Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Korktuk ama Oynadık – Resident Evil 7 – Biohazard İncelemesi

Korktuk ama Oynadık – Resident Evil 7 – Biohazard İncelemesi

Resident Evil 2, ortaokulda oynadığım, hayatımın yönünü değiştiren, üniversitenin tatil zamanlarında, yurt ormanında karga gördüğümde kaçmama, tıp fakültesinin garip mimarisi içindeki yürürken tüplerdeki kadavraların canlanmasını beklememe, çantamda ufacık da olsa “survival kit” taşımama neden olan garip bir oyundur. Bu yüzden belki de inceleme fırsatı bulmak benim için büyük şans ve gurur kaynağı oldu.

Resident Evil dedim ama bu oyunu kesinlikle 1-2-3 ile kıyaslamamak lazım. O zaman RE olmuyor çünkü. Oyunun 4 sonrasında büyük çaplı değişikliğe gittiğini, klasik beyinsiz zombiler yerine, daha çok mutasyona uğramış “farklı” yaratıklarla savaştığımızı unutmamak lazım. Oyundaki en büyük değişiklik belki de Ethan isimli, genel serinin dışında, daha güçsüz, özel eğitim almamış biriyle oynamamızdı.

Bir video geliyor e-postanıza ve üç yıl önce kayıplara karışan eşiniz sizden yardım istiyor, düşüyorsunuz yollara. Olaylar Resident Evil 6’dan yaklaşık 4 yıl sonra, 2017’de geçiyor. İlk başlarda doğaüstü varlıklarla savaştığınızı sanıp, biraz F.E.A.R. biraz Amnesia hissi uyandırıyor. İşlerin değişmesi yakın, merak etmeyin.

Hoşuma giden sigorta, kablo ve çeşitli heykel parçaları bularak ilerlemenizi istemeleri. Tabloların yerini değiştirerek kilit açıyorsunuz. Anılar… Özlemişim RE’nin bu özelliğini. Ama sakın zombi beklemeyin. Onun yerine karşınıza çok güçlü, sarmaşıktan bozma mutasyonlar çıkıyor. Ondan da önce, ölümsüz bir aileyle savaşmak zorunda kalıyorsunuz.

Önemli uyarı: Eğer böcek fobimiz varsa ben gibi, sakın eve girdiğinizde tencereyi açmayın. Bir yerde de çıyanlar yüzünden ekrana bakmadan oynamak zorunda kaldım gerçi. Ben uyarımı peşinen yaptım, karışmam.

Genel olarak fobiler üzerine gitmiş oyun. Böcekler, karanlık ve klostrofobik bir ortam, arada hala nedenini anlamadığım cansız mankenler ve muhteşem bir palyaço. İki, üç defa çığlık attığımı kabul etmem gerekiyor. Refleks korku ögelerine de güzel ve kıvamında yer verilmiş.

Senaryo size kendini pek açıklamıyor, eski oyunlardaki gibi biraz etraftaki notları inceleyerek neler olduğunu anlıyorsunuz. En hoşuma giden kısmı ise bulduğunuz VCR kasetlerini izlemeye başladığınızda, oradaki karakteri canlandırmanız. Yeri geliyor kameraman, yeri geliyor Mia oluyorsunuz. Videoları mutlaka izleyin, izlemeden ilerleyebilirsiniz ancak oradan güzel ipuçları elde edeceksiniz. Spoiler vermeden anca bu kadar oluyor.

Boss fight’lar klasik RE kötü karakterlerinden oluşuyor. Bol bol kaçıp, hedef gösterilen yerlere ateş etmeniz gerekiyor. Belki de ilk defa seçim yapma şansınız var, alternatif etmenler eklenmiş oyuna. Tabii ki nerede neyi seçmenizin nasıl sonuçlar doğuracağını söylemeyeceğim size, bunu kendiniz denemelisiniz. Silah çeşitliliği bol, ufak sürprizler var. Büyük sürprizler de var, ama yine bunları sizin bulmanız gerekiyor, ben anlatırsam çok kolay olur.

En son kötü karakter kapışması ise tatmin etmedi beni açıkçası. Normal zorlukta oynadığım oyunun her yerinden mermiler, ilk yardım malzemeleri çıkınca, karşıma çıkacak şeyden korkmaya başlamıştım. Biraz gard alma, toplamda da 7 mermi ile boss fight bitti. Düşünün sadece bir defa öldüm, hem de ben. Onda da ne yapmam gerektiğini anlamamıştım. Bu kısım biraz daha zorlayıcı olabilirdi.

Grafikler çok güzel. Mekanlar güzel portrelenmiş. Konsolden PC’ye aktarılmış bir oyun olarak, sıklıkla karşılaşılan sorunlar yok. Seslendirmeler güzel, müzikler daha fazla olabilirmiş. Japonca’dan aktarılan bir oyun olmasına rağmen, dudak hareketleri tam uymasa da, İngilizce seslendirilme ve uyarlanması yerinde olmuş. “Safe house” odası burada da var, diğer oyunlarda daktilodan oyunu kaydederken, burada ses kayıt cihazı kullanmamız modernize edilmiş bir gönderme olmuş. Güzel de olmuş.

Oyunu biraz hızlı oynayarak ortalama 10 saatte bitirdim. dört saatte bitirme “achievement”i de var. Yukarıda bahsettiğim gibi farklı senaryolar, gizli sürprizler, toplanması gereken şeyler vs. için defalarca oynanması gereken bir oyun bence. İşlerimin yoğunluğu geçince tekrar oynayacağım ben, sonra tekrar, sonra tekrar.

John Hurt Aramızdan Ayrıldı
Kendi Overwatch Figürlerini Yapan Sanatçı