Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Eskinin Hatırına İzlenir! – Ghostbusters Film İncelemesi

Eskinin Hatırına İzlenir! – Ghostbusters Film İncelemesi

hayalet-avcilari-banner

İlk yayınlanan fragmanından bu yana, sosyal medya mecralarında birçok tartışmaya konu olan Ghostbusters sonunda vizyona girdi. Frpnet ailesi olarak önceden izleme fırsatı yakaladık ve film hakkında söyleyecek birkaç lafımız var.

Hayaletleri korkunç olmaktan çıkarıp gerçek olabileceğini ve aslında ne kadar tehlikeli olduğunu anlatan ilk Ghostbusters filminin üzerinden 30 yıldan fazla süre geçti. Çizgi filmleri ve birçok medya ürünüyle bir neslin en sevdiği markalardan biri olmuştu. Ta ki bu filme kadar…

Karşınızda tahmin ettiğinizden de kötü bir yapım var. Demedi demeyin! Bunun yaşanacağını daha ilk fragmandan görmüştük. Hatta yönetmen Paul Feig, filmin kötü olacağına dair yapılan yorumlara karşı savaş açmış insanları aptallıkla suçlayacak kadar ileri gitmişti. Aslına baktığımızda çok da hata etmemiş. Çünkü bu filmle izleyicileri aptal yerine koymuşlar.

İzlerken Yoruldum!

ghostbusters-resim

Olabildiğince az spoiler verip bu yazıyı yazmak istiyorum. Ama inanın zaten spoiler verilecek bir konu yok. 2016 model Ghostbusters ne bir remake ne de bir sequel olarak karşımıza çıkıyor. Reboot çakması bir hilkat garibesi var. ABD menşeili izleyicinin bile duymaktan sıkıldığı “Your momma!” esprilerine ve hatta osuruk esprilerine yer verilmiş Ghostbusters ruhunu yansıtmayı başaramayan bir yapım var.

Filme giderken hiçbir beklentim oluşmamıştı. Çok kötü olacağına bile inanmıyordum. Sadece 2 saat boyunca eğlenebileceğim “Vay arkadaş o sahneyi ne kadar güzel çekmişler” diyebileceğim bir film izlemek istiyordum. Ama sadece bir iki yerde sırıtmamı sağlayacak sahneler dışında, ucuz koreografiler, sıradan hikaye ve kötü görsel efektlerle dolup taşmış bir filmle karşılaştım.

Öncelikle şu uzun süredir tartışmalara yol açan, filmin “seksist” olduğunu iddia eden yapısına bakmak gerekiyor. Şunu çok iyi anlayabiliyorum, 80’li yıllar boyunca ve onun takip ettiği yıllarda kendini gerçek dünyadan dışlanmış, dünyadaki yerini anlamaya çalışan geek tayfayı etkileyen filmlerde hep erkek modellerin ön plana çıktığını gördük. Belki de Ghostbusters, genç kızlara da ilham kaynağı olacak bir yapıda olabilirdi. Ama ne yazık ki, değil.

Yeni nesil genç kız kitlesinin, sıradanlaşmış hikayeye sahip aşk filmlerinden ya da modern güzellik standartlarına kısıtlanmış kadın rollerinden bıktığı şu dönemde Ghostbusters bir kaçış yolu ne yazık ki olamıyor. Filmin seksist yaklaşımı tahmin ettiğinizden daha az. Kadın hayalet avcıları işlerini kadınlıklarını kullanarak değil, zekalarını kullanarak yapıyorlar. Buraya kadar her şey normal. Ama bunu yaparken anlaşılmaz bir dil kullanıyorlar ve karşılarındaki salak ya da korkak erkek tiplemelerini ezerek yapıyorlar.

Sevgili yazarlar, size sesleniyorum. Bu iş böyle olmaz. Konu ne olursa olsun, belli bir kitleyi etkilemek için onun tam karşısındaki kitleyi yerin dibine batırmanıza gerek yok. Kuvvetli karakterler ve ayağı yere sağlam basan bir senaryo verin yeter.

Neden Olmamış?

ghostbusters-chris-hemsworth

Karakterlerin buluşmaları ve ekibi kurmaları çok ucuz bir şekilde halledilmiş. “Madem siz hayalet avlıyorsunuz, ben de New York şehrini çok iyi biliyorum ve kadroya gerçekleri söyleyebilecek bir karakter lazım. O zaman beni aranıza alın. İşi kaptım mı? Yaşasın!” gibi bir yaklaşımla ekibe dahil olan Patty Tolan film boyunca dikkatimi çeken tek karakter oldu. Bunun arkasında Leslie Jones’un oyunculuğunun payı var gibime geliyor.

Öte yandan ekibin geri kalanı nerede duracaklarını bilemeyen rollere sahipler. Birbirlerinden rol çalma dışında hiçbir işe yaramıyorlar. Özellikle Holtzmann karakteri filme renk getirmesi için yazılmasına rağmen insan taklidi yapan bir şempanzenin ötesine geçemiyor. Şu betimlememden sonra da eminim çok fazla taş yağmuruna tutulacağım. Ama gerçekten geriye çekilip karakterin ne kadar itici olduğuna bakın.

Filmin belki de en ilginç, en heyecanlı sahnesinde Pringles çıkartıp onu yiyen bir karakterden bahsediyoruz, sevgili okur! Bu Ghostbusters filmi, ana akım filmleriyle dalga geçen bir Scary Movie yapımı değil. “Gözlüğümü kaybettim! Ah, zaten elimdeymiş” esprisi ile yazar kadrosunun da espri konusunda yaratıcılıktan ne kadar uzak olduklarını görüyoruz.

ghostbusters-new

Hikayeye gelirsek. Hikaye namına elimizde çok fazla bir şey yok. Ekibi toparlayıp son zamanlarda şehirde yaşanmaya başlanan paranormal aktivitelere karşı savaşmaya başlıyoruz. Bazı olaylar o kadar çabuk yaşanıyor ya da yaşandıktan sonra hiç olmamış gibi davranıyorlar ki, filmin ham halinin ne kadar sürdüğünü merak etmedim değil (Araştırdım baktım. İlk kesim sonrasında 4 saatlik bir film çıkmış).

Hikayenin ilerlemesiyle olaya dahil olan belediye başkanı ve özel servis ajanlarının ne gibi etkisi olduğunu çözemedim. Filmde karşılarına bir engel gibi konuluyor ama ekip, yine hiçbir engele takılmadan sorunu alt ediyorlar. Kötü adam desen, hiç kötü adam mantığı yok. 60’lı, 70’li yılların yükselişe geçen bilimkurgu filmlerindeki “Dünya’yı ele geçireceğim. Nihohoho!” şeklinde bağıran mühendislik geçmişi olan çılgın kötü adamıyla karşı karşıyayız.

İyi de arkadaşım, insanlar sana bu kadar kötü davrandı diye mi kocaman şehre hayaletleri salıyorsun. Bunun arkasında yatan hiçbir geçerli sebep yok. “Filmde mantık aramasana, eğlencesine izle. Alt tarafı fantastik film” diyenleri duyuyor gibiyim. E ama çizgi roman uyarlamalarında sana sunulan Loki, Joker gibi tadından yenmez kötü karakterleri gördüğümüzde nereye takla atacağımızı şaşırıyoruz. Yanlış mıyım?

Kötü adamın amaçsız olması ve bir amacı varmış gibi hareket etmesi ekibi hayalet ordusuyla başbaşa bırakıyor. Zaten hayalet desen, hayalete benzemiyor. Bir kısmı canavar gibi bir kısmı daha insansı. Sanki hayaletlerin nasıl görüneceğine karar verememişler de, iki farklı ekip tarafından yüzlerce farklı tasarımı bir arada kullanmışlar gibi. Bir kısmı daha realistik iken, bir çoğu balon gibi varlıklar.

Sonuç

ghostbusters-new-team

Film, 1984 Ghostbusters’ın kötü ama çok kötü bir uyarlaması olmasından öteye gidemiyor. Elle tutulacak bir iki sahne ve birkaç oyuncunun karakterlerini sahiplenmesi dışında filme dair hiçbir şeyi beğenmedim. Belirtmekte fayda var. Eski seriye de bir saygı duruşu yapılmaya çalışmış.

Orijinal seriye yapılan atıflar, eski izleyicileri filme çekmek için kullanılmış. O atıfları yakaladığınızda ilk filmin ne kadar iyi olduğunu hatırlıyorsunuz. Bu da haliyle karşınızdaki yapımın ne kadar kötü olduğunu ve tutunacak tek dalın yine orijinal film olduğunu gösteriyor.

Ayrıca Bill Murray, Dan Aykroyd ve dahasını filme cameo olarak koymuşsunuz, keşke bunları tekdüze karakterler yerine, orijinal serinin karakterleri olarak bizlere sunsaydınız. “Bizler de, 80’li yıllarda hayaletlerle mücadele ettik. Hepsini def ettik. Şimdi emeklilik yıllarımızdayız. Ama görünen o ki, tekrar ortaya çıkmışlar. Biz yaşlandık. Hadi meşaleyi siz devralın” deselerdi, çok mu olurdu? Ya da filmin sonuna Harold Ramis’in Anısına yazısını iliştireceğinize, karakterlerden birini Ramis’in canlandırdığı Dr. Egon’un kızı yapsaydınız…

Keşke filme gitmenizi önerebileceğim daha iyi detaylar olsaydı. Ama yok. Kaldı ki, filmin devamının da geleceği apaçık ortada. Ana akımın kurbanı olan filme eski ruhu yeniden yaşayacağınızı düşünerek giderseniz kalbiniz çok kırılır. Eğer vizyonda izleyecek hiçbir şey yok, sinemaya gitmek istiyorum derseniz de, vizyonda bu filmden daha iyileri var.

Diyeceğim son şey, son dönemde artış gösteren reboot, remake vs. yapımlarına bir dur denilmesi yönünde olacak. Yeni bir kadro ve ekiple girilen bu işler, kötü yorumlar almaktan öteye geçemiyor. Eski seri iyi iş yaptı diye, tekrar tekrar aynı şeyleri çekmeye çalışmak yaratıcılıktan oldukça uzak bir duruş sergiliyor. Bunun son kurbanı da Ghostbusters olmuş. Bu filmi sadece eski serinin hatırına izlemeyi tercih edebilirsiniz.

Overwatch Çizgi Romanı Önümüzdeki Yıl Sevenleriyle Buluşacak
Humble RPG Bundle - Vampire: The Masquerade Sizleri Geceye Davet Ediyor!