Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » FRPNET’in Gözünden GGJ İstanbul @ BUG

FRPNET’in Gözünden GGJ İstanbul @ BUG

Global Game Jam

FRPNET ekibi olarak uzunca süredir fantastik diyarlardan size haberler ve içerikler hazırlıyoruz. Kimi zaman conventionlar düzenleyip, zaman zaman da farklı etkinliklere basın kısmında sponsor oluyoruz.

Bu defa ne sponsor ne de katılımcı olarak yer almadığımız, doğrudan kendimizi yaratıcı eğlencenin içerisine attığımız bir etkinlikteyiz. GGJ Istanbul @ BUG, Bahçeşehir Üniversitesi’nin Galata Kampüsünde 24-26 Ocak tarihleri arasında fırtına gibi esip geçti. Bizi neden ilgilendiriyor diye sorabilirsiniz ki bunu biz de kendimize çok sorduk, Kayra’nın sorularını seviyoruz bu yönde, oturup açıklama yapma konusunda her geçen gün uzmanlaşıyoruz. Ama hâlâ onu getirtemedik böyle bir etkinliğe, çalışmalarımız sürüyor.

Neyse konuya dönelim, “oyun geliştirmek” isteyip bir türlü fırsatı olamayan, eğitimini alamayan ya da benzeri sebeplerle düşüncelerini askıya almış insanlarla dolu bir dünyada hayallerini gerçekleştirmek isteyen dolu dolu kişiliklerin bir araya gelip üretime geçtiği etkinliklerden sadece bir tanesi GGJ.

Masaüstü senaryo yazmanın, sistem geliştirmenin ya da generic sistemleri modifiye etmenin hazzını almış kişiler olarak bir adım ötemiz zaten oyun dünyasının geliştirme kısmına doğru kendimizi sürüklemektir. Biz de fazla direnemedik benliğimize ve hem kendimiz hem de sizler için gidip GGJ deneyimi yaşadık. BUG ekibi ilk günden son güne kadar muhteşem enerjileri ve güler yüzlü misafirperver yaklaşımlarıyla karnımızı tok, sırtımızı pek tuttular. Kahvemizin, çayımızın yanında muhabbeti eksik etmediler.bug-ggj

Etkinliğin ana unsuru olan oyun geliştiricileri ise muhteşem enerjilerini, uykusuzluklarına rağmen iyi dengede tutup gerçekten çok ilginç şeyler geliştirdiler. Bir yarışma konseptinden uzak olan bu etkinlik (bildiğim kadarıyla diğer şehir ve etkinlik alanlarında yarışma tarzında seçimler oluyormuş, BUG etkinliğinde sadece sunum vardı ki bu da bence güzel olandı) kişilerin zamana karşı yarışında neler üretebildiklerinin de bir göstergesi.

Bir ekipte birden fazla insanın yaratım gücünü kullanabilmesi ise oyun geliştirmenin doğasındaki çoğulcu yaklaşımı bizlere sunuyor. Etkinlik alanında FRPNET yazarlarımızdan Şeyma Amman da bir oyun geliştirdi o kısmı zaten kendi anlatımıyla sunacak yazının ilerleyen kısmında. Ben ise sizlere ilgimi çeken 3 farklı kişinin geliştirdiği oyundan bahsedeceğim.

Öncelikle Furkan Senan’ın oyununu kısaca özetlemek istiyorum. Geliştirmek istediği oyundaki hatası yüzünden oyunun bambaşka yerlere gelmesini kendine bir yaratıcılık dalı olarak seçen Furkan “Mantar Kafası” diye tabir ettiği oyununa bir de Oculus Rift uygulaması ekleyerek bambaşka hayaller alemine sürükledi bizi. Bizzat denedim, inanılmaz. Clive Barker’s Undying ya da benzeri bir oyunu oynamışçasına çılgın bir haz aldım.

Bir diğer konuğumuz ise Ali Batı. Kendisi oyun geliştirme konusunda bir süredir ülkemizde tanınan isimler arasında yer aldı. Muhabbeti kadar yaratıcı oyun geliştirme düşüncesi de onu GGJ’de bir kart oyunu tasarlamaya kadar götürdü. Ali’nin bu noktadaki size en güzel haberi, kartları basılabilir olarak PDF dosyası halinde indirip, hazır hale getirebileceğiniz yönündeki yorumu oldu!

Son konuğumuz ise Hakan Hervenik. Genellikle çizgi roman merakından ötürü onu Beşiktaş’ta herhangi bir çizgi roman satan dükkanda mütemadiyen görebileceğinizi düşünerek fazla tanıtmadan doğrudan oyununa geçiyorum. Klişelerle dolu bir dünyanın tam ortasında oyun geliştiren biri klişelerden uzak tamamen güçlü bir fikirle, zincirlerini kırıp mağaradan çıkmaya çalışan birinin gözünden bize bir şeyler anlatıyor.

Yazının ilerleyen fersahlarında kendilerine bir avuç sorular sorduk. Güzel de cevaplar aldık. GGJ maratonunun hemen akabinde konuştuğumuz için bir miktar saçmalamış olabilirler, uykusuzluklarına verip yola devam ediyoruz (Çok saçmaladıklarını, hatta o dediklerinin gerçek olmadığını düşünüyorsanız 444 0 FRPNET’i tuşlayarak bize bildirebilirsiniz).

İşte o sorular ve cevapları! (bu da amma muhteşem bir giriş bordalamasıdır ya, işte)

Mantar Kafasını sizden öğrenecek değiliz!

1- Merhaba, biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba, Furkan Senan, Çorlu doğumluyum.  Bir yandan okuyup, bir yandan kendi oyun projemi geliştirirken aynı zamanda da BUG Lab’de aktif olarak çalışıyorum.

2- Oyun tasarlamak senin için ne ifade ediyor?

Sanırım tamamıyla özgür olabildiğim tek yer. Kendi dünyamı kuruyor ve içinde ne yapmak istersem onu yapıyorum. Moralim bozuk olduğunda bir deniz kenarı yapıp karşısında çay bile içmişliğim vardır (evet gerçekten yaptım bunu).

3- GGJ ile ne zaman tanıştın? Ne kadar süredir oyun tasarlama ile uğraşıyorsun?

2013 GGJ’ye katılmıştım ve ilk kez o sene tanıştım. Bu sene olduğu gibi yine BUG’daydım. Geçen seneki sunumları izleyenler Taksim Adventure ve Patience Bear isimli oyunlarımı bilirler. Grubumdan hariç olarak 2 gecede 2 oyun çıkartmıştım. Bir de grupla yaptığımız vardı. Evet, bu diyarların en hızlı oyun yapan geliştiricisi benim! Tabi şakası bir yana ben her ne kadar onlara “oyun” diyemesem de oradakiler baya beğenmişti. Hatta sonradan öğrendiğime göre namı dilden dile yayılmış.

Lisedeyken Ataberk Uran ile (GGJ ekip arkadaşım aynı zamanda liseden arkadaşız) konuşurken çoğu oyun sever Türk genci gibi “ABİ MMORPG YAPALIM EFSANE BİR ŞEY OLSUN” diye oyun geliştirme dünyasına atıldım. 10. sınıftaydık ve deli gibi oyun nasıl yapılır dökümanları araştırıyorduk. Ufak da olsa öncesinde bir programlama geçmişim olduğundan oyun programlama dalında araştırmalarıma devam ettim ve şu an buradayım.

4- GGJ’de geliştirdiğin oyunun nasıl ortaya çıktı ve nasıl sonuçlandı?mushroommenu

Tema açıklandıktan sonra yemekte konuşurken “Kör bir adamı oynayalım. Sadece dokunduğu yerler ses dalgalarıyla belirgin olmaya başlasın ama aslında gerçek şekilleri olmasın” diye bir şeyler düşünüyorduk.

Hatta fikirlerin açıklanması kısmında bunu anlatmıştım ama hayat, insanı farklı yerlere sürüklüyor işte… Birden kendimi LSD, Sihirli mantar kafası bir oyun yaparken buldum.

Başarı ile 1 levellik bir demo çıkarttık. Buglarını kapatıp Oculus Rift buildini de aldık ama tabi bunlar için uykudan biraz fedakârlık ettik. Pek fazla dinlenemedim. Sunumda ne söylediğimi bile hatırlamıyorum uykudan…

5- Şu an bulunduğun noktaya gelene kadar harcadığın süreyi bir kenara koyarsak, yeniden oyun geliştirmek istediğinde hangi yolları izlerdin?

Sanırım önce programlama değil İngilizce öğrenirdim. Hakkında hiçbir şey bilmediğim bir şeyi bile araştırmak daha kolay geliyor eskiye göre.

Daha sonra istediğim dalda araştırmaya ve öğrenmeye başlardım ama en çok da boşa geçen zamanı daha iyi değerlendirmek isterdim. Kendimi çok eksik görüyorum ve daha çok şey öğrenmek istiyorum.

6- Bu sektöre yeni başlamak isteyecek kişiler için nasıl yönergelerde bulunabilirsin?

Öncelikle sevmek önemli. Çünkü sevmeyen, katlanamayan birinin yapabileceği bir iş değil. Saatlerce hatta günlerce uykusuzluk oluyor bazen. Çok fazla yoruluyorsunuz. Bunlara katlanmak için de bu işten gerçekten zevk almak gerekiyor.

Onun haricinde dil ve matematik aslında gerçekten tahmin etmediğiniz kadar önemli. Takip ettiğim bir kanalı paylaşayım: http://www.youtube.com/user/BSVino/videos

Oyun programcıları için matematik anlatıyor, inceleyebilirsiniz. Onun dışında klasik şeyler aslında benim de diyebileceklerim. “Dersin faydası çoktur fakat heveslendirmenin yapamayacağı şey yoktur.” demiş Goethe.

Hevesle araştırın, sorun soruşturun. Tek bir yere takılı kalmayın. Herhangi bir engine kullanırken en azından bir engine’in nasıl çalıştığını da anlamaya çalışın. Küpü yürütüp de tamam. Oyun yaptım ! demek sizi büyük bir hataya sürükler.

Hayat planınızı iyi yapıp seçimlerinizi ve önceliklerinizi ona göre sıraya koyun. Bazı şeylerde başladıktan sonra geri dönüşü zor olabiliyor. Sanırım diyebileceklerim bu kadar. Teşekkürler…

Mushroom isimli oyun hakkında daha fazla bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz.

Dostu dosta ikna ettiren oyunu ortaya çıkartan ekibin içimizdeki yabancısı Ali Batıhangimiz

1- Merhaba, biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba. İsmim Ali Batı, bağımsız oyun geliştiricisiyim. Bir kaç senedir oyun tasarımı ve programlama ile uğraşıyorum. Sevdiği işi yapabilen şanslı insanlardan olduğumu düşünüyorum.

2- Oyun tasarlamak senin için ne ifade ediyor?

Kendimi ifade edebilmem için gücümün yettiği, yeni icatlar yapabildiğim, her anında hayal gücümü sınayabildiğim ve hayatın içinde de kullanmaya başladığım bir araç.

3- GGJ ile ne zaman tanıştın? Ne kadar süredir oyun tasarlama ile uğraşıyorsun?

2010’da tanıştım. Ankara ATOM’da düzenleniyordu o zamanlar sadece. 2010-2011’de Ankara’da katıldım. 2012’yi hava muhalefeti yüzünden ıskaladım. 2013 ve 2014 jam’lerine de İstanbul BUG’da katıldım. Her sene hevesle beklediğim ve asla kaçırmak istemediğim bir etkinlik. Dünya’nın en güzel icadı.

Bilinçsizce de olsa ilkokul zamanlarında bile bir şekilde oyun tasarladığımı hatırlıyorum. Mahallede oynadığımız sokak oyunları beni tatmin etmezdi, hep bir şekilde yeni kurallar eklemeye, çıkarmaya çalışır, yeni oyunlar icat ederdim. Lise hayatım zaten frp ile şekillendi, zaman zaman dm’lik de yaptım. Video oyun tasarımına da yine lise çağında mod yaparak başladığımı söyleyebilirim. Bir yandan programlamaya da merak salmıştım. Map Editor’e veya mod tool’larına sahip olan ve benim oynamaktan hoşlandığım bütün oyunlara mod geliştirmeye çalıştım. En az oyun oynamak kadar keyif veriyordu bunlar bana. Heroes, Starcraft, Warcraft 3!, Neverwinter Nights gibi oyunların editörleriyle çok uzun zamanlar geçirdim.

Profesyonel anlamda oyun tasarlamaya ise üniversitenin sonlarına başladım. 2009’a denk geliyor.

4- GGJ’de geliştirdiğin oyunun nasıl ortaya çıktı ve nasıl sonuçlandı?hangimiz-2

Senelerdir game jam’lerde bilgisayar oyunu dışında masaüstü veya kart oyunu gibi bir şeyler tasarlamak istiyordum. Fakat temalar açıklandığında aklıma gelen fikirler genelde bilgisayar oyunu olmaya daha müsait oluyordu. Bu sene tek satır kod yazmamaya dair kendime söz vererek katıldım game jam’e.

Dört kişi sosyal bir kart oyunu geliştirdik. (Murat Kalkavan, Efe Alaçamlı, Doğaç Yavuz ve ben) Hep birlikte oyunu tekrar tekrar oynayarak ve kuralların üzerinden defalarca geçerek ortaya çıkarttık oyunu. Bitmiş bir oyuna bakıp, “bunu tasarlamakta ne var” diye düşünmek oldukça doğaldır. Ama genel olarak bütün oyunlar son haline ulaşmak için belli bir süreçten geçer. Hele ki game jam ortamında oyun tasarlamak dışında pek çok şeyle meşgul oluyorsunuz (Yeni insanlarla tanışmak, diğer insanlara destek olmak, goy goy yapmak gibi). Oyunu tasarlayıp pek çok kart fikri ürettikten sonra görsel tasarımcımız Murat işe girişti, bir günde çizdiği 15 kartı bastırdık, hazır hale getirdik. Güven Hocamız oyunu daha iyi tanıtabilmek için bir oynanış videosu çekti ve kesip biçerek bize yardımcı oldu. Oldukça keyifli bir süreçti. Özellikle etkinlik süresince yaptığımız play-testlerde çok eğlendik (İnsanın kendi geliştirdiği oyunu keyif alarak oynaması gibisi yok).

5- Şu an bulunduğun noktaya gelene kadar harcadığın süreyi bir kenara koyarsak, yeniden oyun geliştirmek istediğinde hangi yolları izlerdin?

Dediğim gibi ben şanslıydım. Çok farklı bir yol izlemezdim. İyi ingilizcem vardı. Bilgiye erişmek ve kendini her alanda geliştirmek için en çok ihtiyacınız olan şey İngilizce. Bunun dışında üniversite stajlarımdan birini Ankara Zibumi ekibinde yapma fırsatı yakaladım. Güzel insanlar tanıdım, hep doğru yönlendirildim. Bağımsızlığın tadına varmadan önce proje yönetim sürecini daha iyi öğrenebilmek için büyük firmalarda daha çok iş tecrübesi edinmeyi isterdim. Bir de oyun tasarımı konusunda yolun başında daha çok araştırma yapardım.

6- Bu sektöre yeni başlamak isteyecek kişiler için nasıl yönergelerde bulunabilirsin?hangimiz-3

Oyun geliştirmeyi bir oyuna benzetecek olursak heves – hitpoint gibi bir şey. Sektöre girmek isteyenler için olmazsa olmaz yani. Oyun boyunca karşılaşılan bütün zorluklar  size sürekli hasar veriyor. Seviye atlamadan fazla hasar alanlar için, ne yazık ki oyun sona eriyor. O yüzden ilk başta en yüksek zorluk seviyesinden oyuna başlamak yerine, basitten başlayıp seviye atlamaya çalışın. Her seferinde çıtayı biraz daha yükseltin. Yayınlamayı başardığınız her oyun, geliştirdiğiniz her yetenek, canınızı yenileyecek ve sizi prensesi kurtarmaya biraz daha yaklaştıracaktır.

http://biriftiramvar.tumblr.com/

Hangimiz isimli oyun hakkında daha fazla bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz.

Eğlenceli, kültürlü, çizgi romanımsı insan Hakan Hervenik

1- Merhaba, biraz kendinden bahseder misin?antrum

Benim adım Hakan Hervenik Bahçeşehir üniversitesi görsel iletişim tasarımı 2. sınıf öğrencisiyim aynı zamanda Bahçeşehir University Game Lab’da grafik tasarım kolundayım.

2- Oyun tasarlamak senin için ne ifade ediyor?

Oyun tasarlamak benim için her şeyi ifade ediyor. Hayatını adamak diyebiliriz. Kendi adının geçtiği bir oyun tasarlamak gurur verici.

3- GGJ ile ne zaman tanıştın? Ne kadar süredir oyun tasarlama ile uğraşıyorsun?

GGJ ile BUG’a girdiğim zaman hocalarım yolu ile tanıştım, Aynı zamanda internette de reklamlarını gördüm tabi ki. Yaklaşık 2.5 yıldır oyun sektöründe çalışıyorum.

4- GGJ’de geliştirdiğin oyunun nasıl ortaya çıktı ve nasıl sonuçlandı?

GGJ’de geliştirdiğimiz oyunun ismi Antrum. Oyunumuzum ana karakteri Trasymachus da Mağara Alegorisi’ndeki insanlardan biri ve zincirlerini kırıp mağaradan çıkmaya çalışıyor. Mağaranın içinde esrarengiz bir nesneyle karşılaşıyor ve bu nesne ona yolculuğu boyunca yardım ediyor. Oyunda bir çok bug bulunuyor doğal olarak ama 48 saatte bu kadar oluyor ancak. İlerleyen zamanlarda onları da halledeceğiz.

5- Şu an bulunduğun noktaya gelene kadar harcadığın süreyi bir kenara koyarsak, yeniden oyun geliştirmek istediğinde hangi yolları izlerdin?antrum-2

Grafik tasarımdan şaşmazdım herhalde (coder’lık sıkıcı. Alınmayın coderlar). Çünkü grafik ile uğraştığın zaman oyunu oynayan kişinin gözünün içine bakıyorsun acaba grafikleri nasıl bulacak diye. Şu ana kadar bir kişinin oyunu ilk oynadığında mekanikleri çok güzel dediğini duymadım açıkçası.

6- Bu sektöre yeni başlamak isteyecek kişiler için nasıl yönergelerde bulunabilirsin?

Yeni başlayanlara tavsiyelerim bu tarz etkinliklerden haberiniz olsun. Katılmiyorsanız bile orada bulunun ve süreci takip edin. Ayrıca programları iyice öğrenin kendinizi geliştirin kendinize bir ekip kurmaya çalışın gerisi zaten gelir.

Antrum isimli oyun hakkında daha fazla bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz.

Şeyma’nın kaleminden GGJ -Global Game Jam 2014 de oyun geliştirme serüveni;

“48 saatte oyun mu yapılır, arkadaş?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Gerçekten çok eğlenceli, yorucu, unutulmaz bir süreç. Herkes gibi benim de hayalini kurup bir gün yapacağım dediğim oyunlarım var. İşte bu hayalleri gerçekleştirebileceğiniz, yeni dostlar edinebileceğiniz, kaybedenin olmadığı harika bir etkinlik GGJ.

Saat 15.00 da Bahçeşehir üniversitesi Galata Kampüsünün teras katında tüm katılımcıların birbirleri ile tanışabilmesi için küçük bir oyun oynadık. Ardından sunum odasına geçildi, Turkcell Geleceği Yazanlar projesinden bahsetti. Uygulama geliştirmeyi öğrenmek isteyenler için hazırladıkları bir program varmış. Microsoft’tan da yeni etkinlik haberi geldi.

