Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » Kerem Beyit ile Röportaj

Kerem Beyit ile Röportaj

Türkiye’de fantastik çizim denince ilk akla gelen isimlerden biri olan sevgili dostum Kerem Beyit ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Ankara’daki “çok gizli” çalışma odasına sızdık ve çok özel fotoğraflar çektik. :) Bu fotoğrafları ve daha önce yayınlanmamış özel çizimler bu röportajda sizlere sunmanın heyecanını yaşıyoruz. Dünyaca tanınan bu Ankaralı güzel insan neler yaparmış; biz sorduk kendisi anlattı…

Keri: Pek çok fantastik kurgu sevdalısı, Frp oyuncusu ve fantastik resim tutkunu seni ismen tanıyor. Ben de seni yakınen tanıyorum ama bir de sen kendini anlatır mısın?
Kerem Beyit: Resimlerim dışında bilmeleri gereken pek bir şey yok zaten :) Sabah kalkıp kahvaltısını yapan sonra işinin başına oturan, akşama doğru tezgahı kapatıp birkaç film, dizi izleyip uyuyan bir adamım. Bir memur benden daha heyecanlı bir hayat yaşıyordur eminim ki… Bulunduğum konuma gelene kadar yaşadıklarımı da bin kez anlattım sanırım. Çok merak edenler sitedeki uzun bio’yu okuyabilirler.

Keri: İlkokuldan bu yana çizim yaptığını (Conan mesela) biliyorum. İlk olarak çizim sevdası nasıl başladı?
Kerem Beyit: Conan ile başladı diyorum genelde lakin onun evveliyatında Milliyet çocuk var, Bando var, Cumartesiden Cumartesiye var falan filan… Dinozor da çok çizerdim mesela, Jurassic Park olayı patladığında ben de oradaydım ve ağır yaralandım : ) Her hafta verilen parçaları birleştirip Fosforlu T-Rex iskeletini tamamlayan zümreye dahil olmaktan da hala gurur duyarım. (Keri: Ben de :) ) Red Kit, Nils ve uçan kaz ve o dönemin diğer çizgi filmleri yadsınamaz bir etki yapmıştır diyebilirim, zaten çizgi romana yönelim bu şekilde oldu, “gateway drug” durumu yani. İlk etapta gazetelerin verdiği Tenten, Sipru sonrasında Alfa, Tay yayınları ile dönüşü olmayan bir yola girdim ama tüm bunlar bir kenara çizim yapmaya ve yaratım zevkini ilk kez olarak tatmaya, Conan veya genel tabir ile kaslı ve baltalı adam çizerek başladım diyebilirim.

Keri: İlkokul dönemlerinde yaptığın başarılı Conan çizimin bile o zamanlarda fantastik çizimler yapacağının göstergesi gibi. Neden özellikle fantastik resimi seçtin? Seni bu türe çeken ne oldu? Özel bir sebep var mı yoksa çizgilerin mi seni yönlendirdi?
Kerem Beyit: Başarılı Conan çizimi mi? Evet bu projeyi hayata geçirmeliyim er ya da geç. Kariyerimi borçlu olduğum bu ikonik figürün güzel bir yorumunu yapmalıyım… Neyse konuya dönersek; dediğim gibi yaratım zevkini ilk tattıran bu tarz çizimler olmuştu, estetize şiddete her daim eğilimli olduğumdan dolayı görsel anlamda beni derinden etkileyen karakterin Conan olması zaten kaçınılmazdı, hatta bir trivia yapayım sana, çocukken tükettiğim birçok İtalyan çizgi romanında genellikle kan çizilmezdi ben de vurulan, dayak yiyen kim varsa kırmızı tükenmez kalem ile bu grafik eksikliği tamamlardım ve bunun nedeni benim kana susamışlığımdan ziyade realizm takıntımdı sanırım. Figüratif şiddete olan eğilimim de şiddetin kendisini sevmem değil şiddetin yaşamımızın bir parçası olmasıdır ve bu durum çerçevesinde şiddet eyleminin olası olduğu durumlarda şiddeti veya bu eylemin gerektirdiği grafik anlatımı eserden hariç tutmanın bir mantığı olmadığını düşünmüşümdür hep. “Tommiks’te neden kol kafa kopmuyor?” demiyorum yanlış anlaşılmasın ama üstü çıplak bir yerlinin yediği kurşunun giriş yarası açmamasını sorgulamam ve neticesinde realist öykü ve grafikten yana tercih koymam da benim nazarımda normal bir durumdur. Gerçekçilik takıntısı çocukluk döneminden beridir var yani, misal herkesin favori Conan çizeri John Buscema’dır benim ise Gary Kwapisz. Velhasıl böyle bir çocuk olduğumdan dolayı bir noktadan sonra Tenten kesmiyor tabi bünyeyi ve Conan ile olan ilişki başlıyor ve bu ilişki sağlandıktan sonra mistik dünyalar, kılıç ve sandalet hikayeleri, Frazettalar, Noremler neticesinde fantastik resme olan ilgi de doğmuş olabilir ama ben bunu bir seçim olarak değerlendirmiyorum zira şu an hizmet verdiğim sektör ağırlıklı olarak RPG ve Fantastik Edebiyat yayıncıları ile sınırlı ama bu demek değil ki ben Sci-fi ya da korku temalı işlerden imtina ediyorum. Beni eskiden takip edenler bilir ki benim ilk ürettiğim işler ağırlıklı olarak macabre teması taşıyordu. Elftir, cücedir sonradan çıktı bunlar. Çizgi romanları hariç tutarak söylüyorum; Ben Fantastik Edebiyat eserleri ile LOTR sonrası tanıştım :) Etrafımda Dragonlance okuyan düzenli oyun oynayan birçok arkadaşım vardı ama benim ilgimi çeken sadece kitap kapaklarıydı. Yüzük Kardeşliğini izledikten sonra kitapları aldım ve bir hafta içerisinde yuttum, fantastik edebiyat ile tanışmam oldukça geç olmuştur yani. O zamana dek ben ağırlıklı olarak Stephen King okurdum hala da okurum, üstüne yazar da tanımam. Neyse uzun lafın kısası “ben fantasy art yapacağım aga!” şeklinde bir uyanış ile başlamadım ben bu işe, bir çok şey kendi kendine gelişti diyebilirim.

Keri: Üniversite yıllarından sonra çizimlerinde önemli bir gelişme söz konusu. Okulda grafik bölümünde okumanın faydası oldu mu yoksa tamamen kendi çaban mı gelişimini bu derece etkiledi?
Kerem Beyit: Yok be abi, o doğal gelişim süreci zaten. Yaş ile beraber algı, gözlem ve kabiliyet de gelişiyor kaçınılmaz olarak, tabi devamlı çizim yaparak olan şeyler bunlar. Yetenek sınavlarına hazırlanırken aylarca desen çalıştım tabi bunun etkisi yadsınamaz lakin ben okuduğum bölüme çizimimi geliştireyim diye girmedim zaten. Grafiker olup reklamcılık sektörüne girmek istiyordum. Ha o konuda da pek bir faydasını göremedim lakin sorun bu değil ben 2005’e kadar falan ressamlığı hiçbir şekilde kariyer olarak görmedim bu bakımdan okulun olumlu ya da olumsuz bir etkisinden bahsedemem yalnız 2006 sonrası olan her kazanımı ben tırnaklarımla kazımışımdır…


 

Keri: Pek çok kitap kapağı çizdin, oyunlar için konsept çizim yaptın, Frp kural kitapları için illüstrasyonlar yaptın. Senin için en heyecan verici ve tatmin edici hangisi oldu?
Kerem Beyit: Valla Ancient,Strange & Lovely kitabı için daha doğrusu paperback edition için bir kapak daha yaptık, (Hardcover zaten geçen sene yapılmıştı) o herhalde en sevdiğim işlerden biri oldu diyebilirim ama tabi yayınlanmasına daha aylar var… Şimdi LOTR illüstrasyonları yapıyorum Taverncraft firması için tabi bu resimler Middle-earth Enterprises tarafından onaylanacak, o noktadan itibaren ben de resmi olarak Middle Earth ressamları arasına gireceğim index’teki yerimi alacağım, bu da heyecan verici sayılabilir.

