İncelemeler

Yeni Başlangıçlar İçin – Of Life and Land İncelemesi

Of Life and Land, klasik şehir-koloni kurma oyunlarının ötesine geçerek, daha detaylı bir oynanabilirlik sunuyor. Minik ölçekten, en büyüğüne kadar bir şehrin kontrolünü elinizde tutuyorsanız Of Life and Land ilginizi çekebilir.

Şehir ya da son dönemde daha sık rastladığımız koloni kurma oyunları, ciddi anlamda birbirlerine benzemeye başladılar. Şehir merkezi inşa et, yollar yap, gerekli kaynakları toplamak için yapı inşa et ve onları işlemek için üretim binaları oluştur; bu mantığı hangi konsepte yedirseniz, öyle ilerleyip gidiyor.

İster orta-çağ krallığı, ister futurüstik bir şehir olsun, hepsinin temelinde aynı mantık yatıyor. Bazıları biraz daha ön plana çıkıyor. Son dönemde Manor Lords, bu açıdan en beğendiğim yapımlardan biri olmuştu. Erken erişim sürecinin sancılı çağını atlatabilirse, sunduğu içerik bir hayli fazla. Sizi orta-çağ döneminde, bir krallık inşa etmeye teşvik edecek birçok unsur var. Of Life and Land ise biraz daha dingin fakat daha detaylı yapıda bir koloni simülasyonu olmuş.

İlgili Makaleler

Yeni Topraklarda, Yeni Bir Uygarlık

Bu tarz simülasyon oyunlarında, hikâye pek önemli değil. Basit bir girişle bizi oyuna sokup simülasyonun verdiği nimetleri kullanmamız gerekiyor. Of Life and Land, güneyden yaklaşan mülteci sorunuyla baş etmeye çalışan bir krallığı konu ediniyor. Yeni topraklara ulaşıp daha geniş, kendi kendine yetebilen, güvenli şehirler kurmamız bekleniyor.

Şehirleşme serüvenimize hiçbir şeyimiz olmadan başlıyoruz. Sadece birkaç insan ve birkaç bina ile yepyeni bir arazide üretim yapıp gelişmeye çalışıyoruz. Aslında burada çok uzun uzadıya anlatılacak bir kısım yok. Of Life and Land, bahsettiğim üzere diğer koloni simülasyonlarındaki aynı mantığı kullanıyor. Ağaç kesiyor, odunları istifliyor, onları ahşap plakalara çevirip yeni binalar inşa ediyoruz. Topladığımız bitkileri işleyip yemek yapıyor ya da ayırıp kıyafet olacak şekilde başka bir üretim merkezine yolluyoruz. Of Life and Land, bu konuda farklı bir şey yapıyor. Tüm olayı en ince ayrıntısına kadar detaylandırıyor. Bu da hoşuma gitti açıkçası.

Diyelim ki, bir marangozhaneniz var. Burada çalışan elemanların ruh halinden, hayattaki gayelerine, gelecekteki beklentilerine kadar birçok detayı görebiliyorsunuz. Hatta genetik açıdan neye yatkınları olduğuna da bakabiliyorsunuz. Daha yavaş hareket ediyor olabilir. Böylece onu hız gerektirmeyen, örneğin balık tutma alanlarına yollama şansınız doğuyor. Ayrıca bu kişiler başka aileler oluşturup şehrimize yeni üyeler verdiğinde, ailenin hem iyi, hem de kötü taraflarını kendilerine alıyorlar. Yani biraz da en iyi insanları üretmeye çalışıyoruz.

Derinlemesine Simülasyon

Bu detaycılık, sadece şehirdeki insanlar ve binalarla sınırlı değil. Çevre faktörleri de doğrudan oyunu etkiliyor. Zaten oyunun tanıtım yazısı içeriğinde, insan ve doğa arasındaki dengeyi kurmamız gerektiğinden bahsediyor. Bir bölgede çok fazla ağaç kestiğinizde, hayvanlar kaçabiliyor. Bu hayvanı avlayan başka bir hayvan varsa, onun soyu da tehlikeye giriyor. Haritanın ortasında dev bir ağaç vardı. Ağacın altında yaşayan kurt ailesi, bölgedeki geyik, tavşan gibi benim şehrime et sağlayacak kaynakları kontrol altında tutuyordu. Aslında bu ağacı kesip şehrin kütük ihtiyacını büyük oranda halledebilirdim. Fakat kurtlar evsiz kalacağı için gidecekler, geriye kalan hayvanlar da da aşırı popülasyon artışı olacaktı.

Bu et kaynağını yenileme konusunda iyi bir şey gibi gözükebilir. Ancak sayıları artan hayvanlarla bu sefer, bitki, yemiş ve temiz su kaynağı için mücadele vermek zorunda kalacaktım. Hatta bazı hayvan türleri, barakalardan, üretim merkezlerinden yiyecek içecek çalabiliyorlar.

Of Life and Land, bu denge olayını çok güzel oluşturmuş. Açıkçası, zaman zaman hayvanların günlük rutinlerini bile kontrol eder hale geldim. En doğru akışı sağlamak adına güzel detaylandırmalar sunuyor. Mesela, kış gelip çattığında göllerdeki balık oranı düşüyor. Baharla birlikte, balıkların tekrar hareketlenmeye başladığını görüyorum. Mevsimsel döngü, sadece görsel olarak değil; oyunun içine yedirilmiş bir biçimde karşıma çıkıyor.

Karşılıklı Hoş İlişkiler

Belli bir aşamadan sonra diğer toprakları da keşfetmeye başlıyoruz. Diğer fraksiyonlar ile alışverişimiz başlıyor ve haliyle diplomatik ilişkiler de gelişiyor. Bunların üzerine yeni bölgeler keşfedip oralara da koloni kurma şansımız var. Yalnız şu konuda uyarayım. Her bir bölge, kendi kaynağına sahip. Ortak bir kasadan malzemeleri çekmiyorsunuz. Bu yüzden yeni kurduğunuz yerleşkeler arasında da ticaret yolları kurmanız gerekiyor.

Genel olarak baktığımda, Of Life and Land, insan ve doğa dengesini oyuncuya aktarmaya çalışırken, kendi dengesini de güzelce kurmuş bir oyun. Doğrudan diplomasi işlerine girişip kaynaklarınızı farklı bir açıdan kontrol edebilirsiniz ya da sadece kendi kendinize yetecek bir yerleşke kurma amacınız vardır. Her birinin detaylarını zamanla anlayıp kurmak önemli.

Tabii oyunun hoşuma gitmeyen kısımları da oldu. Grafiksel açıdan, oyun çok ama çok basit duruyor. Düşük poligonlu binalar, insanlar böyle bir oyun için idare edebilir. Geliştirici üzerindeki işçilik yükünü azaltmak adına da güzel bir detay. Ancak bu tarz düşük estetiğe sahip oyunlarda, kendisine has bir görsellik bekliyorum. Biraz çizgi filmsi ya da karikatürize seçenekler karşıma çıktığında daha kabul edilebilir oluyor.

Oyunun bu düşük görselliğinin yanında getirdiği büyük de bir artısı var. Geliştirici Marco Burri, Of Life and Land’in optimizasyonu konusunda ciddi bir çalışma yaptıklarını, söylüyor. 10 yıllık yaşlı dizüstü PCler’de bile rahatlıkla oynanabilecek, stabil FPS sunabilecek bir oyun tasarlamışlar.

Sonuç

Anlattıklarımın doğrultusunda elbette, Of Life and Land bu tarz koloni simülasyonu oyunlarında bir başyapıt olmuyor. İşini doğru yapan, kendi dengesini güzel kurmuş, saatlerce oynanabilirlik sunan bir yapım. Öte yandan her koloni simülasyonunda olduğu gibi işler büyüyünce, kontrol mekanizmaları oyuncuyu zorlamaya başlıyor. Popülasyonun artması, üretimin coşması, ticaret yollarının genişlemesiyle işler biraz karışıyor. Bu karışıklığı çözmeyi, her bir adımını geri takip etmeyi seven oyunculara diyeceğim elbette bir şey yok. Kendi adıma konuşmam gerekirse, bu denli büyüyüp kontrolü bir kere elimden kaybettiğimde, her şeye tekrar en baştan başlama isteği duyuyorum.

Ek olarak grafiklerin zayıflığının yanında, müziklerinin de biraz tırt olduğunu kabul etmek gerek. Adeta telifsiz müzik satan bir platform üzerinden alınmış gibi ruhsuz, tatsız ve kendini tekrar eden parçalar. Oyuna girdiğinizde müziğin sesini kapatıp en sevdiğiniz albümlerden oluşan bir playlist ile oynamanızı tavsiye ederim. Müzik ve ses işçiliği, genel olarak sınıfta kalmış diyebilirim.

Genel olarak derinlemesine bir ekosistem simülasyonu sunuyor olması, düşük sistemlerde bile çok rahat çalışması Of Life and Land‘i cezbedici kılıyor. Oyunun, topluluk forumları ve modlama seçenekleri de hareketli olunca, oyunsuz geçen zamanlarınıza ilaç gibi gelebilir.

Of Life and Land

Grafik / Arayüz - 5
Oynanabilirlik - 6.5
Hikâye / Sunum - 6
Yenilikçilik - 6

5.9

Dengede Kalmayı Sevenlere

Güzel bir ekosistemin parçası olduğunu hissettirmesi, en ufak detaya kadar inebileceğiniz arayüzüyle, saatlerinizi gömebileceğiniz bir oyun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu