Anasayfa » Kayra Keri Küpçü (sayfa 540)

Kayra Keri Küpçü

Geek, kitap kurdu, FRP oyuncusu ve oyun yöneticisi, bilgisayar oyunları ustası. Bilimkurgu ve fantastik sever, çizgi roman okur, film seyreder ve ezberler, oyun oynar, oynatır ve oynar? :) Frpnet Genel Yayın Yönetmeni - Editör - Yazar

Kenderler

dragonlancelogo

Kender ırkı, Krynn’in yegâne ırkıdır. Diğer dünyalardaki buçukluklara benzemektedirler fakat onlardan çok daha fazla ilgi çekicidirler. Kenderler küçük bir çocuk gibi görünürler—narin yapılı ve sakalsızdırlar ve 90-120 cm boylarındadırlar. Genellikle 100 sene yaşarlar (tabii merakları yüzünden ölmezlerse). Gezip dolaşma duygusu bir kenderde olağan bir şeydir ve bir kendere henüz gençken gelir; bu sayede de dünyayı dolaşmak için yola çıkarlar. Kenderler yıllarca dolaşırlar ve sadece kalplerindeki ses onlara tüm yolları dolaştıklarını söylediklerinde bir yerde durup oraya yerleşirler. Bu dolaşma hissi yaklaşık 10 sene sürer. Özel eşya konusunda kenderlerin, “diğerlerinin olan” şeyler hakkında açık bir düşünceleri yoktur. Bir kender evinde, hiçbir eşya üç haftadan fazla kalmaz, kalsa da aile yadigarı sayılır. Kenderlerin kendilerinde olmadan yaptıkları “aşırma” özellikleri, onlara farketmeden bir şeyleri “bulma” özelliği kazandırmıştır. Eğer bir kender, bir grup insana doğru yürüyorsa, oradaki insanların en az yarısının sahip olduklarıyla şişmiş bir şekilde oradan ayrılmaması olağan olmayan bir olaydır. Eğer biri onu durdurur ve ne yaptığını sorarsa, kender dürüst ve içten birşekilde, “Cebime düşmüş olmalı. Bunu bulmam iyi olmuş yoksa başka biri alıp götürebilirdi,” diyecektir. Bu özel eşya konusundaki saflıkları nedeniyle (ki özellikle diğerlerinin sahip oldukları şeyleri almaya bir yere gitmezler), bir kendere söylenebilecek en kötü şey “haydut” ya da “hırsız” olacaktır, çünkü onlar öyle olmadıklarına inanırlar–bu bir kazaydı, hatırladın mı? Kenderler ayrıca korkusuz bir kişiliğe sahiptirler. Partinin geri kalanı bir derin bir yarığın kenarına gitmeye çekinirken, kender yarığın kenarına doğru neşeyle sıçrayacak, karşı taraftaki güllerin kokusunu alabilmek için yarığın üzerinden uzanacak ve kendisine o sırada hücum eden minotauru görmezden gelecektir. Ölüm dahil her şey onlar için birer maceradır. Ölümü son büyük macera olarak düşünürler (birçok kender kırmızı bir ejderhanın ateşi altında kalmanın nasıl birşey olduğunu merak etmiştir, fakat bu tecrübeye ulaşıp da hikayeyi anlatacak pek kender etrafta yoktur). Bu korkutanımaz oluşları onları aptalmış gibi gösterebilir, fakat gerçekte şeytanî bir zekaya sahiptirler. Bir kenderin, “garip” bir şeyler hissedeceği bazı kesin durumlar vardır. Bu genellikle oldukça güçlü bir kötülüğün varlığı sırasında, aklı başında olanların çığlıklar atarak uzaklaşacakları bir durumda hissedilen bir histir (Tasslehoff Burrfoot, Shoikan Korusu’nun girişinde geri dönmeden hissetmişti). Kenderlerin bu düşüncesini anlatan en iyi örnek belki de Tanis Yarımelf’in Tasslehoff’a yaptığı şu uyarıdır: kendine bu hareketinin tüm hayatını etkileyip etkilemediğini sor (bu birçok defa Tas’ın hayatını kurtarmıştır). Kenderler çok küçük olduklarından, diğer ırklar tarafından kolaylıkla susturulabilecekleri düşünülebilir. Fakat, korkutanımazlıklarıyla birlikte, kenderler düşmanlarını “iğneleyici” konuşarak kızdırabilirler. Bu sataşma oldukça kişiseldir ve kişinin soyuyla, görünüşüyle ya da zekasıyla dalga geçebilir. Amaç ise, düşmanı durdurulamaz bir sinirle doldurmak ve mantıklı düşünemeyip salakça saldırmasını sağlamaktır. Bu kendere daha kolay bir zafer kazandıracaktır (bu özellik, özellikle bir topluluğu kızgın bir kalabalığa çevirme konusunda kullanışlıdır. Yine Tas’ı, Tarsis’deyken hatırlayın.). Kenderler genellikle hoopak adlı, bir ucu çatal gibi iki yana açılan ve bir asa ya da bir sapan olarak kullanılabilen uzun bir sopayı kullanırlar. Buna ek olarak, hoopak hızla havada döndürüldüğünde ağlama sesine banzer bir ses çıkartır; bu kenderlerin geleneksel tehlike haberi veren işaretleridir. Kenderyurdu’nun yıkılışının ardından, birçok kender bir zamanlar içlerinde sakladıkları güven duygularını kaybettiren bir hastalığa yakalandı ve bu sayede korkuyu hissetti. Bu kenderlerden ‘Hastalıklı Kenderler’ diye bahsederler.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Cüceler

dragonlancelogo

Cüceler, insanlardan ve elflerden daha kısa boylu ve yapılıdırlar, fakat bunun yanında tüm diğer uzun ırklardan daha sağlam yapılıdırlar. Cüceler hayatlarının çoğunu yeraltı mağaralarında geçirirler. Orada ya günlerini değerli metaller bulmak için kazarak ya da metallere istedikleri şekilleri vererek harcarlar. Çok iyi demirci ya da zanaatkar olurlar. Cüceler yaklaşık olarak 350 sene yaşarlar. Bir cücenin en önemli özelliği sakalıdır. Dişi cücelerin bile favorileri vardır, fakat erkeklerin sakalları normal uzamaktadır. Erkeklerde sakalın çokluğu onur anlamına gelmektedir. Sakallarını tıraş eden tek cüce, cüce kahraman Kharas’dır ve bunu Cücekapısı Savaşında ülkedaşlarını öldürmenin utancından yapmıştır. Bunlara ek olarak, cücelerin infragörüş yetenekleri vardır. Bu sayede yönlerini eğimli yeraltının derinliklerinde bulabilirler. Ayrıca hayatlarında büyüye dair hiçbir şey olmadğından büyülere karşı özel bir dayanma güçleri vardır Elfler’deki gibi, cücelerin de kendi popülasyonları arasında kopmalar olmuş ve bazıları dağın mağaralarında yaşamaktansa dışarıda yaşamayı tercih etmiştir. Bu cüceler Neidar, ya da Tepe Cüceleri olarak bilinirler. Dağ cücelerinin diğer klanlarıysa şunlardır: Hylar, Daewar, Theiwar, Daergar, Dewar, Aghar, Klar ve Zhakar. Hylar Hylar cücelerine genellikle en soylu cüce gözüyle bakarlar. Bunun yanında Kharas’ın Çekici’ni gerektiren Asilzadeler Konseyi’nde bulunan klanlarından birçok üye, orada söz sahibidir. Kharas, Derkin Lawgiver’la birlikte en ünlü Hylar cüceleridir. Daewar Daewarlar, cüce zaatkarlarıdır. Savaşta ve matal işlerinde çok yeteneklidirler ve ‘iyi’ cüceler olarak tanınırlar. Nerdeyse tüm üyeleri Hylarlar gibi ‘soylu’dur, fakat zenginlikle daha çok ilgilenirler ve genellikle cüce ırkının tüccarı konumundadırlar. En ünlü Daewar, Severus Stonehand’dir. Theiwar Theiwarlar karanlık cücelerdir. Diğerleriyle gizli işbirlikler yapan ve entrikalar düzenleyen Theiwarlar daima kötülüğün yolunu izlerler. Theiwarlar genellikle Thorbardin’in karanlık koridorlarını yaşamak için tercih ederler ve daha soluk tenleri, iri gözleri ve büyü kullanma yetenekleri sayesinde diğer cücelerden kolayca ayrılabilirler. Daergar Bunlar en pis cücelerdir. Daergarlar birçok yönden Theiwarlara benzemektedirler, aynı Daewarların Hylar’lara benzedikleri gibi. Buna karşın müttefik değildirler: Daergarlar, Theiwar kuzenlerinden daha öldürücülerdir. Bir sorunu konuşarak çözmek yerine fiziksel vahşeti daha gerekli bulurlar. Dewar Daewar kuzenleriyle karıştırılmamaları gereken Dewarlar üçüncü grup ‘kötü’ gücelerdir. Thorbardin’in derinliklerindeki mağaralarda, hiçbir klanın yaşamak istemediği yerlerde yaşarlar. Dewarlar delilikleri yüzünden sürülmüşlerdir; yıllar sonra oluşan akrabalık sayesinde de söylenenlerden daha da delirdiler (aslında,’normal olanları’ onlardan kaçmıştır). Dewarlar öldürmede ve zalimlikte oldukça ustalardır ve çabuk sinirlenirler. Aghar Aghar, ya da Lağım Cüceleri Krynn ırkları arasındaki en pasaklı ırk olarak sayılmaktadır. Lağım cüceleri, gerçek cücelerin uzaktan akrabaları olmasına karşın, Thorbardin’deki Asilzadeler Konseyi’nde bir sözcüleri vardır. Liderleri, Yücebulp, diğerlerine en çok yağ çeken Aghar’dır. Herhangi bir tehdit karşısında ne yapacaklarını bilemeden kaçan Lağım Cüceleri kalın kafalı ve aptaldırlar (bütün üç lağım cücesi kabilesinde sadece Bupu -Rastlin Majere’in büyülediği arkadaşı- ve Raf -Tika Waylan Majere’ın, Son Yuva Hanı’ndaki yardımcısı- üçe kadar saymayı becerebilmektedir). Klar Tepe cücelerinin bir tendomu olan Klarlar, Cücekapısı Savaşı’ndan sonra Hylar’lar tarafından boyun eydirilmiştir ve şu anda çoğu, Urkhan Denizi’nin yığınları arasında bir yer altı şehirleri olmasına karşın, Hylar’lara hizmet etmektedir. Kendilerini bu kötü durumdan kurtaracak bir lideri beklemektedirler. Çoğu hala, savaşın kaybedilmesinden sonra, biraz delirmiş bir haldedir. Neidar Tüm tepe cüceleri bu tendom altında toplanmışlardır. Cücekapısı Savaşı’nda dağ cüceleri tarafından yenilgiye uğratılan bu cüce klanı Thorbardin’in dışındaki tepelerde yaşanmaktadırlar. Yeraltı yaşamının sınırlarından hoşlanmamaktadırlar, fakat yine de Asilzadeler Konseyi’nde söz sahibi olmak istemektedirler. Neidarlar genellikle Daergar’ın Theiwar’ının hiçbir özelliğini göstermeyen ‘iyi’ cücelerdendir. En ünlü Neidar cücesi Mızrak Kahramanı Flint Fireforge’dur. Zakhar Thoradin’in yıkıntılarında yaşayan bu garip cüceler hakkında çok az şey bilinmektedir. Kendilerine Zakhar ya da “lanetli halk” demektedirler. Yaşadıkları yerin adı da “lanetli yer” anlamına gelen Zhakar’dır. Böyle söylemelerinin gerçek nedeni bir zamanlar korkunç bir hastalıktan etkilenip her birinin artık cüzzamlı olmasındandır.Sakin sakin yeni evlerini tekrardan inşa ettiler ve zamanla onu Thorbardin kadar güçlendirdiler. Zakharların Asilzadeler Konseyi’nde üyeleri yoktur.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Elfler

dragonlancelogo

Elfler, birçok insandan daha ince yapılı oldukları kadar daha kısa ve daha “narin”dirler. Elfler dünyaya İyilik Tanrıları tarafından getirilmiştir. Bu yüzden, olayları olurlarına bırakarak doğal güzelliklerinin ve uzun yaşamlarının zevkini çıkartırlar. Elfler yaklaşık olarak 1200 yıl yaşamalarına rağmen genellikle bu süre dolmadan dünyadan ayrılırlar. Elf ırkında doğal bir büyü vardır ve bu da onlara dünyanın doğal elementleri şekillendirme ve dengede tutma özelliği kazandırmıştır. Elfler çok iyi bir çeviklik seviyesine sahip oldukları gibi, karanlıkta yaratıkların dış hatlarını kızıl ötesi bir ışıkla görmelerini sağlayan infragörüş özellikleri de vardır. Krynn elfleri kibirlidirler ve kendilerini tüm diğer “yaratılmış” ırklardan üstün görürler. Krynn üzerinde yaşayan altı çeşit elf vardır: Silvanesti, Qualinesti, Kagonesti, Dargonesti, Dimernesti ve Lucanesti. Tüm bu elf ırklarının ortak özellikleri kendilerini tüm diğer ırklardan ve dünyanın geri kalanından soyutlamış olmalarıdır (ya da çok ilgisiz görünmeleri ve olanlar karşısında kayıtsız kalmalarıdır). Silvanesti Bu elfler, Krynn’in ‘gri’ elfleridirler. Kendilerini daima “en temiz” elf olarak sayarlar–aslında Kardeşkıyımı Savaşları’nı da bu yüzden yapmışlardı. Silvanesti,geleneksel elfyuvası, Ergoth İmparatorluğu’yla saflıklarını, temizliklerini devam ettirmek için savaştılar ve insanlarla elflerin ilişkide bulundukları yerlerdeki yarım-elflerin köklerini kazıdırlar. Savaştan sonra, elf ulusu bölündüğünde, Silvanesti’de kalmayı seçenler daha da kibirlendiler. Silvanesti, başkent Silvanost’da yaşayan Yıldızların Sözcüsü tarafından yönetilir. Ünlü Silvanesti elfleri arasında Silvanos, Lorac Caladon, Alhana Yıldızmeltemi ve Kara Dalamar vardır. Qualinesti Bu ulus, Kardeşkıyımı Savaşı sonunda Silvanesti’den ayrılan elflerin oluşturduğu elf ırkıdır. Bu ‘yüksek’ elfler doğuyu bileklerini bükemedikleri kuzenlerine bırakmak zorunda kalmışlar ve Kith-Kanan önderliğinde batıya göçmüşlerdi. Qualinesti’nin başkenti Qualinost’tur. Qualinesti Güneşlerin Sözcüsü tarafından yönetilir. En ünlü ve önemli Qualinesti elfleri Kith-Kanan, Laurana, Gilthanas, Porthios ve (elf tarafına yakınlığından dolayı) Tanis Yarımelf’dir. Kagonesti Bu vahşi elfler, Krynn üzerinde bulunan engin ormanların derinliklerinde yaşarlar. Kagonesti elfleri, kuzenlerine göre genellikle daha güçlü ve büyüktürler ve büyük şehirler kurarak telaşlı bir hayat süreceklerine ormanlarının sessiz atmosferini yaşamayı seçmişlerdir. Kagonesti, Afet sırasında neredeyse yok olmuştu bu yüzden şimdi Ergoth’a ev demektedirler. En ünlü Kagonesti elfi, ilk İzbulucu (Kagonesti lideri) Kagonos’dur. Kagonos vahşi elfleri Sinthal-Elish konseyinden kurtararak Silvanesti elflerinden ayıran kişidir. Dargonesti Dargonestiler Ansalon’un doğu kıyılarında yaşayan deniz elfleridir. Söylentiler Dargonestilerin gerçekte denizcilik yapan kara elfleri olduklarını fakat Grimücevher tarafından denizde yaşayan elflere dönüştürüldüklerini söylemektedir. Dargonestiler denizlerin ‘gri elfleri’dirler—Dimernesti kuzenlerinden daha fazla uygarlaşmışlardır. Dargonesti elfleri Ayların Sözcüsü tarafından yönetilir. Hakların az bilgi olmasına karşın, mavimsi bir derileri, perdeli ayakları ve solungaçları olduğu bilinmektedir. Bu sayede su altında nefes alabilmekte olan Dargonestiler kendilerini yunuslara dönüştürebilmektedirler. Dimernesti Dimernestiler hakkında bilinenler Dargonestiler hakkındaki bilgilerden daha da azdır. Sadece birkaç Saga® romanında gözükmektedirler. Dimernestiler ‘yüksek’ deniz elfleridirler. Tüm karakteristik özellikleri Dargonesti kuzenlerine benzer, fakat kendilerini yunus yerine su samuruna dönüştürebilirler. Dimernesti elfleri Denizlerin Sözcüsü tarafından yönetilir. Lucanesti Bu elfler Dimernesti elflerinin ana bir koludur. Bir zamanlar Istar’ın güneyindeki bozkırlarında opal madenciliği yapmışlardır. Afet’ten önce Kralrahip tarafından köle edilmiş ve o zamandan sonra da bir daha görülmemişlerdir. Lucanesti elfleri benekli, şanjan bir deriye ve yarısaydam gözkapaklarına (kurbağalar gibi) sahiptirler. Bu kamuflajı (Lucerna’yı) kullanırlarken, elfler su ya da opal damarlarını kolaylıkla fark edebilirler. Kalpatışlarını yavaşlatarak ölü gibi görünebilir ve yumruk yumruğa dövüşte bir çeşit özden dövüş şekli kullanabilirler. (Bilgi için Dorin Brightcurls’e teşekkürler.)   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

İnsanlar

dragonlancelogo

İnsanlar, Krynn’in en fazla bireyi bulunan ırkıdır. Tanrıların kendileri tarafından yaratılan bir başka ırk olan insanlar, başlangıçtan beri vardır. Tarafsızlık Tanrıları’nın bir hediyesi olan insanlar diğer ırklara göre daha kısa yaşarlar, fakat bu kısıtlanmış yaşam süreleri nedeniyle günlerini hırs ve tutkuyla geçirirler. İnsanlar genellikle 90 sene yaşarlar. Bir gezgin her nereye giderse gitsin insanlarla karşılaşacaktır. Tabii ki bazı istisnalar da olacaktır—mesela Silvanesti’de insan yoktur—fakat geri kalan birçok yerde insanlar yaşamaktadır. İnsanlar “uygarlık” halinde ya da barbar; zeki ya da aptal; siyah ya da beyaz olabilirler. Normal bir insan genellikle bir çiftçidir, topraklar klasik İngiltere’deki gibi kullanılmaktadır. Kesinlikle serf değildirler; daha çok ‘özgür’ çiftçiler gibidirler fakat genel halk normalde seçkin kişilerden oluşmaz. Eğer biri şehirlere giderse, orada genel çiftçiler yerine tüccarlar ve zaatkarlarla, sanatçı ve artislerle karşılaşacaktır. Solamniya Şövalyeleri Sadece insanlar Solamniya Şövalyesi olabilir. Vinas Solamnus tarafından kurulan şövalyelik sadece insanları kabul eder, ve bu güne kadar da sadece soyluları. Tüm tarih boyunca, sadece birkaç istisna olmuştur bu konuda; en fark edilebilir olanı onursal şövalyelikle ödüllendirilmiş Mızrak Savaşı kahramanı Tanis Yarımelf’dir. Bu seçkin insan grubun en belirginleri arasında Huma Dragonbane, Vinas Solamnus, Lord Soth ve Sturm Brightblade vardır. Barbarlar Genellikle, barbar insanlar bilinen Amerikan Yerlilerine benzetilebilir. Genellikle küçük köylerde, taşınabilir evlerde yaşarlar ve kumaş yerine derileri giymeyi tercih ederler. Barbarlar Abanasinya bozkırlarında yaşadıkları gibi, buz barbarlarıysa Buzduvar buzullarının hemen kuzeyinde yaşarlar. Tanınan barbarlar Avare, Altınay ve Nehiryeli’dir.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Savaşçılar ve Hırsızlar

dragonlancelogo

Severus Stonehand Stonehand bir din fanatiğidir ve kendisini ‘Reorx’un Peygamberi’ olarak ilan etmiştir. Ayrıca,Thorbardin’den ayrılan cüceleri de toplayarak Thoradin’i yeniden kurmaya başlamışlardır. Yüce Asilzadeler Konseyi’ne katıldıktan sonra da kendisine yandaş olarak Takhisis Şövalyeleri’ni seçmiştir. Sara Dunstan Steel Brightblade’i evlatlık edilen Sara, bir süre Takhisis Şövalyeleri ile birlikte yaşamıştır. İkinci Afet’ten sonra, iyi ve kötünün eskisi gibi kesin hatlarla birbirinden ayrılamayacağını anlayarak, genellikle yaşlı Solamniya ve Takhisis Şövalyeleri’nin bir araya getirip Çelik Şövalyeliği Tarikatı’nı kurmuştur. Porthios Kanan Porthios Solostran’ın çocuklarının en yaşlısıdır ve Qualinesti tahtının varisidir. Mızrak Savaşı sırasında zorlu birkaç sınav sonucunda elflerin kendilerini dünyadan dışlayarak yaşayamayacaklarını öğrendi. Elf topluluklarını bir araya toplayabilmek için, gelin olarak kendisine Silvanesti Prensesi Alhana Yıldızmeltemi’ni seçmiştir. Evlilik ilk başlarda sadece politikti ve sevgiyle olmamıştı, fakat birlikte yaşamak aralarında sevgiyi doğurdu ve meyvesi olarak da Alhana gebe kaldı. Kaos Savaşı sırasında, sürüldüğü elf diyarını korumaya çalıştı. Bir ejderhayla yaptığı savaş sonrası, ejderhanın ateşi tarafından öldürüldü sanılmaktadır. Kendisinden geriye kalan hiçbir şey bulunamamıştır. Dedikodulara göre canlı kalmış ve şimdi de yücelordlara karşı küçük bir orduyla gerilla savaşı yapmaktadır. Alhana Yıldızmeltemi Alhana Yıldızmeltemi, Mızrak Savaşı sırasında Yıldızların Sözcüsü görevindeki Lorac Caladon’un kızı olan bir Silvanesti elfidir. Ejderha Yüceefendileri’nin orduları Silvanesti’ye saldırdıklarında Lorac, elflerin çoğunu Yüceefendilerin nefretinden kurtulmaları için Sancrist’e gönderdi. Alhana bu sırada elflerle birlikte Sancrist’e gitti, fakat babası geride kaldı. Daha sonra, Sancrist’te iken yurdunun düştüğünü öğrendi. Hemen sonra da neler olduğunu öğrenmek için yola çıktı. Alhana Güzel Tarsis’de Mızrak Kahramanları ile karşılaştı. Solamniya Şövalyelerini kendi yurduna yardım etmeleri için ikna etmeye çalıştı, fakat bunu kabul etmediler. Alhana daha sonra Kahramanların kendisine yardım etmelerini sağlamak için çabaladı. Bu sırada Sturm Brightblade’e aşık oldu ve ona ‘Yıldız Ziynetini’ verme şerefinde bulundu. Tarsis Ejderha Yüceefendileri’nin saldırısına uğradığı sırada birkaç Kahramanla birlikte oradan kaçtı. Alhana Silvanesti’ye döndüğünde, yurdunu Ejderha Küresi’nin etkisi altında kalmış buldu. Babası kadim ve güçlü aleti Ejderhaorduları’nı durdurmak için kullanmış, fakat Küre’nin köntrolünü ele geçirebilecek kadar güçlü olmadığı için, Küre onun kontrolünü ele geçirmiştir. Alhana, Kahramanların da yardımıyla, kabusu yenmiş ve ormanın üzerindeki Küre’nin etkisini kaldırmışlardır. Bu olaydan sonra Alhana, Porthios’un ölüm haberinin gelmesine karşın,omesine rağmen Qualinesti elfleri prensi Porthios ile evlenmiştir. Birlikte elf uluslarını tek bir ulus haline getirmeye çalışmışlar, fakat kendilerine bu yüzden zulmedilmiş ve kendileri ‘kara elf’ sayılarak elf halkının arasından kovulmuşlardır. İkisi birlikte karanlığa karşı savaşmıştır. Porthios’un ölüm haberinin gelmesinden sonra geri çekilmemiş ve yükseklordların ya da Mina’nın ordusunun yok edemediği ışığın tarafındaki nadir ordularından biri olarak kalmıştır. Gilthanas Kanan Qualinesti Kraliyet Ailesi’nin ortanca oğlu olan Gilthanas, ağabeyi Porthios’a hayrandır ve elinden geldiğince ondan daha iyi olmaya çalışmıştır. Pax Tharkas’da tutulan köleleri kurtarmaya çalışmış fakat elf grubu bir baskına uğrayınca başarısız olmuştur. Daha sonra Theros Ironfeld’i (Solace dışında elflere gizlice yardım eden bir demirci) uyarmaya Solace’a gitmiştir. Bu sırada ejderanlar tarafından kim olduğu anlaşılmış ve kendisine yardım etmek isteyen Yolarkadaşlarıyla birlikte köle karavanına gönderilmiştir. Pax Tharkas’a giderken, Qualinesti elfleri köle karavanına baskın düzenlemiş ve tutukluları kurtarmıştır. Sözcü Yolarkadaşlarından, hala Pax Tharkas’da tutulan köleleri kurtarmaları için Gilthanas ile birlikte gitmelerini istemiştir. Yolculukları onları Quali-Mori’ye, savaş sırasında Qualinesti elflerinin sürüldükleri Kagonesti şehrine getirmiştir. Burada Silvara adlı bir Kagonesti elfiyle karşılaşmış ve ona hemen aşık olmuştur. Kızın gerçekte ne olduğunu anladığındaysa ondan uzak durmaya çalışmıştır. Onun ne olduğunu kabul etmek istememiştir. Mızrak Savaşı’ndan sonra ikisinin yolları ayrılmıştır. Ne kadar aptalca bir şey yaptığını anladıktan sonra da onu aramaya başlamış, bıraktığı izleri toplaya çalışmıştır. Ondan fazla sene Silvanestili Regent Konnal ailesi tarafından hapsedilmiştir. Daha sonra buradan kaçmış fakat bu sefer de Takhisis Şövalyeleri tarafından yakalanıp ölüme idam edilmiştir. Buradan da Kalp Kahramanları’nın yardımıyla kaçmayı başarmış ve onlara katılmıştır. Yolculukları sırasında, nihayet Silvara’yı Solamniya Şövalyeleri’ne yardım ederken bulmuştur. Şimdi aralarını tekrar düzeltmeye ve kaybolan aşklarını tekrar bulmaya çalışıyorlar. Silvara Humaya aşık olan ejderha Kalp’in kardeşi Silvara, dış görünüşüyle bir Kagonesti elfine dönüşerek burada kendisini koruma altına almıştır. Kendi yurtlarından kovulan Silvanesti ve Qualinestilerin gelip buraları işgal etmeye başladığını gördüğünde durumun kötülüğünü anlamıştır. Şifacı güçleri üç ırk tarafından da farkedilmiştir ve bir Silvanesti koruması Giltahanas’ı casuslukla suçlayıp onu yaraladığında, ondan yardım istenmiştir. Fakat daha sonradan kendi kaderinin de ablasınkiyle aynı olduğunu farketmiştir ve o da bir ölümlüye aşık olmuştur. Silvara, Laurana Quali-mori’den kaçmayı planladığında, Güney Ergoth’un zorlu ormanlarında onlara yardım etme teklifinde bulunmuştur. Aslında, onları Huma’nın Mezarı’nave ejderhamızraklarına götürmeyi planlamıştır. Burada Yolarkadaşlarına gerçek formunu göstermiş ve sevgilisini kaybetmiştir. e Theros Ironfeld’e ejderhamızraklarını dövme gücünü bahşetmiş ve sonra da Gilthanas’a Karanlık Kraliçe’nin ejderha yumurtalarıyla ne yaptığını bulmasında yardım etmiştir. Mızrak Savaşından sonra, Silvara’nın kaybolduğu düşünülür, fakat Ölümlüler Çağı’nda yeni bir isim ve bir insan formuyla Solamniya Şövalyeleri’ne yardım ederken, Gilthanas tarafından bulunur.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Yeni Bir Çağın Kahramanları

dragonlancelogo

Belladonna Belladonna, Malystryx’ın istilası sırasında çocukluğunu yaşayan bir kızken ailesinin dev ejderha tarafından yok edilişini izlemiştir. Şimdi, diğer ejderhalara baskınlar düzenlemekte ve Malystryx’e saldıracak kadar güçleneceği günü beklemektedir. Dhamon Grimwulf Gençlik yıllarında Dhamon, Takhisis Şövalyeleri arasına katılmış güçlü bir savaşçıydı. Güvenilir bir arkadaşı olan mavi ejderha Gallinthus’la birlikte bir takım olarak çalışmışlardır. Hizmet ettiği birçok yıl geçtikten sonra, yaralı olmasına karşın kendisiyle ilgilenen bir Solamniya Şövalyesi ile karşılaşmış ve ondan merhamet duygusunu öğrenmiştir. Kendi tarikatının şeref ülkülerini kaybettiğini gördüğünde hayal kırıklığına uğramıştır. Şövalyelikten ayrılmayı seçmiş ve hizmeti sırasında öldürdüğü her kişi için kendisini suçlu hissetmiştir. Daha sonraları Son Kahramanların Mezarı’na gitmiş ve burada Altınay’ın bir görüntüsüyle karşılaşmıştır. Onun öğütleri sayesinde Schallsea’ye gitmiş ve burada Altınay’la karşılaşmıştır. Burada Altınay ona Ejderha Yükseklordlarına karşı bir grup kurmasını önerir. Dhamon ayrıca kendisiyle dövüştüğü ve kör olduğu, eski arkadaşı Gallinthus ile de tekrar karşılaşır. Daha sonra Malys tarafından ele geçirilir ve bir alet gibi kullanılır. Dhamon daha sonra arkadaşlarını kaybetmiş ve tek başına kalmıştır. Daha sonra yol arkadaşlarına tekrar, yükseklordlara karşı savaşmak için katılmıştır. Feril Dawnsprinter Bir Kagonesti elfi olan Feril, hayvanlar arasında yaşamaktadır ve Güney Ergoth’daki bir kurt sürüsüyle birlikte dolaşmaktadır. Yükseklordların gelişiyle dünyası ters düz olmuştur. Gellidus, Güney Ergoth’u istila etmiş, burasını koskocaman bir buzula çevirmiş ve hayvanların çoğunun da yok olmasına neden olmuştur. Büyük bir nefret ve intikam duygusuyla Feril beyaz devi öldürmeye çalışmış fakat onu yakalayamamıştır. Daha sonraları Dhamon ve yol arkadaşlarıyla karşılaşmış ve onlara katılmıştır. Yükeklordlara karşı kahramanca dövüşmüş ve kendisinin de bir Kalp Kahramanı olduğunu göstermiştir. Feril, Dhamon’a oldukça aşıktır ve onunla kalmak istemektedir fakat ikisinin de diğer insanlara karşı soğuk olması, aşklarının önünü kesmektedir. Rig Mer-Krel Acımasız bir denizci olan Rig, ejderha yüceefendilerine karşı bilmeden savaşa girmiştir. Rig ve Dhamon dost olmalarına rağmen, bu ikisi, Rig’e yakın birinin ölümünden sonra birbirlerini hiç yakından görmediler. Blister Nimblefingers Uzun zaman önce, Blister tipik bir kenderdi: meraklı ve korkusuz. Bir büyücünün büyülü bir kasasıyla başından geçen küçük bir kazadan sonra elleri yaralandı, bu yüzden de Blister değişti. Irkının bir çok üyesinden daha ciddi olan bu kender yine de hala kontrol altına alınamaz bir kenderdir. Groller Dagmar Bu yarım-ogre, bir ejderhanın köylerini basması sonucu ailesini kaybetmiştir. Yaralananların ve ölenlerin seslerini duymuş ve bu sırada, birinin bunu durdurması gerektiğini haykırmıştır. Biri ya da birşey onu duymuş ve bu yüzden duyma yetisini kaybetmiştir. Kurtu Öfke ile birbirlerine sadık olan Groller, iyi bir devdir. Fiona Bu kahramanlara tarafından, bir ejderha yüksekefendisinin ejderhasının pençeleri arasından kurtarılan Fiona, bu kahramanlara sonradan katılmıştır. Oldukça yetenekli olan Fiona, dünyanın yanlışlarını düzeltmek ve ejderha yüksekefendilerinin üstesinden geçmek için çabalamaktadır. Ulin Majere Usha ve Palin’in oğulları olan Ulin, büyüye karşı babasından daha fazla istek duymaktadır. Büyük amcası Raistlin’in karakteristik özelliklerini taşımaktadır: güce karşı duyduğu hırs ve arzu. Ansalon’a ejderhaları geri getirerek diğer ejderhalardan kurtulmak için yapılan çalışmalara yardım eden Ulin, şu anda bir altın ejderha olan Parıltı ile büyü çalışmaya gitmiştir. Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

İkinci Nesil

dragonlancelogo

Palin Majere Caramon ve Tika’nın en genç oğlu olan Palin şu anda Krynn’in en güçlü büyücüsüdür. Aslında Beyaz Cüppelilerden olan Palin, Test’ten sonra amcasının asasını—Magius’un asasını—taşımaya başlamıştır. İkinci Afet’ten sonra, Sihir Akademisi’ni kurmuş ve dünyada kalan büyücülere kayıp büyü sanatının yeni halini öğretmeye başlamıştır. Steel Brightblade Kitiara Uth-Matar ve Sturm Brightblade’in oğlu olan Steel, genç yaşında Takhisis Şövalyeleri’nin arasına katılmıştır. Karanlık Kraliçe’nin etkisinden babasının yıldız ziyneti ve taşıdığı Brightblade kılıcı sayesinde kurtulmuştur. Steel Yarık Savaşı’nda hayatını kaybetmiş ve Son Kahramanlar Mezarlığı’na gömüşmüştür. Usha Majere Usha Majere bir Irda çocuğudur. Bu unutumuş ırk tarafından yetiştirilen Usha, dünya karşısında çok toy kalmaktadır. Palin Majere ile karşılaşmış ve ona Yarık Savaşı sırasında Kaos’u yenmesi için yardım etmiştir. Palin ve Usha evlenmişler ve sonradan bir Solamniya Şövalyesi olan Linsha adlı bir kız çocukları olmuştur. Tanin ve Sturm Majere Bu ikisi Caramon ve Tika’nın Palin’den daha büyük olan çocuklarıdır. Yüzyıllarca geçmişe dayanan aile tarihinde ilk defa Solamniya Şövalyeliği’ni seçen Majere’lerdir. Tanis Yarımelf ve Sturm Brightblade’den isimlerini alan iki kardeş, Kaos’un Yazı’nda gerçekleşen savaşın başlarında hayatlarını kaybetmişlerdir. Ayşarkısı & Parlakşafak Nehiryeli ve Altınay’ın kızları olan Ayşarkısı ve Parlakşafak, babalarıyla birlikte Ansalon’un doğusundaki topraklara, Malystyrx’in istilası üzerine yola çıkmışlardır. Bu sırada Parlakşafak ve babası ölmüşlerdir fakat Ayşarkısı—korkunç yaralar almasına karşın—canlı bir şekilde kaçabilmiştir. Hala Kenderyurdu’nun kanayan yaralarını sarmakla uğraşmaktadır. Gilthas Kanan Tanis Yarımelf ve Laurana Kanan’ın tek çocukları Gilthas Kanan’dır. Porthios zorla Qualinesti tahtından kovulunca, elf senatörler onun yerine Gilthas’ı geçirdiler. Gilthas şimdi bir kukla kraldır ve senatörlerin dediklerini yaptığı gibi, Takhisis Şövalyeleri tarafından da kullanılmaktadır. Jasper Fireforge Flint Fireforge’un yiğeni olan Jasper dini bir görev için Abanasinya’ya gitmiş ve burada amcası ona bir rüyada görünmüş ve onun Son Yuva Hano’na gelmesini sağlamıştır. Burada Jasper ölümcül bir şekilde yaralanmış ve oldukça fazla çaba harcayan Altınay tarafından iyileştirilmiştir. Bu sırada mistizimi öğrenen Jasper, Altınay’la birlikte bu konuda çalışmaya başlamış ve onun sağ kolu olmuştur. Schallsea’deki Işık Hisarı’nda ona yardım etmekteydi. Daha sonraları ejderha yükseklordlarının peşlerinden maceraya çıkan kahramanlara yardım etmek için gruba katılmıştır. Beş ejderhaya karşı verilen son dövüşte, Jasper siyah yükseklord Onysablet tarafından öldürülmüştür.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Efsanevi Kötü Adamlar

dragonlancelogo

Lord Soth Lord Soth eskiden tarikatının en yüksek rütbelilerinden olan bir Gül Şövalyesiymiş. Bir gün, atını sürerken, elf rahiplerinin bulunduğu bir karavanın yakınlarından geçmiş. Bu sırada gördüğü genç bir elf rahibe aşık olmuş. O zamanlar evliymiş fakat elf kızının karşısında karısını unutmuş. Hem kutsal evlilik hem de şövalyelik için verdiği yeminleri hiçe sayan Soth tutkusuna yenilmiş. Kıza yalan söyleyerek onu iğfal etmiş ve evlenme vaadiyle onu Dargaard Kalesi’ne götürmüş. Bu sırada karısı da gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş. Elf kızı olayın gerçek yüzünü öğrense de şövalyeye sağdık kalmış. Şövalyenin yeniden itibarını kazanabilmesi için Mishakal’a yalvarmış. Lord Soth’a Afet’i durdurabilme gücü bahşedilmiş, fakat bunu yaparken hayatını da kaybedecekmiş. Elf mürid sayesinde Istar’a doğru yola çıkmış Soth. Yolda yine elf rahiplerle karşılaşmış ve onların yeni karısının kendisini aldattığını söylemeleri tuzağına düşmüş. Yarı yoldayken kıskançlık hiddetiyle kaleye karısını öldürmeye geri dönmüş. Tam bu sırada Afet olmuş ve karısını ve çocuğunu öldürmüş–ama karısı son anında Lord Soth’a lanet okumuş. Lord Soth Krynn üzerinde artık bir ölü şövalye olarak dolanmaktadır! Askerleri undead savaşçılar olmuşlar ve elf rahipler de her gece kendisine ağıt yakan bansheelere dönmüşlerdir. Soth, Mavi Hanım’a, Kitiara’ya hizmet etmekte ve onun ruhunu – hala – kendisine eş olması için tuzağa düşürmeye çalışmaktadır. Yeminbozucu Rennard Huma’nın amcası ve Afet’ten önceki zamanlarda yaşamış bir Gül Şövalyesi olan Rennard, bir salgının kurbanı olmuş ve hayatı için Morgion’la anlaşma yapmıştır. Döndüğünde, Rennard ruhunu feda etmiş ve bir Morgion rahibi olarak Üçüncü Ejderha Savaşı’nda Şövalyelerin Büyük Ustası’nı zehirlemiştir. Rennard, Huma Dragonbane ile yaptığı bir düello sırasında ölmüş ve karanlık tanrısının yenilmesine neden olmuştur. Gargath Gargath Grimücevheri ele geçirmiş ve taşın vahşi büyüsünü kullanmıştır. Kulesi, Reorx adına taşı ele geçirmek isteyen gnomlar tarafından kuşatılmıştır. Grimücevherin büyücüden kaçtığı ve gnom ordularını kenderlere ve cücelere dönüştürdüğü söylenmektedir. Galan Dracos Üçüncü Ejderha Savaşı’nda asi bir büyücü olan Dracos, Karanlık Kraliçe’nin bir uşağıdır. Dracos’un arzu ettiği şey, bir boyutkapısı açıp Takhisis’in dünyaya girişini sağlamaktı ve bunu başardı da! Takhisis’le yaptığı savaştan önce Huma Dragonbane, Magius’un asasını asi büyücünün güç aldığı yeşil bir kristal küreye atarak Dracos’u yendi. Ölmüş gözükmesine rağmen o an için ölmemiş olan büyücü, hemen sonra, ruhunu Takhisis’in gazabından kurtarmak için, kendisini yok etmiştir.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Dünün Kahramanları

