15. Sleeper (1973)
Şahsi açıdan yorumlamam gerekirse, Woody Allen filmlerine bir türlü ısınamayı başaramadığımı itiraf etmem gerekiyor. Ancak kendisine Sleeper’da bir teşekkürü borç bilirim. Bu film ile yarattığı konsept 26 yıl sonra karşımıza Futuruma olarak çıkıyor. Nasıl mı?
Karakterimiz kendisini bir Cryostasis kapsülüne kapatır ve 200 yıl sonra uyanır. Geldiği Dünya’da ise bildiği herşey değişmiştir. Woody Allen, bilinen bilimkurgu gerçeklerini kendine özgü bir hikayeyle anlatıyor. Komedi unsurları kullanmaktan da hiç çekinmemiş. Özellikle uyandıktan sonra tuvalete gittiği sahneyi asla unutamayacağım. Ülkemizde pek bilinmese de, yurtdışındaki etkinliklerde filmdeki karakterlerin kostümleriyle sıklıkla karşılaşılabilir.
14. eXistenZ (1999)
David Cronenberg’in yazdığı ve yönettiği filmi izlemek için pek fazla sebebiniz olmayabilir. Ama başrolünde Jude Law oynuyor desem, belki bayan okuyucuların dikkatini biraz çekebilir. Matrix, bu filmin yanında My Little Pony gibi kalıyor dersem de, birçok insanın gazabını üzerime çekmiş olurum. Tamam insanları toparlamayı başardık.
eXistenZ, Matrix gibi sanal bir gerçeklikte geçiyor. Ancak Matrix kadar mekanik değil. Filmde insan dişinden yapılma mermilerle ateş eden çılgın katiller bulunuyor. Girdikleri sanal Dünya’sında anlatılan hikaye bazen o kadar karmaşıklaşıyor ki, filmi durdurup bir süre nefes almanız gerekebiliyor. Midesi ve kafası boş olanlara hitap eden bir yapım olmuş.
13. Gattaca (1997)
Listedeki bir başka acayip, nereye koysan durmayacak türündeki film: Gattaca. Ne kadar enteresandır bu filmde de, Jude Law oynuyor. Hikayesini anlatmaktan korktukları bilimkurgu filmlerinde yakışıklı abimizi oynatmak bu dönemde moda olmuş olabilir. Filmde bir başka yıldız Uma Thurman bulunuyor. Tabii birçok izleyici tarafından Ethan Hawke’nin oyunculuğu yerlere göklere sığdırılamamış, gelecek yıllarda neden yıldızı parlamamış diye düşündürmüştür.
Filmimiz Brave New Word ayarında gelecek bir Dünya’da geçmektedir. İnsanlar uzayda seyahat edebilmektedir. Ancak ana karakterimiz sağlık problemlerinden ötürü uzayda yolculuk yapamayacağını öğrenir. Tıp teknolojisi o kadar ilerlemiştir ki, en ufak parçadan bile insan DNA’sının tüm yapı taşları ortaya çıkarılmaktadır. Zaten filmi oluşturan G, T, A, C harfleri DNA zincirini oluşturan harflerdir.
Harcandığını düşündüğüm bir film. Gerek oyunculuğuyla olsun, gerek ortaya koyduğu hikaye ve konsept tasarımlarıyla bir baş yapıt olabilirmiş. Hele ki Gen Teknolojisinin, gelecekte ne kadar tehlikeli bir şey olabileceğini açıkça gözler önüne sermesi, insanın tüylerini diken diken eder.
12. Dark City (1998)
Bazı yapımların kült kategorisine girmesi için tek filmle yeterli kalmaları gerekiyor. Crow filminden hatırlayacağımız Alex Proyas bunu Dark City ile bir kez daha kanıtlamış. Her ne kadar Crow tek filmle sınırlı kalmış olmasa da, Dark City’nin devamının gelmemesi sevindirici bir durum.
İngilizlerin efsanevi The Prisoner dizisinin daha karanlık ve daha gotik bir sürümü olarak adlandıracağımız Dark City, sapkın sona sahip filmlerden biri. Bir bilimkurgu kültü olarak karşımıza çıkıyor. Dark City izleyicisi, film boyunca çıkan olayları bir yere oturtmaya çalışsa da başaramıyor. Hele ki, beyaz tenli ve sürekli “Hmm, yes?” diye konuşan garip karakterlerin ne olduğunu anlamak için kafa yormaktan filme odaklanamıyor.
Tüyleri diken diken eden ve alanındaki öncü filmlerden biri olan Dark City, karanlık distopya olarak efsaneler listesine girmeye hak kazanmış bir yapım.
11. Gojira (1954)
Japonların sinemaya kazandırdığı bir başka tür olan “Devasa Yaratıklar” ile uzun zamandır karşılaşmıyoruz. Pasifc Rim bunun son örneğiydi. Ancak Gojira, nam-ı diğer Godzilla, soğuk savaş döneminde çıkmış hayranlık verici bir hikayeydi.
Nagazaki ve Hiroşima, 2. Dünya Savaşı sırasında Nükleer Bomba gerçeğiyle tanışmıştır. İlerleyen yıllarda ABD’nin Pasifik Okyanusu üzerinde Hidrojen Bombası deneyleri sürmektedir. Tam bir korku imparatorluğu! Japonlar bu korkuyu işlemekte gecikmemiş. Pasifik Okyanusu’ndan çıkan Cthulhu mitosunu az da olsa çağrıştıran devasa bir yaratık. Sonrasında ABD seyircisini de etkileyen filmin farklı varyasyonları çekilse de, insanlar üzerinde Gojira kadar etki bırakmadı.











Peki Türk sineması bilimkurgu namına ne yapıyor? Konu başka, neyse…
harika liste çok faidelendim. naçizane los cronocrimenes filmini de eklemek isterim.