Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Gone Home: Bir Eve Dönüş Hikayesi

Gone Home: Bir Eve Dönüş Hikayesi

gone-home-banner

Uzun bir tatilden eve döndüğünüzde nasıl bir karşılama beklersiniz? Sizi hava limanından gelip alan bir aile? Evde heyecanla sizi bekleyen bir kardeş? Belki de bir türlü yerleşilememiş boş bir ev.

Gone Home oyuncuya böyle bir gizem veriyor işte. Oyuna başlamadan önce hiçbir fikrimin olmamasına özellikle dikkat etmeye çalışmıştım çünkü oyun boyunca bir gizemi çözmeye çalışacağımızı biliyordum. Bu yüzden en ufak bir spoilera bile tahammülüm yoktu. Bu sebeple oyuna başladığımda nasıl bir oyun olduğuyla ilgili zihnim boş bir kağıt parçası gibiydi.

Dışarıda gece olmuştu, deli gibi yağmur yağıyordu ve ben iki katlı evin kapısındaki nota bakakalmıştım. O an bir korku oyununun içine düştüğümü düşündüm, ki ben korku oyunlarını çok severim, heyecanla eve girdim ve beklediğim atmosferle karşılaştım. İki katlı müstakil bir ev, yeni taşınılmış diye düşündüm çünkü her yerde kutular vardı,  ev karanlık tabii ki ve o an anlamamıştım ama evin en büyük kızı eve dönmüş kimsenin umrunda değil!

gone home sams bedroomKendi kendime söylene söylene ışıkları yaktım tabii mümkünatı yok oynayamam çünkü öyle. Yavaş yavaş evi keşfetmeye başladım. Oyun grafikler açısından çok güzel cidden. Hafif bir interaktivite de mevcut desek yalan olmaz sanırım. Evdeki pek çok şeyi alıp inceleyebiliyorsunuz. Kalemler, bardaklar, pizza kutuları, boş soda şişeleri… Tam bir ev! Ama darmadağınık bir ev! Sağa sola küçük notlar serpiştirilmiş, küçük kardeşimiz tarafından. Küçük dediğim de 17 yaşında, tam ergenlik zamanları yani.

Eşyaların yerlerini istediğim gibi değiştirebiliyor olmak çok hoşuma gitti gerçekten ama hiçbirini kullanamamak çok üzücüydü. Mesela ailemin nerede olduğunu öğrenmek için komidinin üzerindeki not defterinin en üst sayfasını kursun kalemle taramak istedim. Böylece en son yazılmış olan notu okuyabilecektim fakat yapamadım. Yani o kalemleri ellemek falan hep kandırmaca! Ama sağa sola fırlatabilirsiniz tabii neden olmasın? Ara ara çakan şimşekler ise boş bir anınızda sizi yerinizden fırlatacak kadar güçlü. Bir de bodrum ve tavan arası var ki…

Yazının bundan sonraki ara bölümü spoiler içermektedir. Oyunu oynarken adım adım hissettiklerimi ve yaşadığım hayal kırıklığını anlattım bu sebeple oyunun hikayesi hakkında spoiler almadan yazıyı tamamlamak isteyenleri üçüncü başlığa davet ediyorum.

Hiç Bu Kadar Aptal Hissetmemiştim

Oyuna başladıktan sonra emin oldum bu bir korku macera oyunuydu. Evdekileri kesin kesip biçtiler ve ben bir odada annemin ve babamın, tavan arasında da kız kardeşimin cesedini bulacağım! Tavan arasından da öyle eminim ki! Çünkü ergen kız kardeşim orayı gizli mekanı yapmış bir de kırmızı yeşil ışıklarla uyarı asmış dışına. Kırmızı ışık yanarken kimse girmesin diyor. Tahmin edersiniz ki kırmızı ışık yanıyordu…

Evi dolaşıyorum babamın bunalım dolu hayatı ve annemin saçma sapan hayranlık duyduğu bir adamla ilgili notlar buluyorum bir yandan, ki Ouija-Board-Gone-Home-300x175çok utanç verici çünkü babamın “büyüklere özel” dergisini bile buldum. Bir yandan da kardeşimin evin eski sahibi ile ilgili notlarını okuyorum. Ruh çağırmışlar falan, hatta Ouija tahtası buldu bir tane! Dışarıda da yağmur şimşek, ödüm patlıyor hayalet çıkacak diye. Bir yandan da kız kardeşimin bunalımını okuyorum notlarda. Yeni okuldan bir arkadaş edinmiş, kız bizde kalıyormuş falan filan. Kendi yolladığım kartlar da sağa sola saçılmış. Hayır 3 farklı ülkeden kart yollamışım bu adrese ev hala yerleşmemiş… Burada biraz garipsedim.

