Makaleler

Türk Edebiyatında Fantastik Roman

Romandaki karakterlerin seçimi de okuyucunun günlük hayatının daraltılmış haline gönderme yapmaktadır. Okuyucu, yaşadığı dünyada katillerle, hırsızlarla, mankenlerle, turistlerle, akademisyenlerle yaşar. Ancak hayatın kendi kuralları bu kişilikler üzerinde düşünmesini, yeniden yorumlamasını engeller. Romanda, hepsi farklı kültürel, sınıfsal hayatlardan gelen yirmi iki insan birleştirilerek günlük hayatta ihmal edilen birçok bireysel özellik göze çarpıcı hale getirilir. Tüm bu insanların birbiriyle çatışan beklentileri fantastik bir laboratuarda canlandırılarak okuyucunun dünyaya yukarıdan farklı bir gözle bakması sağlanır.

Şehir Fantezisi türünün bir başka önemli yazarı ise Zafer Sönmez’dir. Yazar, Saklı Ülke:Gerdekkaya ve Genç Tanrılar:Gerdekkaya adlı eserlerinde günümüz dünyasında yaşayan insanların bilinmeyen bir dünyaya ve geçmişe yaptıkları yolculukları anlatır. Saklı Ülke adını taşıyan ilk eserde altı çocuğun tatil için Almanya’dan Çorum’a gitmeleri ve burada yeraltında yaşayan Hatti uygarlığını keşfetmeleri konu edilmektedir. Çocuklar define avcılarından kaçarken Hattililer tarafından kurtarılır. Yeraltına indiklerinde, kimsenin haberdar olmadığı, insanlardan uzak yaşayan çok gelişmiş bir medeniyetle karşılaşırlar. İkinci eserde ise günümüzün insanlarından Tarık adlı bir kişinin ve arkadaşlarının Hattililerin cihazları ile geçmişe gitmeleri ve orada kendilerini tanrı ilan ederek Hatti uygarlığının bugününü tehdit etmeleri anlatılır. Hattiler, onlarla mücadele etmek için birinci macerada tanıştıkları çocuklardan yardım ister. Çocuklar kendilerine katılan başka arkadaşlarıyla Anadolu’nun geçmişine zaman yolculuğu yapar ve burada Tarık ve adamlarını yenilgiye uğratırlar.

fantastik-kitap-sovalyeGerdekkaya romanlarında asıl mekân içinde yaşadığımız dünyadır. Çocuklar bildiğimiz dünyanın ilişkileri, kuralları içinde yaşarlar. Ancak yeraltına indiklerinde bilinen dünyanın tüm sınırları ihlal edilir. Hattililer yeraltında dev bir deniz oluşturmuş, bir güneş kurmuş, yukarıdaki dünyada olmayan teknolojik gelişmeler kaydetmişlerdir.

Şehir Fantezisi türünün en önemli yanlarından biri bilim kurgunun “siberpunk” (cyberpunk) adlı türüne olan yakınlığıdır. Bu türdeki eserlerde belirleyici unsur yine fantastik olandır. Yeraltında farklı bir uygarlığın olması bilinen mantıksal tüm kurallara aykırı bir durumdur, kısacası fantastiktir. Bu uygarlığın kullandığı cihazlar ise bilim kurgudan alınmıştır. Hattililer “diltaç” adı verilen taçları takarak yüzlerce insan dilini konuşabilmektedirler. Ayrıca taktıkları kemerler onları her türlü silahtan koruyan bir zırh oluşturmakta, kolyeleri ise onları görünmez kılmaktadır. Ayrıca üretimin tamamen robotlar tarafından yapıldığı bir uygarlık kurmuşlardır. İkinci romanda ortaya çıkan zaman yolculuğu cihazı da bunlara eklenmelidir.

Zafer Sönmez diğer fantezi yazarlarımızın uygulamadığı bir yöntem kullanmış, bilim kurgudan faydalanarak fantastiğin sınırlarını genişletmiştir. Fantastik deyince ilk akla gelen, hayallerin, bilim dışı dünyanın hâkim olduğu olaylar dizisidir. Ancak Batı’da bazı yazarlar, bu türü okurun günlük hayatına daha çok yaklaştırmak, böylece daha tanıdık bir ortam oluşturmak istemişlerdir. Zafer Sönmez, okuyucu ile eser arasındaki mesafeyi azaltmak üzere bilim kurgu türünden faydalanmıştır. Böylece okuyucunun, Hattililerin kurduğu barış ve uyum dolu medeniyete ilgisinin artması sağlanmaya çalışılmıştır. Günümüz medeniyete teknolojinin en gelişmiş ürünlerini kullanmaktadır. Ancak hayatın bilim ve teknoloji aracılığıyla kolaylaştırılması insanın açgözlülüğüne ve saldırganlığına engel olamamaktadır. Modern devletler modernizmin en belirleyici unsurlarından olan ilerlemeci mantık nedeniyle sürekli daha fazlasına sahip olmak istemekte, bu yüzden çok sayıda insanın ölümü göz alınmaktadır. Hattililer ise insanlarla baş edebilecek derece gelişmiş olan uygarlıklarınarağmen kendi halinde, çatışmasız bir toplum yaratmayı başarmıştır. Yazar, romanın genelinde barışçıl bir dünya özlemini dile getirir. Bunu yaparken kimi zaman açık mesajlar vermeyi de ihmal etmez.

“Bir yerde verilen bir parti, yapılan bir piknik, bir lokantada yenilen yemek ya da herhangi bir zengin mutfağından görüntüleri birbiri ardına izliyorduk: insanlar durmadan yiyor, yiyordu…

Yiyecekler çöplere dökülüyor, bu görüntüye açlıktan kıvranan insan görüntüleri eşlik ediyordu. Bir taraftan aç insanlar ve öte taraftan çöpe dökülen yiyecekler… İnanılması güç, acı veren bir tabloydu bu.

Her şeyi üreten, harıl harıl çalışan fabrikalarda dolaşıyorduk…

Modern silahlarla donatılmış ordular geçiyordu önümüzden. Savaş bölgelerine giriyorduk. Silahlar ölüm kusuyor, evler yanıyor, yıkılıyordu…”

Okuyucunun başka türden bir dünyanın mümkün olduğuna inanması için herkesin onaylayabileceği manzaralar çizilir. İsrafın, silahların insanlık için ne kadar tehlikeli olduğu anlatılmaya çalışılır. Bu türden öneriler, fantastik eserlerin sadece eğlencelik olmadığının bir başka kanıtıdır. Fantezi edebiyatı, tıpkı diğer popüler edebiyat ürünleri gibi, insanın günlük hayatından uzaklaşmak için değil, tersine iç yolculuklar ile daha da yakınlaşmak üzere üretilir.

Zafer Sönmez’in eserindeki diğer bir farklılık çocukların temel kişilikler olmasıdır. Batılı fantezi yazarlarının sıkça çocukları merkeze aldıkları bilinmektedir. Fantezi edebiyatının başyapıtı olan Yüzüklerin Efendisi’nde macera dolu yolculuklara çıkan ve tüm yaşamı kurtaranlar çocuklardır. Peter Hunt, fantastik eserlerdeki kişiliklerin romantizmine dikkat çektiği yazısında bu kişiliklerin keşif ve icat zevki, farklı olana duyulan ilgi, “ötekine” dair yeni fikirleriyle çocuklara benzediklerini ileri sürer.

Zafer Sönmez çocukların merkezde olduğu fantastik maceralar aracılığı ile dünyanın onların gözünden yorumunu aktarır. Yaşı ilerlemiş insanların kaygılarına sahip olmayan çocuklar tüm olayları saf gözlerle izlemekte, Hattililerle karşılaştıklarında kötülük yerine dostane duygular geliştirmektedirler. Böylece kendilerinden farklı olanla daha rahat, güvene dayalı bir ilişki kurabilmektedirler. Maceraların tamamı bu güven duygusu üzerine bina edilir. İkinci eserde, çocuklar Almanya’da okula giderken Hattililerin gelerek onlardan yardım istemesi de bu güvenin bir sonucudur.

Böylece fantastik eserlerde sıkça görülen macera dolu yolculuklar bilim kurgu efektleriyle renklendirilmiş, ayrıca insani duygularla güçlendirilmiştir.

Önceki sayfa 1 2 3 4Sonraki sayfa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu