Peşpeşe düzenlenen State of Play, Summer Game Fest ve Xbox Games Showcase sonrasında herkes gibi benim de kafamda bir soru işareti oluştu: Tüm oyunlar neden Ağustos-Ekim arasına sıkıştırıldı ya da 2027 yılına ötelendi? Kimse, hiçbir stüdyo, gölgesinden bile korktukları GTA 6 ile karşılaşmak istemiyor.
Oyun sektörü, yıllar içerisinde birçok kez evrim geçirdi. Burada, onu konuşmayacağız ama geldiğimiz noktayı daha iyi anlamamız gerekli. 80ler’de oyun sektörü bitti denilirken NES‘in ortalığı kasıp kavurmasıyla, her eve bir oyun konsolu yerleşti. PC oyunculuğu öldü dediler, 90lar boyunca enfes oyunlar masaüstü bilgisayarlarda oyuncularla buluştu. 2000ler ile birlikte bilgisayar oyunları, sadece oyun olmaktan çıktı. Artık eğlence sektörünün bir parçası haline geldiler.
Bundaki en büyük sebeplerden biri elbette sosyal medyanın gelişimi. Birbirleriyle dirsek temasında kalıp birbirlerinin köklerini suladılar. Nostalji seviciliği yapmak istemiyorum fakat o dönemlerde bir oyun hakkında bilgi almak için fiziksel medyaya güvenmemiz gerekiyordu. Oyun dergileri başı çekerdi. DSL modemlerin yaygınlaşmasıyla dijital haberlere uzandık, gazeteler (ki buralarda çok ama çok az bilgi yer alırdı) de zaman zaman “oyun çılgınlıklarına” ilişkin haberlerle okurun karşısına çıkıyordu.

Bilgi kısıtlıydı, güvenilecek insan sayısı daha da azdı. Bu yüzden ne veriliyorsa, oyuncu olarak onunla yetinmek gerekiyordu. Oyun pazarının büyümesi, sosyal medyanın çağın hakimiyetini eline almasıyla stüdyoların reklam bütçeleri de orantılı bir biçimde artmaya başladı.
Önemli kırılım tabii ki GTA 5 ile oldu. Çıkışının üzerinden 13 sene geçti ancak geliştiricisi Rockstar Games‘e halen para kazandırmaya devam ediyor. Halen yüz milyonlarca oyuncu, bu oyunu deneyimliyor. Bu yüzdendir ki, önümüzdeki birkaç ay içerisinde birçok önemli yapım çok dar bir aralığa kendilerini sıkıştırdılar. Çünkü GTA 6 geliyor!
Yine de her şeyin başladığı sıfır noktasına dönmek gerekli diye düşünüyorum.
Gordon Freeman ve Azeroth

1998 yılında Valve‘in efsanevi oyunu Half-life piyasaya çıktığında, FPS oyunlarının da değişeceği barizdi. Hikâye anlatıcılığını arşa çıkaran, oyuncuya bir oyun değil de, bir sinema filminin baş karakteri olma tecrübesi sunuyordu. Bu yüzden devam oyunu senelerce, senelerce beklendi.
Valve’in uzun süren sessizliği 16 Kasım 2004 tarihinde bozuldu ve Half-life 2 piyasaya çıktı. Puanlama listeleri sarsıldı, incelemeler sel gibi aktı, oyuncular kendilerini Gordon Freeman’ın yeni macerasının içine attı. Buna doğrudan, düz bir oyun olarak bakmak yerine şunu düşünmemiz gerekiyor: Half-life 2 neleri değiştirdi?
Half-life 2 çıktığında, insanlar serinin ilk oyunu gibi ya da Doom 3 gibi bir FPS bekliyordu. Oyunun geliştirilmesi için yıllar boyunca sessiz kalan Valve, oyun dünyasını değiştirmeyi bu oyunla başardı. Etkisi halen sürmekte. Source Engine ilk kez oyuncularla buluştu ve bugün bile oyunun sunduğu grafik motorunun kabiliyetleriyle ciddi işler yapılabiliyor. Fizik motorunun devrimi, yüz animasyonlarını da etkiledi. Hikâyenin derinleşmesiyle, sinematik anlatı da boyut atlamayı başardı.