24 ocak cuma günü yerel saat 17.00 a geldiği an, farklı ülke ve şehirlerde, bu sene geliştirilecek olan oyunun konsepti açıklandı. “We don’t see the things as they are, we see the things as we are.” kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Böylece fikir geliştirme aşamasına başlamış olduk. Herkes kendi fikirlerini geliştirmek için dersliklere dağıldı. Marker kalemlerle tahtalara yazılan fikirler temize geçirildikten sonra saat sekiz gibi sunulmaya başladı. Fikir sahipleri oyunlarını anlattıktan sonra kendi ekibinde ihtiyac duyduğu kişiyi söyledi; yazılımcı, görsel tasarımcı, ses tasarımcı gibi…

Ekipler oluşur oluşmaz, oyun yapımına başlandı. Tabi şöyle de bir gerçek var, siz ne kadar oyunu kurgulasanız da yapım aşamasına geçtiğiniz an her şey değişebiliyor. Bizim ekibimiz hazır gibiydi, o nedenle sanşlı gruplardan biriyiz sanırım. Çünkü etkinliğin sonunda gördük ki; iki yazılımcı bir oyun yapmışlar görselci arkadaş bulamamışlar, tam arkalarında da iki görselci arkadaş yazılımcı bulamamış. Çekingenlik çok kötü bir şey!

Oyunumuzu unity oyun motoru kullanarak yapmaya karar vermiştik. Oyunun konseptini tam olarak tekrar düzenlememizin ardından, dört bölüme ayırdık. Her bölümdeki geçmiş hayatımız ile ilgili objeleri bularak hatıralarımızı canlandıracaktık. Sahneleri planladık. Hangi modellere ihtiyacımız var, liste oluşturduk. İş bölümü yaptık.

Gecenin ilerleyen saatlerinde uykusu gelen  arkadaşlar bir üst kata çıkarak minderlerde bir iki saat kestirip tekrar laptoplarının başına döndüler. Tabi bir de sınırsız RedBull enerji içecekleri vardı. Bizlere çok yardımcı oldu diyebilirim.

Yazılımcı arkadaşlar takıldıkları yerlerde birbirlerinden yardım istediler, görselci arkdaşlar birbirleyle fikir alış-verişi yaptılar. Yeni bilgiler edindik, pek çok şey paylaştık. Onca oyun severi bir araya getirirseniz, bir Dota turnuvası da çıkar tabiki ortaya. Zamanla yarışmamıza rağmen, oyun oynamayı da ihmal etmedik.

Cumartesi günü gecesi, hemen hemen herşeyin hazır olması gerekiyordu. Pek çok kişi gibi bizim de oyunumuz yarım yamalaktı. Herkes uykusuz ve yorgun, bir yandan da çalışmaya devam etmek gerekiyor. Masaya başını koyup kestirenler de vardı, minderlere boylu boyunca serilenler de.  Oyuna isim bulmak da bayağı güç bir işmiş, çocuğunuza isim vermek gibi.

Pazar günü dokuzdaki kahvaltının ardından, son düzenlemeleri yaptık. Oyunumuzu test ettirdik, dil desteklerini oluşturduk. Oyunumuzun oynanabilir kısmını saat 15.00-16.00 arası Global Game Jam sitesine yükledik. İşini bitiren minderlere oturup sunumların başlamasını bekledi.

Çok güzel ve eğlenceli oyunlar çıktı ortaya. Konudan sapanlarda oldu, yanlışlıkla denerken çok güzel işler çıkaranlar da ve tabi biteremeyenler. Dolu dolu bir 48 saatin ardından “Ben bu oyunun yapımında yer aldım.”, “Ben bu oyunu yaptım.” diyebileceğimiz çalışmalar ortaya çıktı. Gerçekleştirmeye çalışmadığımız sürece hayallerin değeri yoktur. Hayaliniz deki oyunu yapmak istiyorsanız seneye düzenlenecek olan GGJ etkinliğine hepinizi bekleriz.

World of Warcraft'ın Son 10 Yılı İnfografikle Açıklandı!
Orta Dünya, Gerçek Boyutlarıyla Yeniden Yaratılıyor