İncelemeler

Adalet Değil, İntikam! – The Crow: Gece Yarısı Efsaneleri İncelemesi

The Crow: Gece Yarısı Efsaneleri, intikam peşine düşen yeni ruhların hikayelerini anlatıyor. Eric Draven’ın yaratıcısı James O’Barr‘ın yazdığı ciltle başlayan çizgi roman serisi 1994 filminin sonrasında geçiyor.

The Crow: Gece Yarısı Efsaneleri çizgi romanlarının ilk dört cildini Presstij dilimize kazandırdı. Bunların hiçbirinde ana karakter Eric Draven değil. Zira kargaların ziyaret edebileceği, intikama susamış tek ruh o değil.

Serinin ilk cildi Ölüler Zamanı. Dört sayıdan oluşan bu hikayenin yazarı The Crow’un yaratıcısı James O’Barr. Yazar bu hikayeyi, Brandon Lee’nin başrolde olduğu 1994 filminin ardından yazıyor. Yani aslında yeni bir film için fikirlerini çizgi roman haline getiriyor. Ana karakteri de değiştiriyor. Bu kez karga, Joshua adlı bir Kızılderili’ye intikamını alması için yardım ediyor.

Takip eden ciltlerde hem yazarlar ve çizerler, hem de ana karakterler değişiyor. Ancak ölüleri intikamlarını alması için uyandıran karga, her hikayede ve kapakta kendine yer buluyor.

Serinin aslında altı cildi var. Fakat Presstij yalnızca ilk dört cildi çevirmiş. Hepsi farklı hikaye anlattığı için bu durumda yarım kalan bir hikaye olmuyor. Aynı sebepten, bu yazıda her cildi ayrı ayrı inceleyeceğiz. Böylece ilginizi çekenleri aralarından seçip alabilirsiniz.

İthaki’nin de The Crow’u 2022 yılı yayın programına dahil ettiğini de heyecanla duyurmuştuk. İthaki, James O’Barr’ın Eric Draven’ın hikayesini anlattığı orijinal hikayeyi dilimize kazandıracak. Henüz çevirilerini yayımlamadılar. Presstij‘in The Crow: Gece Yarısı Efsaneleri ise orijinal hikayeden sonra yazılan hikayeleri içeriyor. Serinin dört cildi de raflardaki yerini çoktan aldı.

Cilt 1: Ölüler Zamanı

Bu cildin hikayesini James O’Barr yazıyor. Çizimleri de orijinal çizgi romanların tarzını korumaya çalışan Alexander Maleev yapmış.

Ölüler Zamanı’nda ana karakterimiz Joshua adlı bir Kızılderili. Zaten Eric Draven’ın hikayesinde de kargaların güçlerinin kökeninin Kızılderili ritüelleri olabileceği geçiyordu. Bu hikayede de Joshua’yı intikamını alabilmek için kendi atalarına yakarırken görüyoruz. Çünkü çok sevdiği eşi, bir Kızılderili ile birlikte olmayı kabul eden beyaz bir kadın olduğu için bir kovboy çetesi tarafından önce tecavüze uğrayıp sonra öldürülüyor. Bu olurken küçük oğulları da Joshua’nın gözleri önünde katlediliyor.

Joshua tüm bunları seyretmek zorunda kalıyor. Çünkü evine dönüp bu saldırıyı gördüğünde onun üzerine çullanıyorlar. Ardından da Joshua’nın tüm vücudunu dikenli tellerle sarıyorlar ki itiraz edip debelendikçe teller vücudunu kesip ona işkence etsin.

Böyle bir vahşetin yarattığı intikam açlığı tek seferde dinebilecek bir şey değil. Joshua, ona bunu yaşatan pisliklerin acılar içinde tekrar tekrar ölmelerini istiyor. O yüzden onların ruhları reenkarne olup yeni hayatlarına başladıkça Joshua da ölümden dönüp onlara musallat olmaya devam ediyor.

James O’Barr’ın intikama susamış karanlık karakteri bu ciltte de tüylerimizi diken diken ediyor. Şahsen benim favorim bu cilt oldu.

Cilt 2: Et ve Kan

Bu ciltte de ana karakterimiz ilk kez bir kadın. Iris işini dürüstlükle yapan bir polis memuru. Tam da bu yüzden bir çetenin hedefi haline geliyor. Çetenin bu günahı belki yanlarına kâr kalırdı. Ancak Iris kendi ölümüne kolayca göz yumamıyor. Çünkü o göz yumarsa karnında ölen çocuğunun intikamını kim alacak? Henüz kimseye çocuktan bahsetmemişti. Onu dünyaya getirmek istediğinden bile emin değildi.

Çetenin Iris’i öldürmek için seçtiği yöntem o kadar kaba ki, hamilelik izleriyle birlikte tüm vücudu yok olup gitti. O saatte hasbelkader Iris’le aynı binayı paylaşan masum insanlarla birlikte.

Adaleti sağlamak Iris’in işiydi, hayatıydı. Ölüm onun suçluları avlamasına engel olacak değil. Ancak ölmek de insanı değiştiriyor. Adalet artık ona hafif geliyor, o intikam istiyor.

Ben ana karakterin sevgilisinin intikamını alan erkekten kendi intikamını almak isteyen kadına geçmesi fikrini beğendim. James Vance’in yazdığı hikayenin akışı da James O’Barr’ın hikayelerine benziyordu.

Cilt 3: Vahşi Adalet

Vahşi Adalet bize tipik başlayıp farklı devam eden bir hikaye sunuyor. Burada ana karakterimiz Korby, sırılsıklam aşık olduğu eşiyle balayına giderken öldürülüyor. Hem de arabasını çalmak isteyen bir yeni yetme tarafından. Aslında her şey çok hızlı gerçekleşiyor ve Korby ölürken öfkeden ziyade hüzün ve şaşkınlık duyuyor.

Bu yüzden karga onun gözlerini yeniden açtığında kafası karışık. Ayrıca karganın ondan beklediği intikam ateşine de sahip değil. Yine de Korby intikam istemesi gerektiğini biliyor. Yani böyle bir durumda insan intikam ister, öyle değil mi? Bu yüzden intikam alma görevini adeta sorumluluk bilinciyle kabul ediyor.

Bu ciltte The Crow hikayesinden üç önemli sapma oluyor:

  • Ana karakterimiz intikam ateşiyle yanıp tutuşmuyor.
  • Karga çok daha laubali, neredeyse komik bir karakter olarak resmediliyor.
  • Karga, insanları ölümden döndürebilmesinin arkasındaki mitolojik güçleri açıklıyor. Ancak bunların önceki ciltlerin aksine Kızılderili kültürüyle bir bağlantısı yok. Yunan mitolojisine dayandığını söylüyor.

Ben Vahşi Adalet’i de beğendim. Çünkü aşağıda alıntıladığım gibi güzel anlatım sahneleri var. Ancak mitolojiyi ve kargaları değiştirmeleri pek de hoşuma gitmedi. Yine de karakterin kızgından ziyade üzgün olduğu ve katilin de pişman olduğu bir hikaye fikrini güzel buldum.

Efsanelerle trajediler arasında bir fark vardır. Efsanelerde iyi ile kötü ayrımı kesindir. Kötü, iyi olanı öldürür ama sonra iyi olan dirilir ve yanlış giden her şeyi düzeltir. Ayrıca efsaneler iyi ile kötü arasındaki mücadele bittikten sonra anlatılır. Trajedide ise böyle bariz ayrımlar bulunmaz. Trajik karakterler ne iyidir ne de kötü. Trajik olan mücadelenin ta kendisidir.

Cilt 4: Uyandıran Kabuslar

Bu ciltte de ana karakterimiz yine bir polis memuru. Mark, Çin mahallesi’nde halkın güvendiği tek New York polisi. O yüzden kaybolan çocuklarını bulması için ondan yardım istiyorlar. Mark, bu işe girmemesi gerektiğini biliyor. Zira bu işin arkasında köklü bir çocuk ticareti ve porno endüstrisi var. Dolayısıyla bu sisteme bulaştığında onları koruyan çok güçlü kişilerin dikkatini çekecek.

Mark bu riski, o çocukları kurtarmak adına almıştı. Zira riski tek başına göğüsleyeceğini sanıyordu. Ancak onun gözleri oyulurken çocukları annelerinin ölümünü izlemeye devam ediyordu. Mark, aldığı riskin ailesini etkileyeceğini öngöremediği için bir salak olduğunu düşünerek öldü.

Karga onu ölümden döndürdüğünde de intikamını ikinci plana atarak küçük kızlarının yardımına koşmak istiyor. Zira onları kaçıran grubun ellerinde başlarına neler geleceğini biliyor. Ancak karga intikam alevinin yerini endişeye bırakmasından memnun değil. Mark’ı yalnızca ve yalnızca intikam hırsıyla hareket etmesi gerektiği konusunda uyarıyor. “Sonu çok kötü olur” diye de ekliyor.

Bu cilt, dördü arasından benim gözdem olmaya en uzak olandı. Zira karga gibi ben de okur olarak memnun değildim olayların intikam hikayesinden tamamen sapmasından. Burada intikam aşkıyla mezarından kalkmış bir yaratığın değil, endişeli bir babanın hikayesini okuyoruz. Bu da The Crow’un temasından hayli uzaklaşıyor.

(İkinci ciltten)

Son Olarak

Presstij’in henüz çevirmediği beşinci ciltte yine Eric Draven’ın hikayesine dönüş yapmışlar. Ayrıca bu ciltlerde karganın ölümden döndürdüğü karakterlerin kargaya dönüşebilme yeteneği kazandığını da öğrendim.

Umarım seriyi çevirmeye devam ederler. Zira ben The Crow: Gece Yarısı Efsaneleri ciltlerini keyifle okudum. İlk cilt zaten bir harikaydı.

Sizin bu hikayelerden en çok hangisi ilginizi çekti? Ciltlerdeki farklı yorumlardan ve değişik fikirlerden en çok hangisi size çekici geldi? Fikirlerinizi bizimle paylaşın!

The Crow hakkında daha fazla yazı okumak isterseniz James O’Barr’ı The Crow’u yaratmaya iten trajik olayları bu yazımızda özetlemiştik. Eric Draven’ın hikayesinin başrolünde Bill Skarsgard ile yeniden ekranlara geleceğinin haberini de kısa süre önce vermiştik. O haberimize buradan göz atabilirsiniz.

Çizgi roman konusunda iştahınızı açtıysak Presstij’in diğer çizgi romanlarını incelediğimiz yazılara da buradan ulaşabilirsiniz.

YouTube player

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Die: Oyun Yöneticisinin Attığı Zardan Korkmakta Haklısın - Die Çizgi Romanı İncelemesi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.