Üst katta banyolardan birine girince küvetteki kızıllıkla beraber “İşte başlıyoruz!” diye düşündüm. Kesin yani öyle eminim ki… 5 saniye sürdü bu öz güvenim çünkü yerdeki kırmızı saç boyasını buldum. Hala bir atraksiyon yok yani anlayacağınız.

İşin en eğlenceli kısmı ise bu tarz evlerdeki bodrumlar tabii. Bodrumun anahtarını bulunca önce inmek istemedim. Neden yani? En büyük Amerikan filmi hatasıdır karanlık bir bodruma inmek, hem de böyle bir havada! Bir de süreli kız kardeşimin sağda solda bıraktığı kasetleri çalıyorum, daha da beter! Ama indim tabii ki oyun ilerlemiyor yoksa. Ev ev değil özel tasarım perili köşk. Her yerde gizli geçitler, kısa yollar. Neden yani? Hala bir atraksiyon bekliyorum ama, gölgelere bakıyorum, arkamdan bir şey geçer mi? Biri çığlık atar mı? Atraksiyon yok tabii. Bir yandan da düşünüyorum acaba hayalet biz miyiz? Bütün ışıkları kapıları açıyorum falan evde dolanıyorum. Sonunda The Others filmi gibi bir şey mi çıkacak karşıma acaba falan diye bayağı bir umutluyum yani anlayacağınız. Keşfe devam, kız kardeşim de bu arada bir kızdan hoşlanıyormuş ama işin oralarında değilim hiç. Hoşlansın yani tamam ee hayalet nerede??

gaming_gone_home_2O arada evdeki herkesin dramını da öğrendim ne gizli kaldı ne saklı. Küçük bulmacalar var ama çözmek için Sherlock Holmes olmaya gerek yok. İki dakikada çözebiliyorsunuz, şifreler falan ortalıkta uçuşuyor yani. Böyle böyle en sonunda tavan arasının anahtarını buldum. Annemler de tatile gitmiş onu öğrendim bu arada. Yani aylardır evde yokum dönüşüme evlilik tazelemesi tatiline çıkıyorlar. Alındım açıkçası. Neyse çıkacağım tavan arasına ama korkuyorum çünkü kardeşimi ölü bulacağımdan artık kesin eminim. Çünkü sevgilisi uzaklara gidiyor ve bunalımda kendisi, e 17 yaşında hayatın tüm yükü de omuzlarında nasıl olmasın! Hayalet yoksa intihar etmiş kız kardeş var diyerek tavan arasına çıktım ve BAM! Oyun bitti arkadaşlar. Hayalet yok, ölü kız kardeş yok. Kaçmış evden sevgili ergenimiz sevgilisiyle. Annemler de anlayacaktır falan yazmış. Hayır sürüne sürüne dönecek haberi yok! Neyse bana da bir ders oldu tabii ki sen en azından oyunun  türüne bak!

Bir Şeyler Eksik

Şaka bir yana oyunu yaklaşık 2 saatte bitirdim. Kısacık bir oyun yani kendisi. Korku oyunu falan da değil, öyle hayaletler falan yok anlayacağınız. Kendisi  türünde de yazdığı gibi tam bir macera, point and click oyunu. 90’larda geçtiğinden etrafta X-Files kasetleri falan bulup mutlu olabileceğiniz bir oyun. Kurgu muhteşem değil ama belki ben başından beri “korku” beklentisiyle oynadığım için bir hayal kırıklığı da yaşıyor olabilirim. Aynı zamanda 2014 BAFTA’da yılın en iyi çıkış yapan oyun ödülünü de aldığını belirtmekte fayda var. Fakat en kısa haliyle oyunu tanımlayacak olsam, interaktif kısa hikaye oyunu derdim sanırım. Ne kadarını keşfedeceğiniz size kalmış, ne kadar öğreneceğiniz fakat kısa bir hikaye okuyor olacaksınız oyun boyunca.

Game of Thrones Film de Olabilir!
Meşhur Kartpostallara Bilimkurgu Dokunuşu