Anasayfa » Haberler » Çizgi Roman Haberleri » Marvel En Güçlü Mutantlarını Açıkladı

Marvel En Güçlü Mutantlarını Açıkladı

Sizlere daha önceki haberimizde bu yaz başlayacak olan ve 6’şar miniseri olarak tamamlanacak House of X ve Powers of X serilerinden bahsetmiştik. Aynı House of X serisinin ilk sayısında şu anda yaşamakta olan -ve bilinen- Omega Seviye Mutantların listesi paylaşıldı.

Listeye başlamadan önce, Omega Seviye Mutant tanımını yeni hâliyle açıklamak gerekirse; ana gücü tanımlanamaz bir üst limitte olan ya da “kendilerine bir üst limit koymaktan aciz” mutantlara Omega Seviye Mutant deniyor. Buradaki önemli nokta Ana Güç terimi. House of X serisiyle birlikte yapılan açıklamaya göre, birden fazla güce sahip mutantlar artık yalnızca tek bir güçte Omega Seviye’ye ulaşabilmekte. Serinin yaratıcısı Jonathan Hickman’ın da yaptığı açıklamaya göre bu liste resmî nitelik taşıyor.

Lafı fazla uzatmadan, işte güncel en güçlü mutantların listesi!

Jamie Braddock – Monarch

Soyadı tanıdık geldi mi? Kendisi uzun dönem X-Men üyesi Betsy Braddock, nam-ı diğer Psylocke’un ağabeyidir. Psylocke da eskiden Omega Seviye bir Telepat/Telekinetik olarak biliniyor olsa da yeni listede kendine bir yer bulamadı. Muhtemelen yeni tanımlamaya göre, güçleri Jean-Grey tarafından alt edildiği için artık bir Omega Mutant olarak anılmamakta.

Jamie’nin güçlerine gelirsek, kendisi Kuantum seviyesinde Gerçeklik Manipülasyonu gücüne sahiptir. Dünyayı, etrafındaki her şeyi, havanın kendisini bile ince gerçeklik iplikçikleri (kuantum çizgileri) şeklinde görebilen Jamie, bu iplikleri kullanarak katı her türlü nesneyi -canlı ya da cansız- istediği şekle sokabilir, moleküler düzeyde bozunmalara ya da yapımlara sebep olabilir. Gücünün üst sınırı, dönüştürebileceği ya da manipüle edebileceği maksimum katı nesne hacmi bilinmemektedir. Gerçekliğin temel yapısını kontrol edebiliyor olmasını maalesef beyni kaldıramamıştır, bu yüzden delirmiştir.

Robert Drake – Iceman

Iceman‘i tanımayanınız yoktur, peki bu arkadaşın nesi Omega, diyebilirsiniz. Iceman, vücut sıcaklığını denetleyen beyninin hipotalamus bölgesini devre dışı bırakıp, iç ve dış vücut sıcaklığını saniyenin binde biri sürede değiştirip “mutlak sıfır”a ulaşabilir ve dolayısıyla buz formuna ulaşabilir. Ama kendisini Omega Seviye yapan gücü tabii ki bu değil. Iceman, etrafta nem olduğu sürece -ki Dünya üzerinde nemin yüzde 0 olduğu hiçbir yer yoktur- istediği nesneyi; canlı ya da cansız, hatta havanın kendisini bile uzaktan dondurabilir. Buna insan kanını, insanın ciğerlerine çektiği havayı anında dondurmak da dâhil. Bu kadar mı? Tabii ki değil. Sadece yakınındaki ya da görüş mesafesindeki havayı değil, teknik olarak Dünya atmosferinin tamamını dondurabilecek bir potansiyele sahiptir. Sadece buz da değil, Iceman isterse moleküllerinin sıcaklığını ve aralarındaki bağların kuvvetini kontrol edip tamamen su formuna, hatta su buharı formuna geçip hareket edebilir ve bu formlardayken bile güçlerini tam potansiyelde kullanabilir. Dolayısıyla su molekülleri üzerinde de mutlak hakimiyete sahiptir. Defalarca paramparça edilmiş, buharlaştırılmış ya da eritilmiştir ama kendi vücudunu sadece irade gücüyle tekrar bir araya toplamayı başarmıştır. Çoğu okuyucu Iceman’in bu yüzden ölümsüz olduğunu iddia etmektedir. Gücünün limitleri bilinmemekle birlikte kendini limitlerini keşfedecek kadar zorlamamıştır.

