İncelemeler

Taktik Maktik Yok, Bam Bam Bam! – The Boys 3. Sezon İncelemesi

The Boys, üçüncü sezon başlayana dek tek bir Süper’i yenmek için bile iş birliğine ve detaylı planlamaya ihtiyaç duyuyordu. O günler geride kaldı. Artık taktik maktik yok, bam bam bam!

Yaygın görüşe göre The Boys üçüncü sezon ile kalite anlamında zirve yaptı. Zira her bölümünü çarpıcı içerik ve sürükleyici olaylarla tıkabasa doldurmayı başardı. Ancak sezon genel anlamda başarılı ve keyifli bir içerik sunsa da yer yer hikaye anlatımındaki aksaklıklar sebebiyle hayranların canını azıcık sıktı.

Üçüncü sezonun neredeyse her bölümü seyirciye sunulmuş bir hediye gibiydi. İlk bölümde internette dönen Ant-Man ve Thanos şakasının vücut bulduğunu gördük. Ardından Jensen Ackles’ın Soldier Boy‘una karşı karmakarışık duygular besledik. Yeri geldi, Homelander için üzülürken bulduk kendimizi. Ayrıca Black Noir için kullandıkları animasyonlarla da bir güzel keyiflendik. Yetmedi, Grace Mallory sayesinde Payback‘in geçmişinden sahneler gördük. Bu sahnelerde Mallory devletin uyuşturucu ve silah ticaretiyle olan ilişkisini açıklayınca, ardından da Soldier Boy Afganistan’la olan ilişkilerin bozulmasına tepki gösterince sezonluk siyasi eleştiri dozumuzu da almış olduk.

Yepyeni karakterler tanıdık. Eskilerini de daha bir yakından tanıdık. Soldier Boy sayesinde MM‘in ve Black Noir’ın, Nina sayesinde Frenchie‘nin, Supersonic sayesinde Starlight‘ın, Mindstorm sayesinde de Butcher‘ın geçmişini öğrenme şansımız oldu.

The Boys Karakterleri Hangi Süper Kahramana Gönderme

Hem aksiyon hem de parodi ve eleştiri açısından da doyurucuydu bu sezon. Gal Gadot’un Imagine videosuna, Black Lives Matter ayaklanmalarına, Pepsi reklamına ve Beyaz Saray’ı basan Trump destekçilerine kadar birçok göndermeyle karşılaştık. Her bölümde referanslar havada uçuştu. Ayrıca Vought’un yaptığı resmi açıklamalarda ve haber programlarında da Türk basınından alışkın olduğumuz ifadeler duyar gibi olduk.

Özetle, dopdolu ve bomba gibiydi bu sezon. Ama… keşke bu kadar dolu olmasaydı?

Sezon Gözümüzün Önünden Film Şeridi Gibi Geçti

The Boys, üçüncü sezon bölümlerinde bize oyuncaklarını gösteren hevesli bir çocuk gibiydi. Oyuncaklarının en sevdiği yanlarını göstererek bizi etkilemeyi başarıyor ama aklına diğer oyuncağı gelince elindekini kenara atıp unutuyordu. Kısaca, hiçbirine yeterince vakit ayırmıyor. Bizim de aklımıza takılan sorular, kenara atılan oyuncakla birlikte unutulup gidiyordu.

Mesela Butcher, temp-V’yi ilk kez kullandıktan hemen sonra Gunpowder’ın karşısına çıkıyor. Bu sahnede kendisine ateş edilirken hiç kaçmaya çalışmadan dimdik durduğunu görüyoruz. “Kurşunların ona zarar vermeyeceği ne malum ki? Türlü türlü Süper var…” demeye kalmadan büyük gücün büyük götlük getirdiğine bizzat şahit oluyor.

Ardından Butcher yaptıklarından dehşete düşüp kendi içindeki canavarla yüzleşmeye çalışıyor. Bu olay sevdiklerini kendisinden uzaklaştırmasına bile sebep oluyor. Peki ya o olaydan sonra yaşananlar? “Butcher neden Gunpowder ile karşılaşmasından sonra aynı derecede vurucu olan diğer olaylardan etkilenmiyor ki?” demeye kalmadan Hughie’nin temp-V konusunda onun sözünü dinlemediğini görüyor. “Neden Hughie’yi bir güzel haşlamadı ki?” demeye kalmadan MM ve Frenchie ile arası açılıyor. “Niye konuşup grubu toplamaya çalışmıyor ki?” demeye kalmadan yine başka bir şey oluyor…