Bugün kulağa sıradan geliyor olabilir ama 2004 yılında, bir oyunu kutulu olarak alıp dijital bir platformda çalıştırmak büyük tartışmalara yol açmıştı. Oyuncular, basının önde gelen isimleri, Half-life 2’yi alıp Steam platformunu yüklemekten hiç hoşlanmamıştı. Fakat sonrasında her şey yoluna girdi ve olağan bir durum haline geldi.
Half-life 2, hem kendi reklamını, hem de geliştiricisinin büyük projesi Steam’in duyurulmasını sağladı. Oyun içerisinde sağlanan büyük atılımlardan sonra diğer FPS geliştiricileri şunu çok daha iyi anladı: FPS oyunları artık eskisi gibi yapılamazdı. Teknik standartlar değişecekti, oynanabilirlik değişecekti. Yapılan reklamların oyunun gerçekliğini yansıtması gerekiyordu. Bu sayede, yanında başka şeyler de oyunculara sunulabilecekti.
Half-life 2, daha henüz çıkmışken, 23 Kasım 2004‘te başka büyük bir gelişme yaşandı. Strateji oyunları konusunda tüm oyuncuların saygı duyduğu Blizzard, dev projesi World of Warcraft ile hızlı bir şekilde MMORPG piyasasına giriş yaptı. Oyuncuların beklentisi büyük değildi, bu doğru. Ancak Blizzard, yıllar içerisinde WoW için ciddi reklam çalışmaları yapmıştı. Karşılaştırma yapılacak oyunlar da yabana atılamazdı.

O zamana kadar MMORPG oyunları niş bir türdü. Ultima Online, Everquest, Runescape bu türün önde gelen isimleriydi. Ancak belli bir yaş grubuna hitap ediyordu. Detaylı yapısı, üzerinde çok fazla zaman geçirmenizi gerektiren oynanabilirliğiyle herkesin harcı değildi. Oyuncu sayısı kısıtlıydı fakat sadıktı.
World of Warcraft’ın çıkışıyla beraber, Blizzard, MMORPG’nin bu kısıtlamalarını kaldırdı. WoW ile birlikte tür tüm kesimlere hitap eder hale geldi. Milyonlarca insan bir anda Azeroth dünyasına akmaya başladı. Birçok oyuncunun o dönem tek oynadığı oyun haline geldi. Bu durum öylesine büyük bir noktaya geldi ki, 2026 yılına geldiğimizde halen World of Warcraft’tan bahsedebiliyoruz. WoW Etkisi gerçekti.
Bu iki farklı yapım bize şunu gösterdi: Öylesine büyük bir etki yarattılar ki, sektörün oyunculara yaklaşımları değişti. Half-life 2, yaptığı teknik devrim ile oyuncuları dijitale çekti. World of Warcraft ise sosyal bir devrim sağlayarak, türe tamamen yabancı olan oyuncuları dijitale çekti. Bu şu demekti, oyuncuyu sürekli online tutabilirsek, onlara hızlıca ulaşabilirdik. Onların isteklerini dinleyip daha fazla içerik sunabilirdik. Ve tabii daha fazla para kazanabilirdik.
Her Devrin Bir Kralı Vardır

“Pekala sevgili Özay, bunları anlatıyorsun da, GTA 6 ile ne alakası var? Daha GTA 5’ten bile bahsetmedin!” diyorsunuz, gayet açık ve net duyuyorum. Yakın dönemin bu sıfır noktasını tam olarak anlamadan, neden GTA 6’nın herkesi korkuttuğunu anlatamayız.
Half-life 2 ve World of Warcraft, kendi alanlarında devrim yarattılar. Ancak ilginç olan nokta, ikisi de sektörü değiştirdi ama sektör onlardan korkmadı. Sonraki yıllarda Valve tamamen sessizliğe gömülmüş olsa da, Half-life hakkında haberler çıktığında diğer geliştiriciler sadece suyun sıcaklığını kontrol etti. Left 4 Dead serisi çıkarken, kimse tarihlerini ileriye atmadı ama Valve’i yakından izlediler.
World of Warcraft, neredeyse her iki senede bir genişleme paketi çıkartmaya devam etti. Ancak bu diğer MMORPG geliştiricilerini durdurmadı. Neler olduğunu yakından izlediler, notlar çıkardılar, ders aldılar. Azeroth, zaman zaman oyuncu kaybetti. Her bir oyun “WoW Killer” adıyla çıktı ama dalgalanmalar Blizzard’ı çok etkilemedi.

Örneğin tarihler 2007‘yi gösterdiğinde, Microsoft‘un yeşil zırhlı askerli Master Chief sahneye çıkmaya hazırlanıyordu. Microsoft’un derdi sadece oyun satmak değil onunla beraber piyasaya süreceği yeni Xbox konsolunu da oyuncularla buluşturmak istiyordu. Bu diğer firmaları durdurmadı ama planlarını yeni Xbox’a göre yapmaları gerekti. Baktığınızda 2007 yılında BioShock, CoD 4: Modern Warfare, Mass Effect gibi oyunlar peşi sıra piyasaya çıktı.
Oyun dünyasının bir başka heyecan verici olayı 2011 yılında Elder Scrolls V: Skyrim ile yaşandı. Bethesda, 11.11.11 tarihini işaret ederek muhteşem bir pazarlama kampanyası yaptı. Yılın en büyük RYO oyunu geliyor sesleri yükseldikçe yükseldi. Yıl sonunda çıkmasına karşın, yıl boyunca çıkan Portal 2, Dark Souls, Batman: Arkham City, Uncharted 3 gibi oyunların bilinirlikleri yok olmadı. Evet, Skyrim çıktığında yoğunluk bu efsanevi RYO oyununa döndü ama hiçbir firma o yıl eli boş çıkmadı. Skyrim, belki o yılın ufak bütçeli, orta ölçekli RYO oyunlarının önüne geçti ama kimseyi korkutmadı.
Perde 2: Grand Theft Auto 5 – (Tesadüf mü, Bilinçli Kaçınma mı?)

2013 yılına geldiğimizde mevcut konsol neslinin sonuna gelmiştik. Stüdyolar neslin dibini sıyırırken, yıl sonunda çıkacak olan PlayStation 4 ve Xbox One için kendilerini hazırlıyordu. Bu yeni nesle geçiş birçok açıdan çok önemli. Şahsi düşüncem olarak 6. Nesil konsollardan sonra, oyun kütüphanesi olarak en kuvvetli nesildi. Firmalar da bunu önceden hissetmiş olacak ki, kısa bir dönem içinde iddialı oldukları yapımları hem son nesle, hem de yenisine hazırladılar. Düşünsenize, o konsolun en çok satılmasına sebep olan oyunun geliştiricisi olmak, nasıl bir prestij olacaktı.
Rockstar Games de bunun farkında olacak ki, GTA 5’i tam olarak neslin sonunda çıkarmaya karar verdi. 17 Eylül 2013 tarihinde yayınlanan GTA 5, sadece iki ay sonra raflardaki yerini alacak PS4 ve XOne için de yayınlandı. Firmalar, GTA 5’in gelişinin farkındaydı. Ondan korkmadılar ama içgüdüsel olarak kaçınma refleksine girdiler.
Saints Row IV ve Splinter Cell: Blacklist Ağustos ayında çıkarken, Battlefield 4 Ekim sonunda yayınlandı. Onun ezeli rakibi Call of Duty, Ghost oyunuyla tam da yeni nesle çıkan GTA 5 ile Kasım ayında çıkınca kısa sürede piyasada ezildi. Gerçi hem oynanabilirlik açısından, hem de türe yeni bir şey katmamasından dolayı da arka planda kalmıştı. BF4 daha rekabete yönelik bir oyundu. GTA 5’in bu türlerle yakından uzaktan alakası olmamasına karşın satışları doğrudan etkiledi kesin.

Verilen en büyük örneklerden biri Ubisoft’un Watch Dogs markasıdır. Bütçe konusunda Rockstar Games ile yarışabilecek kapasitede olan Ubisoft, Watch Dogs’u Kasım 2013‘te çıkarmayı planlamıştı. Hatta firma, agresif bir tanıtım yaparak “Los Santos’u gezmek için iki ay yeterli. 21 Kasım’da Chicago’ya gelin” demişti. İşte bazen büyük konuşmamak gerekiyor. Los Santos, tam 13 yıldır oyuncular tarafından gezilip görülüyor. Üstüne Watch Dogs, kalite standartlarını bir türlü tutturamadığı için Mayıs 2014 tarihinde piyasaya sürülmüştü. Çıktığında da ortalama puanların üzerine çıkamamıştı.
GTA 5 çıktığında rakip yayıncılar birkaç haftalık, belki birkaç aylık bir fırtınadan korkmuş olabilir. Oyun mağazalarının rafları dolacak, talepler yoğunlaşacak, oyun bir süreliğine gündemde kalacaktı. Yılın en çok konuşulan oyunlarından birisi olması kabul edilebilirdi. Ancak kimse başarının, bir Golyat’a dönüşeceğini tahmin edemiyordu. Rockstar yalnızca başarılı bir oyun çıkarmamıştı. Bunu canlı bir servis haline getirerek, on yılı aşkın sürecek bir fenomen haline getirmeyi başarmıştı.
Biraz da sayılarla konuşup oyunun nasıl sınırlarının dışına çıktığını anlatmaya çalışayım. Rekorlara imza atacak olan GTA 5, ilk gününde 800 milyon dolar, ilk üç gün içerisinde de 1 milyar dolar gelir sağladı. Bugün oyunun gelirlerinin, GTA Online dahil olmak üzere dünya çapında 10 milyar doları geçtiği biliniyor. 220 milyon kopya satışıyla da, en çok satan oyunlar listelerinin en üstlerinde yer alıyor.
Rockstar, bu kazancı sadece oyunu satarak yapmadı. Adeta Blizzard’ın World of Warcraft‘ta sürdürdüğü gibi canlı bir servis, hareketli bir dünya olarak yaptı. GTA Online sürekli olarak canlı kaldı. Telif ve lisans konularında eli sıkı olduğu için kendi mabadından uydurduğu markaları ve Amerikan kültürüne yönelik hiciv dolu anlatımıyla, söyleyecek bir sürü lafı vardı. Oyuncular da, online tarafı asla boş bırakmadı. Çünkü aynı Half-life 2’de olduğu gibi hikâyenin merkezinde olmayı seviyorlardı.
Ben Tek, Siz Hepiniz

Paragraf arasında anlatmaya çalıştığım şey, ez cümle aslında şu: Seri, GTA 5 ve Online ile birlikte bir oyun olmaktan çıkıp bir olay haline geldi. Oyunların, büyük bütçeli filmler kadar dikkat çekebileceğini ve uzun yıllar boyunca deneyimlenebileceğini gösterdi. GTA 6’ya karşı olan beklenti de aslında bu. Sadece oyuncuların, “Acaba bu sefer ne anlatacaklar?” sorusunun cevabı olmayacak. Sektörün “Acaba bu sefer neyi değiştirecekler?” sorusuna cevap verecekler.
Hiçbir firma açıktan açığa GTA 6’dan korkuyoruz demiyor, elbette. Ama son dönemdeki büyük duyurularda, tüm çıkış tarihlerinin Ağustos-Eylül-Ekim sırasına yerleştirilmesinin bir sebebi var. Kimse GTA 6 ile aynı zamanda çıkıp arka planda kalmak istemiyor.
Mesela çıkış tarihi yakın olan oyunlara bir bakalım:
- Marvel Tokon: Fighting Souls – 6 Ağustos
- The Blood of Dawnwalker – 9 Eylül
- Marvel’s Wolverine – 15 Eylül
- Warhammer 40.000: Dawn of War IV – 17 Eylül
- Dune Awakening (Konsol ve Hikâye sürümü) – 22 Eylül
- Control Resonant – 24 Eylül
- Silent Hill: Townfall – 24 Eylül
- Onimusha: Way of the Sword – 25 Eylül
- Minecraft Dungeons 2 – 29 Eylül
- Ace Combat 8: Wings of Theve – 2 Ekim
- Rayman Legends Retold – 1 Ekim
- Dynasty Warriors – 1 Ekim
- Star Wars: Galactic Racer – 6 Ekim
- Call of Duty: Modern Warfare 4 – 23 Ekim
- Tomb Raider: Legacy of Atlantis – 12 Şubat 2027

Bu arada listeye almadığım daha birçok oyun elbet vardır. Saydıklarımızın arasında kötü çıkacağını düşündüğüm hiçbir oyun yok. Gerçekten hepsi, kendi alanlarında ve markalarında ciddi yapımlar. Merakla beklenen başlıklar. Bunların haricinde duyurulan oyunlar için de 2027 yılının başında ya da ortasında çıkacağı söyleniyor.
Oyuncular olarak şanslı bir dönemden geçeceğiz gibi gözüküyor. Zaten hali hazırda 2026 yılı oyunlar açısından dolu dolu geçiyor. Birkaç ay sonraysa hangisine yetişeceğimizi şaşıracağız. Şu bir gerçek ki, GTA 6 daha çıkmadan oyun takvimini değiştirmeyi başardı. Tam bir medya tutulması yaşıyoruz.
Bunların hepsini bir araya topladığımızda, bambaşka bir sorun ortaya çıkıyor.
AAA Modeli Devamlılığını Sağlayabilecek Mi?

GTA 6’nın bütçesinin, tüm maliyetler, çalışan maaşları, reklamlar ve geri kalan her şeyiyle 1 ila 3 milyar dolar tuttuğu söylenmekte. Avengers serisinin iki efsane filmi Endgame ve Infinity War‘un ikisinin toplamının 1 milyar doları geçtiğini aklımızda bir tutalım. Sorun da burada ortaya çıkıyor işte.
Bilgisayar oyunlarının cidden bu kadar bütçeye ihtiyacı var mı? 10 sene öncesine kadar birden fazla AAA oyun, aynı yıl içerisinde, hatta aynı ay içerisinde çıkabiliyordu. Call of Duty ve Battlefield rekabetini hatırlayın mesela. Ciddi paralar harcanarak çıkıyordu ve tüm oyuncuları mutlu ediyordu. Fakat yıllar geçtikçe, bütçeler arttıkça AAA modelinin sürdürülebilir olmasının ihtimalleri de azalmaya başladı. Çünkü her bir oyunun, her açıdan mükemmel olması gerekiyor. Tüm mekanikler yağ gibi çalışmalı, oynanabilirlik efsane olmalı, Hollywood yıldızlarıyla çalışılmalı, senfoni orkestraları vs. vs.
Ne yazık ki, bu bütçeniz ne kadar büyük olursa olsun mümkün değil. Her yıl aynı AAA kalitede oyunlar bundan sonra çıkmayacak. Rockstar Games’in son oyunu Red Dead Redemption 2, 2018 yılında çıkmıştı. Döneminin ötesinde bir yapımdı. Eş zamanlı olarak GTA 6 için çalışmalara başlandığı biliniyor. Stüdyonun arkasında ciddi bir para gücü yoksa, bunun devamlılığını sağlamak bir hayli zor.

Bu yüzden bağımsız değil ama yine de bütçeye ihtiyaç duyan AA oyunları daha fazla göreceğiz. Baldur’s Gate 3, Expedition 33, Helldivers 2, Kingdom Come: Deliverance 2 son yıllarda en çok konuşulan oyunlar oldu. Bu oyunlar da ciddi bütçelerle yapıldı ama iddiaları çok yükseklerde olmadı. Mantıklı bir fikrin üzerinden, yenilikçi anlatımlar sunarak, güçlü oldukları yanlarını daha ön plana çıkararak oldukları yere geldiler.
Oyuncular olarak şuna hazır olmamız gerekiyor. Donanımsal olarak hiç olmadığımız kadar güçlü makinelere sahip olabiliyoruz. Konsollar ve PCler arasındaki fark görünmez hale geldi. El konsolları, artık taşınabilir güçlü laptoplara benziyor. Belki de “konsol kültürünü” halen korumakta olan yegane firma Nintendo. O da zaten nev-i şahsına münhasır oyunlarıyla bugünlere geldi.
Hepsinin üzerine yapay zekâ destekli yazılımlar ile donanımsal açıdan yetersiz kaldığımız yerlerde, görsel olarak doyurucu yerlere geldik. 2000ler’de yayınlanan Blizzard sinematik fragmanlarını hatırlayın ya da ilk kez BioShock oynadığınız zamanı. Ne kadar da büyülenmiştik. Gerçekçilik iddiası şu günlerdeki oyunlarda, hepsinin hakkını yemeyelim ama yapay kalıyor. Bu yüzden piksel-art ile keyifli oynanabilirlik sunan Terraria, Stardew Valley, Dave the Diver gibi oyunlar defalarca kendini oynatıyor.
Yine de şu bir gerçek ki, GTA 6 gibi oyunlara da ihtiyacımız var. Ara sıra piyasayı domine edip silkelenmemiz için sınırların dışına çıkan oyunlar gerekiyor. Her nesilde, birkaç kez sınırların biraz daha ileriye taşındığını görmek lazım.