Joshua Foley – Elixir

Ä°lgili resim

Elixir, kuşkusuz listedeki Omega Seviye mutantlar içinde en güçlü ve aynı zamanda en ölümcül olanlarından biridir. İlk olarak 2003 yılında karşımıza çıkan bu genç ve güçlerinden ürken mutant, dokunduğu yaralı kişilerin yaralarını iyileştirebilen, “yaşam enerjisi kontrolü” dediğimiz Biyokinetik güce sahipti. Ama daima çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu bilen Joshua, kendine güveni arttıkça, zamanla sadece yaraları iyileştirmekle kalmamış, ölüleri de diriltmeye başlamış ya da tam tersi dokunduğu kişileri anında öldürebilmeye başlamıştır. Gücünü kendini iyileştirmek için kullandığı ilk seferde teni altın rengine dönmüştür. Zamanla dokunmadan da güçlerini kullanmayı öğrenmiş, aynı anda onlarca kişiyi uzaktan diriltmiş, komaya sokmuş, öldürmüş ve hatta bir keresinde Genosha adasındaki 16 milyon ölü mutantın üzerinde gücünü aynı anda kullanabilmiştir. Bunu yaptığında baygınlık geçirmiş ama kısa sürede hiçbir hasar almadan uyanmıştır. Dolayısıyla gücünün üst limiti bilinmemekle beraber tüm Dünya popülasyonunu etkileyebilecek, kozmik seviyede bir tehdit olarak görülmektedir.

Jean Grey – Marvel Girl

Ä°lgili resim

Onu artık herkes tanıyor. X-Men ekibinin gayrı resmi ilk üyesi olan, yeryüzündeki en güçlü psişik mutantlardan Jean-Grey, yakın zamanda tekrar aldığı eski kod adıyla Marvel Girl. İlginç olan ise House of X serisiyle birlikte Jean-Grey’in yalnızca Omega Seviye Telepat olduğu açıklandı, yani telekinetik güçleri Omega seviyesinde değil ve yeni sisteme göre de hiçbir zaman olmayacak.

Jean, teknik olarak Phoenix Force ya da Cerebro gibi yardımcı bir kuvvetin desteği olmadan tüm Dünya’yı etkileyebilecek psişik bir potansiyele sahiptir ancak kendi limitlerini zorlamadığı için bunu tam anlamıyla HENÜZ göremedik. Ancak pek çok sefer, Dünya’nın neresinde olursa olsun aradığı kişileri telepatik yolla bulma, zihinlerini kontrol etme, iletişim kurma, zihin aktarımı yapma, özel güçlerini baskılama, sahte anı yerleştirip yaşanmış anıları silme, zihinsel patlamalarla beyin felci yaşatma gibi yetenekler sergilediğine şahit olduk. Özellikle son dirilişinden sonra gücü üzerinde mutlak hakimiyet sağlayan Marvel Girl, Dünya üzerindeki herhangi bir psişikle, hatta var olan en güçlü varlıklardan biri olarak görülen oğlu Nate Grey (X-Man)’le dâhi girdiği psişik savaşları kaybetmemiştir.

David Haller – Legion

Özellikle FOX’da yayınlanan Legion dizisinden sonra kendisini aşağı yukarı tanımayan kalmamıştır. David Haller, aslında hepinizin tanıdığı Profesör Xaiver’ın, askeri doktor olarak çalıştığı İsrail günlerinden gayrı meşru oğludur. Genç yaşta kendisine paranoid şizofreni teşhisi konan David, aslında Marvel Evreni’ndeki en büyüleyici güce sahiptir; vücudunda anlık olarak mutasyon yaratıp X-geniyle oynayarak o an istediği güce kavuşabilmektedir. Ama bunu çoğu zaman bilinçsiz olarak ya da stres altında kaldığı durumlarda yaptığı için güçleri üzerinde mutlak hakimiyet sahibi değildir. Beyni, bu kadar büyük bir güçle baş edebilmek için bir oto kontrol mekanizması geliştirmiştir; David ne zaman kendine yeni bir güç yaratsa, beyni, David’in o anki anılarını, tüm geçmişini ve karakterini kilit altına alıp hafızasını sıfırlıyor ve ona yepyeni bir geçmişe sahip farklı bir kişilik veriyor. Bu da David’in şizofreni hastası olarak anılmasının yegâne sebebi. David’in iddiasına göre zihninde kilit altında tuttuğu ve gerektiğinde ortaya çıkmak üzere bekleyen 200 tane Omega Seviye güce sahip kişiliği bulunmaktadır.

Eric Lehnsherr – Magneto

Şimdi size tanımadığınız bir Magneto anlatacağız. Filmlerde gördüğünüz, sadece metalleri mıknatıs gibi çekip fırlatabilen, şekillendirebilen bir Magneto’dan bahsetmiyoruz. Magneto’nun asıl gücü, elektromanyetik spektrumdaki her türlü enerjiyi manipüle edebilmektir. Atmosferde hali hazırda bulunan elektromanyetik enerjiyi kullanarak son derece yıkıcı manyetik patlamalar yaratabilir, yok edilemez manyetik güç alanları oluşturup kendini koruyabilir, deniz altında kalan devasa adaları su üstüne çıkartabilir, dağları yerinden oynatabilir, çok büyük nehirlerin akış yönünü değiştirebilir, depremlere ve tsunamilere sebep olabilir. Belirli bir alandaki manyetik alanın kutuplarını tersine çevirerek yerçekimini tamamen yok edebilir. İsterse ve yoğunlaşırsa elektromanyetik alanlardan elektrik üretip çok güçlü elektrik akımları fırlatabilir ve aynı şekilde absorbe edebilir ancak asıl güçlü olduğu alan, manyetik alanlardır.

Tüm Dünya gezegenini etkileyecek şekilde manyetik güç patlamaları ve güç alanları yaratabilen Magneto’nun gücünün üst limiti bilinmemektedir. Bu yüzden kendisi Omega Seviye olarak nitelendirilmiştir.

Kevin MacTaggert – Proteus

Çok büyük bir güce sahip olmasına rağmen bugüne kadar çok az sayıda karşımıza çıkan Proteus, X-Men’in en eski dostlarından ve müttefiklerinden, dünyanın en ünlü genetik araştırmacılarından Moira MacTaggert ve kocası politikacı Joe MacTaggert’ın oğludur. Çocukluktan itibaren baba ilgisizliği yüzünden travma üstüne travma yaşayan Kevin, güçleri ortaya çıktığında da bu duygusal travmalar yüzünden istemeden de olsa ortalığı birbirine katmıştır. Proteus, tamamen psişik enerjiden oluşan bir varlıktır. Fiziksel bir form oluşturamamaktadır ve bunun için daima başka bedenlere girip onları ele geçirmektedir. Girdiği bedenler de kısa sürede içten yanarak ölmektedir. Aynı anda birden fazla bedene girerek onları kontrol ettiği de olmuştur. O kadar yoğun ve görünürde sınırsız bir psişik enerji kaynağına sahiptir ki bu gücünü gerçekliği bükmek için kullanmaktadır. Belirli bir alanda var olan canlı veya cansız her şeyin, hatta enerjinin bile şeklini, özünü, var oluşunu moleküler düzeyde kontrol edebilir. Bugüne kadar güçlerini hep sınırlı bir alanda kullanmış olsa da gücünün bir üst limiti olmadığını biliyoruz, bu yüzden Omega Seviye bir Gerçeklik Şekillendirici mutant olarak sınıflandırılmıştır. Bilinen tek zayıflığı metaldir. Yarattığı enerji alanına bir metalle saldırılırsa, bu alanlar geçici olarak bozulur ve Proteus’u savunmasız bırakır.

Absolon Mercator – Mister M

Adından bile güç akıyor doğrusu. Omega Seviye mutantlar içinde bile “Omega Üstü” olarak adlandırılan nadir kişilerdendir. Mister M‘in temel gücü, Atomaltı Manipülasyonu’dur. Maddeyi ve enerjiyi atomaltı seviyede manipüle etmesini sağlayan sınırsız bir psişik gücü vardır. Maddeyi ve enerjiyi birbirine dönüştürerek termodinamik yasalarını altüst eden Mister M, ısı, kuvvet, ateş, elektrik, nükleer enerji, gama enerjisi de dâhil olmak üzere var olan tüm enerji türlerini kontrol edip kullanabilir. Maddeyi atomaltı seviyede kontrol ederek hayal ettiği, bilinen ya da bilinmeyen istediği maddeyi yaratabilir. Yine bu şekilde yaraları iyileştirebilir, kendisini ya da başkalarını hem tersine, hem de ileri yönde evrimleştirebilir, moleküllerini kontrol ederek katı nesnelerden geçebilir, her türlü makineyi kontrol edebilir, çok güçlü telepatik ve telekinetik yetenekler sergileyebilir. Teknik olarak yukarıda saydığımız diğer Omega Seviye mutantların toplamı diyebiliriz. Yakın zamana kadar öldüğünü düşünsek de bu listede adı yer aldığı için hâlâ yaşadığını varsayıyoruz.

Ororo Munroe – Storm

Açıklanan listeyle birlikte muhtemelen en çok sevindiren kişi Storm oldu. Bugüne kadar çizgi romanlardaki farklı taraflar tarafından Omega ya da Omegaya Yakın olarak sınıflandırılan Storm için resmi bir açıklama hiç yapılmamıştı ama artık elimizde kapı gibi belgemiz var. Storm artık bir Omega Seviye mutant!

Kendi adıma söylemek gerekirse en sevdiğim X-Men üyesi olan Storm’un güçlerini bilmeyeniniz yoktur herhâlde. Peki ne kadarını biliyorsunuz? Storm’un her türlü atmosferik hava durumunu kontrol edebildiğini ve istediği etkiyi yaratabildiğini biliyorsunuz. Kasırga, hortum, yıldırım fırtınası, kar fırtınası, sis, yağmur, asit yağmuru gibi etkiler yaratabilir. Hava sıcaklığını istediği gibi yükseltip azaltarak ani erimelere veya donmalara sebep olabilir, atmosfer basıncını kontrol ederek belirli bir alandaki her türlü katı nesneyi ezip parçalayabilir, bir su kütlesine girdiğinde, etrafındaki su moleküllerini hidroliz yoluyla hidrojen ve oksijen atomlarına ayırıp su altında nefes alabilir, yarattığı elektrik akımıyla kişinin sinir sistemini geçici olarak felce uğratabilir. Bunların dışında Storm’un sadece atmosferik değil, güneş rüzgârları, okyanus akıntıları ve elektromanyetik enerji gibi diğer fenomenleri de kontrol etme gücü vardır. Uzaydayken galaksiler arası ortamlardaki güneş fırtınalarını ve termal enerjileri de kontrol edebilmektedir.

Storm, daha önce de defalarca tüm gezegeni etkileyen hava durumları yaratmıştır. Buna, gezegeni kozmik fırtınalardan korumak üzere gezegenin etrafında elektromanyetik bir kalkan yaratmak, tüm gezegeni kaplayan Kuzey Işıkları yaratmak, tüm gezegendeki hava sıcaklığıyla aynı anda oynamak gibi etkileri örnek verebiliriz. Kısacası gücünün üst limitleri bilinmemektedir, bu yüzden kendisine, Omega Seviye ailesine hoş geldin diyoruz.

Bennet du Paris – Exodus

marvel exodus ile ilgili görsel sonucu

Bennut du Paris, yaşayan en yaşlı mutantlardan biridir. 11.yüzyılın Fransa’sında doğan Exodus, Magneto gibi mutant ırkını korumak ve geleceklerini garanti altına almak için savaşmıştır. Bunun için X-Men’le birlik olup Magneto’yla savaştığı zamanlar olduğu gibi, Magneto’yla birlik olup X-Men’le savaştığı zamanlar da olmuştur. Çok büyük telekinetik ve telepatik güçleri olsa da Omega Seviye Telekinetik olarak sınıflandırılmıştır. O yüzden telekinetik güçlerine değineceğiz.

Telekinetik güçleriyle kaldırabileceği ağırlığın henüz bir sınırlaması yok ama şimdilik “en az 100 ton” olarak sınıflandırılmıştır. Yarattığı telekinetik güç alanları neredeyse yok edilmezdir, bu da Exodus’u neredeyse yok edilmez yapmaktadır. Yarattığı telekinetik patlamalar maddeyi moleküllerine ayırıp yok edebilecek kadar güçlüdür. Telekinetik gücüyle Mach 2 hızıyla uçabilir. Telekinetik güçlerini moleküler düzeyde kullanarak yaralı doku ve organları yok zamanda iyileştirebilir, buna kalıcı beyin hasarlarını iyileştirmek de dâhildir, hatta insanları ölümden döndürdüğü bile olmuştur. Kendi vücudundaki hücreler de sürekli yenilendiği için ölümsüzdür (yaşlanmaz.) Uzay-zaman akışını telekinetik gücüyle bozarak kendisini ve yanındaki diğerlerini istediği yere ışınlayabilir.

Exodus’u sınırlayan tek şey, kendine olan güvensizliğidir. Bu psikolojik engeli yüzünden, eğer kendisi ve etrafındaki diğerleri ona güven duyup inanmazsa, Exodus’un güçleri ciddi miktarda sınırlanmaktadır. “İnanıyoruz Exodus, yapabilirsin!”

Quentin Quire – Kid Omega

Ä°lgili resim

Adından da anlaşılacağı üzere eskiden de Omega Seviye Telekinetik/Telepatik bir mutant olarak sınıflandırılan Quentin, şu an resmi olarak yalnızca Omega Seviye Telepat olarak listede yer almaktadır ama bu değildir ki telekinetik güçleri önemsiz! Kendisi hâlâ en güçlü telekinetiklerden biridir ama artık Omega seviyesinde değildir.

Şahsi olarak okurken iğreti olduğum ve boğmak istediğim nadir karakterlerdendir. Marvel Evreni’nin kendini en çok beğenmiş, en kibirli ergenidir. Zengin bir aileden gelen Quentin, oldukça kültürlü bir entelektüel olsa da bunu sürekli arkadaşlarını ezmek ve kendini yüceltmek için kullanır. Son olarak Jubilee’nin öğretmenliği altında Generation X ekibinde yer almıştır.

Quentin, üst limiti belli olmayan korkunç güçlü bir telepattır. Hiç çaba sarf etmeden çok geniş bir alandaki zihinleri kontrol edebilir, sınırsız hayal gücü sayesinde hepsinin düşüncelerini manipüle edebilir, psişik patlamalar yaratabilir, anı kontrolü yapabilir. Jean-Grey‘den farklı olarak Astral Düzlem’den çektiği saf psişik enerjiyi yoğunlaştırıp kendine psişik bir pompalı tüfek yaratabilir. Tabii ki yaratabileceği şeyler hayal gücüne bağlı olarak varyasyon gösterebilir ama genellikle pompalı yaratmayı tercih eder. Pompalı tüfekten çıkan mermiler de psişik enerjiden oluştuğu için rakiplerine bilincini kaybettirebilir ya da onları geçici komaya sokabilir, enerji dozajını arttırırsa rahatlıkla öldürebilir. Bir diğer farklı özelliği ise kendi kafasında hayali bir dünya yaratabilir ve o dünyada yarattığı insanları, kendi tabiriyle NPC’leri ve diğer canlıları izleyip, onlardan “yeni şeyler” öğrenerek bilgi dağarcığını geliştirebilir. Yani yarattığı bu dünya, Quentin’den bağımsız bir şekilde gelişir, büyür ve sonunda Quentin tarafından asimile edilirek Quentin’e yeni tecrübeler katar. Daha önce Phoenix Force ile birleşmiş ve üstünde mutlak hakimiyet kurmuştur.

Franklin Richards – Powerhouse

Franklin Richards - adulto

Daha önce Marvel Evreni’ndeki en güçlü karakterleri araştırdıysanız, adını ilk sıralarda mutlaka görmüşsünüzdür. Görselde yetişkin durduğuna bakmayın. Kendisi, Fantastik Dörtlü ekibinden Reed Richards ve Sue Storm’un biricik oğludur. Daha anne karnındayken güçleri aktifleşmiştir ve çevresindekilere büyük sıkıntılar yaşatmıştır. Franklin Richards, gerçekten de Marvel’ın sadece en güçlü mutantlarından biri değil, en güçlü karakterlerinden biridir ki bu en güçlülerin içinde Eternity, Phoenix Force, Galactus gibi kozmik devlerin de olduğunu söylemeden geçmeyelim. Çoğu kişi tarafından Marvel’ın en güçlü mutantı olarak kabul görmektedir.

Kendisi eskiden Omega Üstü Seviye bir Psişik (Telepat + Telekinetik) olarak anılsa da bu listede ana gücü, yani Kozmik Seviyede Gerçeklik Manipülasyonu Omega Seviye’de gözüyor ki çizgi romanlarda da hep bu gücüyle ön plana çıkmıştır. Psişik güçlerine girersek çıkamayız ama hiç çaba harcamadan Galactus’u zihin kölesi haline getirdiğini ve aylar boyunca özel şoförü olarak kullandığını ve zamanda ve uzayda istediği gibi yolculuk yapabildiğini söylesek sanırım kafanızda bazı şeyler şekillenir diye düşünüyoruz…

Franklin, sadece hayal gücünü ve düşüncelerini kullanarak, Ana Marvel Evreni’nden ve tüm Paralel Evrenlerinden bağımsız, herhangi bir kozmik varlığın, hatta tanrıların bile hiçbir şekilde etkileyemediği kendi Cep Evrenlerini yaratabilmektedir. Kendi evreninin tanrısıdır ve bunu hiç efor sarf etmeden yapmaktadır. Bu Cep Evrenleri yalnızca bir gezegenden değil, kendi kozmolojisine, uzayına, zaman çizgisine sahip bir evren şeklinde yaratmaktadır. Evreninde yarattığı insanları istediği şekilde yönlendirebilir, her türlü olaya sonradan müdahil olabilir. Güçleri küçük bedenine çok fazla geldiği için ve dolayısıyla kendini bozunmaktan korumak için fiziksel bedenini bir dönem yaşlandırmıştır. Güncel olarak tekrar eski yaşına dönmüş durumdadır ve bir ergen olarak yaşamını devam ettirmektedir.

Gabriel Summers – Vulcan

Ä°lgili resim

Soyadı tanıdık gelmiş olmalı. Cyclops ve Havok’un kayıp kardeşi olan Gabriel‘ın gücü de ağabeylerininkine benziyor aslında. Cyclops, Güneş enerjisini ve Havok da kozmik enerjiyi absorbe edip dışarı güçlü bir şekilde salabilirken, Vulcan; var olan, bilinen, bilinmeyen tüm enerji türlerini absorbe edip istediği şekilde kullanabilmektedir. Buna sadece ısı, elektromanyetizma, elektrik, gama, X-ışınları, kuvvet değil, büyü ve psişik gibi farklı fenomenlere ait enerjileri de büyük miktarlarda absorbe edip istediği zaman bu enerji türlerini kullanabilmekte dâhildir. Emiş gücünün üst limiti bilinmemekle birlikte başka mutantların mutajenik enerjilerini emip onları güçsüz bırakabilmekte ya da aynı enerjiyi onlara karşı kullanıp güçlerini bastırabilmektedir. Yani anlayacağınız kendisi tam bir sifon makinesidir.

Vücudundaki hücre enerjisini de manipüle edip aldığı yaraları çok hızlı iyileştirebilmektedir ve aynı şekilde kendi ürettiği enerji kaynakları sayesinde yemek yemeye, su içmeye ya da nefes almaya ihtiyaç duymadan çok uzun süreler yaşayabilir. Yarattığı enerji güç alanları neredeyse yok edilemezdir. Evrenin en gelişmiş ve güçlü uzaylı halklarından biri olan Shi’ar’ı tek başına ele geçirip kendini kral ilan eden Vulcan, Kree halkıyla girdiği savaşta kazara açılan karadelikte kaybolmuş ve öldüğü düşünülmüştü. House of X serisiyle birlikte hâlâ yaşadığı ve X-Hanesi’nin yeni bir üyesi olduğu ortaya çıktı.

Hope Summers – Hope

marvel hope summers ile ilgili görsel sonucu

Merak etmeyin, kendisi Summers ailesinden değil, manevi babası Cable‘ın (Nathaniel Summers) anısına onun soyadını taşımaktadır. X-Men’in satış rekorları kıran ve Türkçeye de çevrilen Mesih Kompleksi ve Second Coming serilerinin baş karakteri olan Hope, dünyadaki mutant nüfusunun %98’inin güçlerini kaybettiği ve artık yeni mutantların ortaya çıkmadığı ve doğmadığı bir zamanda doğan ilk mutant bebektir ve gelişi pek çok kehaneti de beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla pek çok farklı fraksiyon peşine düşmüştür.

Cable tarafından farklı zamanlara ve evrenlere kaçırılarak göçebe bir şekilde yetiştirilen Hope, Ana Evrene ve zamanına dönmüştür ama karakterin önemi maalesef giderek azalmıştır. House of X ve Powers of X serileriyle birlikte hak ettiği önemi tekrar kazanmaya başlamıştır.

Peki gücü nedir? Hope, kendisine belirli bir mesafede bulunan tüm mutantların güçlerini, tam potansiyellerinde kopyalayıp, hepsini aynı anda kullanabilen bir mutanttır. Tabii ki tecrübesiz olduğu için yeni bir güç elde ettiğinde, gücün asıl sahibine göre daha amatör bir yetenek sergileyecektir ancak X-Men’le geçirdiği süre zarfında farklı türde güçler üzerinde hakimiyet kurmayı öğrenmiş ve bu işte giderek ustalaşmıştır. Dolayısıyla kendisi yaşayan en güçlü mutantlardan biridir.