5. Brazil (1985)
Monty Python and the Holy Grail ve Life of Brian’ın yazar kadrosunda bulunan Terry Gilliam’ın çektiği Brazil, belli bir kategoriye sığmayan filmlerimizden. Komedi kültü haline gelmiş bu iki filmde bulunmuş bir ismin, Brazil gibi bir yapıma imza atması da oldukça şaşılacak bir durum.
Fallout’taki savaş öncesi retro-futuristik bir havaya sahip filmimizde, bürokrasinin ne kadar korkutucu olabileceğini görüyoruz. Bürokratik sistemler içerisindeki bir hatayı düzeltmeye çalışan kahramınız, bir anda devlet düşmanı olur. Kendisini bu saçma sapan durumdan kurtarmak için girmediği ortam kalmayacaktır. Korkutucu bir distopya.
4. Things to Come (1936)
Listede bir H. G. Wells yapımı olmasaydı, eminim siz de çok üzülürdünüz. Bilimkurgu alanına Dünyalar Savaşı, Zaman Makines, Dr. Moreau’nun Adası gibi inanılmaz eserler veren H. G. Wells, sinemayla da yakından ilgileniyordu.
H. G. Wells’in yazdığı Things to Come, dönemine ait birçok gönderme barındırıyor. Film, İkinci Dünya Savaşı’ndan önce çekilmesine rağmen geleceğe yakın bir bakış atmakta. Kaldı ki H. G. Wells, savaşlar konusuna yakından değinen bir isimdi. Dünya savaşları, hastalık, diktatörlük derken kaçınılmaz son olarak ütopyanın birleştiği Things to Come’u anlatmak için kelimeler yetmeyebilir.
Film çekimi boyunca eserinin birebir yansıtılması için sette bulunan Wells’in, çok başarılı bir hikaye ortaya çıkardığını söylemek gerek. Bütçe konusunda hiçbir kesintiden kaçmayan bu ’36 yapımı film, listenin en nadide parçalarından biri.
3. Solaris (1972)
Bilimkurgu tarihi için miheng taşı olarak kabul edilen, Stanislaw Lem tarafından kaleme alınan Solaris’in beyaz perde versiyonu karşınızda. Yönetmen koltuğunda ise Andrei Tarkovsky bulunuyor. Bu iki Rus’un buluşmasından ortaya nasıl kötü bir şey çıkabilir?
Kitabı okuyanlar hikayeyi azçok hatırlayacaktır. Uzay bir gezegenin yörüngesinde dolanan istasyona bir psikolog gönderilir. Kozmonotların, gezegenden gelen sinyaller yüzünden delirdiği düşünülmektedir. Psikologun amacı ise buna neyin sebebiyet verdiğini tam olarak anlayabilmektir. Ancak işin içerisine bambaşka olaylar girer.
Rus ve Dünya sineması efsanesi olarak kabul edilen Tarkovsky’nin, Solaris’i hakkıyla beyaz perdeye yansıttığını söylemek gerek. Solaris, gerçeklik, aşk ve elbette insanlık adına çekilmiş en iyi bilimkurgu eserlerinden biri.
2. La Jetee (1962)
1962 yapımı La Jetee, bilimkurgu tarihinin gördüğü en garip, en uçuk filmlerden biri. Film demek bile doğru olmaz aslında. 28 Dakikalık siyah-beyaz bir kısa film olan La Jetee, Chris Marker tarafından hazırlandı. La Jetee, daha çok fotoğraf karelerinden oluşuyor. Deneysel bir açıyla yaklaşıldığı konusunda uyarmam gerek. Herkese hitap etmeyebilir. Ama La Jetee’nin konusunun 12 Monkeys’e ilham verdiğini söylesem belki dikkatinizi çekebilirim.
La Jetee, 3. Dünya Savaşı’ndan sonraki kıyamet-sonrası bir dünyada geçmektedir. İnsanlık yokolmanın eşiğindedir. Geriye kalan birkaç kişi zamanda yolculuğun prensiplerini anlayıp, bir kişiyi savaş öncesine göndermeye çalışmaktadır. Bu kişi sadece yemek ve ilaç değil, aynı zamanda savaşın çıkmaması için bir çözüm bulmalıdır da.
Yenilikçi anlatımla, ’62 yılında piyasaya çıkan La Jatee kadar radikal bir bilimkurgu filmi daha çıkmadı ve sanıyoruz da çıkmayacak.
1. Metropolis (1927)
1902 yapımı Le voyage dans la lune her ne kadar sinema tarihinin ilk bilimkurgu filmi olsa da, Metropolis bunu unutturacak şekilde hazırlanmış bir eser. Bugün Matrix, Blade Runner, Star Wars gibi filmleri oluşturan yapı taşlarının hepsini tek tek incelersek Metropolis’e çıkma ihtimalimiz çok yüksek.
Metropolis’i bir bilimkurgu filmi olarak sınıflandırmak yetersiz sayılır. Distopya’nın kendisidir. Devasa gökdelenlerin insanların üzerini kaplayan karanlık bir şehirdeki aşk hikayesidir. Bu film hakkında yazılabilecek oldukça fazla şey var. Kısa bir betimle yapmak gerekirse, Metropolis herkese uygun bir film değildir. Satır aralarını okumayı sevenlerin, başyapıt olarak adlandırdığı Metropolis sadece gözümüzden geçen bir bilimkurgu filmi değil, aynı zamanda bilimkurgunun nasıl olması gerektiğini anlatır.











Peki Türk sineması bilimkurgu namına ne yapıyor? Konu başka, neyse…
harika liste çok faidelendim. naçizane los cronocrimenes filmini de eklemek isterim.