Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » Sibel Alaş İle Buz ve Ateşin Şarkısı Üzerine

Sibel Alaş İle Buz ve Ateşin Şarkısı Üzerine

sibel-alas-taht-oyunlari-roportaj

Sibel Alaş’ı ilk önce şarkılarıyla tanıdık, şimdi ise yaptığı harika “Buz ve Ateşin Şarkısı” serisi kitapları ile fantastik severleri mutlu ediyor. Ülkemizde dizi sebebiyle “Taht Oyunları” adıyla tanınan seri hakkında ÇROP sitesi sahibi Ümit Kireççi ile birlikte bazı sorular sorduk ve Sibel Alaş da bizi kırmayıp sorularımızı yanıtladı.

İşte o keyifli röportaj.

– Merhabalar Sibel hanım. Aslında pek çok kişi sizi tanıyor. Şarkılarınız dilden dile hâlâ akıllarda. Ancak biz bugün sizinle harika bir fantastik serinin çevirmeni olarak röportaj yapalım istedik. Biraz kendinizden ve çevirmenlik geçmişinizden bahseder misiniz? 
Sibel Alaş: Öncelikle bu söyleşi için teşekkürler. Evet, insanlar beni müzisyen olarak tanıyor fakat ben ilk ve orta öğretimimi İngilizce müfredatlı bir okulda tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okudum. On yaşımdan itibaren Önder Bali Müzik Okulu’nda müzik eğitimi aldım. İş olarak müzik yapmayı tercih ettiğimde, edebiyat profesyonel anlamda geri planda kalmış olsa da, ilgilenmekten asla vazgeçmediğim bir alandı. Çevirmenlik, Epsilon Yayınevi için çevirdiğim Kırık Kalpler Oteli isimli kitapla başladı.
 
taht-oyunlari-kapak– Buz ve Ateşin Şarkısı’nı daha önce okumuş muydunuz? Seriyi dilimize çevirmeyi siz mi istediniz yoksa yayınevi ile ortak bir karar mı? 
Sibel Alaş: Hayır okumamıştım. Seriyi benim çeviriyor olmamı gerçekten şans addediyorum; elimdeki kitap bitmişti, Epsilon’la görüştüm ve yeni bir kitabın çevirisine başlayabileceğimi söyledim, yayın yönetmenimizin bana gönderdiği kitap, serinin ilk kitabı olan Taht Oyunları’ydı. Bu durumda Epsilon’a teşekkür etmem gerekiyor sanırım, çünkü bu kadar önemli bir eserin çevirmeni olarak anılmak bu işi yapan herkese büyük gurur verir.
 
– Normalde de fantastik kurgu okur musunuz? En sevdikleriniz hangisi? 
Sibel Alaş: Maalesef bir fantastik edebiyat okuyucusu değilim. Bununla birlikte, Yüzüklerin Efendisi’nin “fanatik” hayranlarından biri olduğumu söyleyebilirim:)
 
– Kavramlar ve kurgusal sözcüklerle terimler fantastik kurguda sıkça karşımıza çıkar. Siz çevirmen olarak türün diğer eserlerinden faydalandınız mı? Daha doğrusu diğer çevirileri incelediniz mi? Ortak kavramların çevirisinde sizinle uyuşan veya çelişen noktalar var mıydı? 
Sibel Alaş: Elbette faydalandım. Ancak Buz ve Ateşin Şarkısı, epik fantastik türün içinde değerlendiriliyor olmasına rağmen, fantastik öğelerin minimumda tutulduğu bir eser. Ortak terminoloji, genelde mitolojik yaratıklar söz konusu olduğunda kullanılıyor. Eserde bahsedilen silahlar, zırhlar, kuşatma makineleri, mimari ve bu gibi şeylerin, ortaçağa ait gerçek kavram karşılıkları var. Geri kalanı, George R.R. Martin’in, kendine ait orijinal kelimelerle yarattığı yepyeni bir dünya.
 
Göstergelere baktığımızda Nartin’in Anglo-Saxon mit, tarihi ve Hristiyanlığa göndermeler yapmış. Bunları tespit edebildiniz mi? Okurumuz sizce eseri bunları çözümlemeden layıkıyla anlayabilir mi? 
Sibel Alaş: Bu göndermeleri tespit etmemek mümkün değil elbette. Serinin ilk kitabındaki din kavramı, Anglo-Saxonlar tarafından kabul gören paganizm türüne benziyor. Mesela, eserde “Yedi” olarak isimlendiren inancın yedi tanrısından biri olan Savaşçı, Anglo Saxonlar’ın savaş tanrısını hatırlatıyor, yine aynı şekilde, Yabancı da Anglo-Saxonlar’ın ölüm tanrısını. Serinin ikinci kitabından itibaren, bu çok tanrılı inancın, tek tanrılı bir inanca işaret ettiğini de fark ediyoruz, zira yazar satır aralarında, bu yedi tanrının aslında tek bir tanrının yedi yüzü olduğundan bahsediyor. Okuyucunun bunları çözümlemeden de eseri anlayabileceğini düşünüyorum, çünkü George Martin kendi yarattığı inanç sistemini gayet net ve anlaşılır bir şekilde izah etmiş. Yeri gelmişken atlamamamız gereken bir noktadan daha bahsetmek isterim. Eserdeki tek inanç sistemi Yedi değil; Yedi’den önceki Eski Tanrılar, bilinen üç büyük kıtadan biri olan Essos’da kabul gören Işık Tanrısı, Dothraklar’ın inandığı Büyük Aygır, Barışçıl İnsanlar’ın İmtizaç Tanrısı diğer inanç sistemlerine ait öğeler.
 
– Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin dizisi Taht Oyunları da tüm dünyada çok tutuldu. George R.R. Martin’in hem senaristlik hem yapımcılık tecrübesi olması diziyi mutlaka kitaba sadık tutuyor ancak siz, kitapla diziyi kıyasladığınızda diziyi nasıl buluyorsunuz? 
Sibel Alaş: Bu konuda sizinle aynı fikirde değiliz :) Ben George Martin’in, diziyi kitaba sadık tuttuğunu düşünmüyorum. Eserdeki bazı çok önemli karakterler ve olaylar dizide hiç yer almamış. Örneğin, Robb Stark’ın aldığı kararlarda büyük rol oynayan Sör Brynden Tully dizide hiç görünmedi. Lord Renly ile Çiçek Şövalyesi’nin arasındaki münasebet eserde asla bu kadar detaylı resmedilmedi. Bunun gibi sayısız örnek var. Benim kendi adıma tek tesellim, sizin de dediğiniz gibi George Martin’in dizinin yapımcılarından biri olması ve değişiklikleri bizzat yapması. Dizinin hayranı olup da kitabı okumayanlara, en kısa zamanda okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum, çünkü çok şey kaçırıyor olabilirler:)
 
sibel-alas– Pek çok yazar, kahramanlarını ve karakterlerini öldürmekten uzak durur. George R.R. Martin bu konuda fazla rahat. Siz ne düşünüyorsunuz? 
Sibel Alaş: Bay Martin’in çok cesur olduğunu ve bu cesaretinin elindeki malzemenin bolluğundan kaynakladığını düşünüyorum. Eserde, her biri eşit ağırlıkta önem taşıyan sayısız baş karakter var ve hikaye ilerledikçe bu karakterlere yenileri ekleniyor. Edd Stark’ın öldürüldüğü sahneyi tercüme ederken soluğumun kesildiğini hatırlıyorum. Hikayenin nasıl ilerleyeceğini, bu boşluğun nasıl doldurulacağını epey endişeyle düşünmüştüm. Şimdi biliyorum ki Bay Martin o boşlukları ustaca dolduruyor. Aslını isterseniz, eseri bu kadar sürükleyici yapan ve heyecan dozunu her zaman yüksek tutan şey, Bay Martin’in bu cesareti.
 
– Kitaptaki favori aileniz hangisi? :) 
Sibel Alaş: Hiç tereddütsüz Stark Hanedanı:) Sahip oldukları o kadim dürüstlüğü ve cesareti seviyorum sanırım.
 
– Peki ya en sevdiğiniz karakter? Neden? 
Sibel Alaş: Az önceki cevaptan sonra tuhaf gelebilir ama en başından beri Tyrion Lannister. Zekâsını, eserdeki insanların bir türlü göremediği nezaketini ve hatta adalet duygusunu seviyorum. Tyrion, fiziksel özelliklerinden dolayı çocukluğundan beri dışlanan ve ezilen bir karakter, belki bu yüzden, bir okuyucu olarak her seferinde ondan yana duruyorum:)
 
– Serinin gidişatı oldukça karmaşık bir hal almakta. Sizce ilerleyen zamanlarda neler olur? 
Sibel Alaş: Bir noktaya kadar neler olacağını biliyorum. Dördüncü kitabın çevirisine başladım ve beşinciyi okuyorum ama anlatmam elbette mümkün değil:) Henüz yazılmamış kitaplarda neler olur diye sorarsanız, okuyucusunu şaşırtmayı bu kadar seven bir yazardan her türlü sürprizi bekler ve en ufak bir tahminde bulunamam:)
 
– Ve yeni albümünüz. Bize onu anlatabilir misiniz? Fantastik olmayabilir ve konumuzu dağıtıyor gibi görünebilir ama dinleyeni hayal alemine taşıyan bir müzik yapıtından daha fantastik ne olabilir ki? 
Sibel Alaş: Bir şarkıyı bundan daha iyi tanımlayamazdınız. Umarım bu tanıma yakışır bir şeyler yapmayı başarırım:) Şarkılar hazır. Bir aksilik olmazsa, A Feast For Crows’un çevirisini bitirdikten sonra kışa doğru stüdyo çalışmalarına başlamak niyetindeyim.
 
Sevgiler :) 

Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz.
 

Röportaj: Ümit Kireççi – Kayra Keri Küpçü

Diablo Gece Satışını Canlı İzle
Diablo Evreninin Derinliklerine Davetlisiniz!