Keri: Kitaplardan bahsetmişken, o kadar fantastik kurgu kapağı çizdin, illüstrasyonlar yaptın. Sevdiğin kitap ve yazarlardan da kısaca bahseder misin? Favori listen ne şekilde?
Kerem Beyit: Ahaha valla ben kapağını yaptığım birçok kitabı okumadım, zaten okuyan da azdır. Ama kitap çıkıp bana courtesy copy gönderildikten sonra okumaya çalışıyorum tabi benim kendi okuduklarımdan vakit kaldığı takdirde. Yukarıda bahsettim, benim için Stephen King vardır öncelikle, orijinal dilinde okurum mutlaka. The Stand’in Captain Trips bölümü benim için tartışılmaz bir önem taşır. Elbette Frank Herbert ve Dune… Ölmeden önce okunması gereken serilerin başında gelir hatta ben oğlunun Kevin Anderson ile beraber yazdığı serilerden de büyük keyif aldım Butleryan Cihadı’nı ben farklı bir şekilde kurgulamıştım kafamda ama olsun çocuklar emek vermiş yazmış o kadar. :) Steve Alten da okurum ama tamamen Megalodon fetişim yüzünden… Efendim, Salvatore ve Drizzt demesek olmaz herhalde ama ilk 3 kitaptan sonra Salvatore çok “safe” bir yola kaydı, karakterlerine kıyamaz hale geldi, hatta kıydıklarını dayanamadı geri getirdi… Bilemiyorum… Bence vurucu olan o kadar development yaptığın, yatırım yaptığın, köy baraj yaptığın karakteri küt diye öldürmektir… Gerçekte ölüm böyle aniden buldozer gibi geliveren bir şey değil mi? 3 kitap boyunca anlattığın figüre bağlanıp üzerinde ticari kaygı yapmaya başladıysan ben orada inerim gemiden. Gerçi bütün bunları söyleyip üstüne bütün çıkanları da okuyoruz ama neyse. Dragonlance – Kesişen Yollar serisini hiç beklemediğim kadar beğendim en azından ilk 3 kitabı. Tad Williams’ın son kitaplarını okumak istiyorum ama benim yaptığım kapaklar hep Alman kapakları ve dolayıyla Almanca geliyor kitaplar :) Amazon’dan sipariş edeceğim artık. Kısaca kitap durumu böyle. Çizgiromanlar yüzünden gereken vakti ayıramıyorum kitaplara okumak istediğim, methini duyduğum o kadar çok seri var ki…

Keri: Blizzard, Wizards of the Coast, Paizo gibi dünyaca ünlü firmalar ile çalıştın. Bu süreçlerden ve neler yaptığından bahseder misin?
Kerem Beyit: Blizzard’ın WOW kart oyunu için kart illüstrasyonları yapıyorum, WOTC ile eskisi kadar sık çalışmıyorum zira götürü-getiri oranında ciddi sıkıntılar söz konusu. Paizo ile çok daha rahatım, en azından üstüste kapak yapma şansım oluyor, işime karışılmıyor. Süreç ile ilgili spesifik bir soru olmadığı takdirde ne anlatabileceğimi bilemiyorum.

