Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » Bilimkurgu Serisi Karantina’nın Yazarı Beyza Alkoç İle Yazarlığı ve Romanlarını Konuştuk

Bilimkurgu Serisi Karantina’nın Yazarı Beyza Alkoç İle Yazarlığı ve Romanlarını Konuştuk

Daha okumayı öğrenmeden çevresindekilere kendi hikayelerini anlatan, yazmayı öğrendikten iki yıl sonra ilk romanına başlayan, fanfiction hikayelerden özgün romanlara ve bilimkurgu serisine uzanan bir yazar var karşımızda… Çocukluk hevesini mesleğe dönüştüren genç yazar Beyza Alkoç‘a yazma tutkusunu, eserlerini, İndigo Kitap‘tan çıkan “Mahşerin Dört Atlısı”nın bilimkurgu hikayesi Karantina serisini sorduk. İşte Alkoç’un verdiği yanıtlar ve özellikle küçük yazar adaylarına ilham olacak hikayesi…

Son 4 yıla 7 kitap sığdıran 23 yaşında bir yazar olarak edebiyat dünyasının en genç mensuplarından birisiniz. Yazmaya ne zaman ve nasıl merak saldınız?
Yazma isteği her zaman içimde olan bir istekti aslında. Beş altı yaşlarımdayken arkadaşlarıma, kuzenlerime, kardeşime, ablama oturur kafamda kurguladığım hikayeleri anlatırdım. Sonra yazmayı öğrendim ve sekiz yaşında ilk romanımı yazma denemem gerçekleşti. Hatta bunu bir çocuk hevesi gibi uygulayıp yarıda bırakmadım, romanı kısa da olsa bir finale ulaştırıp tamamladım. Daha sonraları okuduğum kitaplardaki karakterlere kendi ağzımdan yeni yeni sahneler yazdım, sevdiğim filmlerin forum sayfalarında o filmlerin karakterlerinin yer aldığı bazı “fanfiction” hikayeler yazdım. Bu sıralarda bir yandan tiyatro oyunları yazıyordum, kısa film senaryoları yazıyordum ki bunların hepsini 8-15 yaş aralığında yaptım. Daha sonrasında ise oturup kendi özgün karakterlerimi oluşturmaya, kendi özgün hikayelerimi kurgulamaya başladım.

“Benim için hayatımın en heyecanlı olaylarından biriydi Sınır’ın kitap olması. Çünkü koskoca bir çocukluk hayalinin gerçekleşmesinden bahsediyoruz”

2015 yılında çıkan ilk kitabınız Sınır’ı özellikle merak ediyorum. Yazım süreci nasıl geçti? Taslağınızı yayınevine gönderirken neler hissettiniz? Sınır’ın okurlara ulaşma hikayesini ve size hissettirdiklerini paylaşabilir misiniz?
Sınır’ı 17 yaşında yazdım ve Sınır’ı yazana kadar kendi özgün hikayem olan beş farklı roman daha yazıp bitirmiştim. Fakat onları hep disiplinli bir şekilde ortaya çok kaliteli birer roman çıkaracağım diyerek farkında olmadan kendi kendime bir baskı kurarak yazdığımı fark ettim. Sınır’ı yazmaya başlamadan önce kendime dedim ki “Bu sefer eğlenmek için, zevk almak için bir hikaye yazacağım. Basit, sade, eğlenceli bir hikaye…” Fakat garip bir şekilde Sınır bir anda internet ortamında oldukça tanındı ve her gün farklı bir yayınevinden Sınır’ı kitap yapmak için teklif almaya başladım. Bu konuyla ilgili bir girişimim veya bir niyetim bile yoktu aslında. Fakat zaman geçti, Sınır son bölümlerine ulaştı ve kafamda “Acaba güzel olur mu?” sorusunun belirmesine neden olan bir yayınevinden teklif aldım ve kabul ettim. Benim için hayatımın en heyecanlı olaylarından biriydi Sınır’ın kitap olması. Çünkü koskoca bir çocukluk hayalinin gerçekleşmesinden bahsediyoruz…

Bir yıl sonra ikinci kitap Sınırsız geldi. Sonra 3391 Kilometre ile Asansör… Onlar da Sınır gibi aşk hikayesiydi. Üçüncü kitabı geçtiğimiz Kasım ayında çıkan Karantina serisi var bir de… Aşk romanlarının arasından bilimkurgu serisi nasıl çıktı?
Belli bir yaşa kadar hep aşk üzerine yazdım. Fakat belki de bana ilerleyen yaşımın bir getirisi olarak fark ettim ki aşk yazmak beni o kadar da heyecanlandırmıyordu… Farklı kurgular denemek, denemekten de öte artık yazarken farklı hisler içerisine girmek istiyordum. Örneğin bir aşk romanını yazarken hissettiğiniz duygular biraz daha kısıtlı olurken Karantina’yı yazarken hissettiğiniz duygular çok yönlü olabiliyor. Çünkü Karantina öyle bir kitap ki okurken gerilimi de korkuyu da aşkı da özlemi de arkadaşlık bağını da hissediyorsunuz ve tüm bunların yanında bir de kitap boyunca tüm yaşananların altında yatan gerçek olayı anlamaya çalışıyorsunuz. Aslında Karantina bir nevi bulmaca gibi bir kitap. Kitap boyunca başrolümüz Zeynep’e kim olduğunu bilmediğimiz biri tarafından yaşanan bu cinayet olayıyla ilgili notlar geliyor ve Zeynep o notları birleştirerek olayı çözmeye çalışırken aslında okurlar olarak sizler de aynı bulmacanın içinde olayı çözmeye çalışırken buluyorsunuz kendinizi…

“Karakterler çoktan belliydi ve benim onları bir mekana yerleştirmemi bekliyorlardı. Ben de onları bir okulun içerisinde karantina altına almayı seçtim”

Karantina ile bedenleri ve ruhlarını özgürleştirmek isteyen mahşerin dört atlısının maceralarını okurlarla paylaştınız. Karantina fikri nereden çıktı?
Aslına bakarsanız Karantina basit bir fikirle ortaya çıkmış fakat benim içimde çok büyük bir yere sahip olmuş bir seri. İstediğim şey az önce bahsettiğim gibi okurlara çözebilecekleri bir bulmaca vermekti ve bir diğer niyetim de bunu bir tek mekan hikayesinde yaşatmaktı. Bunları sorgularken karakterler çoktan belliydi ve benim onları bir mekana yerleştirmemi bekliyorlardı. Ben de onları bir okulun içerisinde karantina altına almayı seçtim… Dördü de gerçek hayatta yaşıtları olan çoğu okurum gibi kendilerini dışarıda özgürce koşarken bile özgür hissetmeyen karakterler. Ve ben bu seriyle birlikte bir şekilde beni okuyan herkesin ruhlarının da hayatın bizi hapsettiği görünmez karantinasından kurtarmayı hedefledim… Karantina aslında sembolik bir kelime benim için, ben bu kitapla önce soyutu somuta sonra somutu soyuta çevirdim.

Karantina’yı baştan beri seri olarak mı düşündünüz? Seri üçleme mi yoksa başka Karantinalar da gelecek mi?
Karantina’yı kesinlikle baştan beri seri olarak düşündüm. Hatta karakterlere “Mahşerin Dört Atlısı” denmesinin, dört karakter olmasının sebebi bile konunun dört kitapta işlenip biteceğidir. En başından beri seri dört kitaptan oluşup bitsin ve o kitaplar “Mahşerin Dört Atlısı” olarak anılsın istedim hep.

Şu sıralar yazdığınız bir kitap var mı?
Şu sıralar 3391 Kilometre’nin devam kitabı olan Sıfır Kilometre’yi yazıyorum. Aynı zamanda kurgusu ve karakterleri üzerinde çalıştığım yeni bir kitap var. İsmi Kar Küresi. Bolca fantastik ögeler barındıran, kendi yazarlık kariyerimde bana yepyeni bir deneme imkanı sunacağına inandığım bir tür olacak…

İngilizce Mütercim Tercümanlık öğrencisiymişsiniz. Mezun olunca ne yapmayı düşünüyorsunuz? Planlarınızdan bahsedebilir misiniz?
Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi’nde ikinci üniversite kapsamında da Sosyoloji okumaktayım. Fakat gelecek için hedefim kitaplarım üzerine yoğunlaşmak. Önümüzdeki günlerde bir senaryo eğitimi de almaya başlayacağım. Yani gelecek planlarım tamamen yazmak ve kurgulamak üzerine.

Avengers: Endgame İçin Yeni Fragman Yayınlandı
Octavia E. Butler'ın Fantastik ve Tarihi Bilimkurgu Klasiği Yakın Türkçe'de