Anasayfa » AYBABTU » Tavşanların Hayatta Kalma Mücadelesi Üzerinden Sosyolojik Göndermeler – Watership Down İncelemesi

Tavşanların Hayatta Kalma Mücadelesi Üzerinden Sosyolojik Göndermeler – Watership Down İncelemesi

İngiliz yazar Richard Adams’ın 1972 yılında yayınlanan Watership Down, ülkemizde de 2009 yılında Watership Tepesi adıyla yayınlanan eseri, uzun yıllar sonra Netflix ve BBC ortaklığıyla mini dizi halinde ekranlara geldi.

İlk olarak 1978 yılında animasyon filme uyarlanan eser, yayınlandığı 70’li yıllarda hem İngiltere hem de Amerika’da çok dikkat çekti. Bir grup tavşanın kendi oyuklarından kaçıp hayatta kalma mücadelelerinin anlatıldığı macera, antropomorfik tür örnekleri arasında da önemli bir yere sahiptir.

Nedir Bu Tavşanların Olayı?

Her şey, uzgörü yeteneğine sahip olan ve dostlarına göre daha ufak tefek olan Fiver isimli tavşanın, rüyasında yaşadıkları yerin insanlar tarafından yıkıldığını görmesiyle başlıyor. Bunu ilk önce yakın dostu ve kardeşi olan Hazel‘a anlatıyor ve iki tavşan, diğer tavşanları da organize edip oyuklarını terketmeyi kafalarına koyuyorlar. Tabii ne tüm tavşanlar bu duruma inanıyor ne de oyuğun kolluk kuvvetleri olan Owsla buna izin veriyor. Zaten oyuğu terketme işi bile bir maceraya dönüşüyor.

Fiver ve Hazel, kendilerine katılan başka tavşanlarla birlikte Sandleford’daki oyuktan ayrılıyorlar ve yine Fiver’ın uzgörüsü doğrultusunda Watership Down (Watership Tepesi) isimli tepede yeni bir yaşam kurmak için yola çıkıyorlar.

Bütün Olay Tavşanların Yolculuğu Mu?

Watership Down’ı yüzeysel bir bakış açısıyla izlerseniz evet, olay tavşanların yolculuğu ancak antropomorfik, yani insani olayların hayvanlar üzerinden anlatıldığı fantastik bir hikaye asla bu kadar yüzeysel değildir.

Watership Down eseri, hem Lost dizisinin hem de Stephen King’in Kara Kule serisinin yaratılmasına ilham vermiş bir kitapken her şeyin sadece bir yol macerası olmasını düşünmek mümkün değil tabii ki. Kitabı okumamış veya henüz mini diziyi izlememiş kişiler için spoiler vermek istemiyorum, o nedenle çok derine inmeyeceğim ancak tavşanların neredeyse her birisi farklı karakteristik özelliklere sahip. Hatta sevgili arkadaşım Çağlayan Çevik, yıllar önce Watership Tepesi kitabını Lost karakterleriyle özdeşleştirdiği Lost’un Kahramanları Meğer Tavşanmış başlıklı yazıyı yazmıştı.

Aslında Watership Down, sosyolojik olarak çok derin incelemeleri beraberinde getirebilen toplumsal bir ayna niteliğinde görülebilir. Hatta kendi içinde bir mitoloji bile barındırır. El-Ahrairah’ın hikayesi bize Odysseus’u hatırlatır.

Hikaye, insanların yarattığı yıkımı merkezine alırken aynı zamanda toplumsal pek çok yapıya da değiniyor. Yozlaşmış tarikatlar, kölelik, otoriter yapılar, bir arada yaşamanın zorlukları, yardımlaşma, dostluk gibi daha pek çok göndermeyi sorgulayabileceğiniz bir eser var ortada. Aynı zamanda gezegenin en korkunç canlı türünün insan olduğunu da bizlere çok güzel bir şekilde göstermeyi başarıyor.

Watership Down Mini Dizisi Nasıl Olmuş?

Şahsen Watership Down hikayesini çok seven biriyim, hatta 2009 yılında yayınlanan Türkçe baskısının yayıncılığını da üstlendim. 1978 yapımı animasyon filmini de çok severim. Durum böyle olunca Netflix’te 4 bölüm olarak yayınlanan mini diziyi de heyecanla bekledim.

Mini dizinin 50 dakikalık 4 bölüm halinde yayınlanması iyi olmuş. Böylece kitapta yer alan pek çok detayı ekrana yansıtacak zamanı bulabilmişler. Bu da eserin derinliğini uyarlamaya daha fazla katmaya olanak sağlamış.

Diziyi izlerken 2 sorun yaşadım. Bunlardan birincisi dizinin animasyon ile live-action arasında kalması oldu. “Ne kadar gerçekçi olmuş,” ile “Animasyona biraz daha özen gösterseydiniz,” arasında zaman zaman gidip geldim. Tavşanların zıplarkenki hareketleri sanki ekran donup geliyormuş gibi görünüyordu ancak bir süre sonra buna alıştım. Siz de modellemelerin gerçekçiliğine kanıp canlı bir film izliyormuş gibi düşünürseniz muhtemelen bir süre bunu yaşarsınız, o nedenle kaliteli modellemelere sahip bir animasyon gibi düşünün.

Diğer sorun ise hayvanların ele alındığı filmlerde ortak yaşanabilecek bir sorun. Karanlık ortamlarda tavşanların hangisi olduğunu ayırmakta zorlanabiliyorsunuz. Mesela dizi ve film sektörü, bu tür antropomorfik yapımlarda ya hayvanlara kıyafet giydirir, ya kedi-köpek kullanıyorsa hepsini farklı cins yapmaya gayret eder ya da onları ayırt etmemiz için aksesuarlar yerleştirir üstüne ancak Watership Down, realistik ve kitaba da sadık olduğu için buradaki tavşanların hepsi yaban tavşanı ve neredeyse hepsi kahverengi. Renk tonları, yüz hatları, vücut yapıları farklı olabilir ama oyuklara girdiklerinde veya gece sahnelerinde hangisinin hangi tavşan olduğunu anlamak zor. Özellikle dizinin ortalarında aynı karedeki tavşanların sayısı artınca karışıklık yaşayabiliyorsunuz.

Sonuç

Her şeyden önce kitaba sadık kalınarak yapılmış bir mini dizi olduğu için benim gönlümü kazanmayı başardı.

Bununla birlikte seslendirme kadrosu da zaten inanılmaz. Seslendirenler arasında James McAvoy (Hazel), Ben Kingsley (Woundwort), Olivia Colman (Strawberry), John Boyega (BigWig), Peter Capaldi (Kehaar), Nicholas Hoult (Fiver) gibi değerli ve tanıdığımız isimler yer alıyor.

Doğrusu hem izlemesi keyifli hem de hikayeyi güzel sunan, derinliği olan bir yapım olmuş. Hayatınızdan 3,5 saatlik bir süreyi Watership Down mini dizisi için vermeye değer.

The Witcher'ın Yapımcısı Devam Oyunları Hakkında Konuştu: "Witcher 4 Yapamayız"
Blade, Avengers Ekibine Katıldı