İncelemeler

Madalyonun İki Yüzü – Twin Mirror İncelemesi

Twin Mirror son zamanlarda heyecanla beklediğim oyunlardan biriydi. Geliştirilme sürecinden bu yana 4 yıl geçmiş ve bir kere ertelenmiş olmasından rağmen 2018 yılında Gamescom’da tanıtım videosunu izleyip aklımdan silinmemeyi başardı.

Life is Strange gibi başarılı bir macera oyunu sunan Dontnod Entertainment’ın geliştiricisi olması da benim açımdan beklentilerimi oldukça yükseltti. Twin Mirror, Sam Higgs adındaki eski bir araştırmacı gazetecinin arkasında bırakıp kaçtığı kasabaya en yakın arkadaşı Nick’in ölümü yüzünden geri dönüşünü ve devamında yaşanan esrarengiz olduğu kadar duygusal bir macerayı konu alıyor. Yapımcı tarafında bahsettiğim üzere Dontnod Entertainment’a ek olarak Monaco tabanlı Shibuya Productions da yer alıyor. Yayıncı tarafında ise firmanın kendisinin yanında bir de Bandai Namco ismini görüyoruz.

Hikaye

Sam geçmişinin hayaletlerini üstünden atmayı hiçbir zaman başaramamış ve bunun yüküyle yaşayan bir adamken, en yakın arkadaşı Nick’in ölümü ile ona çektiği tüm acıları hatırlatan Basswood’a geri dönmek zorunda kalıyor. Nick’ten gelen aramaları cevapsız bırakan Sam, bu acı ile oldukça sarsılıyor. Kasaba halkı yazdığı bir haber ile Basswood’da birçok kişinin geçim kaynağı olan bir madenin kapatılmasından ne yazık ki sorumluları değil, Sam’i suçlu buluyor. Bu yüzden onlarca insanın ona sırt çevirmesi çok da şaşırtıcı bir olay değil. Aynı zamanda 2 sene önce bir anda çekip gitmesiyle vaftiz babası olduğu Joan’ı yalnız bırakmasının ve sevenlerinin ihtiyacı olduğu zamanda yanında bulunamamasının yükünü karakterin omuzlarında her an görebiliyoruz.

İlgili Makaleler

“The Double”

Hikayenin temelinde aslında Sam’in ruhsal durumu yatıyor. “The Double” adındaki alter egosu da bu duruma çok yardımcı oluyor denemez. Alter egosu genellikle onu korumaya ve gerçekleri göstermeye çalışsa da maalesef gerçekler her zaman gerekli olanlar olmuyor. Sam kendine has yeteneği sayesinde odaklandığı zaman “zihin sarayının” içine çekilerek olayları daha net görebiliyor.

Hikaye, Nick’i anmak için yapılan bir törende başlıyor. Tören öncesinde Nick’in “Bug” lakaplı kızı Sam’e babasının ölüşünün ardında gizlenen bir gerçek olduğunu söylüyor. Bir araba kazası sonrası aracın alev almasıyla hayatını yitiren Nick’de Sam gibi kasabanın yerel gazetesi Basewood Jungle’da çalışmaktaydı. Barda yapılan bu anma seronomisi ardından ikiyi fazla kaçırarak yaşanan geceyi hatırlamayan Sam, sabah kalktığında kanla bulanmış tişörtünü buluyor ve maceramız burada başlıyor. Olayların birbiri ile bağlantısını çözmeye çalışan Sam’i, kendi cehennemi içerisinde bir yolculuktayken görüyoruz.

