Anasayfa » İncelemeler » Tanrılar Yardım İster Mi?: Philip K. Dick – Galaktik Çömlek Tamircisi İncelemesi

Tanrılar Yardım İster Mi?: Philip K. Dick – Galaktik Çömlek Tamircisi İncelemesi

Bilimkurgu romanlarını incelemeyi, “gerçekçi” türde bir roman incelemekten her zaman için daha zor bulurum zira romanın edebi, sanatlı akışının içine yerleştirilmiş, hem bu anlatımla birlikte hem de ondan ayrı olarak ele almanız gereken bir “bilimsel kurgu” yeri geldiğinde işleri karıştırabiliyor.

Bu bilimsel kurguyu, edebi anlatım çerçevesinde değerlendirebilmek için değerlendirmeyi yapacak kişide belli bir altyapının gerekliliği tartışılmaz ki ben de sürekli bu eleştirel bakış açısını uyanık tutarak kitap okumaya çalıştığım zamanlarda bir süre sonra kendimi, anlatım ile savaşıyor gibi hissediyorum.

Neyse ki Philip K. Dick gibi usta kalemlerin yazdıklarını okurken böyle bir savaşa girmeye gerek kalmıyor. Hatta siz kendinizi hikayeye kaptırmışken bizzar yazar tarafından dürtülüyorsunuz; “Bak burada ne demek istiyorum, biraz kafa yor istersen,” diye. Siz sürükleyici bir hikaye okumaktan başka bir şey yapmadığınızı sanarken yazar, fikirlerin tohumlarını zihninize çoktan serpmiş oluyor. Kitabın kapağını kapattığınızda da fark ediyorsunuz ki tohumlar çoktan filizlenmiş, hasadı bekliyorlar. Hele de bu fikirler, marjinaller içinde bir marjinal Philip K. Dick’e aitse.

Kitabın Konusu

Alfa Yayınları tarafından dilimize ilk defa kazandırılan Galaktik Çömlek Tamircisi’nde kahramanımız, 2046 yılının distopik Amerika Birleşik Devletleri’nde, bir çömlek tamircisi olarak çalışan Joe Fernwright isimli bir çömlek tamircisidir. Ne var ki plastiğin hükmettiği ve bozuk olanın çöpü boyladığı gelecekte kimsenin, Joe’nun zanaatına ihtiyacı kalmamıştır ve elinde boş zamandan başka bir şey olmayan Joe günlerini, oyun oynayarak tüketmektedir. Ta ki Glimmung adında gizemli bir figürden, yardımına ihtiyacı olduğunu belirten bir mesaj alana kadar.

İşler de işte bu mesajın gelmesi ile karışmaya başlar. Glimmung kimdir? Bir tanrı mı? Genç bir kız mı? Bir uzaylı mı yoksa bir jiroskop mu? En önemlisi de Joe ona yardım etmeli midir?

Üstad Yine Döktürmüş Mü?

Bu soruyu cevaplarken ilk olarak kitabın geneline hakim anlatımı ele alalım. Philip K. Dick’in, her zamanki gibi aklını kurcalayan sorular olduğu bariz. Hikayede ilerlediğiniz müddetçe karşınıza etrafa saçılmış pek çok soru çıkıyor ve siz de bu soruları, bitişe kadar götürüyorsunuz. Ne var ki bitişe vardığınızda bu soruların büyük bir çoğunluğu yanıt bulmuyor. Burada PKD, pek de kendisinden beklemediğimiz bir hareketle sorduğu soruların ucunu açık bırakıyor. Bilimkurgu okurken büyük ölçüde beklentimiz, sorulan sorulara bir cevap ve sunulan sorunlara bir çözüm gösterilmesi olsa da Galaktik Çömlek Tamircisi’nde açık uçları kapatmak, okuyucuya düşüyor. Bu noktada buram buram bilimkurgu isteyen okuyucular bir nebze hayal kırıklığına uğrayabilir zira kitapta yazarın, deyim yerindeyse bir beyin fırtınası sonucu insana ve insan yaşamına dair olası modlar üzerine yazdığı bir hikayeyi okumaktan ziyade fırtına içinde kaybolmuş biriyle birlikte yolumuzu bulmaya çalışıyormuşuz hissiyatı daha ağır. 

Buradan anlatımın dağınık ya da baştan savma olduğu anlamı çıkmasın. Galaktik Çömlek Tamircisi’nde de PKD, hikayesini anlatırken alışkın olduğumuz formülünden şaşmıyor. Sadece bu sefer okuyucunun elinden tutmak gibi bir gayesi olmadığı ortada. Kendisinin aklını kurcalayan soruların bizim de kafamızı karıştırmasından çekinmemiş. 

Bu açık uçluluğun okuma deneyimini iyi mi yoksa kötü mü kıldığını belirtmenin ise bana düştüğünü düşünmüyorum çünkü okurun, kitaptan ne beklediğine göre değişecek bir cevap bu. Şahsi olarak bu durumdan keyif aldığımı söyleyebilirim zira genellikle karşılaştığımız kör göze parmak doğrular ve yanlışlardan kurtulmuş olmak, kendi kendimize karar verebilmek benim için tatmin ediciydi. Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi bu roman, derin bir felsefi soruşturma mı yoksa bir deli saçması mı? Vereceğiniz cevap size kalmış.

Daha teknik detaylara bakarak devam edelim. Joe Fernwright, her PKD romanında görmeye alışkın olduğumuz karakter tipi: Kendinden çok daha büyük güçlerin çekişmesi içine çekilmiş sıradan bir adam. Bu tanıdık baş karakter ile birlikte, yine tanıdık bir hikaye içinde ilerliyorsunuz. Tanrısal figürlerin bile suistimal edilebilecek zaaflara sahip olmaları, ortak bilinç, insanın sosyal doğası gibi tanıdık PKD temaları, yazarın kendine has bilimkurgu anlatımı ile birleşiyor. PKD okurları bu bileşenleri kolaylıkla tanıyabilecek olsalar da işlendikleri bağlam neticesiyle ortaya alışkın olmadığımız bir hikaye çıkıyor. Politik, psikolojik ve dini bağlamlarda sorgulardan kaçınmayan PKD, Galaktik Çömlek Tamircisi’nde bakışını, zihnin kendisine çeviriyor. 

Tamam da Kitabın Özü Nedir?

Kitabın özünde Philip K. Dick’in, kendi yazarlığının ve bilimkurgunun sınırsızlığından faydalanması yatıyor. Sayfanın üzerine aklına gelen soruları akıtıyor, mantıklı olanı tepetaklak ediyor ve aşina olduklarımızı, Joe’nun içine kapıldığı karmaşanın içine sürükleyerek okuyucuya, sonsuz evrende kendi sınırlı varlığının anlamını ve önemini sorgulatıyor. Hatta Dick’in bu kitaptaki tekniği için bilinç akışını andırıyor bile diyebiliriz – bi bilimkurgu esere uygulanabileceği ölçüde elbette. Kitabın açılışını yapan D.H. Lawrence dizelerinden bile bizleri daha soyut, daha içsel bir maceranın beklediği belli oluyor.

Ezcümle

Bitirirken değinmem gereken bir nokta da kitabın çevirmeni Murat Karlıdağ’ın gerçekten başarılı bir iş çıkarmış olduğu. Bilimkurgu çevirilerinde sık sık karşılaştığımız Türkçe için anlaşılmaz cümle yapıları, ne anlama geldiği kestirilemeyen terimler ve çeviri kokan anlatım bu kitapta yok. Ayrıca Alfa Yayınları’nı tebrik etmek istediğim bir nokta da editoryal cephede de kaliteden ödün vermemiş olmaları. Bilimkurgu ve hatta fantastik edebiyat basımında görmek istediğimiz kaliteye örnek olabilecek bir seviyede Galaktik Çömlek Tamircisi. 

Temel romanlarına kıyasla detayların daha silik, anlatımın daha hafif olduğu bu Philip K. Dick romanı, bilimkurgu edebiyatının derinliklerine inmek isteyenler için güzel bir okuma deneyimi vaadediyor. Androidlerle elektrikli koyunları düşledim, yüksek şatonun tepesine çıktım diyorsanız, Galaktik Çömlek Tamircisi’ni okuma listenize eklemelisiniz.