İncelemeler

The Black Cauldron İncelemesi

Modern sinemanın yüksek temposundan, sürekli dünyayı kurtarmaya çalışan kusursuz kahramanlarından ve kasvetli anlatılardan yorulduğumuzda sığınacak sakin limanlar ararız. Benim için o güvenli alan (safe place), Disney’in 1985 yapımı klasiği The Black Cauldron (Kara Kazan). Gişede batmış olması ya da Disney arşivlerinin derinliklerine saklanması bu gerçeği değiştirmiyor. Bu film, izleyene eski dostlarla şömine başında zar attığımız samimi D&D akşamlarının huzurunu veriyor.

Eski Usul Masal Atmosferi

The Black Cauldron, her şeyden önce acelesi olmayan bir film. Günümüz animasyonlarındaki göz yorucu dinamizmden çok uzak. Eski usul el çizimi arka planların loşluğu, sisli Galler ormanları ve dumanı tüten küçük kulübeler, ekrana baktığınız an içinizi ısıtan bir masal atmosferi sunuyor. Hikaye, fantastik kurgunun en klasik formülüne sahip: Dünyayı ele geçirmek isteyen bir Karanlık Lord (The Horned King) ve onun ölülerden kurmak istediği ordu. Ancak film bizi bu karanlıkla germiyor; aksine, büyük kötülüğün ortasında birbirine tutunmaya çalışan küçük bir ekibin samimi hikayesini ön plana çıkarıyor.

İlk Seviye Bir Partinin Kusurları

Bu filmi bir Frp yazarının gözünde eşsiz kılan şey, karakterlerin tam bir D&D masasını andırması. Karakterler o kadar kusurlu ve doğal ki, sanki yakın arkadaşlarınız ilk kez bir masaüstü rol yapma oyunu oynamak için bir araya gelmiş gibi hissettiriyor. Gelin bu ekibin karakter kağıtlarına birlikte bakalım.

Taran: Tecrübesiz Bir Fighter

Hayali büyük bir şövalye olmak ama kendisi henüz yolun başında, tecrübesiz bir domuz bakıcısı. Hikaye boyunca ne zaman bir zar kontrolü yapsa elini yüzüne bulaştırıyor; strateji bilmiyor, fevri davranıyor ve sürekli yardıma muhtaç duruma düşüyor. Ancak gruptaki herkesi bir arada tutan şey, onun bu tecrübesizliğine rağmen taşıdığı saf ve temiz koruma arzusu. Klasik bir heroes journet anlatısı.

Eilonwy: Partinin Sağduyusu Healer’ı

Disney’in kulede oturup kurtarılmayı bekleyen klasik prenses klişelerinden çok uzak. Eilonwy, masanın en mantıklı ve ne yaptığını en iyi bilen oyuncusu gibi. Elindeki sihirli ışık küresiyle partinin hem Light büyüsü ihtiyacını karşılıyor hem de karanlık mahzenlerde ekibin sağduyusu oluyor. Taran fevri kararlar aldığında, partiyi felaketten kurtaran hamleler genellikle ondan geliyor.

Fflewddur Fflam: Klasik Bir Bard

Fantastik sinema tarihinin en sadık ve eğlenceli Bard tasvirlerinden biri. Abartılı hikayeler anlatmaya ve yapmadığı kahramanlıklarla övünmeye bayılıyor. Ancak Dungeon Master ona öyle bir özellik vermiş ki; ne zaman gerçeği bükmeye çalışsa, elindeki kadim lirin telleri kopuyor. Korkaklığına rağmen dostları tehlikedeyken öne atılan bu kaotik karakter, filmin tüm neşesini sırtlıyor.

Gurgi: Ekibin Maskotu Şaklaban Rogue

Bir parça elma ve birazcık şefkat için her şeyi yapabilecek, ne idüğü belirsiz tüylü bir yaratık. Gölgelerde gezişi ve eşya “ödünç alma” huyuyla tam bir Rogue. Başlarda korkaklığıyla partiyi yarı yolda bırakacak gibi görünse de, kritik anlarda sergilediği sadakat ve fedakarlıkla hikayenin en değerli parçalarından birine dönüşüyor.

Arka Plandaki Devasa Evren: Prydain

Filmin sunduğu o zengin hissin arkasında aslında büyük bir edebi temel var. The Black Cauldron, Lloyd Alexander’ın Galler mitolojisinden ilham alarak kaleme aldığı The Chronicles of Prydain (Prydain Günlükleri) adlı 5 kitaplık kült fantastik roman serisinden uyarlama. Kitaplar Neden Türkçede Yok? Burada fantastik edebiyat okurları olarak sitemizi dile getirmemiz gerekiyor: Bu harika fantastik seri maalesef hala Türkçeye çevrilmedi. Biz Frp severler için büyük bir eksiklik. Kitaplar dilimize kazandırılmadığı için bu zengin lore’dan mahrum kaldık. Buradan fantastik eserlere değer veren yayınevlerine bir çağrı bırakmış olalım; umarım bizi bu evrenin sıcak sayfalarıyla buluştururlar.

Son Zarlar Atılırken

The Black Cauldron karmaşık dünyadan kaçıp fantastik kurgunun duru, samimi kollarına bırakmak istediğimde sığındığım bir güvenli alan. Eğer siz de modern dünyanın stresinden ve sonu gelmeyen kasvetli anlatılardan yorulduysanız, loş bir ışıkta bu unutulmuş D&D seansına ortak olun. Çünkü bazen ihtiyacımız olan tek şey, bir Bard’ın kopan lir telleri eşliğinde dostlarla çıkılan samimi maceradır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu