Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » İskandinav Topraklarında Bir Baba – God of War İncelemesi

İskandinav Topraklarında Bir Baba – God of War İncelemesi

God of War serisinin yeni oyunu, 20 Nisan tarihinde oyun severler ile buluştu. Bir çok mecradan tam not almayı başaran oyunu çıkış gününde oynama fırsatı yakaladım ve sizinle oyun hakkında düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Sadece God of War olarak adlandırılan yeni oyunumuz, bu sefer İskandinav mitolojisini ele alıyor. İlk E3 fuarında tanıtılan oyunda Kratos’u gördüğümüzde hem çok mutlu olduk hem de çok merak etmiştik. Bir çok oyuncunun aklında “seri acaba tekrar baştan mı başlatıldı?” gibi soru işaretleri oluştu. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Oyun, God of War 3’ten sonrasını anlatıyor.


Olympos’ta yaşadığı olaylardan sonra Kratos’u iskandinavya topraklarında buluyoruz. Tamamen her şeyi geride bırakmış, evlenmiş hatta bir çocuğu bile olmuştur. Oyuna eşimizin cenazesi ile başlıyoruz. Ve oyunun asıl amacı olan eşimizin küllerini en yüksek tepeye götürmek üzere oğlumuz, Atreus ile yollara düşüyoruz. God of War en büyük artısını benden hikaye yönünden alıyor. Basit bir hikaye başlangıcı ile karşı kaşıya kaldığımız oyun, daha sonradan inanılmaz yönlere ilerliyor. Tabii ki hikayenin geri kalanını spoiler olmaması açısından anlatmayacağım. Ancak gerçekten güzel bir hikaye sizi bekliyor. Özellikle oğlunu tehlikeli bir dünyaya hazırlamak isteyen Kratos’un, Atreus ile olan diyalogları ve dik duruşu çok başarılı olmuş. Oyun size gerçekten o hissiyatı veriyor. Eski kamera açısını arayan bir çok oyuncunun yorumunu gördüm. Ancak şunu belirtmem lazım ki eski kamera açıları ile bu güzel hikayeyi olması gerektiği gibi kesinlikle veremezlerdi. Oyunda karşılaştığımız diğer yan karakterler ise oyuna çok güzel eklenmiş. Çok konuşan asabi cüce dostumuzdan tutun, onun titiz kardeşine, orman cadısına kadar bütün karakterlerin hikayeleri detaylı bir şekilde işlenmiş.

God of War’un Oynanışı Eski Seriyi Aratmıyor

Gelelim God of War’un oynanışına. Oyunun tanıtımı yapıldıktan sonra bir çok oyuncunun endişesi, Kratos’un oğlu Atreus oldu. Oyunu oynarken Atreus acaba diğer yoldaş karakterlerin bulunduğu oyunlardaki gibi ayağımıza takılacak ve oyunu içinden çıkılmaz bir çileye dönüştürecek miydi? Bu durum ile ilgili soru işaretlerini kaldırmam gerekirse eğer, Atreus hiç bir şekilde oynanışı bozan ve bizi sıkıntıya düşüren bir karakter değil. Aksine düşmanlarınıza hasar vererek ve sersemleterek, mücadele sırasında size oldukça yardımcı oluyor. God of War’un oynanışı bu konuda çok güzel ayarlanmış. Yeni dövüş mekanikleri ise bana eski seriyi çok aratmadı açıkçası. Hatta eski seri üzerine çok fazla yenilik katılmış. Eski oyunlara alışık olan oyuncular, ilk başta kamera açısını yadırgayabilirler. Ancak bir süre sonra oyunun sizi yönlendirmesi ile zaten kolay bir şekilde alışıyorsunuz. Serinin yeni oyununda bizi yeni silahımız olan Leviathan baltası karşılıyor. Leviathan hem uzak menzil, hem de yakın menzil olarak kullanabiliyoruz. Baltamızı fırlattığımızda ise istediğimiz zaman geri çağırabiliyoruz. Bu durum da dövüşlerde tek bir silah ile daha aktif olmamızı sağlamış. Ayrıca bir de hasarlardan kaçınmamızı sağlayan ve geliştirildiği sürece dövüş dinamiklerinizi arttıracak bir kalkanımız da mevcut.

God of War size hikayenin akışına göre kademe kademe açılan bir dünya sunuyor. Serinin en yeni oyunu, tam olarak açık dünya sayılmaz. Ancak bu sizi endişelendirmesin, oynanış süresini uzatacak bir çok bölge ve görev var. Eğer siz de oyunların evrenlerini keşfetmeyi seviyorsanız, en az 40 saat bir oynanış süreniz mevcut. God of War, eski oyunlardan alıştığımız silah geliştirmenin yanı sıra yeni oyunda eklenen zırh imal etmek ve bu zırhları geliştirmek gibi RPG ögeleri de görebilmekteyiz. Atrues’un yayını ve zırhını da aynı şekilde geliştirilebiliyoruz. Zırhlarımızı geliştirebilmemiz, oyun içerisinde daha fazla keşif yaparak materyal toplamaya itiyor. Oyunda çeşitli sandıklardan bulacağınız materyaller ayrıyeten yaptığınız “İyilik” görevleri ve bulduğunuz hazine haritaları aracılığı ile de toplanma imkanınız var.  Bu da oynanış süresini yüksek ölçüde arttıran ögelerden. Oyun içerisinde diyarların dillerini çözebilmemizi sağlayan şifreler bulunuyor. Her diyarın dört adet şifre parçasını bulduğunuz zaman hem oğlumuz Atreus, o diyarın dilini okuyabiliyor hem de o diyara gitmemiz için gereken rüniği kullanabilir oluyoruz. Bu diyarlarda ise bizi zorlu karşılaşmalar beklediğini söyleyebilirim. Tabii ki dokuz diyarın hepsine giremiyoruz. Eğer oyuna ek paket gelirse, tahminen bu bölgeleri de o ek paketler aracılığı ile oynayabileceğiz.

God of War’un Görsel Anlatımı Çok Kuvvetli

God of War grafik açısından yeni jenerasyon konsolların tüm nimetini kullanıyor. Oyun içerisinde inanılmaz manzaralar mevcut. İskandinav mitolojisini gerçekten yansıtmayı başarıyor. Mekan tasarımı olarak oyun kesinlikle kendini tekrar etmiyor ve her yeni diyar ile oyunun grafiklerine olan şaşkınlığınız kat ve kat artmaya devam ediyor. İlk jenerasyon Playstation 4 üzerinde oynadığım God of War, yüksek görsel anlatımına rağmen sorunsuz bir performans sergilemeyi de ihmal etmiyor. Tabii ki 4K bir monitörünüz ve PS4 Pro’nuz varsa bu destansı grafikleri 4K çözünürlükte oynamanızı tavsiye ederiz. Oyuna giriş çıkışlarınız veya ölmeniz dışında herhangi bir yükleme ekranı ile karşılaşmıyorsunuz. Brok’un bize verdiği seyahat taşını kullanırken ya da Tyr’in tapınağında diyar değiştirirken bile Kratos ve oğlu arasında geçen konuşmalar çok güzel birer ekleme olmuş.

Bear McCreary’nin Efsanevi Müzikleri

Oyunun müzikleri, Battlestar Galactica, The Walking Dead ve Davinci’s Demons gibi başarılı yapımlardan da tanıyacağınız Bear McCreary tarafından bestelendi. Eğer vaktiniz olursa oyunun soundtrack’ini de dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. McCreary yine inanılmaz bir işe imza atmış. Müzikler yine oyun içerisinde çok başarılı oranda ve yerlerde kullanılmış. Hatta God of War’un müziklerini besteleme sürecini anlattığı bir videoyu da aşağıya bırakayım.

Uzun lafın kısası; God of War, son dönemlerde çıkmış en başarılı tek kişilik senaryoya sahip oyunlardan birisi. Kendini tekrar etmeyen hikayesi, dinamik oynanışı ve inanılmaz görsel anlatımı ile yılın oyunu olmak için en güçlü adaylardan. Eğer yeni nesil Playstation’a sahipseniz, kesinlikle kaçırmamanız gereken bir oyun olmuş. Şimdiden iyi oyunlar diliyorum hepinize.

Tom Hardy Sonunda Venom'a Dönüştü
Ash vs. Evil Dead, 3 Kanlı Sezonun Ardından İptal Edildi