Anasayfa » İncelemeler » Daylight İncelemesi – Sakın Arkana Bakma!

Daylight İncelemesi – Sakın Arkana Bakma!

daylight-banner

Bilinmeyenin korkusu, çoğunlukla bildiğimiz şeylerden daha çok korkutur bizi. H.P. Lovecraft, hikayelerini hep bunun üzerine kurmuştur.

İşte Daylight oyunu da bilinmeyenin korkusunu iliklerinize kadar size hissettirecek. Korku oyunları oynamaya çok fazla cesaret edemesem de Daylight’ı uzun zamandır bekliyordum ve hemen oynamaya başladım.

Korku oyunları yazarken bence en önemli şey, karşı tarafa spoiler vermeden oyunu anlatabilmektir. Bazen bu durum zor olsa da, oyunu oynayacak kişiye oyunu detaylıca anlatmamak gerekir. Bu nedenle ben de sizlere fazla spoiler vermeden oyunun başlangıcından ve durumundan kısaca bahsedeyim.

daylight-ss3Oyunda Sarah isimli bir karakteri canlandırıyoruz. Cep telefonumuza gelen sesli mesajlara göre yönlendiriliyoruz. Mid Island Hospital adındaki bir hastanenin kasvetli koridorlarında gözlerimizi açıyoruz. Amacımız hastaneden çıkmak ve etraftaki kalıntıları ve izleri bulmak.

Bize tanıdık gelen ancak tam olarak hatırlayamadığımız bir hastane burası. Neden tanıdık geldiği hakkında hiçbir fikrimiz yok. Elimizdeki tek şey, ışığı ile yolumuzu aydınlatan ve navigasyonu ile bize harita sunan bir cep telefonu.

Karanlık ve terkedilmiş alanda, etrafa saçılmış notlar ve fotoğraflar buluyoruz. Bunun dışında etrafta bulabileceğimiz fosforlu çubuklarla ve meşalelerle de yolumuzu aydınlatabiliyoruz.

Oyunun atmosferi gerçekten korkutucu bir havaya sahip. Hem çok uzağı görememek hem çevredeki gizemli eşyalar hem de zaman zaman kulağımıza gelen uğultular oyunu gerçekten korkunç bir hale sokuyor. Üstelik karakterimiz bir savaşçı değil, dediğimiz gibi elimizdeki tek şey bir cep telefonu.

daylight-ss2Hastanenin çeşitli yerlerine dağılmış notları buldukça işler daha da gizemli bir hal alıyor. İlk etapta kazan dairesinde yaşanan sorunlarla ilgili notlar buluyoruz. Bu notları dinleyip kazan dairesine doğru yöneldiğimizde terkedilmiş bir binada yankılanan sesler duymak gerçekten tüyler ürpertici bir durum. Sonrasında ise kendimizi koridorlarda ve karanlık yollarda dolaşırken buluyoruz.

Oyun ekranının sağ alt köşesinde “Threat” (Tehlike) ve “Remnants” (Kalıntı) diye belirtilen iki gösterge var. Threat sizin o anda tehlikede olup olmadığınızı, Remnants ise sizin bulmanız gereken kalıntıların sayısını gösteriyor.

Oyunda karşımıza çıkan bazı objeler, bazı geçitlerin açılmasını ve bazı bulmacaların çözülmesini sağlıyor. Geçmişe dair bulunan mektuplar ve notlar ise o çevrede yaşanan olaylarla ilgili bize ipuçları veriyor. Bulduğumuz notlar çok farklı zaman dilimlerine ait olabiliyor. 1960’lara ait bir nottan hemen sonra 1800 sonlarına ait başka bir not bulabiliyoruz. Bu durum bize hem hastanedeki olayları çözmemiz için ipuçları veriyor hem de hastanenin ve olayların ne kadar eskiye dayandığını bize gösteriyor.

daylight-ss1Hastanenin çeşitli yerlerinde geçitler var ancak bu runlerle kaplı geçitleri açmak için hastanenin başka bölümlerindeki lanetli anahtar objeleri bulmamız gerekiyor. Sadece o objeleri bularak bu geçitleri açabiliyoruz. Her geçit bizi başka bir bölmeye yönlendiriyor. Lanetli anahtar objeler ise belirli miktarda mektup veya not bulduğunuzda aktif hale geliyor. Ayrıca objeler, bize Mid Island ile ilgili bilgiler de sağlıyor.

Oyunun yapısından biraz bahsetmek gerekirse; kontrollere alışmak oldukça kolay. Zaten tek yapabildiğimiz etrafta ilerlemek, etkileşime girebildiğimiz eşyalara farenin sol tuşu ile tıklayarak onları kullanmak, koşmak ve tırmanabileceğimiz yerlere tırmanmak. Bunun dışında ışığa ihtiyacınız olduğu zamanlarda fosforlu çubuk veya meşale kullanabiliyorsunuz. Dilerseniz önünüzdeki karanlık bir yeri aydınlatmak için bu çubuğu veya meşaleyi fırlatabiliyorsunuz. Ayrıca meşaleleri başka işler için de kullanacaksınız -sürpriz olsun-, o nedenle çok harcamayın. Gerçi oyunun çeşitli yerlerinde çubuk ve meşaleleri bulabiliyorsunuz.

Grafikler, yeni nesil oyunlarla kıyaslandığında biraz düşük kalitede kalabiliyor ancak oyunda grafiklerden çok oynanabilirliğe yoğunlaşılmış olduğu belli. Genelde karanlık bir ambiyansta geçen oyunda grafikler çok rahatsız etmiyor.

Oyunun fonunda bir müzik yok, genel olarak ortam seslerini duyuyorsunuz. Zaten sesler, size yön verebilecek ve ortama hakim olmanızı sağlayabilecek en önemli faktör.

daylight-ss4Daylight’ın güzel yanlarından birisi de oynadığınız önceki oyun, sonraki oyundan farklı. Ortam, her yeni oyun başlatıldığında değişiyor. Böylelikle aynı yerleri oynamıyorsunuz.

Yapımcı ekibin daha önce yaptığı oyunlar şunlar: F.E.A.R, F.E.A.R. 2: Project Origin, Condemned: Criminal Origins, Condemned 2: Bloodshot, Saw: The Video Game, Saw 2: Flesh & Blood, Blacklight: Tango Down ve Blacklight: Retribution. Kısacası ekip zaten korku oyunları konusunda uzman.

Geçen gün sohbet ettiğim bir arkadaşım, sohbet sırasında şu sözü söylemişti; “Korku oyunu oynarken arkama bakmak sorun değil ancak tekrar önüme döndüğümde göreceğim şeyden korkuyorum.” Bu oyunda da zaman zaman arkanıza bakmanız gerekiyor ancak hemen akabinde önünüze döndüğünüzde karşınızda ne olacağını bilmemek gerçekten insanı dehşete düşürüyor.

Başta da söylediğim gibi Daylight, fantastik bir korku oyunu olduğu için spoiler vermeden bu kadar anlatabiliyorum. Açıkçası vereceğiniz parayı sonuna kadar hakeden bir oyun. Gündüz vakti bile oynarken tüylerim diken diken oldu çoğu zaman, karanlıkta oynarken neler yaşayacaksınız çok merak ediyorum. Yapımcılar da oyunu karanlıkta oynamayı öneriyor. :)

Bakalım gün ışığını görebilecek misiniz?

Oyunu Steam üzerinden satın alabilirsiniz.