ROL YAPMANIN DAYANILMAZ ZEVKİ
Her şey bir yana, Obsidian’ın hikâye anlatımını ve rol yapma öğelerini pekiştirmek için eklediği iki önemli özellik var ki hakikaten benim için oyunun değerini ciddi ölçüde arttırdılar. Birincisi arada bir karşınıza çıkan ve kara kalem eskizlerden oluşan hikâye ekranları. Oyunun derdini anlatmak için görselliğe değil de hayal gücüne yoğunlaştığını başta da söylemiştim zaten. Bu hikâye ekranları da size olan biteni ses efektleri, basit bir çizim ve bolca yazıyla öyle bir anlatıyor ki kendinizi bir anda oturup sağlam bir masaüstü FRP oyununda DM’in anlattıklarını dinliyormuş gibi hissedebiliyorsunuz. Herkesin tercih edeceği bir özellik olmadığının farkındayım ancak ben mest olmakla da kalmayıp keşke daha sık kullanılsaymış diye düşünürken buldum kendimi. İkinci bayıldığım özellik ise etrafınızdaki dünyaya nasıl davrandığınıza bağlı olarak bir ününüzün oluşuyor olması. Milleti sürekli tehdit eden, kaba kuvvete başvurmaktan çekinmeyen bir karakterseniz er ya da geç “Cruel” yani acımasız biri olarak tanınacaksınız. Bu da sizden normalde yardım istemeye gelebilecek kişilerin daha çekingen davranmasına ve insanların sizden korkmasına sebep olacak. Ya da bu konuda iyice namınız yürüdüyse bir noktada kendi arkadaşlarınızı gaddar bir tanrıya kurban etmek gibi uç bir hareket bile yapabileceksiniz. Öte yandan eğer herkese yardım etmeye çalışan, sözüne güvenilir, iyi niyetli bir namınız varsa konuşmalarda insanların size daha kolay güvendiğini, sizden daha rahat yardım istediğini fark edeceksiniz. Aynı şekilde rasyonel düşünen, diplomatik, aldatıcı, tutkulu vb başka karakter özellikleri de mevcut ve sizin davranış şekillerinize göre bu puanların artıp azalıyor, sizin kişiliğinizi şekillendiriyor olması rol yapma adına gerçekten çok şey katıyor oyuna.
Açıkçası oyunu bu kadar övdükten ve geçmiş oyunlardan aldıkları derslerden ulaştıkları sonuçları alkışladıktan sonra iş Stronghold’a yani Gözcü’müzün kalesi olan Caed Nua’ya geldiğinde maalesef ki bir duraksıyorum. Caed Nua’ya ilk ayak bastığınızda kale tam bir yıkıntı halinde. Duvarlar yıkılmış, binalar çürümüş, sarmaşıklar yürümüş… Daha da fenası, zindanların altında “Od Nua’nın Sonsuz Yolu” olarak bilinen bir kazı alanından türlü türlü yaratık fırlayıp duruyor. Kabul edeyim, Od Nua’daki o yerin dibine iniş ve kaleyi temizleme hissiyatı hiç de fena değil. (Her ne kadar arada bir çok düz savaş-hazırlan-tekrar savaş döngüsüne girse de…) Ancak kalenin genel işlenişi, sağladığı yararlar söz konusu olunca ortaya çok sönük bir tablo çıkmış. Kickstarter’daki uzatmalı hedeflerden en merakla beklediklerimden biriydi ve açıkçası bir Neverwinter Nights 2 tadında bir kale yönetimi olmasını bekliyordum. Onun yerine hiçbir işe yaramayan bir sürü binayı sırf Prestige ve Security puanlarım artsın diye revize ederken buldum kendimi. (O Prestige ve Security puanları da oyunun sonunda çıkan iki üç cümle haricinde hiçbir işe yaramadı, ona yanarım!) Ha, verdikleri tecrübe puanı ve para açısından Warden’s Lodge’dan gelen Bounty görevleri falan iş yapıyor yapmasına. Arada bir nadir bulunan yaratık uzuvları satan dükkanlara da uğradığınız olabiliyor nadir de olsa. Ama ne bileyim, labirenti ya da eğitim alanlarına onca para döktükten sonra kalede dinlenirken +1 Might bonusu vermek dışında bir işe yaradıklarını da görmek isterdim. Umarım şu an hali hazırda geliştirilmekte olan ek paketlerde Caed Nua için daha aktif, daha güzel bir rol bulabilirler. Şu anki hali gerçekten de yazık edilmiş bir potansiyelden ibaret çünkü.
Bir diğer rahatsızlık veren durum kaçınılmaz olarak oyuna Kickstarter’da belli bir ücretin üstünü ödeyenlerin izini her yerde görüyor olmak. Aslında bu temelde kötü bir şey değil, zira zamanında o kadar bağış yapmış bir oyuncu olarak benim de oyun yüklenir yüklenmez ilk işim Credits’i açıp kendi ismimi bulmak oldu. Ancak rahatsızlık veren şey bunun sağda soldaki tüm mezar taşlarına ve etraftaki NPClere sıçramış olması. Tek tük olsa ve nadir olması gereken godlike ırkından karakterleri her adım başı görmesek ya da mezar taşlarında “!!!ElF_LoVeR18!!!” gibi isimlerden uzak durulsa, oyunun atmosferi daha yerinde olabilirdi. Zira aslında isimleri altın kutucukta yazan Backer NPClerinin hikâyelerini okumak başlarda bayağı hoşuma gitmişti. Neyse ki benim gibi düşünen birileri olaya el atıp bu tarz oyunun atmosferinde eğreti duran şeyleri oyundan kaldıran modlar hazırlamış bile…
Sözün özü, Pillars of Eternity’nin Infinity Engine oyunlarının şanına layık bir takipçi olduğundan şüpheniz olmasın. Kabul, Baldur’s Gate 2 gibi bir oyundan sonra benim de canım grup üyeleriyle daha uzun uzadıya muhabbete dalayım, daha kompleks interaksiyonlara gireyim istedi. Ancak bu kadar güzel macera hissi veren, derin şekilde işlenen karakterlere sahip ve “old-school” tasarlanmış bir oyun oynamayalı o kadar uzun zaman oldu ki, bütün günahlarını ve aksaklıklarını affedip Pillars of Eternity’yi yıllardır beklediğim o şahane RYO olarak kabullenip kucaklamaktan kendimi alıkoyamıyorum. Üstelik bunun yepyeni bir dünya ve seriye daha giriş aşaması olduğunu düşünürsek, Obsidian’ın elinde bu seriyi Baldur’s Gate 2 seviyesine taşımak için elinde daha bir sürü fırsat olacak. Şahsen ben Eora’ya tekrar dönmek için sabırsızlanıyorum…









bu oyunu begenmeyen gitsin yatsın kardeşim.eksikleri var diye eleştirip duruyorlar.sanki baldurs gate serisinin Planescape Tormentin yok mu onlarında vardı hala var.ilk çıktıkları versiyonlarda heryer bug doluydu.bence başarılı bir oyun.hikayesi cok cıgır acıcı cinsten olmasada.