Hikaye oldukça heyecanlı gibi gözükse de benim için bir hayal kırıklığıydı. Oldukça tahmin edilebilir bir senaryo olmasının yanı sıra bu senaryoyu birçok yerde görebilmek mümkün. Oyun hikayesi hakkında gereğinden fazla bilgi vererek keyif kaçırmak istemiyorum fakat şunu söyleyebilirim ki aynı senaryoyu birçok kitapta, hikayede, filmde, dizide görmek mümkün. Oyuncuya duygular çok güçlü şekilde yansıtılsa da hikaye anlatımının zayıflığı yüzünden geri kalan şeyler gölgede kalıyor. Sam’in zihin sarayında gördüğümüz kendiyle yaptığı çatışmalar dışında hikayede güzel bir nokta maalesef ki göremedim. Neden böyle düşündüğümü yazının devamında daha rahat bir şekilde anlatabileceğim.

Oynanış

Oyun üçüncü şahıs bakış açısına sahip bir macera oyunu. Twin Mirror’daki neredeyse her şey interaktif. Havada uçan sinekten yerdeki taşa kadar neredeyse her şeyi inceleme fırsatı sağlanmış, bu etkileşimlerin birçoğu genellikle eşyaların üzerinde gözüken bilgiler şeklinde. Buna ek olarak bazı ögeleri de alıp, inceleyebiliyoruz.

Sam’in konuşmalarını oyuncu kendi yönetiyor. Ve verdiği bu kararlar onun gideceği yolu belirliyor. Yani en azından yapımcıların söylediği şey böyle. Bu interaksiyonlar konuştuğumuz karakterlerin bize karşı tavrını değiştirse de sonu çok fazla değiştirdiği söylenemez. Bahsi açılmışken, oyunda 5 adet sona ulaşılabiliyor. Bunların içinde kötü sonlar da mevcut. **Spoiler içerebilecek unsur** Ama sadece son sahnede aldığınız kararlar oyunun sonunu gerçekten etkiliyor. **Spoiler içerebilecek unsur**

Etkileşimlerin diğer kötü bulduğum kısmı ise her şeyin gözünüze sokuluyor oluşu. Bu olay oyunun genelinde yer alıyor. Mesela gizli bir kağıt parçası arıyorsunuz diyelim, kağıt parçasının olabileceği yer kocaman harflerle “OLASI GİZLEME YERİ” şeklinde size belirtiliyor. Dalga geçtiğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Oynamaya İzin Vermeyen Bir Oyun

Oyunda aslında güçlü gizem çözme unsurları yer alıyor ama bunu da mahvetmişler. Sam’in zihin sarayına girerek bir olayın nasıl yaşandığını veya nasıl yaşanabileceğini çözümleyebiliyorsunuz. Fakat bunu siz değil, oyun yapıyor. Size her şeyi verdiği, her şeyi gösterdiği için siz sadece onların dediği yere basıyorsunuz. Oyuncuya o kadar şans tanınmıyor ki son bölüm dışında herhangi bir yerde hata yapmanız mümkün bile değil. İki noktayı birleştirip bir gizemi mi ortaya çıkartmak istiyorsunuz? Gerek yok, oyun sizden önce yapıyor. Bir hikayenin ardındaki ana olayı mı öğreneceksiniz? Hayır, bunu da oyun yapıyor. Farklı bir yol mu denemek istiyorsunuz? Hayır, o yol yanlış ve oraya gidemezsiniz.

Geldik asıl probleme. Oyun bir macera oyunundan çok görsel bir roman gibi. Bir hikayeyi yaşamaktan çok oyun tasarımcısının hikayesini dinliyoruz sadece. Ki bence bu büyük bir sorun. Twin Mirror oyuncu ile oyun arasında bir etkileşim kurmakta oldukça zorlanıyor. Örneğin hikayede bir yere gitmenin işe yarayacağını düşünüp ilerliyorsunuz ama orada hiçbir şey olmuyor, devamında bir karakterle konuşup ilerlediğinizde sihirli bir şekilde etraf ipuçları ya da etkileşime geçilebilir ögelerle doluyor. Bu tarz bir oyunda bu tabii ki oldukça normal. Sorun bu durumun oyunun her yerinde olmasıyla ilgili.

