Son Haberler
Anasayfa » Kayıp Dünya (sayfa 3)

Kayıp Dünya

Mel Odom İle Röportaj

Sanırım başlıktan da belli. Evet bu bir röportaj. Sanırım her ay bundan böyle bir yazar ile röportaj yapmaya çalışacağız. Peki fikir nasıl oluştu? Benim şu an kitap bölümünü yazmakta olduğum heavy metal dergisi “Headbangers” her ay tanınmış gruplarla röportaj yapıyordu. Mesela bu ay Manowar ve Blind Guardian ile söyleşi yaptılar. “Aynı şey neden Kayıp Dünya için olmasın?” dedim. Ama arada bir fark olacaktı, biz müzik grupları yerine, tanınmış (en azından bizim yurdumuzun dışında) yazarlarla röportaj yapacaktık. Ve bu fikrimi Altuğ’a bildirdim. Kendisi de düşüncemi beğendi ve kabul etti. Sonuç; İlk röportajımız “Wizard of the Coast” yazarlarından Mel Odom. Amacımız ise gayet basit. Şimdi kitaplarını severek okuduğumuz, yaşını başını almış bu insanlar da bir zamanlar sizin, bizim gibi yazmayı hobi olarak gören, veya bu işe ciddiyetle yaklaşan ama hangi yolu takip edeceğini bilemeyen kişilerdi. Kayıp Dünya’da yazı yazmayı bir sevgili gibi gören arkadaşlar (tamam biliyorum biraz abarttım  ), yazarlara sorduğumuz sorularla kafalarındaki soru işaretlerini belki bir nebze yok edebilirler. Bu konuda ufacık bir yardımımız bile olsa biz kendimizi, görevimizi yerine getirmiş sayar, büyük mutluluk duyarız (bir hayli ciddi yazmışım, dilekçe gibi. Hadi hayırlısı (Unutmadan; röportajın bazı yerlerinde parantez açarak cevapların arasına girmek zorunda kaldım. Çünkü bazı kelimelerin Türkçe’ye çevirisi zordu)).

Devamını Oku »

Çizgi Romanda Bilimkurgu

Aşağıda okuyacağınız yazı iki sanat dalının ortak gelişim sürecinde karşılaştıkları ve aşmak zorunda oldukları zorlukları size sunacak. Bilimkurgu ve çizgiromanın ilk dönemlerindeki ortak ürünlerinin neler olduğu konusunda sizi bilgilendirirken minik bir tarih turuna sizi davet edecek…Hakan Alpin Temelleri belki de milattan sonraki 2. yüzyılda Eski Yunan yazarı Lukianos’un bir öyküsüyle atılmıştı. Ay özleminin yönlendirdiği hayali bir Ay yolculuğuydu anlatılan. Ancak karakteristik özelliklerinin belirginleşmeye başlaması 18. yüzyıldan itibaren hızlı bir ivme kazanan bilim ve teknoloji desteğiyle olmuştu.

Devamını Oku »

12 Büyük Görev

Zeus’un oğlu oluşu muydu Herakles’i  böyle ünlü yapan  ya da ölümlü bir kadından doğduğu için Hera’nın ona duyduğu sonsuz nefret miydi? Elbette bunlar da geçerli nedenler ama Herakles’i unutulmaz yapan asıl şey ona verilen on iki büyük ödevi başarıyla yerine getirmiş olmasıydı. Bu görevlerin ona verilmiş olmasının altında da yine Hera’nın istekleri yatıyordu. Zeus kıskanç karısını birazcık memnun edebilmek istiyordu bunun yanında oğluna da zarar gelmesini istemiyordu. Büyük kahramana istemeden de olsa kendi adını vermiş olan Hera onun bu görevleri başarmayacağını ümit ederken Zeus oğlunun bunu başaracağını biliyor ve ona karşılığında ölümsüzlüğü vaat ediyordu.

Devamını Oku »

Türk Mitolojisi

Tarihte Türkleri birleştiren, onları aynı bayrak altında toplayan hiçbir olgu olmamıştır. Ne din, ne dil, ne vatan ne de çıkarlar hiçbir zaman ortak olmamıştır. Kendilerine ‘Halk’ anlamaına gelen Hun adını veren kavimi birleştirici bir unsur tarih boyunca bulunmamıştır. Şu an Hun soyundan gelen ve kendilerine Türk adını veren tek kavimse Oğuz’lardır. Bu yüzden diğer ‘türki’ milletlere türk demek ne kadar doğrudur bilinmez ama en azından Hun soyundan gelen bütün halkların efsaneleri az çok birbirine benzemektedir… Her ne kadar “Delinin biri kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” atasözünü, Sümerler’in türklerle akraba olduğunu iddia edenlere karşı söyleyen bir grup olsa da Sümerler türklerle akrabadır. Ve Türk Mitolojisinin ilk hikayeleri Sümerler’le örtüşmektedir.

Devamını Oku »

Thor’un Çekicinin Çalınışı

Thor’un çekicinin çalınışı mizahi yönü nedeniyle olağan üstü bir söylencedir. Kuzey Mitolojisi’nin ‘ Superman’i olan Thor’un kadın kılığına girmek zorunda kalması, yüzyıllar boyu okuyucuları gülümsetmiş olmalıdır. Çekiç fırlatan Thor,bir sabah uyandığında çekicini (Mjollnir) bulamadı. Kalbini şiddetli bir öfke doldurdu. Sinirli sinirli kırmızı saçlarını sallıyor,parmaklarıyla sakalını sıvazlıyordu. Sonra umutsuzluk içinde Loki’yi buldu. Loki kargaşa çıkarıcılığı ile kasvetli bir kişiliğe bürünen ama iyi niyetli bir tanrıydı.

Devamını Oku »

Flint Fireforge: Her Şey Onunla Başladı

Flint Fireforge, Kharlois dağlarında doğmuş ve büyümüş bir tepe cücesidir. Ejderha Mızrağı destanını okumuş olanlar bileceklerdir ki, Flint Fireforge kahramanları bir araya getiren, hepsinin hayatında eksik olan bir parçayı tamamlayan, onları kendi -olmayan- çocukları gibi gören ihtiyar cücedir. Flint’in hayatına kısaca değineceğim; büyükbabası Reghar Fireforge, kendi toplumları olan Tepe Cüceleri arasında önemli bir liderdir. Reghar, “Dwarfgate Savaşı” olarak bilinen Tepe Cüceleri ile, akrabaları olan Dağ Cüceleri ile yapılan trajik savaşta, binlerce kurban gibi ölmüştür. Ailesinde Flint’in sonunu hazırlayan kalp hastalığı, Flint’in büyük amcasının da erken ölümüne yol açmıştır. Savaştan kısa süre sonra, Dağ Cüceleri’nin Thorbardin’in kapılarını dünyanın geri kalanına kapatması ile Flint’in kendi kaderini çizmek için halkından ayrılması aynı zamana denk gelir.

Devamını Oku »

Sturm Brightblade Anısına

Kış Gecesi Ejderhaları‘nı okuyanlar (Ejderha Mızrağı Üçlemesi 2. Kitap) serinin birinci kitabından beri melankolik bir onuru ve imkansız idealleri ile okuyucunun dikkatini çekmiş olan Solanmiya Şövalyesi Sturm Brightblade’i hatırlarlar. Sturm tanrıların bile ellerini çekmiş olduğu yalanların ve yalancıların dünyasında onuru için yaşamakta olan ve iradesi hayatı gibi dünyadaki sefaletin bir parçası olmaktan ileri bir şeyler yapmaya çalışan “sözü onuru,onuru ise yaşamı” olan benzerlerine gerçek hayatta değil ancak iyi yazarların romantik dünyalarında rastlayabileceğimiz ve benim açımdan ölümü tüm serinin en hüzünlü olayı olan Solamniya Şövalyesi idi. Belki aranızdan kitabı okumuş olanlarınız da Sturm’un ölümü ve Qualinesti Prensesi Laurana’nın cenazesinde yaptığı konuşma ile benim gibi hüzünlenmiştir.

Devamını Oku »

Dark Elfler ya da Drowlar

Forgotten Realms’ın göz bebekleri:Dark Elfler ya da Drowlar: Dark elf deyince çoğunuzun aklına kötü elfler yada kara elfler gelebilir. Aslında da öyledir. Çoğu AD&D ve D&D oyuncusunun yanlış bildiği gibi Drow yani kara teni ve kızmızı gözlü dark efler sadace Forgotten Realms’a hastır. Bunun nedeninden önce Drow kelimesinin aslından bahsetmek istiyorum. Trow (Drow)lar Shetland adasındadır ve İskandinav Troller’le akraba sayılmaktadır. Aynı İskandinav akrabaları gibi onlarda güneşten nefret ederler çünkü bu onları taşa döndürmektedir. Halk arasında İskandinavya’da yaygın olan bir söz ise yaramaz çocuklarına annelerinin “Trowlar alsın götürsün seni!” tabiridir.

Devamını Oku »

Ankara ve TSR

Ülkemize R.P.G. yada daha yaygın bir deyişle F.R.P. ilk olarak TSR’nin (Tactical Strategies Research inc.) AD&D’si (Advanced Dungeons and Dragons) ile girdi. Bu sistemi oyuncular masa üstü oyunlarla değil SSI’ın ortaklığı ile çıkardığı bilgisayar oyunlarıydı. Bu oyunlar aslen F.R.P. ye sadece isim olarak benziyordu, bunun nedeni ise sadece canavar kesmek ve zindanlarda kaybolmakla sınırlıydı. Tabi konu AD&D ise içinde “D” yani Dungeon (Zindan) olacaktı. Bu oyunlarla F.R.P.’nin özü sayılabilen Zindan ve Hazine unsurunu oyuncular yerleştirdi. Bu sistemi merak edenler o efsanevi T.S.R.’dan posta ile kitap ve zar almaya başladılar. Ankara’da bunu düzenli bir hale getiren insanlar bile vardı. Hatta hiç unutmam ilk zar setimi ODTÜ de okuyan ve daha sonraları Ankara’nın ilk Hobby Shop’u (Dragon’s Keep) açanlardan almıştım. Bu Hobby Shop 1996 yılının Haziran ayında Kumrular Sokak’ta bir iş hanında açılmıştı. Sadece kurbanı eksikti açılışın o zamanlar bir azınlık olan R.P.G. yada o günkü popüler yaklaşımı ile F.R.P. ile ilgilenen her 10 kişiden 9’u oradaydı.

Devamını Oku »

Menzoberranzan ve Drizzt Do’Urden’e Dair

Forgotten Realms’in en az Myth Drannor, Ice Wind Dale, Netheril kadar sevilen ve tutulan öğelerinden biridir Menzoberranzan. Yeraltında, karanlıkta süzülen, arkanızda bıçağını sırtınıza saplamak için bekleyen kesinlikle çok zeki bir ırkın, Dark Elflerin anayurdu özgün bir öyküye sahiptir. Bu lanetli Elf ırkı yaptıkları nedeniyle yeraltına sürüldükten sonra örümcek tanrı Lloth ile işbirliği yapmıştır.Lloth’un emirleri doğrultusunda yeryüzündeki yaratıklardan ve en çok da Elflerden intikam almak için yaşamaktadırlar. Belirli aralıklarla Dark Elflerin yeryüzüne saldırdıkları, bazı “raid”ler gönderdikleri bilinen olaylardır.

Devamını Oku »