Tuhaf Bir Kıvılcım kitabını derleyen Melisa Parlak ve Meltem Dağcı başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım. Kaliteli bir antoloji olmasının yanı sıra çok özgün bir fikir ile bir araya gelmiş bir sürü güzel isim var. Özellikle Fahrenheit 451 kitabıyla sevdiğim ve tanıdığım Ray Bradbury gerçekten çok hoş bir şekilde anılmış. Şimdi kısaca spoiler vermeden bütün hikâyelerden ufak ufak bahsedeceğim. Ateş, yangın ve kül sözcüklerini odağına alan öyküler farklı farklı türlerde ve konularda yazılmış.
1) Hattuşa Yangını – Özlem Ertan: Benim de bir süredir takip ettiğim ve güzel işlere imza atan Özlem Ertan’ı görmek güzeldi. İsimsiz bir kadının Hattuşa yangını sonrası hayatta kalma mücadelesini anlatıyor diyebilirim. Kadının iç dünyasına girip onun hissettiği şeyler hissettirmiş yazar. Ateşin hem yok edici hem de yaratıcı gücüne odaklanmış. Sonu özellikle güzeldi. Hititler hakkında bilginiz varsa daha çok seversiniz, bilmiyorsanız bazı isimler kafanızı karıştırabilir.
2) Evrenin Ortasındaki Fener – Selim Erdoğan: Sparta kelimesini görünce beni hemen içine çeken bir öykü oldu. Bir piroman veya kundakçının yolculuğunu takip ediyoruz. Yazarın hayal gücü yüksek; Sparta, Korint, Delfi vb. Yunan tarihi ve mitolojisinden elementleri distopik bir şekilde anlatması ilginçti. Sadece kafamda çok soru işaretleri oluştu ama cevap alamadan öykü bitti. Bazı yerlerin biraz daha açık olmasını tercih ederdim.

3) Isınan İskeletler – Meltem Dağcı: YBKY 2024 Seçkisinde birlikte yer aldığımız yazar ve aynı zamanda bu kitabın editörü Meltem Dağcı’dan okuduğum ilk eser oldu. Fakat kendisinin adını farklı farklı yerlerde duymuştum. Bu öyküde de ateşin yok edici gücünü görüyoruz. Anlatıcı küller yağan soğuk ve oldukça garip distopik bir dünyada yol alıyor. Dans eden iskeletleri görmek hem komik hem ilginçti. Sonu biraz çabuk geldi diye düşünüyorum. Yer betimlemesi güzeldi dünyanın içindeymiş gibi hissettirdi, nefesim daraldı.
4) Alevlerin İçinden – Anıl Şahal: Roket’te bir öyküsünü okuyarak tanıştığım ve uzun süredir desteklerini esirgemeyen sevgili yazar dostumun öyküsünü çok beğendim. Eşini bir yangında kaybeden adamın onu ateşler içinde görmeye devam etmesini anlatıyor. Ateş ile anıların sıcaklığını birleştirmesi ve trajik bir olayın da bir yönden pozitif bir etki bırakması güzeldi. Keyifle okudum.
5) İki Dünya Arasında – Didem Kazan Sol: Diğerlerine göre biraz daha kısa ama etkileyici bir öyküydü. Temasal olarak Özlem Ertan’ın öyküsünü anımsattı. İki farklı topluluk ve onların inançlarını, yaşam stillerini ve geleneklerini güzel şekilde anlatmış yazar. Kurban eskiden her toplumda vardı ama herkes farklı şekilde kurban veriyordu. Toprağın kan değil kül istemesi güzel bir fikirdi. Çabuk okunan iyi bir öykü.
6) Tüm Soslar Döküldü – Onur Selamet: Tuhaf Bir Kıvılcım ismini çok güzel temsil eden bir öykü olmuş. Okuduğum en ilginç öykülerdendi (sadece bu kitap değil genel) ve bunu iyi anlamda söylüyorum. Öncelikle çok alışık olmadığımız bir bakış açısından anlatılması bence öyküyü etkili kılmış. Makarna ve sos derken absürt bir konudan gitmesi ama bir şekilde sonunu güzel bağlaması iyiydi. Diğerlerine göre biraz daha uzun bir öykü. Postmodern hissettirdi.
