Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Ray Bradbury’nin Fantastik Hikayeleri – Sonbahar Ülkesi İncelemesi

Ray Bradbury’nin Fantastik Hikayeleri – Sonbahar Ülkesi İncelemesi

sonbahar-ulkesi-banner

“Bütün günler ölüme gider, son gün varır.”

Ray Bradbury, Isaac Asimov, H.G. Wells gibi yazarların eserlerinin kurgudan ibaret olmadığı oldukça bariz bir gerçek. Eserlerinde felsefi ve sosyolojik içeriklere, bilimsel anekdotlara yer veren yazarların nasıl 21. Yüzyılda okunmaya devam ettiği sizlerin de aklına gelmiş olmalı. Kabul etmek gerekir ki yıllar geçtikçe kitap okurları daha basit eserlerle, sinefiller ise altmetni bulunmayan filmlerle vakit geçirmeye başladılar.

Yukarıda saydığım yazarların “hayatta kalabilmesini” ise tek bir nedene bağlıyorum: hiçbir şeye bağlı kalmadan korku, distopya, fantazi, bilimkurgu gibi türlerde eser yazabilme yeteneği.

Edebiyat tarihine şöyle bir göz gezdirdiğinizde fark edeceksinizdir ki hiçbir büyük yazar tek bir tür ile yetinmemiştir; büyüklü küçüklü pek çok işe imza atmıştır. Bu bağlamda da bilimkurgu hikayeleriyle önplana çıkan Ray Bradbury’in Edgar Allan Poe tarzı karanlık öykülerini içeren eseri Sonbahar Ülkesi, yazarın çokyönlülüğünü ortaya koyabilmiş bir eser.

“Birazcık su, bıçak, kibrit bile yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide fark yaratabilir.”

sonbahar-ulkesi-kapakDünya üzerindeki bütün canlıların ortak noktasıdır ölüm. Edebiyat için de yaşamdaki gibi önplandadır. Pek çok yazar eserlerini ölümle bitirmeyi, eserine ölüm temasını vermeyi uygun görmüştür. İster istemez bu bağlamda aklımıza Shakespeare,Turgenyev, Tolstoy, Edgar Allan Poe gibi yazarlar geliyor. Bradbury ise Sonbahar Ülkesi’nde bambaşka bir işe imza atarak bir ‘’ölüm antolojisi’’ topluyor. Kitabındaki tüm hikayelere ya ölümle son veriyor ya da ölümle başlatıyor.

“Gizemler, yanıtları en çok aradığımız yerde boldur.”

Sonbahar Ülkesi’ndeki hikayelere baktığımızda Bradbury’nin diğer eserlerini hatırlatan pek ayrıntı bulmak mümkün: Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana (Something Wicked This Way Comes) adlı eserinin otobiyografik özellikler taşıdığını belirtir Bradbury – Bradbury gibi yaşamının çok büyük kısmını kütüphanelerde geçirmiş birisi için William Shakespeare’in ne ifade edebileceğini tahmin edebilirsiniz. Söz konusu eserin başlığının Shakespeare’in Macbeth adlı eserindeki cadıların şiirinden alındığını belirtmekte fayda var. – İki çocuğun şehirlerine gelen sirkteki tuhaflığı fark etmeleriyle başlayan serüven aynı zamanda Bradbury’nin ünlü karakterlerinden Resimli Adam ile 2. Karşılaşımız olma özelliğini de taşır. Amerikan banliyö çocuğu olarak büyüyen Bradbury’nin de hayatında sirklerin önemli bir yeri olduğunu tahmin edebilirsiniz. Sonbahar Ülkesi’ne baktığımızda da ucubeler ile, kaba insanlarla ve şefkatlı kurtarıcılarla dolu sirkler görmek mümkün.

“Delilik görecelidir. O, kimin kimi hangi kafese tıktığına bağlıdır.”

Fahrenheit 451’in baş karakteri Guy Montag’ı aratmayan karakterlere sahip bir eser olduğunu söyleyebiliriz Sonbahar Ülkesi’nin. Şüphelerine, düşüncelerine son veremeyen ve bu sebeple de hayatını işkenceye çeviren karakterlere rastlamak mümkün. Kitapla ilgili en güzel ayrıntılardan birisiyse içerdiği öykülerin çeşitliliği. Her gün sirke gidip boyu uzun gösteren aynaya bakıp mutlu olan cüceden, iskeletiyle sorun yaşayan bir yetişkine ve hepsinin ardından Henri Matisse gibi bir sanatçıya ulaşabilen bir eser Sonbahar Ülkesi.

“Bira entelektüeldir. O kadar aptalın bira içmesi ne kadar yazık.”

Ray Douglas Bradbury’nin üslubu doğrultusunda ilerleyen bir eser Sonbahar Ülkesi. Edgar Allan Poe tarzı öyküleriyle bir bilimkurgu ustasının diğer türlerdeki ustalığını da ortaya koymakta. İnsanın ruhunu donduran öykülere sahip bu eser, hayallerinizde sıkça yer edinecek.

Sonbahar Ülkesi

Yazar: Ray Bradbury
Çeviri: Mehmet Moralı
406 Sayfa
İthaki Yayınları

YASTAYIZ!
İstanbul'da Kara Hafta