Keri: Yurtdışında pek çok hayranın var ve yaptığın işlerin hemen hemen hepsi yurtdışına oluyor. Bu bir tercih mi yoksa Türkiye’de halen bir eksiklik var mı? Ne düşünüyorsun.
Kerem Beyit: Tercih olmasını sağlayan yerli piyasanın durumudur elbette. Sen yıllardır bu sektörün içindesin abi, yayıncılık sektöründe durum nedir ? Eksiklik zaten sektörde değil ki, talepte! Türkiye’de düzenli kitap okuyanların nüfusa oranı % 0.01. Daha tartışmaya gerek var mı durumu ? 10.000 kişiden sadece birisinin düzenli kitap okuduğu bir ülkede yayıncılık falan olmaz, belli bir zümreye kitap satıp durursun. Eh bu durumda yerli bir yayınevi, Klett-Cotta’nın bir kapak resmine verdiği ücreti veremez, ressam yerine maaşlı grafikerine yaptırır kapağı bu noktada bendenize de zoraki bir tercih yaptırılmış olur… Eskiden yayıncılara çok çatardım ben ama memleketin durumunu görünce anlayışla karşılıyorum artık… Kitaplar çok pahalı diye gerzekçe bir yaklaşım var bir de, ulan kimse almazsa bütün maliyet alan azınlığın üzerine biner haliyle, bütün kitaplar 1 Milyon tiraj yapıyor da, yayıncı hâlâ 20 milyondan satıyor sanki… 

Keri: Şu anda kendi projelerin ve portfolyon için çalışacak zamanın olmadığını gayet iyi biliyorum fakat kafanda canlandırdığının (Dragon serisi gibi) ve yapmak istediğin bir proje var mı?
Kerem Beyit: Dediğim gibi Conan yapacağım en kısa zamanda, boynumun borcu… Kişisel projelere girdim ben zamanında ama hemen bir önceki soruda tartıştığımız nedenlerden dolayı yabancı yayıncılar ile çalışmak çok daha mantıklı geldi.

Keri: Genç yaşında harika işler çıkaran, dünyanın en büyükleri ile çalışan bir illüstratörsün. İlerleyen zamanlarda hedefin ne? Neler yapmak istiyorsun? Biraz bahseder misin.
Kerem Beyit: Ben açıkçası profesyonel olmamı takiben hedefime ulaştığımı düşünüyorum zaten… Bunun ötesinde sanatımı geliştirmek dışında çok büyük hedefim yok ve kendimi geliştirdiğim sürece hayat beni ödüllendirmeye devam edecektir.

Keri: Çizim yapanlara kısa kısa bazı temel öneriler verebilir misin? Neler yapmalılar, neler yapmamalılar.
Kerem Beyit: Ticari bir ajandası, başka bir kariyer hedefi ya da opsiyonu olmadan sadece bu mesleği yapmak isteyenlerin benim tavsiyelerime ihtiyacı yoktur zira mesleki alanda bir hedefe ulaşmayı eğer gerçekten isterseniz, kafaya koyarsanız yaparsınız, gerçekten isteyen kişi bu uğurda yıllar boyunca haftanın yedi günü pratik yapacak kişidir ve şevk ile arzu ile çalışan kişinin hedefine ulaşması kaçınılmazdır. Meslek ile ilgili spesifik soruları olan üslubu, girizgahı düzgün olan kardeşlerime ben zamanım elverdiğince yardımcı olmaya çalışıyorum zaten, mail adresim gizli değil.

Keri: Bir Frp oyuncusu olarak hayranlarına ve Frpnet takipçilerine söylemek istediğin bir şey var mı?
Hepsini sevgiyle selamlıyorum, hayatlarında mutluluk mesleklerinde başarı diliyorum. Frpnet’in de fantastik kurgu ve frp camiası için yaptığı özverili çabayı destekliyor ve devamlılığını dileyerek takip ediyorum.

Bu güzel röportajın ardından sizleri, daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış Kerem Beyit çizimleri ile başbaşa bırakıyoruz. Bu çizimler sadece Frpnet’e özeldir. İzinsiz kullanılması yasaktır!


Bu röportajda kullanılan tüm resimler Kerem Beyit’e aittir ve sahibi tarafından FRPNET’e özel izinle verilmiştir. İzinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır!

Kerem Beyit kişisel sitesi: http://www.theartofkerembeyit.com/

Emrah Elmaslı ile Röportaj
Ertaç Altınöz ile Röportaj