Anasayfa » İncelemeler » Game of Thrones – A Telltale Game Series İncelemesi

Game of Thrones – A Telltale Game Series İncelemesi

Game of Thrones - Telltale Games banner

Uzun zamandır hiçbir oyunun yayınlanmasını böylesine büyük bir heyecanla beklememiştim sanırım. Game of Thrones macerasına diziyle başlayıp, ilk sezondan sonra her sezon arası o kadar süre bekleyemeyeceğimi kabullenip kitaplara yönelmiştim. Kitapların atmosferiyle seriye daha çok bağlandığımı söylersem yanlış olmaz sanırım. Sonrasında dizinin yayınlanan her bölümünde sinirlendim ama yüzsüzce izlemeye devam ettim. Çünkü artık iflah olmaz bir hayrandım ve evet her bölümü eleştire eleştire izlemeye devam edecektim.

Telltale Games’in oyunla ilgili ilk duyurusunda ise “İşte!” dedim “İşte serinin hakkını verecek bir iş çıkacak.” Daha önce başarısız olmuş Game of Thrones oyunlarından sonra bu işi kıvırsa kıvırsa Telltale kıvırırdı diye düşünüyordum. Açıkcası başarısız olmuş Game of Thrones oyunları dedim ancak sadece bir tanesini oynadım, diğerini ancak satış sayısıyla eleştirebilirim. Oynadığım RPG‘yi de beğenen az sayıda insandan biriydim sanırım. Bana göre o oyun çok güzeldi, hikayeye ayak uydurmak kolaydı ancak oyun eksikti. Tabii bunu o zaman tam olarak kavrayamamıştım ancak şimdi Telltale Games’in çıkardığı işten sonra o oyundaki eksikliği daha net görüyorum.

Oyunu bir de Monster Tulpar model bir bilgisayarda üst düzey grafiklerle oynadık. Oyun dizideki karakterlerin birebir yağlı boya tabloları gibiydi ve muhteşem bir görselliğe şahit olduk.

game of thrones
Kitap mı dizi mi?
Oyun çıkmadan önce ilk merak ettiğim şey oyunun kurgusunun neye göre hazırlanacağı oldu. Sonuçta dizi ve kitap belirli noktalarda ayrılıyor. Hiçbir uyarlamada olmadığı gibi Game of Thrones’da da bir istisna söz konusu değil yani. Benim gönlüm kitaptan yanaydı ve oyunun diziyi baz alacağını duyduğumda ilk hayal kırıklığımı yaşadım. Tabii bu hayal kırıklığı ilk bölümden sonra tamamen gereksiz bir ön yargı olduğunu gösterdi.

Game of Thrones’un oyunu diziyi baz alıyor. Dizinin üçüncü sezonunun sonundan başlayan oyun muhtemelen beşinci sezonun başında da bitecek. Diğer serilerden alıştığımız gibi 5 bölüm de değil üstelik. Telltale’in Game of Thrones’u 6 bölüm sürüyor. Oyunun içeriğine geçmeden önce hiç Telltale Games’in oyunlarını oynamamış olanlar için bu bölüm kavramını açıklamak ve oyun dinamiklerinden de bahsetmek istiyorum.

game of thrones
Tıpkı dizide olduğu gibi oyunda da bölümler yer alıyor. Sadece ilk bölümün yayınlandığı oyunun bu yazı dışında 5 farklı incelemesi daha olacak yani. Dizi gibi haftalık değil ancak hemen hemen her aya bir bölüm düşecek şekilde bir dağıtım olacağını tahmin ediyorum. Altıncı bölümün sonunda da sezon finali bizi bekliyor tabii. Oyun firmanın diğer oyunları gibi interaktif. Konuşmalarınız, seçimleriniz oyunun geleceğini, oyun içindeki insanların size davranışlarını etkiliyor anlayacağınız. Yani diziyi izlerken “Ben olsam şöyle yapardım” diyorsanız işte size fırsat! Ancak tabii dizinin ana karakterlerine müdahale etme gibi bir seçenek yok. Ayrıca oyunun tıpkı diğer oyunlarda olduğu gibi aksiyondan ziyade diyalog tabanlı olduğunu da belirtelim. Aksiyon sahneleri yok değil ancak özellikle aksiyon arayan oyuncuları tatmin etmeyecektir.

