İncelemeler

Short Circuit İncelemesi

Yönetmen John Badham’ın daha önce WarGames (1983) filmini izleyip, yapay zeka ile insan etkileşiminin o dönemki yansımalarını uzun uzun incelemiştik hatırlarsanız. Short Circuit (1986) da aslında janra olarak yine çok benzer vibelara, yakın bir teknolojik atmosfere ve sistem eleştirisi sosuna sahip. Ancak eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, bu filmde WarGames’in o tıkır tıkır işleyen, adım adım tırmandıran kusursuz temposuna kıyasla bariz hatalar ve ciddi sarkmalar var.

Kurgu Masasında Kebap Partisi

Filmin en büyük ve en göze batan problemi kesinlikle çok geç başlaması. Hikayenin ısınma turu kadar hantal ve gereksiz detaylarla dolu ki, ilk 30 dakikası net bir şekilde kurguda kesilip atılabilirmiş. Number 5’ın (Johnny 5) askeri bir prototip olarak tanıtıldığı, meşhur yıldırım çarpmasıyla bilincini kazandığı ve laboratuvardan kaçtığı sürece kadar film adeta yerinde sayıyor. Seyirciyi hikayeye ve karaktere bağlaması gereken altın değerindeki ilk yarım saat, heyecan yaratmaktan ziyade insanı yoruyor. Oysa filmin asıl kalbi, Number 5’ın tesisten kaçıp Stephanie ile karşılaştığı an atıyor. Keşke Badham bizi askeri bürokrasiyle bu kadar oyalamasaydı. Kurgu ekibi çuvallamış.

Patlama Gürültüsü

Bir diğer büyük hayal kırıklığı ise filmin odak noktasını sürekli şaşırması. Dönemin klasik “bol patlamalı, bol kovalamacalı” Hollywood formülüne çok fazla prim verilmiş. Film bizi gereksiz aksiyon sahnelerine, ordunun robotu yakalamak için çıkardığı tantanaya boğacağına; Number 5 ile Stephanie arasındaki naif, sıra dışı ilişkiyi daha derin işleseydi karşımızda bir kült klasik olabilirdi.
Stephanie’nin bu metal yığınını sadece bir program değil, canlı bir birey olarak kabul etme süreci çok hızlı, adeta oldu bittiye getirilerek geçiliyor. Bizim ekranda daha fazla görmek istediğimiz şey; Number 5’ın dünyaya karşı duyduğu çocuksu merak, durdurulamaz “input” (girdi) açlığı, kütüphaneleri saniyeler içinde tüketmesi ve televizyon kültürünü taklit edişi olmalıydı. Organik bir canlı ile inorganik bir bilincin birbirini anlama, dünyayı ve “yaşamı” sorgulama çabası, ne yazık ki havada uçuşan askeri araçların gürültüsü arasında güme gitmiş.

İlgili Makaleler

Son Söz

Özetle; Short Circuit her şeye rağmen sevimli, sıcak bir 80’ler nostaljisi ve Number 5 sinema tarihi için gerçekten ikonik, felsefi altyapılı zengin bir karakter. Ancak senaryodaki odak kaymaları, ticari aksiyon kaygıları ve ritim problemleri yüzünden, potansiyeli tam anlamıyla kullanamamış, WarGames‘in gölgesinde kalmış bir yapım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu