Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Assassin’s Creed Black Flag: Hazine, Rom ve Açık Denizler!

Assassin’s Creed Black Flag: Hazine, Rom ve Açık Denizler!

Assassins creed Black Flag banner

Ubisoft’un “Hayranlar istedikçe yeni oyun gelecek” açıklamasından sonra gelen Assassin’s Creed Black Flag, serinin ortasına bomba gibi bir iniş yaptı. Bağımsız hikayesiyle dikkat çeken oyunun oyuncu tatmini ise beklentiler yönünde oldukça değişiklik gösterebiliyor.

İncelemeye başlamadan önce oyunu bilgisayar üzerinde oynadığımı belirtmek istiyorum zira bazı eleştirilerim olacak bu platform üzerindeki versiyonuna.

Assassin’s Creed® IV Black Flag™2013-11-29-15-17-9Öncelikle oyun oldukça heyecanlı ve aksiyonlu diyebilirim. İnsanı bıktıracak kadar çok gemi aksiyonu var oyunda, denizlere doyacaksınız emin olun fakat isminin “Black Flag” hakkını oldukça veren bu oyun ne yazık ki gözümde “Assassin’s Creed” olarak sınıfta kaldı. Oyundan zevk alabilmek için bunun bir Assassin’s Creed oyunu değil de içinde Assassin’leri ve Templar’ları barındıran bir korsan oyunu olduğunu kabullenmek gerektiğine inanıyorum. Baş karakterin gelişi, amacı, ilerleyişi kesinlikle kabul edemeyeceğim şekildeydi çünkü. Bu noktada özellikle sinirlendiğimi de söylemek istiyorum çünkü bir korsan oyunu oynamak istersem, bir korsan oyunu oynarım. Bu noktada kişisel fikirler değişiklik gösterebilir tabii, sonuçta oyunun tamamını oynadım ama bir korsan oyunu olarak oynadım.

Oyun daha öncede yaptıkları gibi multiplayer özelliğini de desteklediği için, hikayesini olmasa bile bu özelliğini seveceğinizi düşünüyorum. Karakter tasarımlarını özellikle sevdim, korsan teması aslında çok hoşuma giden bir temadır ve bu tema üzerinden bazı çok klişeleşmiş karakterleri yaratmış olsalar da özellikle kadın karakterleri beğendiğimi söyleyebilirim. Black Flag multiplayer ile ayrıca oyunda kendi modlarınızı da kurmanıza olanak sağlıyor ki olayın en eğlenceli kısmı da bu olmuş bence.

assassins_creed_4_black_flagOyunun kötü taraflarını yaza yaza bitiremedim fakat hemen hemen her oyunu oynayabildiğim “ortalama” erkan kartımla ara sahneleri izlerken senkron sorunu yaşadım. Oyunu oynarken hiçbir şekilde zorlanmayan bilgisayar sahnelerde konuşmayı bir türlü görüntüye oturtamadı. Beni inanılmaz rahatsız etti açıkçası. Ubisoft’un bilgisayar kullanıcısına bakış açısı da oldukça tartışıldı. Özellikle optimizasyon konusunda sıkıntı yaşayan kullanıcılar için bir şey yapamayacağını söyleyen Ubisoft birazcık can sıktı. Yani çok iyi bir ekran kartınız yoksa, evinizde de bir playstationınız varsa oyunu o platformda tercih ederek daha çok verim alabilirsiniz.

Oyun ile ilgili en çok yararlandığım şey ise Ubisoft’un çıkarttığı uygulama oldu. Android ve iOS sistemlerinde deneyimleme şansı bulduğum uygulama oyun boyunca sizin ilerleyişinizi kaydediyor uplay’e bağlanarak. Oyun içerisinde ne kadar ilerlediğinizden, oyun boyunca söylenen korsan şarkılarına, oyunda gösterilen ekstra her içeriğe, karakter sayfasına kadar pek çok şey barındıran uygulama inanılmaz faydalı olmuş. Uygulama içinde de gemi atraksiyonlarına girebiliyor ayrıca rotanızı inceleyebiliyorsunuz. Şarkıları dinleyebiliyor, size oyun içerisinde verilen dosyalara kolayca ulaşabiliyorsunuz. Oyunu oynarken kullanmanızı tavsiye ederim.

Arrr!

Yazının bundan sonraki kısmını tamamen “korsan oyunu” için yazıyorum, bu sebeple daha sevimli yorumlarda bulunabilirim sanırım.

assassins_creed_iv_black_flag_edward_conceptÖncelikle oyunun gemi kısımları yer yer bunaltsa da inanılmaz eğlenceli olmuş. Açık denizlerde dolaşmak, tayfanın sürekli şarkı söylemesi, yağmalanacak pek çok düşman gemisi, avlanacak köpek balıkları, bulunacak hazineler… Yani anlatmakla bitmez. Ayrıca süresi bakımından da oyunu oldukça uzatan bir özellik bu ki hap gibi oyunlardan sonra geniş geniş oynayabileceğiniz bir haritada keşfedilecek şeyler eminim sizi de heyecanlandıracaktır.

10’dan fazla şarkıyla size eşlik eden tayfanın enerjisiyle inanılmaz bir korsan olabiliyorsunuz, hatta yağmaladığınız gemilerin sayılarına göre korsan kralı bile olabilirsiniz! Çünkü gemileri yağmaladıkça zamanla aranan bir suçluya dönüşüyorsunuz.

Açık denizlerde boğulmakta olan denizcilerle, başıboş kargolarla ve daha önemlisi büyük deniz hayvanlarıyla karşılaşıyorsunuz. Burada ister avcılık yeteneklerinizi kullanırsınız ister görüntünün keyfini çıkartırsınız size kalmış. Ayrıca adalarda da hayvanları avlayabilir, avladığınız hayvanların derilerini yüzüp kıyafetinizi geliştirebilir, çeşitli silahlar da yapabilirsiniz.

Savaşlar ise oldukça hararetli diyebilirim. Gemiyi olabildiğince sık geliştirmek oldukça işe yarıyor açıkçası. Zaten biraz hantal olan gemi birden fazla düşmanla çevrelenince oldukça zor anlar yaşayabiliyor. Asla boyunuzu aşacak düşmanlar edinmeyin o yüzden. Savaşlar sırasında ise neredeyse kendimi Karayip Korsanları için yapılmış bir oyunda gibi hissettim diyebilirim. Hatta o ünlü melodisi kulağıma bile geldi! Bu olmalı mıydı bilmiyorum ama korsan temasında kaçınılmazdı sanırım.

Karayip Şeytanları!

Assassins-Creed-IV-Black-Flag-Gameplay-HD-WallpaperOyunun hikayesi beni her ne kadar mutsuz etse de bir yan hikaye olduğunun da bilincinde olarak oynayınca daha az sinirlenebiliyor insan sanırım. Üç ile beraber biten hikayenin yanında çerez gibi verilmiş “Bakın Assassin’lerin başına bunlar da geldi aslında” kurgusu beni tatmin etmedi.

Abstergo Entertainment’ın bir çalışanı olarak bir korsan olan Edward Kenway’in anılarına giriyoruz oyunda ve yeni yapılacak olan filmi olan Karayip Şeytanları (yani lütfen Karayip Korsanları hala aklınıza gelmiyor mu?) için bilgi topluyoruz.

Yanık tenli, sarışın, sürmeli korsanımız Edward Kenway’in bir anda kendini boyunu aşan bir karmaşanın içinde bulmasını anlatıyor hikaye çok düz bakacak olursak. Bir çiftçi olarak yaşamak istemeyen asi ruhlu Kenway korsan olup denizlere açılarak karısını etkileyip, hayatına zengin bir korsan olarak devam etmek istiyor. Gemisiyle yaptığı bir savaşta iki geminin de batmasıyla karaya yüzerek çıktığında az önce yok ettikleri gemiden kurtulan yaralı bir adamla karşılaşan Kenway, adamın üzerinde bir altın olmaması üzerine onu çok gitmek istediği Havana’ya götürmüyor. Daha sonra adamı öldüren Kenway adamın üstünü aradığında aslında birliğine ihanet etmiş bir süikastçi olduğunu ve Templar’lara bir anahtar götürdüğünü öğrendiği bir mektup buluyor ki mektupta adamın yüzünün tanınmadığı o kadar gözümüze sokulmuş ki hikayenin bundan sonrası zaten açık ve net görülüyor. Adamın kıyafetlerini giyen Kenway bir anda Assassin oluyor. Bir Assassin’in tüm güçlerine de sahip ayrıca. Tüm macera da bundan sonra başlıyor ve Kenway’e bu yolculuğunda yardımcı oluyoruz. Bir o tarafa bir bu tarafa koşuyoruz ve bol bol adam öldürüyoruz.

Hikaye boyunca istediğimiz tek şey altın, hazine, ödül… Öyle inanılmaz amaçlarımız, muhteşem etik maceralarımız yok yani. Küçük aydınlanmalara şahit oluyoruz oyun boyunca ama yine de… Oyunun sonu ise daha klişe olamazmış, Ubisoft özellikle böyle bir son hazırlamış sanırım. Kötü demiyorum ama çok tahmin edilebilir ve çok bayat bir son olmuş.

Oyun eğlenceli mi? Evet. Oynanabilir mi? Evet. Bir Assassin’s Creed oyunu mu? Hayır. Ama ne yalan söyleyeyim açık denizlerin kışkırtıcı çağrısına hayır demek de pek mümkün değil açıkçası.

Oyunu hemen Playstore üzerinden çok uygun fiyata satın alabilirsiniz.

Junk Head 1 - Karanlık, Korkunç ve Sevimli
Fallout 4'e Ait Gizli Kodlar Bitmek Bilmiyor!