Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » The Walking Dead: Season Two – Kaybedecek Hiçbir Şeyiniz Kalmadığında…

The Walking Dead: Season Two – Kaybedecek Hiçbir Şeyiniz Kalmadığında…

walking-dead-game-banner

Telltale Games’i son atılımlarıyla beraber oyun dünyasında duymayan kaldı mı bilmiyorum fakat benim en sevdiğim yapımı şu ana kadar The Walking Dead oldu. Günümüz oyunlarında bir fanteziyi bu kadar gerçek duygularla ortaya koymak, oyuncuyu zaman geçtikçe zorlayıcı oldu firmalar için. Daha iyi grafiklere zayıf senaryoları tutturmaya çalışıp görsellikle oyuncuyu nereye kadar tatmin eder?

The Walking Dead size sunduğu tam da bu eksiklik. Hayali bir dünyanın en gerçek hikayesi.

The-Walking-Dead-game-Season-2-Zombie-AttackOyun bir öncekinde olduğu gibi sizin kararlarınıza göre hareket ediyor. Sizin seçtiğiniz cevapları kabul ediyor, sizin tercih ettiğiniz tepkileri veriyor. İnteraktif oluşu onu bu kadar çekici yapan detaylardan biri zaten. Beş bölümden oluşan oyun Telltale Games’in tüm oyunlarına yaptığı gibi bölüm bölüm yayınlanacak. Şu an sadece ilk bölümü yayınlandığı için aslında buna bir ön inceleme de diyebiliriz. Yani sonunda ne olduğunu ben de bilmiyorum ve bu beni korkutuyor. Gözlerim kapalı çıktığım bir macerada daha ilk bölümüyle beni bu kadar etkileyen bir oyun beşinci bölümün sonunda beni çok rahat ağlatabilir. Oyunun ilk bölümü öyle çabuk bitiyor ki, yeni bölümün olmaması ağzınızda kötü bir tat bırakıyor. Daha fazlası için oyuncuyu beklentiye sokma konusunda da kesinlikle alanlarında ustalar.

Yazının bundan sonraki kısmı ilk oyunla ilgili spoilerlar içerecektir.

Lee’yi Çok Özledim

İlk oyun gerçek bir başarıydı. Çizgi roman tabanlı olan oyun bize bir yan hikaye anlatıyordu. Yetişkin bir adam olan Lee Everett ve koruması altına aldığı küçük savunmasız Clementine’ın çizgi romanda olmayan hikayesi sunulmuştu. İlk oyunu biraz interaktif çizgi roman gibi bulmuştum aslında. Yani aksiyon tabii ki vardı bu bir zombi oyunu sonuçta ama o aksiyon olabildiğince minimize edilmişti. Ayakları yere basan, güçlü kuvvetli bir adamın tüm o umutsuzluğu içinde küçük bir çocuğun umuduna tutunmasını “izlemiş” ve ortak olmuştuk. Nereden çıktığı belli olmayan, nasıl yayıldığı anlaşılamayan bir virüs, ölü insanlar, gergin sinirler, patlamaya hazır egolar… Lee bunlarla kendince başa çıkabilecek bir yetişkindi ama Clementine çok küçüktü, çok savunmasızdı…

ss-review-the-walking-dead-game-episode-3-lon-L-gALzozİlk oyunun da gösterdiği gibi: Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlar en tehlikeli olanlar. Kocaman bir dünya içinde kapana kısılmış iki tür: ölüler ve onlardan da beter insanlar. Bir şekilde hepsi geçip gitti çünkü önemi yoktu. Önemli olan Clementine’dı, onun güvende olmasıydı, o küçük kız tek başına bir umuttu ve sonra Lee Everett öldü.

İkinci sezon ilk oyunda aldığımız kararları dilersek koruyup, o kararlara göre bir başlangıç sağlıyor ve bu sebeple başında küçük bir hatırlatma sahnesi hazırlamışlar. Oynadığınız tüm oyunu özetliyorlar. O küçük klip bittiğinde ilk düşündüğüm şu oldu: “Lee’yi çok özledim.”

Geride Kimse Yok

The Walking Dead’in yaratıcıları Robert Kirkman ve Tony Moore ellerindeki hikayenin büyüklüğünün ve etkileyiciliğinin çok farkında ve çok sistemliler diye düşünüyorum. İlk oyun kendine hayran bırakmıştı ama ikinci oyun daha sadece bir bölüm yayınlanmasına rağmen eskinin de getirdiği bir özlemle kendine kilitledi.

Öncelikle ilk oyuna göre kesinlikle daha fazla aksiyon var, daha ilk bölümden beni heyecanlandırdı, korkuttu, üzdü ve rahatlattı. Bu hikayenin size sağlamadığı tek şey sıcak bir mutluluk. Küçük buruk mutluluklar evet ama o daimi his, hayır. İşte tam da bu yüzden bu oyun ilkinden daha iyi. Saf bir gerçeklik sunuyor ve o gerçekliğin içinde sizi daha çok korkutacak yeni bir yol bulmuşlar. İkinci sezonda yönettiğiniz kişi artık güçlü bir yetişkin değil, o çok geride kaldı. Artık sevdiği herkesi kaybetmiş bir kız çocuğusunuz, ilk oyunda bir şekilde bağlandığınız Clementine bu oyunda artık tamamen sizin kontrolünüzde.

walkingdeadeskikarakterPeki neden bu daha gerçekçi? Çünkü kimse küçük bir kızın fikirlerini önemsemiyor. Siz tüm o yetişkinlerin gözünde zaman zaman grubu yavaşlatacak, zaman zaman ayak altında dolaşacak en zayıf halkasınız. İlk oyunda zombilerin gelişi, tüm o yemek arayışı, barınma arayışı, dost arayışı sırasında oyunun gerçek çaresizliğin nasıl bir şey olduğunu oyuncunun gözüne soka soka gösterdiğini düşünmüştüm ama hayır. Clementine’ın çaresizliği yanında ilk oyun bir hiçmiş. Ne dediğiniz kimin umrunda? Küçük çocuklar yalan söyler, küçük çocuklar kendi başlarına karar alamazlar ve küçük çocuklar yeterince hızlı koşamazlar.

Karanlık Çökünce

Oyunun beni en çok sevindiren yanlarından biri zaman atlaması yaşamamış olmamızdı. Bıraktığım yerden birkaç ay sonra başladı oyun. Böylelikle Clementine’daki değişimi daha rahat algılamam, karakteri daha rahat tanımam ve onunla daha sıkı bir bağ kurmamı sağladı. Clementine kesinlikle ilk oyundaki küçük kız değil. Evet hala yaşı çok küçük ama Clementine yılların geçmesini beklemeden büyümek zorunda kalan bir çocuk artık. Onun oyuncaklara veya süslü kıyafetlere ilgisi yok, tek düşündüğü yemek bulabilmek ve bir şekilde hayatta kalmaya çalışmak. Oyunda Omid ve Christa’da var, en azından benim bir önceki oyundaki seçimlerime göre var, ama ikisi de Lee değil. Artık karanlık çöktü ve Clementine yalnız.

clementine-the-walking-deadDaha önce de belirttiğim gibi ilk oyuna göre kaçma ve aksiyon sahneleri var ve bu gerçekten gerilimin göbeğine oturtuyor sizi. Küçük bir kızın kocaman bir ormanda arkasında silahlı bir insan ve önünde pek çok zombi varken ikisinden de kaçışının yarattığı heyecan çok dozunda olmuştu. Ayrıca Lee gitmeden Clementine’a kendisini savunmayı öğrettiği için artık çok da kötü durumda sayılmayız, yine de…

Artık yasalar yok, kurallar yok, sadece sizi parçalara ayırmak isteyen ölüler ve sizi ölüme terk etmek isteyecek canlılar var. Ne kadar süre hayatta kalabilirsiniz? Hayatta kalmak için neleri feda etmelisiniz? Ve belki de en kötüsü, bundan sonra bir başkasına güvenebilir misiniz?