İncelemeler

Terrore nello spazio (Planet of the Vampires) İncelemesi

Bu sefer tam bir “geek klasiği”ne dalıyoruz: Mario Bava’nın 1965 yapımı İtalyan bilimkurgu-korku şaheseri Terrore nello spazio (İngilizce adıyla Planet of the Vampires). Başlıkta “vampires” yazıyor diye klasik kan emici beklemeyin; film bambaşka bir yerden vuruyor. Ben de bu incelemeyi daha çok vampir edebiyatı açısından ele alacağım. Çünkü Bava, gotik korkunun en saf unsurlarını uzayın soğuk boşluğuna taşımış ve bunu yaparken setler, dekorlar, kostümler konusunda resmen emek fışkırtmış. Hazırsanız başlayalım.Öncelikle şunu netleştirelim: Film, iki uzay gemisinin (Argos ve Galliot) bilinmeyen bir gezegene inişiyle başlar. Orada karşılaştıkları şey, klasik vampir mitolojisinin bilimkurgu versiyonu. Bram Stoker’ın Dracula’sındaki o yavaş yavaş ele geçirme, bedenleri gasp etme, ruhu emme hali burada uzaylı bir parazit olarak karşımıza çıkıyor. Ama Bava’nın dehası şu: Kan emmek yerine “yaşam enerjisini” ve bedeni çalıyorlar. Tıpkı Carmilla’daki baştan çıkarıcı, sinsice yaklaşan vampir gibi… yalnız burada baştan çıkarma yok, doğrudan korku ve izolasyon var. İzleyiciyi “ya ben de onlardan biri mi olacağım?” diye düşündüren o klasik vampir edebiyatı tedirginliğini, uzay gemisinin kapalı ortamında mükemmel yakalıyor.

Vampir edebiyatının temel teması nedir? Ölümsüzlük arzusu ve bedenin ihaneti. Dracula ölümsüzdür ama güneşten kaçar, aynada yansımaz, davet edilmeden giremez. Planet of the Vampires’ta da aynı şey var: Yaratıklar ölü bedenleri diriltip kullanıyor, “ölümsüz” bir varlık haline geliyorlar ama bu, insanlığın sonu demek. Bava burada Nosferatu’nun o tekinsiz, gölge gibi varlığını uzay sisinin içine gizlemiş. Üstelik 1965’te! Alien’in (1979) ilham kaynaklarından biri olması boşuna değil; Ridley Scott da bu “beden gaspı” fikrini çok sevmiş belli ki. Ama Bava’nın versiyonu daha gotik, daha edebî. Vampir burada kan değil, ruh ve beden avcısı.Şimdi gelelim asıl övünç kaynağımıza:

Setler, dekorlar ve kostümler. Arkadaşlar, düşük bütçeyle bu kadar emek verilmiş iş az bulunur. Bava resmen sihirbaz. Gezegenin sisli, mor-mavi tonlarda parlayan harabeleri, antik taş sütunlar, puslu ışık oyunları… Hepsi stüdyoda çekilmiş ama izlerken “bu gerçekten uzayda çekilmiş” hissi veriyor. Dekorlar o kadar detaylı ki, her köşede bir gizem var; duvarlardaki o garip semboller, sis makinelerinin yarattığı atmosfer, renkli jeneratör ışıklarıyla yapılan gotik aydınlatma… Tam bir vampir edebiyatı sahnesi ama uzayda!

İlgili Makaleler

Kostümler de ayrı bir olay. Astronotların parlak, metalik, vücudu saran üniformaları hem futuristik hem de o dönem için inanılmaz şık. Ama asıl bombalar “ele geçirilmiş” mürettebatın görünümü: Soluk yüzler, karanlık göz çukurları, hafifçe parlayan gözler… Klasik vampir makyajının bilimkurgu uyarlaması. Hiç abartısız, çok emek verilmiş. Her kostüm, her dekor parçası “biz bu filmi ciddiye aldık” diye bağırıyor. Bava’nın o meşhur “az parayla çok iş” felsefesi burada zirve yapmış. İzlerken “ulan 1965’te bunu nasıl yapmışlar?” diye hayran kalıyorsunuz.Yönetmenlik tarafı da tam Bava’ya yakışır: Yavaş tempo, uzun planlar, gerilimi damla damla artıran kamera hareketleri.

Müzik ve ses tasarımı da cabası; o uğultulu rüzgâr ve elektronik sesler, vampir edebiyatındaki o “gece sessizliğinde duyulan ayak sesleri” hissini uzay boşluğuna taşıyor.Sonuç:Terrore nello spazio, sadece bir bilimkurgu filmi değil; vampir edebiyatının uzayda yeniden doğuşu. Klasik korku unsurlarını (beden gaspı, ölümsüzlük, izolasyon) bilimkurguyla harmanlayıp gotik bir atmosfer yaratmış. Setler, dekorlar ve kostümler konusunda harcanan emek ise tek kelimeyle muhteşem. Düşük bütçeyle bu kadar etkileyici bir dünya kurmak gerçekten ustalık istiyor. Eğer vampir mitolojisini seven, klasik bilimkurgu-korku seven, “azla çok yapmak” diye bir kavramı takdir eden bir frpnet okuruysanız… kesinlikle izleyin. 1965 yapımı olmasına rağmen hâlâ taze duruyor. Bava bir kez daha göstermiş ki, hikâye ve atmosfer paralı efektlerden daha güçlü.Görüşlerinizi yorumlarda bekliyorum. Bir sonraki incelemede görüşürüz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu