Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » İzlenmesi Gereken Düşük Bütçeli 20 Bilimkurgu Filmi

İzlenmesi Gereken Düşük Bütçeli 20 Bilimkurgu Filmi

Sound Of My Voice (2011)

Hem içerik hem de yayınlandıkları yıl olarak ortak yanları Another Earth ile bol olan Sound of My Voice, bir çift ile bir belgesel ekibinin katıldığı bir ayin etrafında geçiyor. Kült kavramını irdeleyen film, Zal Batmanglij’in ilk uzun metrajı.

Moon (2009)

Listedeki filmler arasında en popüleri olan Moon, Sam Rockwell’in muazzam oyunculuğu ve senaryosuyla parlayan bir film. Uzaydaki yalnız bir astronot üzerinden paranoya, klastrofobi üzerinde duran filmde, Kevin Spacey’in seslendirdiği robot GERTY ile Kubrick 2001’indeki HAL9000 arasındaki benzerlik gözden kaçmamalı.

Safety Not Guaranteed (2012)

Son yıllarda Sundance ve Toronto gibi film festivalleriyle öne çıkan Amerikan bağımsız sinemasının örneklerinden biri olan Safety Not Guaranteed, yerel bir gazetedeki seçimlerle ilgili önceden bilgi almak için zaman geri giden Kenneth Calloway’in hikayesine odaklanıyor. Özellikle Parcs And Recreation ile parlayan Aubrey Plaza’nın bu filmde de oldukça iyi bir oyunculuk gösterdiğini söylemek gerek.

Europa Report (2013)

Başından sonuna kadar eksilmeyen gerilimi ile seyirciyi kendisine çekmeyi başaran Europa Report, Jupiter’in uydusu Europa’ya görevlendirilen bir ekip ile ilgili bir belgesel. Gerçek olaylara dayanan film, bittikten sonra internette hakkında güçlü bir araştırmayı hak ediyor. Moon, 2001: Bir Uzay Yolculuğu, Solaris gibi filmleri sevenler kaçırmamalı.

La Jetée (1962)

British Film Institute’nin yayımladığı dergi Sight & Sound her 10 yılda bir en iyi filmler listesi yapar. La Jetee, listeye girdiği ilk andan itibaren 50. Sırayı hiçbir filme bırakmamıştır. Usta yönetmen Terry Gilliam’ın 12 Monkeys’i çekmesine sebep olan kısa film La Jetee, fotoğraflarla ve bir anlatıcıyla ortaya çıkan benzersiz bir eser.

Pi (1998)

Benim için listedeki en özel film olan Pi, usta yönetmen Darren Aronofsky’nin ilk uzun metrajı. Bu filmi çekebilmek uğruna süpermarketlerden bile borç alan Aronofsky, yarattığı matematikçi karakter Max ile ne kadar başarılı bir yönetmen ve yazar olduğunu daha ilk filminden ortaya koyuyor. Matematik ile sonsuzluğu kavramaya çalışan Max’in monologlarıyla sinema tarihinde sıkça yer alan film, sinemaya ilgi duyan herkes tarafından seyredilmeyi hak ediyor.

Take Shelter (2011)

Amerikan bağımsız sinemasının ünlü isimlerinden Jeff Nichols’ın Michael Shanoon’ın oyunculuğu ile adından söz ettiren filmi Take Shelter, paranoyak bir babanın ailesini korumak adına yaptıklarından yola çıkan bir psikolojik gerilim.

Melancholia (2011)

Listenin üst sıralarında daha önce de bahsettiğimiz Melancholia, Danimarkalı Dogme 95’ temsilcisi yönetmen Lars von Trier’in en popüler filmlerinden biri. Kirstin Dunst’ın oyunculuğuyla yükselen film, yalnızca listenin değil sinema tarihinin de unutulmazlarından.

Her (2013)

Being John Malkovich filmiyle tanıdığımız Spike Jonze’un filmi Her, yalnızlığa modern bir çözüm buluyor ve bir insan ile bir bilgisayar arasındaki duygusal etkileşimi beyaz perdeye taşıyor. Usta oyuncu Joaquin Phoenix’in depresif karakteri Theodore’un bir bilgisayara olan obsesif bağlantısından yola çıkarak günümüz dünyasına dair pek çok tespitle öne çıkan film, 2013’te neredeyse bütün ‘yılın en iyileri’ listelerine girmeyi başarmıştı.

Beyond The Black Rainbow (2010)

Psychedelic ve sürreal atmosferiyle benzersiz bir seyir zevki barındıran film, üzerinde deneyler yapılan genç bir kızın yaşadıklarına odaklanıyor. Kubrick’in Otomatik Portakal’ındaki Alex’in yaşadıklarıyla 2001: Bir Uzay Yolculuğu’nun soğukluğunu birleştiren film, sinematografisiyle önplana çıkıyor. Filmin 1983’te geçmesinin sebebinin ise 1984 ile alakalı olduğunu belirtmekte fayda var.