game of thrones
Dizi kontrolüm altında!
Oyunun belki de en güzel yanlarından biri yukarıda da basettiğim gibi dizideki karakterleri bize sık sık gösteriyor olması. Daha önce yapılan RPG’nin en büyük eksikliği buydu. Herkes Cersei’den bahsediyor, Joffrey konuşuluyor ama karakterler ortada yok! Bu oyunda öyle değil. Hepsi kanlı canlı burada. Cersei, Tyrion, Margaery ve Ramsay ilk gördüklerimiz. Daha da güzeli karakterlerin dizi oyuncuları tarafından seslendirilmesi! Sanki oyunu oynamıyorum da diziyi yönetiyorum. Böyle bir his uyandırıyor işte Telltale Games’in Game of Thrones’u.

game of thrones
Oyuna başlamadan önce sıkı takipte olduğum için bazı küçük detayları biliyordum. Yani kontrolünde olacağımız aileyi biraz da olsa tanıyordum ancak oyunu açında bir kez daha her şeyi bilemediğimin farkına vardım. Oyunun işleyişi tıpkı dizideki gibi. Kuzeyde bir karakteri yönetirken bir anda güneyde Kral Toprakları’nda başka bir karakteri yönlendirebiliyorsunuz. Bu açıdan çok güzel bir adaptasyon olmuş çünkü firmanın bir önceki iki oyununda tek bir karakteri yönlendiriyorduk oyun boyunca. Ancak şimdi 3-4 karakteri yönetebiliyoruz. Hikayeyi oldukça zenginleştiren bu detay aynı zamanda Game of Thrones evreninde büyük tehlikelere de işaret ediyor. Her an stratejik adımlar atmak gerekirken bazen oyunun atmosferiyle duygularınıza hakim olamayabiliyorsunuz.

Dizideki ana ailemiz Kuzey’li Forrester’lar. Ancak ana aile dediysem sakın sadece aileden olanları kontrol ettiğimizi sanmayın. Örneğin oyuna Forrester’ların yaveri ile başlıyor, onun gözünden ilerliyoruz. Bu noktada oyunun konusuna çok girmeyeceğim, yazının devamında uzun uzun yazmayı planlıyorum ancak spoilerdan kaçınan okuyucular için sadece ailemizi tanıtacağım.

game of thrones
Oyunun belki de beni hayal kırıklığına uğratan tek kısmı Forrester ailesinin üyelerinin bana Stark’ları hatırlatıyor olması oldu. Ciddi anlamda üzüldüm, çünkü karakterler çok paralel geldi. Stark’lara bağlılıklarıyla bilinen Forrester’lar savaşta da yer alıyor. Lord Forrester ve oğlu Rodrick Forrester savaştayken ailenin en büyük kızı Mira Kral Toprakları’nda Margaery’nin hizmetinde. Bu noktada Mira ve Sansa arasındaki benzerlik can sıkıcı düzeyde olmuş diyebilirim. Lady Forrester ise ikiz kardeşler Ethan ve Talia Forrester ve en küçük oğlu Ryon Forrester ile hanedanlıkta bulunuyor. Oyunun belki de en dikkat çekici ve büyük umutlar bağladığım karakteri, Lord Forrester’ın Rodrick’ten sonraki en büyük oğlu Asher Forrester ise Essos’ta sürgünde bulunuyor.

Forrester’lar da tipik Kuzeyli ahlakını sonuna kadar barındırıyor. Onurlu ve gururlu bir aile olan Forrester’ların Stark’larla aynı kaderi paylaşabileceği olasılığı bile etkiliyor insanı zira tüm o dramı yeniden yaşamaya hazır mıyım emin değilim.

Bu noktadan sonra yazacaklarım dizinin 3’üncü sezonundan sonrası ve oyunun tamamı için büyük spoilerlar taşıyor.