maltese isimli yerde bulunan bu laboratuvarı yok edip bu işe son verilmesini istiyorlar ama işin içinde orada gizlice tutulan bir kayıt var: astronotların kayıtları. Burada devreye Peacemaker giriyor, Agueda kendisi ile özel bir anlaşma yapıyor ve kayıtların yok edilmesini sağlamasını istiyor. Tabii ki bizim ekibimiz sonunda bu olayı çözüp kayıtları kendi lehlerine kullanıyorlar. Bir yandan şehri yaratıktan kurtarıyorlar diğer yandan kendilerini kullanan özel teşkilata ters köşe yapıyorlar.

İlk filme nazaran daha iyi olmuş. Tabii bunda James Gunn etkisi büyük. Kendisi Disney için çalıştığında her yaş kesimine hitap etmek zorunda olduğu için ne yazık ki tam istediklerini yapamıyordu ama burada kitle +18 olduğu için filmde kafalar patlıyor, vücutlar ayrılıyor, kan vahşet dolu dolu var. Yönetmen kendi tarzını çok iyi yansıtmış. Müzikler keza çok yerinde seçilmiş, iyi gaza getiriyor.

Bu çılgın ekibi izlemek keyifli, yeni yüzler görmek güzel. Devasa IMAX perdesinde izlemek güzel tecrübe oluyor. DC yine çok iyi bir iş olmasa da bu zamana kadar çıkan filmlere göre üstüne kat ve kat çıkmış bu filmde. Fırsat bulduğunuzda kesinlikle gitmenizi tavsiye eder bir diğer inceleme de görüşmek üzere dostlar.

Warner Bros. Türkiye ekibine tekrar teşekkürler bu fırsat için.

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Interview with the Vampire Yeniden Beyazperdeye Uyarlanıyor!

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Senaryo açısından izlediğim en kötü DC filmi olabilir. Sinematografiye falan laf etmiyorum, sinematografisi veya görsel efektleri güzel filmin. David Ayer’ın Suicide Squad’ı kadar karakterlerin kostümleri ve makyajları hoşuma gitmedi. Evet ikisinin arasında ciddi bir ton farkı var. Birisi gerçek dünyaya bu karakterleri getirirken diğeri çizgi roman dünyasını beyaz perdeye taşımak istiyor. Ben ilkini tercih ediyorum. Shazam’ın senaryosu bunun yanında iyi kalmış. James Gunn’ın izleyicideki kredisi hiç şüphesiz yüksek ama abartıldığı kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Hele hele IMDb ve Rotten Tomatoes skorlarını hiç vermiyor. James Gunn, diğer DC filmlerinden farklı olarak açılış sekansını daha farklı kılmış, kendi tonunu filme güzel yedirmiş. Ne yazık ki diyaloglar arasında çok tutarsızlık ve olay örgüsünün işlenişinde tempo sorunu var gibi hissettirdi bana. Hala izlememiş olan arkadaşlar için tavsiyem sinemada izlememeleri. Gidip korsan da izleyin demiyorum, VPN ile HBOMax satın alın veya Türkiye’de hizmet veren servislere gelmesini bekleyin. Umarım kimsenin zevkine hakaret etmemiş veya görüşlerini aşağılamamışımdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.