Oyunun hem sunuluş şekli hemde mekaniklerine baktığımda tek görebildiğim mükemmel bir şansın kaçırıldığı. Güzel fikirler çok kötü şekilde işlenmiş. PC’de oynadığım Twin Mirror her açıdan ben bir konsol oyunuyum diye bağırıyor, oyunu klavye mouse ile oynamaktansa bir noktada oyun kolu ile devam etmeyi tercih etmeniz muhtemel.

Grafikler, Animasyon, Atmosfer ve Müzik

Oyunun ilk geliştirildiği zamandan bu yana ciddi gelişmeler olduğunu göz ardı edemem. Stüdyo oyunun atmosferini gerçekten iyi yansıtmayı başarmış. Işıklar, renk şemaları, duygusal anlar… Her şey yerli yerinde. Fakat sanki ana karakterin modellemesiyle o kadar uğraşmışlar ki diğerlerine zaman kalmamış hissiyatı yaratıyor. Diğer karakterlerin modelleri beni pek tatmin etmedi. Mekanlar ise görsel açıdan daha güçlüydü. Oyunun çok küçük mekanlarda oynandığı göz önüne almak lazım tabii. Bu da bazı oyuncular için boğucu olabilir.

Bir de animasyon rezaletleri var. Hiçbir karakterin konuşması ve ağız hareketleri birbirine uymuyor. Bunu dışında animasyonlar sık sık saçmalıyor ya da takılıyor. En can alıcı nokta ise benim için sahnelerden oynanışa geçildiği kısımlar oldu. Oyunun birçok kısmı zaten bu sahnelerden oluşuyor. Hareket imkanı oyuncuya verildiği kısımda ise keskin bir geçiş var ve tüm görselliği alıp götürüyor. Hepsine ek olarak, bölüm sonlarındaki yükleme ekranlarının çok uzun sürüşü oyundan insanı kopup götürmekte.

Oyunun en çarpıcı tarafı müzikleri

Galiba bu kısımda gördüğüm tek oyunun müzikleri. Oyunun daha ilk yirmi saniyesinden oyunun tüm müziklerini listeme ekleyeceğime emindim. Şarkılar, arka plan müzikleri, ses efektleri her şey o kadar profesyonelce ki bu sene yayınlanan oyunlar arasında kesinlikle ilk üçe girer benim için. David Wingo gerçekten güzel bir iş çıkarmış.

Son Olarak

Twin Mirror oyunun başından sonuna beğendiğim sadece 2 bölüm vardı demek şu noktada beni üzüyor fakat öyle. Sam’in psikolojik savaşlarına, keskin zekasına ve zorluklarla başa çıkmasına tanık olmak güzeldi. Bu tarz noktalarda oyuncuyu kendi içine çekmeyi çok güzel başardı. Ama bu kısımlar oyunun çok küçük bölümlerini oluşturuyor. Yavaş bir oyuncu için bile 3-4 saatlik bir oyun süresi var. Twin Mirror aynı zamanda Playstation, XBox ve Epic Games platformlarında 139 TL’lik ücreti ile bulunuyor.

Benim açımdan Twin Mirror kocaman bir hayal kırıklığından ibaret. Potansiyelinin çok altında kalan ve kendi kendini yok eden bir oyun olmuş. Yine de sizlerde bir şans vermek isterseniz oyunun sitesine buraya tıklayarak ulaşabilir ve daha fazla ayrıntıya ulaşabilirsiniz.

ArtılarEksiler
+ Çarpıcı atmosfer
+ Kaliteli müzikler
+ Psikoloji çok güzel yansıtılmış
– Oyun mekanikleri boğucu
– Oyunda sunulan etkileşimler oyuna çok az etki ediyor
– Animasyonlar başarısız
– Hikaye zayıf
– Oyunun fiyatı, yaşattığı deneyime göre çok yüksek

İlginizi Çekebilir  Blizzard'ın Yeni Gözbebeği - Overwatch İncelemesi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu