Bugün animasyon tarihinin en büyük ama ne yazık ki en az bilinen başyapıtlarından birine, 1981 yapımı Macar animasyonu Fehérlófia‘ya (Beyaz Kısrağın Oğlu) doğru saykodelik bir yolculuğa çıkıyoruz.
Baştan söyleyeyim; eğer mitolojiye, özellikle de bizim kendi köklerimize, Orta Asya, Şamanizm ve Türk destanlarına ilginiz varsa, bu film izlerken size “Bir dakika, ben bu hikayeyi bir yerden biliyorum!” dedirtecek. Gelin, Marcell Jankovics’in bu görsel halüsinasyonuna ve içindeki tanıdık motiflere yakından bakalım.

Görsel Bir Şölen ve Sınır Tanımayan Bir Animasyon
Marcell Jankovics, Fehérlófia’yı yaratırken geleneksel animasyon kurallarının hepsini bir kenara itmiş. Filmde sabit bir arka plan veya karakter tasarımı yok; her şey sürekli bir dönüşüm ve akış halinde. Renk paleti kadar cesur ve şekiller o kadar soyut ki, film 80’lerin başından ziyade çok daha evrensel ve zamansız bir sanat eseri gibi duruyor.

Türk ve Şaman Motifleri
Gelelim incelemenin ve aslında filmin benim için en çarpıcı olan kısmına. Fehérlófia her ne kadar bir Macar efsanesine dayansa da, Hunlar ve Avarlar üzerinden Orta Asya bozkırlarına kadar uzanan devasa ortak kültürel buram buram hissediyorsunuz. Filmde öylesine güçlü Türk ve Şaman motifleri var ki, “Bunu Dede Korkut mu yazmış?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.
İşte filmde karşımıza çıkan ve kültürümüze ayna tutan o muazzam detaylar:

- Ak Kısrak (Gök Yeleli At): Filmin en temel figürü, kahramanlarımızı doğuran ve onlara yol gösteren Beyaz Kısrak. Türk mitolojisinde atın ne kadar kutsal olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Şamanların göğe yükselirken kullandığı, destanlarda kahramanın adeta can yoldaşı olan ilahi at figürü, burada direkt bir “Ana Tanrıça” olarak karşımıza çıkıyor.
- Hayat Ağacı (Ulu Kayın / Bay Terek): Evrenin merkezinde duran, kökleri yeraltı dünyasına, dalları ise göğün en üst katına uzanan devasa ağaç… Filmdeki Dünya Ağacı konsepti, Türk ve Altay mitolojisindeki “Bay Terek” veya “Ulu Kayın” inancının birebir aynısı. Kahramanımız bu ağacın köklerinden yeraltı dünyasına inerek macerasına atılıyor.
- Alt, Orta ve Üst Dünyalar: Filmdeki evren tasarımı tam bir Şamanik kozmoloji örneği. Ejderhaların ve karanlık güçlerin hüküm sürdüğü Yeraltı (Erlik Han’ın diyarı), insanların bulunduğu Orta Dünya ve ışığın bulunduğu Üst Dünya. Kahramanın yeraltına inip, oradaki ruhlarla/iblislerle savaşıp tekrar yukarı çıkması klasik bir şaman inisiyasyon (erginlenme) ritüelidir.
- Doğa Elementlerini Temsil Eden Üç Kardeş: Ana kahramanımız Ağaçkoparan (Fanyűvő) ve kardeşleri Taşufalayan ile Demiryoğuran. Tıpkı Oğuz Kağan’ın Gök, Dağ, Deniz gibi doğayı temsil eden oğulları gibi, burada da kahramanlar isimlerini ve güçlerini direkt olarak doğadan alıyorlar.
- Çok Başlı Ejderhalar: Yeraltında prensesleri esir tutan 3, 7 ve 12 başlı ejderhalar, yine Asya mitolojisindeki yeraltı canavarları olan “Yelbegen”leri akla getiriyor.
Sonuç:
“Masallar, geçmişin sadece çocuklara değil, köklerini arayan herkese anlattığı en kadim gerçeklerdir.”
Fehérlófia, alışılmış Disney tarzı kahramanlık hikayelerinden sıkılan, daha derin, daha ezoterik ve mitolojik kökleri olan bir şeyler arayan FRPNET okurları için adeta bulunmaz bir Hint kumaşı (ya da bozkır çadırı diyelim).
Görsel anlatımı ilk başta yorucu gelebilir ancak kendinizi saykedelik renklere ve dönüşümlere bıraktığınızda, atalarımızın binlerce yıl önce ateş başında anlattığı o destanların görselleşmiş haliyle kucaklaşacaksınız. Kendi mitolojimize, Türk efsanelerine ve Şamanizme ilgi duyuyorsanız, bu filmi kesinlikle kaçırmayın.





