Anasayfa » Makaleler » Osman’ı Dövmek Üzerine…

Osman’ı Dövmek Üzerine…

karanlik-adam-banner

8. Henry’nin sevgilisi için yazıp bestelediği Greensleeves isimli parçayı açıp kahvemi de aldığıma göre “Osman’ı dövmek üzerine” isimli yazıma giriş yapabilirim.

Tarihte güzel muhabbet edilecek ortamlar sıklıkla karşımıza çıkmamıştır. Onları yakaladığımızda ise gözünü çıkartana kadar dozu arttırmak isteriz. Dün de böyle bir gündü. Özgür Özol ile uzunca bir süre sonra karşılaştığımızdan (eh iş güç pek sık görüşemiyoruz aynı şehirde olsak bile) dolayı konu konuyu açar vaziyette ilerleyen bir silsileye dönüştü. Çok fazla konuyu ayaküstü konuştuk fakat en akılda kalıcı kısmı ise onun “Osman’ı dövüyoruz,” demesiydi. Konu aslında Türkiye’de olup biten oyun ve oyunculuk kavramı, masaüstü oyunlardan dijital oyunlara kadar geniş bir yelpazede önümüzde duruyordu. İlber Hocamıza konuyu götürmeden hemen bilgilendirelim; Özgür Özol ülkemizde Ilgana’nın, Umut Tarlaları ve İstanbul Efsaneleri’nin ve bu tarz pek çok düşüncenin ardındaki isimdir.

Konuları neresinden tutsak, hangi yöne çevirsek hep Özgür’ün Osman’ına denk geliyordu çoğu açıda. Peki kim bu Osman? Ne arıyor fantastik hikayelerimizin, başarı hikayelerimizin tam ortasında? “Çekilsene be adam, tıkama yolu!” desek bile Osman hep içimizde (estağfurullah!). Biz kurtulsak, yanımızdaki bize Osman gibi bakıyor. Ondan çıkartsak Osman’ı bir arkadakine geçiyor… Osman ile işimiz zor vallahi. Benim tanıdığım Osman böyle değildi, onu hep neşeli muhabbeti ve nargilesiyle tanırdık biz ama bu Osman çok başka…

Özgür’ün lafı ne zaman “Kişiler ve Sonuçlar” kısmına gelse Osman mütemadiyen bize bakıyordu. Üretilen oyunda, ortaya çıkan içerikte, yapılan etkinlikte, yapılan kitapta özetle içeriden dışarı taşan her yaratıcı gelişmede Osman bize gülümsüyordu. Yabancı otomobillerin sağ ve sol aynasında ne yazar; “Objeler sandığınızdan daha yakınınızda olabilir, dikkatli olun”. Biz ise hep dikiz aynasından bakarız tozu yuttuğunu sananlara, geride kaldığını düşündüklerimize. Plakasına bakınca ise 34 OSMAN 02’yi görürüz. Osman hep en baş belamız, en geçmek istediğimiz, en çok yenmek istediğimiz kişidir, olaydır, rakiptir. Osman’ı geçtik mi iş biter mi? Özgür’ün dediğine göre bitiyormuş vallahi. Yukarıda da dedim ya, benim Osman’ım hiç böyle değil şeker gibi adam ama birçok kişinin Osman’ı bu kalıba uyuyor onu da görüyoruz. Osman bizi ışınla ama nereye?!

Boşver Osman, sen geç bizim en azılı düşmanımız ol. Biz hep kafamızı kuma gömelim ya da dur sana gömelim, hep seni yenelim, evrenin geri kalanı umurumuzda olmasın. Seni geçince hep birinci olalım. Senden taktiklerimizi saklayalım, forvetimizi sadece sana oynatalım. Egolarımızın birleşimi olarak Osman otursun karşımızda. her başarımızda Osman’a tokadı basalım, hiç yenilmeyelim. O’na karşı büyük bir kin besleyelim…

Sonra? Dünya dönüp dursun. Bizim Osman’ımız var. Hep birinciyiz. Eleştirileri alıp olumluya çevirmemize hep Osman engel olsun. Üretmeye karşı tek duruş “Osman yaptı, ben de onu yendim!” olsun. Ama kendin diyorsun Osman yaptı diye, sen yapmadın ki, sadece yendin. Yenmek için bir şey yaptın. Bu sana ne kattı? En iyisini sen yaptın, en pahalısını sen aldın, en güçlüsü sensin. Kime göre? Osman’a göre… Osman kim? senin ardında kalan. Demek ki sen de güçlü değilsin, Osman kadarsın. Ne? Osman’ı aradın meşgul mü çıktı? E çıkar tabi, insan hiç kendi korkularıyla yüzleşebilir mi? Osman bu, aynaya bile bakmıyor saçı başı dağınık. Sen ise onun zıttına gidiyorsun çekmişsin üzerin takım elbise, jilet gibi tıraşını olmuşsun kaymak gibisin… Sadece Osman’a göre yapmışsın bunu, bilmiyorsun ki dünyanın geri kalanı donla mı geziyor yoksa kot pantolonla mı…

Şu an bizde de durum böyle, tabularımızı yıkmaya, kalıplarımızın dışına taşmaya çalışıyoruz. En azından kendimizi bu yönde yapıcı eleştirel olmaya zorlarken oyun sektörümüzde de üretim olan her noktamızda, çevremizdeki yapılanmalar ve kişilerde de hep bunları görmemiz bizi şaşırtmıyor. Osman kadar zeki, Osman kadar güçlü, Osman kadar çevik ve Osman kadar ahlaksızız.

Ne diyelim ki Osman’sız yapamayanlara inat; başımızdan eksik olsun şu Osman ya! bi gitsin de üretmenin farklı katmanlarında kendimizi deneyimleyelim. Bugünün “biz en süperleriyiz” tabakası bi gerçek dünya ile tanışsın, bizde o sırada kenarda durmadan ilerleyelim…

Özgür ile dolu bir muhabbetten aklımda kalanları kısaca özetledim. Havanız nasıl olursa olsun rakibiniz Osman olmasın, o bize yeter…