dragonlancelogo

Huma Dragonbane Belki de en ünlü Solamniya Şövalyesi olan Huma, basit bir Taç Şövalyesidir. Yine de, kalbinin saflığı sayesinde Paladine onu, iyilere savaşı kazandıran efsanevi Ejderhamızrağı’nı bulması için seçmiştir. Gümüş ejderha Kalp’e (Gwynneth’e)—kötü kaderi sayesinde Huma’nın aşık olduğu kişi—binmiş ve Karanlık Kraliçeyi Cehenneme geri dönmeye zorlamıştır. Fakat ne yazık ki şövalye de ejderha da savaşta ölmüştür. Silvanos Silvanos’un birliği altında, elf kabileleri Silvanesti ormanına yerleşmiştir. Silvanos büyük elf devlet adamı ve generaliydi, yönetim şeklinde düzenlemeler yapmış ve Silvanost şehrini kurmuştur. Silvanos ilk defa Yıldızların Sözcüsü olan kişidir. Kith-Kanan Silvanos’un torunu olan Kith-Kanan, Kardeşkıyımı Savaşı’nda savaşan Silvanesti Elflerinin ana gücü olan Yabanikoşucular’ın lideriydi. İkiz kardeşlerin genç olanı olan Kith-Kanan, Silvanesti’nin ‘saflık’ politikasını beğenmeyerek kendi yandaşları olan elflerle birlikte Qualinesti’ye giderek benzer bir uygarlık kurdu. İlk Güneşlerin Sözcüsü oldu ve yönetimdeki olağanüstü başarılarından dolayı da cücelerin yardımıyla Pax Tharkas’ı inşa ettirdi. Kender Balif Balif, Silvanos’un en güvendiği teğmeniydi. Hakkında fazla bir bilgi olmayan Balif, bazen bir elf gibi davranmakta, bazen de bir kender gibi davranmaktadır (bu yüzden oldukça fazla yaşamıştır). Aslında Balif Grimücevher tarafından kendere dönüştürülen bir elftir. Vinas Solamnus Vinas Solamnus, Ergoth İmparatorluğu ordularının kumandanlarından biriydi. Kendisine İmparatorluğun kuzey taraflarında bir asi birliğini yok etmesi söylenmiştir, ve bu iş için gönderilmiştir. Asilerin amaçlarının ne olduğunu anlamaya çalışırken, onların haklı olduğunu görmüş ve bu sefer de Ergoth İmparatorluğu üzerine ilerlemiştir. Ergoth teslim olmuş ve kuzey ve doğu topraklarını Solamnus’a bırakmıştır. Bu topraklar şu anda Solamniya olarak bilinmektedir. Daha sonra Solamnus, Paladine, Kiri-Jolith ve Habbakuk’un emirlerine uyarak Solamniya Şövalyeleri’ni kurmuştur. Kharas Kharas, ya da cüce dilinde “şövalye”, belki de Cücekapısı Şavaşı’nın en ünlü savaşçısıdır. Kharas, Dağ cüceleriyle dövüşmüş ve dövüşürken de savaş alanında düşmanlarını öldürdüğü ve onlara acıdığı için ağlamıştır. Kharas’ın Çekici, Reorx’unkine çok benzeyen bir çekiçtir ve tek bir yöneticinin altındaki birleşmiş cüce tendomlarının sembolüdür. Çekiç, Mızrak Savaşı sırasında Yol arkadaşları tarafından tekrar bulunmuştur. Magius Huma’nın çocukluk arkadaşı olan Magius iyiler tarafında dövüşen güçlü asi bir büyücüdür. Üçüncü Ejderha Savaşı sırasında, Galan Dracos tarafından öldürülmüştür, çünkü daha önce yaptığı savaşlarda büyü gücü iyice zayıflamıştır. Bu yüzden Krynn üzerindeki büyü kullanıcılarının hançer taşımalarına izin verilir. Magius’un Asası Konsey tarafından alınır ve Yüksek Büyücülük Testi’nden sonra Raistlin Majere’a verilmiştir. Derkin Lawgiver Derkin Lawgiver Egoth madenlerinde tuzağa düşürülmüş, tahtın bilinmeyen varisi olan Thorbardin’in ilk kralıdır. Asilzadeler Ergothluları sürme konusunda karar alıktan sonra, Kılıçkabzası Parşömeni’ni imzalamış ve Pax Tharkas’ın inşasında Kith-Kanan’a yardım etmiştir. Minotaur Kaz Eski Minotaur arena şampiyonu olan Kaz, kendi sosyetesinin saygı duyulan bir üyesiydi. Bununla birlikte, Üçüncü Ejderha Savaşı sırasında bir ogre olan kaptanını öldürmüş ve ordudan kovulmuştur. Huma Dragonbane ile arkadaş olan Kaz, Şövalye arkadaşından iyiliğin yollarını öğrenmiş ve belki de şeref ve zayıfı ele geçirmekten başka yaşam şekillerinin de olduğunu öğrenen tek minotaur olarak da tarihe geçmiştir. Kararsız Sir Pirvan Kralrahip zamanında Pirvan, Palanthas’ta yaşayan bir hırsızdı. Hızsızlar Loncası’nın saygın bir üyesi olan Pirvan sık sık büyü kullanmıştır. Korkusuz bir karşılaşmadan sonra, savaşçılar tarafından tutsak edilmiş ve kendisini güçlü bir büyücüye, bir ejderhaya ve bir haydut ordusuna karşı savaşırken bulmuştur. Zamanla Pirvan kılıç kullanmayı, kahramanca ve onurluca dövüşmeyi öğrenmiştir. Şaşırtıcı bir şekilde, geçmişinde yaptığı şeyleri hiçe sayan Solamniya Şövalyeleri onu kendi bünyelerine kazanmak istemiştir. Daha sonraki yıllarda, ve birçok maceradan sonra, mevki yükselmiş ve bir Gül Şövalyesi olmuştur. Karısı Haimya ile uzun bir süre yaşamış ve sonuna kadar Solamniya Şövalyeleri’ne sadık kalmıştır. Hestanfalas (Bordon Hest) Diğer bir adı da Hestanfalas olarak bilinen Bordon Hest, Kardeşi Sithsd tarafından Silvanesti’den kovulan Kith-Kanan’ın ordusundaki bir generaldi. Kendisi daha sonra takipçilerini Vedvedsica etrafında toplanmaları için yönlendirmiş ve yeraltında büyük bir şehir olan Vartoom’u kurmuştur. Bu yeraltında yaşayan elf ulusu Hest olarak anılmış ve insanlarına da Hestitler denmeye başlanmıştır. Nehiryeli Mavi kristalden asa ile ilgili görevi sırasında Hestitlerle karşılaşmıştır.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »

Büyücüler

dragonlancelogo

Ancilla Ancilla, Garlund’un bir köyünde büyümüştür ve Hederick’in kardeşidir. Çok genç yaşta büyüye karşı doğal yetenek göstermiş ve kendi annesi tarafından bir cadı olması için Garlund’un dışına çıkarılmıştır. Ancilla gerçek tanrıların varlığını keşfetmiş ve güçlü bir beyaz cübbeli büyü kullanıcısı olmuştur. Yıllar sonra Hederick’i kurtarmak için Garlund’a dönmüştür. Fakat Hederick bunu kabul etmemiş ve bir Arayan rahibi olmuştur. Buna rağmen o zamanlar Hederick’in Arayan rahip-öğretmeni Tarscenian Ancilla’yı dinlemiş ve ona katılmıştır. Bu ikisi birbirlerine aşık olmuş ve uzun bir süre birlikte yaşamışlardır. Ancilla kardeşini izlemiş ve onu ve Arayanlar adına yapılan hareketleri durdurmaya çalışmıştır. Mızrak Savaşı’ndan birkaç sene öncesinde gücünü kırk kadar beyaz cübbeli büyücüyle birleştirerek Hederick’in karşısına çıkmışlardır. Hederick güçlü bir büyülü aletle, Ancilla’nın büyüsünü geri kendisine döndürmüş ve ruhunu Solace’daki bir vallenağacının içine hapsetmiştir. Daha sonra buradan kurtulmuş ve Arayan Tapınağı’nın yıkılmasına neden olmuştur. Ancilla, Hederick’in kaçmasına izin vermiştir ve vallenağacı hapsinden kurtulduktan kısa bir süre sonra da ölmüştür. ‘Bob’ ‘Bob’, Flotsam yakınlarında yaşayan bir necromancerın çevredeki bilinen ismidir. Kendisini korumak amacıyla kimliğini saklamış ve sadece sahte ismini kullanmıştır. Bu karanlık büyücü Mızrak Savaşı sırasında, kötü bir ordu oluşturmuştur. Savaştan kısa bir süre sonra ordusunu Floatsam’ı ele geçirmek için buraya saldırtmıştır. Ordusu bir ‘greater abishai’ tarafından bozguna uğratılmış ve saha sonra da peşinden gönderilmiş olan bir ‘juggernaut demon’ tarafından da öldürülmüştür. Caitiff Caitiff, normalde bir Silvanesti elfidir fakat büyünün karanlık tarafına ilgi duymasından dolayı kısa bir süre sonra yurdundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Daha sonraki yıllarda Ergoth İmparatoru Emann Quisling’e hizmek etmeye karar vermiş ve onun danışmanı olmuştur. Karanlık sanatla uğraşması sayesinde Caitiff, bir ‘lich’ olarak sonsuza kadar yaşama şansını elde etmiştir. Bir süre sonra da Emann yerine İmparatoriçe Phrygia’nın hizmetine geçmiştir çünkü İmparatoriçe onu kontrolü altına alıp kendisini kontrol etmesine izin vermemek istemiştir. Solamnus’un güçleri Daligoth’daki imparaktorluk sarayını kuşattıklarında başka boyuttan undead güçleri çağıran da yine Caitiff’tir. Vinas ve adamları nihayet Daligoth’u ele geçirdikten sonra yaptıkları ilk işlerden biri de Caitiff’i yok etmek olmuştur. Ruh taşlarını parçalamış, kemiklerini kırmış ve kutsal suyla onu kutsamışlardır. Lich sonunda ölmüş ve ikinci defa dünyaya gelmeyi başaramamıştır. Fistandantilus Fistandantilus şu ana kadar en uzun süre yaşamış insandır. Büyü kariyerine Kırmızı Cübbe ile başladı, fakat yaşı ilerledikçe artık kesinlikle öleceğini anladı. Bu yüzden Karanlık Kraliçe’nin tarafına döndü ve bu sayede ihtiyacı oldukça sayısız genç çırağının yaşam enerjisini emerek kendi hayatını uzattı. Fistandantilus, Cücekapısı Savaşı’nda Skullcap’de yok olmuştur (beden olarak), fakat ruhu Raistlin Majere’i canlı tutarak gelecekte bu ruhu kabul edebilecek tek bedene (Raistlin’in bedenine) sahip olmak için çabalamıştır. Raistlin geçmişe yolculuk yapıp onu yokettiğinde planı da suya düşmüştür. Harrawell Dracart Dracart, Luerkhisis Tapınağı’nın ilk günlerinde göze batan önemli bir siyah cübbeli büyücüdür. Baş rahip Wryllish Parkane’in yakın bir müttefiki olan Dracart ayrıca ejderanların yaratılmasından sorumlu olan üç kişiden de biridir. Mızrak Savaşı sırasında Dracart, ejderhaordularını güçlendirmek amacıyla çok sayıda ejderan yaratmış ve Ariakas’ın gerçek takipçilerinden biri olduğunu kanıtlamıştır. Savaşın son zamanlarında boynu kesilmiş olarak bulunmuştur. Katil hiçbir zaman doğrulanamamıştır; fakat birçok kişi bunu ejderan generali Maranta’nın yaptığından şüphelenmektedir. Justarius Justarius, atletik bir yapıya sahip olmasıyla övünen bir gençdi. Genç yaşlarda büyüye karşı doğal bir yetenek göstermiştir. Justarius’un daima dengede duran bir ruhu vardır ve kırmızı cübbe giymektedir. Test’i sırasında yaralanmış ve bedenini büyüye feda etmiştir. O günden sonra da Justarius topallayarak yürümeye mahkum olmuştur. Birkaç yıl sonra Kırmızı Cübbeliler tarikatı basamaklarında yükselmeye başlamış ve kısa bir süre sonra da Kırmızı Cübbelilerin Başı Belize’den sonra en yetkili kişi olmuştur. Belize daha sonra asi bir büyücü olmuş ve öldürülmüş, bunun üzerine de Justarius tarikatın başına geçmiştir. Justarius daha sonraki yıllarda önemli bir kişilik olarak rol oynamıştır. Öğrenci olarak kendisine hiçbir ünü olmayan Guerrand DiThon’u seçmiştir. Üçler Konseyi’ne yükselmiş ve Mızrak Savaşı’ndan sonra da en yüksek mevki olan Büyücüler Konseyi Başı mevkisine, bir önceki Konsey Başı olan Par-Salian yaşlılıktan dolayı bu görevden ayrıldıktan sonra, yükselmiştir. Justarius, kendisinin yetenekli bir lider olduğunu zamanla kanıtlamıştır. Takhisis Şövalyeleri Ansalon’u ele geçirmeye başladıklarında, birkaç büyücüyle birlikte Fırtınanın Kalesi’ne saldırmışlardır. Dalamar ve diğer güçlü büyücülerle birlikte Gri Cübbeliler’e karşı savaşmış fakat saldırı sırasında hayatını kaybetmiştir. Kızı, Jenna, onun konseydeki yerine geçmiştir. Kara Dalamar Kara Dalamar, Raistlin’in tek çırağıydı. Konsey tarafından başbüyücünün yaptıklarına casusluk etmesi için gönderilmiştir. Raistlin bu yapılanları farketmiş ve Dalamar’ı ihaneti yüzünden cezalandırmıştır. İntikam çok güçlü olmasına karşı, bu karanlık Silvanesti elfi efendisine oldukça fazla saygı duymaktadır. Dalamar, İkinci Afet’ten sonra gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Krago Krago, Sanction’da yaşayan bir simyacı ve büyü kullanıcısıdır. Mezar soygunculuğundan ve yasaklanmış türde büyü kullanmaktan, Mızrak Savaşı’ndan birkaç yıl önce tutuklanmış ve ölüme mahkum edilmiştir. İnfaz edileceği zamanı beklerken Krago serbest kalması sağlanmış ve Takhisis’in ajanları tarafından Xak Tsaroth’a götürülmüştür. Yıkık şehirde, Krago siyah ejderha Khisanth’a hizmet etmeye karar vermiş ve ejderhaorduları için savaşacak olan yeni bir kentenkele-savaşçı türü yaratmaya uğraşmıştır. Krago, civa ve yılan yumurtaları kullanarak çok güçlü kertenkele adamlar yapmayı başarmıştır da. Nehiryeli prototipleri yok etmeyi başardığındaysa Krago hayat çalışmasının gitmiş olduğunu ve bu yüzden hayatını kaybedeceğini anlamıştır. Nehiryeli’yle birlikte kaçmaya çalışmış fakat Khisanth’ın ejderan subayı Shanz tarafından öldürülmüştür. Ladonna Ladonna uzun bir süre boyunca Siyah Cübbeliler’in başında kalmıştır. Konsey’in başı olan Par-Salian’ın ilk aşkıdır. Gençken güzel bir kadındı, büyüsü güçlüydü ve biraz da kendini beğenmiş biriydi. Dalamar’ı Palanthas Kulesi’ne bir ajan olarak göndermek onun önerisiydi. Raistlin’in kendisinden çok daha güçlü olduğunu ve istese, kendisini Konsey’deki yerinden edebileceğini çok iyi biliyordu. Mızrak Savaşı’ndan sonra, tamamen ortadan kaybolmuştur (Ardılı Dalamar ile yaptığı büyüsel bir savaşta kaybedip ölmüş olduğu düşünülmektedir.). L’Indasha Yman L’Indasha, üç bin yıl boyunca Paladine için, ötesindeki muazzam güce kötü güçler ulaşmasın diye yazısız rünleri korumuştur. Paladine rünlerin koruyucusunun yaşlanmamasını ve ölmemesini sağlamış ve onu, Huma’nın soyundan gelen uygun birinin gelip devralacağı zamana kadar, rünleri korumakla görevlendirmiştir. L’Indasha, Daeghrefn, Abelaard ve Nidus’un leydisi ile karşılaşmıştır. Mızrak Savaşından birkaç on yıl önce, Verminaard’ın doğumu sırasında ebelik yapmıştır. Daha sonraki yıllarda Nidus’un mutemedi Robert ile birlikte yaşamaya başlamıştır. Aglaca rünleri taşıyan kişidir ve öldürüldüğünde kehanet asla gerçekleşmeyecek bir hal alır ve bu yüzden de L’Indasha sonsuza kadar rünü korumakla lanetlenir. Fakat genç bir Solamniya leydisi ve Aglaca’nın sevgilisi olan Judyth, L’Indasha ve Robert’ın arasındaki aşka tanık olmuştur. Buna dayanamayan Judyth tüm merhametiyle rünün koruma görevini kendi üzerine almıştır. Daha sonra L’Indasha, Robert ile birlikte oradan ayrılmış ve geri kalan yıllarını birlikte huzur içinde yaşayarak geçirmişlerdir. Par-Salian Par-Salian, Dördüncü Çağ boyunca, Krynn üzerinde yürüyen ve söz sahibi olan en güçlü büyücülerden biriydi. Daima çalışkan biri olmuştur ve arkadaşı Justarius gibi macera peşinde koşmaktansa kitapların tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmeyi tercih etmiştir. Genç yaşlarındayken Ladonna’yla karşılaşmış ve ona aşık olmuştur. Fakat büyücülük kariyerlerinde Par-Salian daima ışığın yolunu takip ederken Ladonna gölgelerin arasını seçmiştir, bu yüzden aşkları hiçbir zaman açığa vurulmamıştır. Par-Salian sonunda Beyaz Cübbeliler’in başı olmuştur ve hemen sonra da Büyücüler Konseyi Başkanlığı’na getirilmiştir. Uzun yıllar boyunca, başbüyücü bu mevkide kalmış ve Üçler Koneyi’ne hizmet etmiştir. Ayrıca Par-Salian, dünyaya yayılan kötülüğü durduracak kişinin Raistlin Majere olduğunu öngörerek kendisini genç yaşta Test’e girmesine izin vermiştir. Daha sonraki yıllarda, Raistlin’in Ansalon için bir tehdit olduğu zamanlarda bile yaşça zayıflamış olan Par-Salian görevini terketmemiştir. Saygıdeğer büyücü, Raistlin’in Cehennem’e girmesinden birkaç yıl sonra vefat etmiş ve Paladine tarafından eşlik edilmiştir. Daha sonra yerine, Beyaz Cübbeliler’in başı olarak Dunbar Mastersmate geçmiş ve Justarius da Büyücüler Konseyi Başkanı olmuştur. Rannoch Işık Çağı’nın sonlarına doğru yaşamış olan Rannoch, o zamanların en güçlü siyah cübbeli büyücülerinden biriydi. Kralrahip tüm büyücülere karşı savaşma kararı aldığında buna çok sinirlendi. Bununla birlikte Beyaz Cübbelilerin başı kulenin anahtarını Palanthas’ın lorduna verirkense iyice çileden çıkmıştır. Büyük bir sinirle, Palanthas kulesinin üzerine yaptığı bir lanetle bir daha kuleye kimsenin girememesini sağlamış ve kanıyla da kuleyi mühürlemiştir. Bununla birlikte, Rannoch kendini kuleden aşağı atmış ve parmaklıklara saplanarak ölmüştür. Lanetse kulede kalmış ve asla da bozulamamıştır. Rubina Siyah Cübbeliler Tarikatı’nın yüksek rütleli büyücülerinden biridir. Güç Çağı’nda Rubina, Istar’ın en güzel ve en güçlü büyücüsü olarak ün yaptı. Istar ve Karthay arasındaki ticari kavka patlak verdiğinde, bu büyücünün dikkatini çekti. Rubina daha sonra Istar ordusunu Karthay’ın ticaret yollarına saldırmasını önlemek için çabalayan Solamniya Şövalyesi Sir Pirvan ve onun yol arkadaşları arasına katıldı. Bu mücadeleleri sırasında Rubina, Karanlık Kraliçe’si için savaşmak yerine, Takhisis’in rahiplerine karşı savaşmak zorunda kalmış ve birçok yerde arkadaşlarını korumak için savaşmıştır. Rubina orduyu attığı birçok ateştopu büyüsü sayesinde bozguna uğratmış fakat sonunda da General Gildas Aurhinius tarafından le geçirilmiştir. Daha sonra Takhisis tarafından, ihaneti nedeniyle lanetlenmiş ve esir düşmesinden kısa bir süre sonra da öldürülmüştür. Speratus Speratus, Kırmızı Cübbeliler tarikatına ait güçlü bir büyü kullanıcısıdır. Ünü sayesinde Nidus’un saray üyeleri arasında kendisine yer edinebilmiştir. Nidus, Taman Busuk bölgesindeki güçlü bir şehirdir. Speratus daha sonra, Nidus’un Lord’u Daeghrefn’in danışmanı olmuş ve baş büyücü mevkisine yükselmiştir. Speratus lordu için entrikalar çevirmiş ve suikastler düzenlemiş fakat Nidus ve Doğu Sınırları arasında yapılacak bölgenin yönetici kardeşi değiştirme törenine kadar da istediği konuma yükselememiştir. Kırmızı ejderha Köz, Nerakalı haydutlar tarafından öldürülebilmesi için Speratus’u yönlendirmeye çalışmıştır. Sonunda Speratus gerçekten de haydutlar tarafından öldürülür. Köz ise büyücünün saraydaki mevkisine, Cerestes adını taşıyan bir insan kılığına bürünerek geçmiştir ve Nidus Lordu’nun danışmanı ve baş büyücüsü olmuştur. Tik Deepspeaker Tik hem bir Zhakar hem de bir cüce bilginidir. Zhakar Kalesi’ndeki gücün anahtarının entrika ve ihanet olduğunu kısa sürede anlamıştır. Hırslı Lord Rackas Ironcog’la yakın arkadaş olmuşlardır ve bir sonraki kişi olarak krallığa yükselebilmesinde ona yardım etmiştir. Önemli bir günde, bu ikili Zhakar’ın o günkü kralı olan Pulc Tenstone’u tuzağa düşürmüşlerdir. Tik kralı kör etmiş ve Rackas da onu öldürmüştür. Rackas daha sonra kral, Tik ise onun yakın büyücüsü ve baş danışmanı olmuştur. Tik, Mızrak Savaşı öncesine, Ariakas’ın Zhakar Kalesi’ne gelişine kadar, bir süreliğine hizmetine devam etmiştir. Bilge kralının isteği üzerine Ariakas’ı öldürmeye teşebbüs etmiş ve bu sırada, ihaneti nedeniyle, Ariakas’ın ejderhası olan Tombfyre tarafından öldürülmüştür. Whastryk Kite Whastryk, Afet’ten birkaç on sene öncesinde yaşamış olan ve gelecek vaadeden bir Siyah Cübbeli’dir. Kariyeri, büyük Fistandantilus’un kendisini birlikte çalışmaya davet etmesiyle değişmiştir. Genç büyücü bu teklifi kabul etmiş ve başbüyücüyle birkaç ay geçirmiştir. Afet’e birkaç ay kalmışken, Whastryk ve diğer çıraklar Fistandantilus’un kulesinden gönderilmişlerdir (Bu sayede başbüyücü ve seçilmiş öğrencisi (Raistlin) çalışmalarına devam edebileceklerdi!). Ayrılmaları üzerine, Fistandantilus, Whastryk’e gizemli bir gümüş şişe hediye etmiş ve onu hayatını kesin olarak kaybedeceğini anladığı anda içmesini söylemiştir. Whastryk daha sonra Liman şehrine gitmiş ve kendisini orada şehrin efendisi olarak ilan etmiştir. Kara Kite korkulan ve saygı gösterilen bir efendi olmuş ve insanlardan vergi almaya başlamıştır. Ama ne yazık ki, AS 37’de, Kara Kite kendisine vergisini vermeyen bir demircinin kızını kaçırmıştır ve kendi sonunu hazırlamıştır. Bir sinirle demirci Kite’ın kulesinegirmiş ve büyücüyü öldürmüştür. Ölümünden hemen önce Whastryk, gümüş şişenin içindekileri içimiş fakat yine de ölümden kurtulamamıştır. Korkulan Kite’ın saltanatı da bu şekilde sonlanmıştır.   Yazan: Arda Çakır

Devamını Oku »