Son Haberler
Anasayfa » Makaleler (sayfa 49)

Makaleler

Yazarlarımız fantastik kurguyu sizler için araştırmaya devam ediyor.

Dede Korkut Kitabında Geçen Silahlar ve Sözler

Aşağıda göreceğiniz yazı, düşlem yazını çevirilerinde sık karşılastığımız eski savaş araçları gibi metne tarihsel uzaklık katan maddi kültür öğelerine ve deyimlere karşılık bulmakta yararlandığımız bir metin. Çesitli yayınevlerinden çevirmenlerce paylaşılmış bu metnin, ileride bu türün çevirilerini yapacak başka kişilere de yararı olacağını düşünüyorum. Dahası, Dede Korkut söylencelerindeki kültürel unsurları tanımak isteyenlere ve canlandırma oyunları oynayanlara/oynatanlara Türk kültürü öğelerini kullanma olanağını verecegine inanıyorum. Keyifli okumalar.

Devamını Oku »

Canavarlar

Canavar kelimesinin İngilizce karşılığı olan “Monster” kelimesinin kökeni hakkında biraz araştırma yaptığımızda, bu kelimenin Latince “Monstrarum” yada “monturum” kelimesinden geldiğini görürüz. Sözlük anlamı ile bu sözcük “ rahatsız eden” yada “garip” anlamına gelmektedir. Gerçektende canavarlar tarih boyunca insanoğlunun en fazla rahatsız olduğu ve garipsediği olayların birer sembolü olarak karşımıza çıkar. Canavarların ve efsanevi hayvanların tarihi insanlık kadar eskidir. İlk insanlar çevrelerinde gördükleri doğa olaylarını, felaketlerini; kendileri için bir tehdit olan vahşi hayvanlarla özdeşleştirerek; onlara sıradan hayvanların ötesinde bazı güçler bahşetmiş ve ilk canavarları yaratmıştırlar. Bu noktadan sonra tüm topluluklarda canavar figürü doğanın yıkıcı ve korkutucu tarafını temsil etmekte en çok kullanılan sembol olmuştur.

Devamını Oku »

Gotik

No; never was thy pitying breastInsensible to human woes;Tender, tho’ firm, it melts distrestFor weaknesses it never knows.-Horace Walpole, Sonnet to the right honourable Lady Mary Coke Would God I could awaken!For I dream I know not how!And my soul is sorely shakenLest an evil step be taken,-Lest the dead who is forsakenMay not be happy now.-E.A. Poe, Bridal Ballad Okuduğum çoğu anlatıda beni etkileyen belli başlı unsurlar var. Bunların arasında, gece, tekin olmayan ortamlar ve sıradışı canlılar başı çekiyor. Bunun sebepleri üzerinde pek emin olmasam da bir kaç küçük teorim var. Size doğduğum yerdeki –ve sonradan ana okulunda okuduğum- kiliseden uzun uzun bahsetmeyeceğim. Sadece uniforma ve önlüklerle tanışmamdan önce yaşadıklarımla, sonrasında gelişen ilgi alanlarımın ne kadar birbirine benzer olduğunu farkettiğimi söyleyeceğim.

Devamını Oku »

Fantastik ve Bilimkurgu: Kuzen Değil Çift Yumurta İkizi

SINIRLAR AŞILIR, FARKLILIKLAR BELİRSİZLİĞE KARIŞIRKEN“Gidişata Göz Atın ve Hoşlanıp Hoşlanmadığınıza Kendiniz Karar Verin…” Hiç bilimkurgu ve fantastik yazın arasındaki farkı şöyle derinlemesine incelemiş miydiniz? İlk göze çarpan şey belirgin bir atmosfer farkıdır. En genel çizgileriyle biri ortaçağ havasında masalsılığa, öbürü uzay çağı havasında gerçekçiliğe doğru yelken açmış gibidir. Sonra devreye en ön plandaki örneklerin karşılaştırması girer. Derken her birinin özel hayranları bayrağı ele alır, kendi kalesini savunmaya hazırlanır… Zira özellikle fantastik evren tasarımları, okuyucusunun/izleyicisinin duygusal iç dünyalarının epey derinlere uzanan bam tellerinde gezinir.. ve işte böylesine bir doyum kaynağının itibarının korunması gerekmektedir.

Devamını Oku »

Fantastik Eserlerin Çevirisi

Fantastik eserlerin çevirisi konusu (bu yazıyı okuyanların çoğu benimle hemfikir olacaktır diye umuyorum) üzerinde en fazla tartışılan, herkesin bir şeyler söylediği ve önerilerde bulunduğu bir konu olageldi. Kimileri bazı sorunlu kelimelerin olduğu gibi kalması gerektiği, bazıları da ne olursa olsun çevrilmesi gerektiği fikrini savundu, ama şimdiye kadar bu konuda bilimsel, akademik bir çalışma yapılmamıştı. Az sonra okumaya başlayacağınız metin bir buçuk senelik bir çalışmanın ürünüdür. Phoenix Yayınevi bünyesinde, hocamız Dr. A. Şirin Okyayuz Yener’in etrafında kurulan takımımızın ve bizim naçizane tecrübelerimizle vücuda gelmiştir. Ülkemizde bu konuda yazılan ilk bilimsel çalışma olması bizim için anlatılamayacak bir onurdur. Üstüne üstlük, bu işle uğraşan bütün meslektaşlarımıza da bir kaynak teşkil ederek çeviri sürecinde karşılaşabilecekleri sorunları (tabir caizse) “kitabına göre” çözebilmelerini sağlayabilirsek, bu en büyük mutluluklarımızdan olacaktır.

Devamını Oku »

Thor’un Çekicinin Çalınışı

Thor’un çekicinin çalınışı mizahi yönü nedeniyle olağan üstü bir söylencedir. Kuzey Mitolojisi’nin ‘ Superman’i olan Thor’un kadın kılığına girmek zorunda kalması, yüzyıllar boyu okuyucuları gülümsetmiş olmalıdır. Çekiç fırlatan Thor,bir sabah uyandığında çekicini (Mjollnir) bulamadı. Kalbini şiddetli bir öfke doldurdu. Sinirli sinirli kırmızı saçlarını sallıyor,parmaklarıyla sakalını sıvazlıyordu. Sonra umutsuzluk içinde Loki’yi buldu. Loki kargaşa çıkarıcılığı ile kasvetli bir kişiliğe bürünen ama iyi niyetli bir tanrıydı.

Devamını Oku »

Flint Fireforge: Her Şey Onunla Başladı

Flint Fireforge, Kharlois dağlarında doğmuş ve büyümüş bir tepe cücesidir. Ejderha Mızrağı destanını okumuş olanlar bileceklerdir ki, Flint Fireforge kahramanları bir araya getiren, hepsinin hayatında eksik olan bir parçayı tamamlayan, onları kendi -olmayan- çocukları gibi gören ihtiyar cücedir. Flint’in hayatına kısaca değineceğim; büyükbabası Reghar Fireforge, kendi toplumları olan Tepe Cüceleri arasında önemli bir liderdir. Reghar, “Dwarfgate Savaşı” olarak bilinen Tepe Cüceleri ile, akrabaları olan Dağ Cüceleri ile yapılan trajik savaşta, binlerce kurban gibi ölmüştür. Ailesinde Flint’in sonunu hazırlayan kalp hastalığı, Flint’in büyük amcasının da erken ölümüne yol açmıştır. Savaştan kısa süre sonra, Dağ Cüceleri’nin Thorbardin’in kapılarını dünyanın geri kalanına kapatması ile Flint’in kendi kaderini çizmek için halkından ayrılması aynı zamana denk gelir.

Devamını Oku »

Sturm Brightblade Anısına

Kış Gecesi Ejderhaları‘nı okuyanlar (Ejderha Mızrağı Üçlemesi 2. Kitap) serinin birinci kitabından beri melankolik bir onuru ve imkansız idealleri ile okuyucunun dikkatini çekmiş olan Solanmiya Şövalyesi Sturm Brightblade’i hatırlarlar. Sturm tanrıların bile ellerini çekmiş olduğu yalanların ve yalancıların dünyasında onuru için yaşamakta olan ve iradesi hayatı gibi dünyadaki sefaletin bir parçası olmaktan ileri bir şeyler yapmaya çalışan “sözü onuru,onuru ise yaşamı” olan benzerlerine gerçek hayatta değil ancak iyi yazarların romantik dünyalarında rastlayabileceğimiz ve benim açımdan ölümü tüm serinin en hüzünlü olayı olan Solamniya Şövalyesi idi. Belki aranızdan kitabı okumuş olanlarınız da Sturm’un ölümü ve Qualinesti Prensesi Laurana’nın cenazesinde yaptığı konuşma ile benim gibi hüzünlenmiştir.

Devamını Oku »

Dark Elfler ya da Drowlar

Forgotten Realms’ın göz bebekleri:Dark Elfler ya da Drowlar: Dark elf deyince çoğunuzun aklına kötü elfler yada kara elfler gelebilir. Aslında da öyledir. Çoğu AD&D ve D&D oyuncusunun yanlış bildiği gibi Drow yani kara teni ve kızmızı gözlü dark efler sadace Forgotten Realms’a hastır. Bunun nedeninden önce Drow kelimesinin aslından bahsetmek istiyorum. Trow (Drow)lar Shetland adasındadır ve İskandinav Troller’le akraba sayılmaktadır. Aynı İskandinav akrabaları gibi onlarda güneşten nefret ederler çünkü bu onları taşa döndürmektedir. Halk arasında İskandinavya’da yaygın olan bir söz ise yaramaz çocuklarına annelerinin “Trowlar alsın götürsün seni!” tabiridir.

Devamını Oku »

Ankara ve TSR

Ülkemize R.P.G. yada daha yaygın bir deyişle F.R.P. ilk olarak TSR’nin (Tactical Strategies Research inc.) AD&D’si (Advanced Dungeons and Dragons) ile girdi. Bu sistemi oyuncular masa üstü oyunlarla değil SSI’ın ortaklığı ile çıkardığı bilgisayar oyunlarıydı. Bu oyunlar aslen F.R.P. ye sadece isim olarak benziyordu, bunun nedeni ise sadece canavar kesmek ve zindanlarda kaybolmakla sınırlıydı. Tabi konu AD&D ise içinde “D” yani Dungeon (Zindan) olacaktı. Bu oyunlarla F.R.P.’nin özü sayılabilen Zindan ve Hazine unsurunu oyuncular yerleştirdi. Bu sistemi merak edenler o efsanevi T.S.R.’dan posta ile kitap ve zar almaya başladılar. Ankara’da bunu düzenli bir hale getiren insanlar bile vardı. Hatta hiç unutmam ilk zar setimi ODTÜ de okuyan ve daha sonraları Ankara’nın ilk Hobby Shop’u (Dragon’s Keep) açanlardan almıştım. Bu Hobby Shop 1996 yılının Haziran ayında Kumrular Sokak’ta bir iş hanında açılmıştı. Sadece kurbanı eksikti açılışın o zamanlar bir azınlık olan R.P.G. yada o günkü popüler yaklaşımı ile F.R.P. ile ilgilenen her 10 kişiden 9’u oradaydı.

Devamını Oku »