Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Kaçan Kovalanır – Incal İncelemesi

Kaçan Kovalanır – Incal İncelemesi

Şili asıllı Fransız yönetmen ve yazar Alejandro Jodorowsky ve çizimleriyle her bir sayfayı sanat eserine dönüştürebilme yeteneğine sahip Moebius’un (Jean Giraud) kaleminden çıkan Incal çizgi romanı, geçtiğimiz senenin Nisan ayında Gerekli Şeyler tarafından basıldı. Yaklaşık 18 sene önce İthaki Yayınları’ndan Kara Incal adıyla ilk sayısı yayımlanan çizgi roman serisinin ilk altı sayısını artık cilt halinde bulmak mümkün.

1981 yılından 2014 yılına kadar çıkmaya devam eden ve Jodoverse’e dâhil olan çizgi roman serisi; Incal, Before the Incal ve Final Incal olmak üzere üç kitaptan oluşuyor. El Topo (1970) ve Santa Sangre (1989) filmlerinin yönetmen koltuğunda oturan Jodorowsky, uzun bir süre Dune filmiyle gündeme gelmişti. Finansal sorunlar nedeniyle bir türlü hayata geçemeyen Dune filminin haklarının yedi yıl sonra sona ermesiyle David Lynch pek de başarılı bulunmayan bir Dune filmi çekmişti. Dune üzerinde yıllarca çalışmış ve projesini hayata geçirememiş olması Jodorowsky’i bir hayli etkilemiş olacak ki bu proje için yarattığı tüm fikirleri Incal serisinde kullanmayı tercih etmiş.

J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi serisinin yüksek fantezi eserlerinin çoğunu etkilediği aşikâr. Frank Herbert’ın Dune serisiyse modern bilimkurgu edebiyatının mihenk taşı haline geldi. Günümüzde kaleme alınan bir bilimkurgu eserinde Dune etkisini görmemek pek mümkün değil. Incal de kendisinden sonra gelen eserleri aynı ölçüde etkilemeyi başardı. Moebius ve Jodorowsky’nin yarattığı evrenin izlerini Blade Runner, The Matrix ve Star Wars’un prequels serilerinde görebiliyoruz. Moebius’un karmaşık ama yorucu olmayan çizimlerinin, fütüristik şehirlerinin ve tuhaf manzaralarının benzerleriyle pek çok Hollywood filminde karşılaştık. Luc Besson’un 1997 yılında gösterime giren A Fifht Element filmi de hiç şüphesiz Incal’den izler taşıyor. Hatta Jodorowsky, ufak etkilenmeler ve esinlenmelerin ötesinde Luc Besson’un intihal yaptığını iddia ederek dava açmış fakat bir sonuç alamamış. Bu davanın sonuçsuz kalmasının en önemli nedenlerinden biriyse Moebius’un A Fifht Element filminin de tasarım ekibinde yer alması.

Evrenin Kaderi Küçük Bir Nesneye ve Sersem Bir Dedektife Bağlı

Incal, hem inanılmaz ölçüde şanslı hem de inanılmaz ölçüde şanssız, sıradan bir özel dedektif olan John DiFool’un hikâyesini anlatıyor. DiFool alışık olduğumuz çizgi roman kahramanlarının aksine yakışıklı, zeki veya cesur değil. Bir anti-kahraman olarak yaratılan karakter adı üstünde biraz aptal. Üstelik çoğu zaman olayları çözüme kavuşturmak yerine kaçmayı tercih edecek kadar da korkak birisi fakat arkadaşlarının ve vicdanının sesini dinlemeyi de bir türlü bırakamıyor; bu da John’u olayların merkezine taşıyor. John, önüne çıkan her engeli aşışında daha büyük bir çıkmaza düşüyor. Özel dedektif olmanın çok daha ötesinde bir birey olduğunu keşfeden DiFool için hikâyenin başlangıcından beri özlemini çektiği viski ve homeofahişelerle dolu sıradan hayatına geri dönmek ancak bir hayal olabilir.

Kitabın ilk sayfalarında John DiFool’u intihar geçidinden doğruca her şeyi eriten asit gölüne düşerken görüyoruz. DiFool’un bu talihsiz düşüşü yaşamını sona erdirme istediğinin bir sonucu değil. Aksine bir grup maskeli adam tarafından, bilmediğimiz bir nedenden dolayı aşağı atılıyor. Bu açılıştan anladığımız kadarıyla hikâyenin başkarakteri bulaşacağı her belaya zaten bulaşmış. Biz bu ana nasıl gelindiğini geçmişe dönüşler ile öğreneceğiz. DiFool’un roboaynasız denilen polisler tarafından kurtarılması ve başına gelen talihsizlikleri anlatması olayların içine yavaş yavaş dâhil olmamızı sağlıyor.

“Bu iş, sıcak para kokuyordu… Ayrıca başka bir şey daha kokuyordu… Ancak sanırım burnum tıkalıydı…”

Tam gece yarısı yaşlı bir kadına dönüşen Nimbea Süper Quing hanıma İtkafa Kill ile olan seks macerasında eşlik eden DiFool’un kendisini birbiri ardına gelişen olayların ortasında bulması, beklenmedik şekilde Incal’e sahip olması ve evrenin kaderini belirleyecek kişiye dönüşmesi okuyucu da şaşırtacak hızda gerçekleşiyor. Üçüncü bölümle birlikte artık hikâyeyi geçmişe dönüşlerle değil de birinci ağızdan okumaya başlıyoruz.

Incal evreninde, yaşanan her türlü şeyi televizyondan takip etmek mümkün zira gezegenin büyük bir kısmı televizyon bağımlısı. Tüm gelişmeleri “Sevgili telebağımlılar” diye bağırarak anlatmaya başlayan sunucu tipinin aynısını ise A Fifht Element filminde de görüyoruz. İki yapımı ele aldığımız zaman Jodorowsky’nin intihal davası açmasının arkasında bir hayli haklı sebep var. Tüm evrenin kaderini belirleyen bir güç, bu gücün peşinde koşan ve canavara benzeyen bir halk, Incal’dekiyle birebir aynı olan bir dünya ve sersem bir dedektife karşılık verdiği kararların tutarlılığını sorguladığımız eski asker kimliğinde bir taksi şoförü… Fakat Incal’de gördüğümüz derinliği A Fifht Element’te büyüteç kullanarak bile göremiyoruz. Incal gerek dini sorgulamalarla, gerek politik yaklaşımlarla dolu alt metniyle kimi zaman okuyucuyu yorabilecek düzeyde bir eser.

Gezegenler savaşı, isyanlar, iktidar mücadelesi, mutantlar, uzaylılar, uygarlıkların kapışması, tanrısal güçlerin çatışması ve gizemlerle dolu Incal’i tüm kitabevlerinde bulabilirsiniz. Çevirisini Eren M. Paykal’ın yaptığı çizgi romanın editörlüğünü ise Gökçe Tuncer Erbabacan üstleniyor. 

Deadpool, David Beckham'dan Özür Diledi
Solo: A Star Wars Story'nin Yüzde 70'i Yeniden Çekilmiş!