İşte bunun gibi üst üste gelen olaylar silsilesi ucu açık sorular yığını bırakıyor geride. Hayranlar Starlight’ın Hughie’nin sevdiklerini korumak için süper güçler istemesinee şiddetle karşı çıkarken Kimiko’nun aynı doğrultudaki isteğine neden sıcak baktığını sorguluyor. Onu iki yüzlü olmakta suçluyor. Her ne kadar dizinin yapımcısı Eric Kripke bu soruların cevabını röportajlarda ve sosyal medyada veriyor olsa da dizi, bu ve bunun gibi bazı sorulara açıklık getirecek sahnelerle vakit kaybetmiyor. Bize açıklama ve tutarlı hikaye sunmaya çalışmaktansa duygusal ve aksiyon dolu bölümlerle gözümüzü kamaştırıyor.

Kaldı Geriye Cevapsız Sorular

Butcher neden Homelander ve Soldier Boy konusundaki planlarını MM’e açmıyor? Neden MM’e herhangi bir açıklama yapmıyor? Ayrıca Starlight gelmeseydi MM’i bayılttıktan sonra orada bırakıp gidecekler miydi?

Starlight neden Homelander ölmeden de özgür ve mutlu bir hayat yaşayabilirmiş gibi Hughie’yi Homelander konusunda takıntılı olmakla suçluyor?

Homelander halkın sevgisini kaybederse Dünya’yı yok eder diye korktuklarından uçak videosunu yalnızca blöf olarak kullanıyorlardı. Starlight neden Herogasm’dan sonra bu çekincesini bir anda unutup benzer olaylar tetikleyebilecek bir Instagram yayını yaptı?

Son bölümde Homelander’ın o kadar da yenilmez olmadığını gördük. Madem yenilebilirdi, neden onu öldürecek özel bir silahın peşine düştüler?

Invincible resmi Twitter hesabı paylaşımı.

A-Train neden Supersonic’e ihanet etti? Dizinin tamamında Homelander ile arası açık olduğu halde tam o anda neden böyle bir karar aldı?

Kör ve engelli süper kahramanlarla çalışmak istemediğini vurgulayan Homelander, Black Noir’ın dilsiz olmasını neden hiç sorun etmedi?

İkinci sezonda yüreğimize korku salan, durdurulamayan Black Noir bu sezonda nasıl bu kadar kırılgan olabildi?

Homelander Stan Edgar’ın yerini yasal olarak nasıl doldurabildi? O Şirketin bir ürünü ya da çalışanı değil miydi? Stan Edgar varken şirketin başına geçmesini engelleyen neydi?

The Deep suç analizi timindeki görevlilerin neden işten çıkarılması gerektiğini düşündü?

Süper kahramanlarla dövüşmeyi bir meslek haline getirmiş Butcher, neden Mindstorm’un karşısına çıkarken onun güçleri hakkında hiçbir araştırma yapmadı? Mindstorm kenarda köşede kalmış bir Süper de değildi üstelik. Seven’dan önce Vought’un en ünlü süper kahraman ekibi olan Payback’in bir üyesiydi. Yani internette ona ve güçlerine dair tüm bilgiler yer alıyor olmalıydı.

Ryan neden tam da Butcher’ın olmamasını söylediği gibi bir cunt’a dönüştü? Babası konusundaki görüşü neden ve nasıl değişti?

Bu ve bunun gibi, hikayenin açıkta kalan uçlarının üstü hep vurucu olaylar ve duygusal sahnelerle kapandı. Dolayısıyla aklımıza takılan soruları bomba gibi olayların ihtişamını görünce unutuverdik. Bölüm bittiğinde de parıltılı sahnelere bakarak “ya çok iyi bölümdü” demek dışında bir şey gelmedi aklımıza.

Yanlış Yönlendirmeler

Daha The Boys, üçüncü sezon için fragmanını ve oyuncu kadrosunu bile açıklamamışken yeni sezon konusunda bir bilgi vermişti bizlere. Yeni sezon öncekilerden çok daha kanlı olacak demişlerdi. Yalnızca kandan sorumlu bir görevli olacağını belirtmişlerdi. Ancak gerek Translucent, gerek balina sahnesiyle biz zaten Hughie’nin kanlar içinde yüzmesine alışmıştık. “Bundan daha kanlı ne olabilir ki?” diyorduk, olmadı da gerçekten. Tabii Kimiko’yu çoğu zaman kanlar içinde gördük ama sezonun geneli öncekilere göre çok daha vahşi ya da kanlı değildi.

Kan ve vahşet özellikle birinci bölümde ön plandaydı. Zaten birinci bölüm birçok açıdan vurucu bir giriş yapmıştı. Bu yüzden Türkiye’de de kısa süre içinde sansürü yemişti.

Bir de üstüne, Jensen Ackles’ın verdiği röportajlar ve resmi açıklamalar ile gözümüz Herogasm bölümünden çok korktu. Ackles, kameramanın bu bölümün çekimleri sırasında verdiği tepkilerden bahsetmişti. “Bu gözler neler gördü, inanamazsın” demiş kameraman. Bölüm yayınlanmadan önce de hiçbir ortam ve hiçbir seyirci kitlesi için uygun olmayacak görüntülere yer vereceklerini söylediler bölümde. Ancak o çok konuşulan Herogasm, sohbet ederken sesini kıstığımız, göz ucuyla baktığımız ama izlemediğimiz bir televizyon gibiydi. Süper’lerin sapkınlığı neredeyse hiç ön plana çıkmadı. Bu da seyirciye “Bu muydu ya? Amma abartmışsınız ha!” dedirtti.

Zira Popclaw, ilk sezonda şantajlandığı sahnede Herogasm’da gördüklerimizden çok daha vahşi bir sahne sunmuştu bizlere. Homelander’ın da buzdolabında kalan süte duyduğu sevgi düşündükçe bile rahatsız eden bir sahneydi. Keza ilk bölümdeki Ant-man göndermeli sahne de öyle. Bunlara maruz kaldıktan sonra Herogasm bölümünde gördüklerimiz pek de etkileyici gelmedi.

Sosyal Medya

Dizi özellikle sosyal medyada çok ses getirdi. Zaten daha sezon yayınlanmadan önce medyayı kendi lehine bereketli bir ortama dönüştürmüşlerdi. Hem Vought International Youtube kanalı üzerinden haber programları yayınladılar, hem de The Boys’un dünyasında Vought+ ve VoughtLand’in açılması gibi gelişmeleri bizlere aktardılar.

The Boys, sosyal medyayı bölümler yayınlanırken de çok güçlü bir şekilde kullanmaya devam etti. Örneğin Starlight’ın Herogasm bölümünün sonunda yaptığı açıklamalara Vought’un verdiği resmi cevabı okuma şansımız oldu. Ondan önce de Butcher ve ekibinin harcamalarını gösteren belgeyi şeffaf bir şekilde bizlerle paylaşmışlardı.

Kısaca diziyi izlemeden önce de, izlerken de resmi sosyal medya hesaplarını takip etmek seyirciyi bölümlerin yayınlanmadığı günlerde de diziyi takipte tuttu. Ancak bu sosyal medya çılgınlığının da bazı sonuçları da oldu.

Vought International dünyaya dair bilgi veriyor diye dizide dünyadan ziyade karakterlere odaklandık. Mesela VoughtLand’i YouTube videosunda anlattı diye Kimiko ve Frenchie’nin VoughtLand’e gittiği bölümde mekana fazla vurgu yapmadılar. Tabii bu negatif bir şey olmak zorunda değil. Yalnızca ilk iki sezona göre daha karakter odaklı bir sezon izlemiş olduk.

Benzer şekilde Victoria Neuman, Robert Singer ve Stan Edgar gibi karakterler de bu sezonda çok kenarda kaldılar. Politika, ordu ve Vought önceki sezonlara kıyasla çok arka plandaydı. Halbuki Vought International YouTube haberleri bu konulara çok ağırlık vermişti. Bu yüzden beklentimiz siyasi eleştiri yönü güçlü bir sezon görmekti.

Yine de başarılı sosyal medya ekibi, yanlış yönlendirmelerin yarattığı karşılıksız beklentileri ve cevapsız soruları kahkahalarla unutturmayı başardı.

Tabii resmi hesaplar bu denli muhteşem çalışınca hayranlar da kendilerini geri tutmadı.

Fakat sosyal medya aktiviteleri sebebiyle bölüm yayınlandıktan sonra spoiler yememek de neredeyse imkansız oldu.

Yine Bomba Gibi Bir Sezonla Karşımızdaydı The Boys

Yerilecek yanlarından bahsettiğime göre artık gönül rahatlığıyla övebilirim sezonu.

The Boys, karakter odaklı hikaye anlatımında muhteşem bir iş çıkarmış. Homelander’ın ruhsal durumunu anbean takip etme şansımız oldu. Stormfront’la ilişkisinden ötürü özür dilemekten yorulmuş, The Deep’ten bile daha az popüler olduğunu fark etmişti. Doğum gününde ise işler iyice çığrından çıktı. Homelander bu sezonda çok daha gerçek ve çok daha empati kurulabilir birine dönüştü. Antony Starr‘ın performansı da kesinlikle ödülü hak ediyor.

YouTube player

Ancak ödüllük performans sergileyen tek kişi Antony Starr değildi. MM’i canlandıran Laz Alonso da sessiz kaldığı anlarda dahi mimikleriyle bize kafasından geçenleri anlatmayı başardı.

Aksiyon açısından doyurucuydu sezon. Fakat en öne çıkan sahneleri aksiyondan ziyade çatışma içeriyordu. The Boys kendi arasında çatışırken Seven’da da ihanetler gün yüzüne çıktı. Vought parçalanıp dağılırken birçok karakter kendi menfaati için beraber yürüdüğü kişilere ihanet etti. Bu güvensizlik ortamı birçok sürpriz için bereketli bir ortam yarattı. Soldier Boy ile Homelander Vought’un en öne çıkan yüzü olmaya alışmış isimlerken bambaşka dünya görüşleri sebebiyle çatıştılar. Aynı anda hem çok benzer hem de çok aykırı olmayı başaran bir ikiliydiler. Güçlü bir erkek olmanın ne demek olduğu konusundaki görüşleri ise kıvılcım yarattı.

A-Train ve Hughie’nin değişen şartlar altında karşı karşıya gelmesi de çok vurucuydu.

Bu sezonda neyin yapılabilir olduğu ve neyin yapılması gerektiği gibi konular bulanıklaştı. Bu da karakterlerde büyük değişiklikler yarattı.

Butcher için Süper’leri ortadan kaldırmanın bir zorluğu kalmadı ve onun nefret ettiği asıl şeyin süper güçler olmadığı ortaya çıktı.

Hughie ise ilk kez bir sezonda kafayı kırıp delice bir işe kalkışmadı. Biliyorsunuz, o çocuğun tersi çok pis oluyor.

Homelander içinde kısılıp kaldığı parmaklıkları birer birer kırdı.

A-Train Vought’a duyduğu bağımlılıktan kurtulmaya başladı.

Ashley ise atanmış CEO pozisyonunun verdiği güce rağmen Homelander’a duyduğu korkuyla sinip kaldı.

Starlight ve MM ise bulanıklaşan şartlara rağmen sağlam durabildiler. Bu sayede Frenchie ve Kimiko için de güvenli bir liman yaratabildiler. Daha sonra bu limanı Hughie ve diğerleri de kullanmaya ihtiyaç duydu. Sonuçta yine dostluk ve sevgi kazandı.

Daha çok The Boys İstiyoruz!

Dizi bitti ama tadı damağımızda kaldı. Tüm o aksaklıklara rağmen en huysuz izleyicisini dahi memnun edecek bir şeyler vardı üçüncü sezonda. Dolayısıyla dördüncü sezonun çekimlerinin kısa süre sonra başlayacağını öğrenince çok mutlu olduk. Yeni sezona bir aksilik olmazsa bir veya bir buçuk yıl sonra kavuşma şansımız var.

Bu sürede The Boys spin-off’u olan diziyi izleyerek vakit geçirebiliriz. Zaten o dizide olanlar asıl dizinin evrenini etkileyecekmiş. O yüzden üç buçukuncu sezon olarak düşünebiliriz o diziyi belki. The Boys: Diabolical ile de benzer bir şey yapmışlardı.

Bir ihtimalle, Vought International Youtube kanalı çekimler tamamlandıktan sonra yine aktif paylaşımlar yapar. O videolar da üçüncü sezonda olduğu gibi dördüncü sezonu beklemeyi kolaylaştırır.

Bu arada The Boys oyunu konusunda bir gelişme olmadığını söyleyelim Galiba bir hayal olarak kalacak o proje…

Ayrıca The Boys karakterlerinin okuyacakları kitaplar konulu bir inceleme serisi de başlattığımızı ekleyeyim. Serinin ilk yazısında Butcher’ın okuyacağı kitabı tartıştık. O yazıya buradan göz atabilirsiniz.

Yeni gelişmelerde buluşana dek unutmayın, maymungiller ağlamaz.

YouTube player

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Vaiz Çizgi Roman İncelemesi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.