7) Kibritçi Kadın – Melisa Parlak: Daha önce Avunma Mekanizması kitabını ve öykülerini okuduğum sevgili Melisa Parlak da çok iyi bir öykü yazmış. Herkesin bildiği Kibritçi Kız masalının yetişkin versiyonu gibi hissettirdi. Gerilim ve gizemin de bol olduğu bir öyküydü ve sonuna bayıldım.
8) Cinlerin Evi – Mehmet Berk Yaltırık: Daha önce birkaç öyküsünü okudum yazarın. Bu da isminden anlaşılacağı gibi yine korku türünde. Zaten kendisi korku/gerilim türü için önemli bir isim. Bir nevi hayalet öyküsü diyebilirim, anadoluda geçmesi de güzeldi. Tek sorunum yangın, ateş, kül temasına pek uymuyor olmasıydı. Sadece en sonda biraz bahsedilmiş onun dışında o kısma pek değinilmemiş. Bundan bağımsız olarak iyi bir öykü.
9) Umay Ana – Meltem Vatan Demirci: Diğerlerine göre biraz daha kısa olan ama çok etkili bir öyküydü. Yazar Türk mitolojisini daha modern bir şekilde işlemiş diyebilirim. Üzücü ama sonundan dolayı umut da doluydu. Oldukça hoşuma gitti.
10) Ateş Bizi Çağırıyor – Ruhşen Doğan Nar: Sevgili yazar dostum ve Roket’in editörü Ruhşen yine çok iyi bir öykü yazmış. Trajikomik diyebileceğim ve ateş temasının başarılı şekilde işlendiği bir bilimkurgu öyküsü bu. Zaten yazar mizah ve bilimkurguyu çok iyi harmanlıyor, burada da onu başarmış. Gülümseten yerler oldu, birkaç kısım Değiştirilmiş Karbon’u da hatırlattı.
11) Karanlık Köşedeki Masa – Sibel Bozkurt: Daha önce bir öyküsünü okumuştum yazarın ve birkaç seçkide de birlikte bulunduk. Özellikle çizimleriyle bu tür için çabalayan birisi. Ateş ve yangını bir araç gibi kullanıp özgün bir korku öyküsü yazmış. Bir barda sürekli aynı köşede oturup içen adamdan başlıyoruz ve olay farklı yerlere evriliyor. Okuması keyifliydi.
12) Ateşleme Arızası – Aslıhan Kocabal: Öykünün başlarında tahmin ettiğim şeyin gerçekten doğru çıkmasına sevindim ve bir nevi ne olacağını bilsem de okumaya devam ettim. Mizahi bir tonla yazılmış fantastik/bilimkurgu bir öykü olmuş. Baştan sona keyifle okudum, Aslıhan Kocabal’ın yetenekli olduğunu da birçok kişi bilir zaten.
13) Eurydice’nin Gölgesi – Emre Bozkuş: Ruhşen gibi Emre ile de bir süredir dostluğumuz devam ediyor. ORM dergisi için de birçok kez farklı konularda konuşmuştuk. Bu öyküde de başlığıyla ilgimi çekti. Mitolojik/tarihi bir öykü olmuş ve ateş temasını güzel işlemiş. Severek okudum.
14) Böceklerin Tanrısı – Selin Arapkirli: Güzel başlayıp biten bir öykü oldu. Antoloji’de en hayal gücümü zorlayan öykülerdendi. Böceklerin tanrılaştığı insanların da böcekleştiği bir distopya var diyebiliriz. Ateş ve yangın temasının biraz arka planda kaldığını fark etsem de iyi bir öyküydü.
Bütün öykülerin kendisine özgü yanları vardı bu yüzden hepsinde beğendiğim yerler var, kötü diyebileceğim bir öykü yok sadece bazıları bana hem okur hem de yazar olarak daha iyi hitap ediyordu. Bu yüzden Tuhaf Bir Kıvılcım kitabındaki 14 öyküden özellikle kafamda yer edinenler şunlar oldu: Kibritçi Kadın-Melisa Parlak / Ateş Bizi Çağırıyor-Ruhşen Doğan Nar / Ateşleme Arızası-Aslıhan Kocabal. Emeği geçen herkesi tebrik ederim, muazzam bir antoloji olmuş.





