Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » İhtiyar Delikanlı İş Başında – Logan: Wolverine İncelemesi

İhtiyar Delikanlı İş Başında – Logan: Wolverine İncelemesi

Hugh Jackman’ın 10. ve son kez canlandırdığı Wolverine karakteri, beyaz perdede bir kez daha boy gösterdi. Ön gösterimine gitme fırsatı yakaladığımız Logan: Wolverine’i yakın markaja aldık.

X-Men serisi ile tanıştığımda aklımı başından alan tek bir karakter olmuştu: Wolverine. Asiydi, hırçındı ve en sevdiğim renklerden biri olan sarıyı kostüm olarak seçmişti. Yumruklarından çıkan pençeler de cabasıydı. Artık eskisi kadar Marvel çizgi romanı okumasam da Wolverine filmlerini izlemeye çalıştım. Sonuçta Hugh Jackman da işin içindeydi.

Wolverine üçlemesinin ilk iki filminin kötü olduğu düşündüğümde, Jackman’ın bu karaktere iyi bir veda etmesini istiyordum. Filmin R Rated sınıflandırmasında olduğu açıklanınca “Sanırım, bizi baya iyi bir film bekliyor” diye düşündüm. Logan: Wolverine fragmanında kullanılan  Johnny Cash – Hurt ile birlikte kendimi sebepsiz yere tokatlamıştım.

Kaç Yaşına Gelmiş Adamdan Ne İstiyorsunuz?

Film, temelinde Mark Millar’ın unutulmaz çizgi romanlarından Old Man Logan’ı odak noktası olarak alıyor. Birçok yayın hakkı sorunu ve telif problemleri nedeniyle çizgi romanın birebir uyarlamasını izleyemeyeceğimizi zaten biliyordum. Jackman’ın da senaryo yazımına dahil olmasıyla, ortaya hafif western filmlerini anımsatan bir yolculuk hikayesi çıkmış. Ne müthiş bir yolculuk!

Hikaye, Apocalypse ve Days of the Future Past filmlerinde olduğu gibi alternatif bir evrende geçiyor. Filmin başında saatlerce geçmişte neler olduğunu anlatan bir dış ses olmaması çok iyi. Çünkü hikaye aslında neler olduğuyla ilgili değil, neler olacağıyla ilgili.

Yıl olmuş 2029, Logan kamburlaşmış, civardaki mutantların büyük bir kısmı da ortadan kaybolmuş. Bir şekilde hayatta kalmaya çalışan Logan, yaşadığı zorluklara rağmen Profesör Xavier’in bakıcılığını üstlenmiştir. Alkol sorunun baş göstermesi ve adamantinyum zehirlenmesi sebebiyle eskisi kadar güçlü de değildir. Bunu filmin daha ilk saniyelerinde görebiliyorsunuz. Yaşlı Logan, şarap gibi yıllanan Jackman’ın üzerine de cuk efektiyle oturmuş.

Bu iki ihtiyar mutantın hayatına Laura adında ufak bir kızın girmesiyle beraber, hikayemiz başlıyor. Filmin senaryo bakımından gidişatına çok fazla değinmek istemiyorum. Öyle aman aman sürprizlerle dolu olmasa da filmin temposundan düşmemeniz için bu konu hakkında pek konuşmak istemiyorum.

O Pençelerden Akan Şey Kan Mı?

Logan: Wolverine, R Rated sınıflandırmasını sonuna kadar kullanıyor. Seçtiği dil ve aksiyon sahnelerindeki vahşet, filme çok yakışmış. Zaten yumruklarından pençeler çıkan bir karakterin filmlerinde neden bu zamana kadar kan kullanılmadığı şaşırtıcı. Yapımcılar kabul etmese de geçen yıl vizyona giren Deadpool’un, bu filmdeki etkisi çok büyük.

Süper kahraman filmlerinin birbirini fazlasıyla taklit etmeye başladığı şu kısır dönemde, Deadpool’un vizyona girişi izleyicileri, yeni çıkan erik gibi canlandırmıştı. Deadpool’un cesur duruşu, Wolverine’in final filmini büyük ölçüde etkilemiş. “Madem R Rated film çekiyoruz, hadi o zaman suyunu çıkartalım,” dememiş olmaları sevindirici. Pençeler rakiplerin bedenlerine girip çıkarken, siz de şeytani bir rahatlık hissedeceksiniz, benden söylemesi.

Film yüksek bir tempoyla başlayıp vitesi adım adım düşürmeye başlayacak. Sanırım filmin en kötü yanı bu olmalı. İnsanı o tempoya soktuktan sonra daha fazlasını istiyorsunuz ama bunun yerini daha dramatik anlar alıyor. Konu hakkında hiçbir sıkıntım yok ama keşke filmi izlemeden önce spoilerlara maruz kalmasaydım diyorum. Yoksa gözyaşlarımı tutamayacağım yerler olduğunu biliyorum.

Hollywood’un son dönemdeki hikaye anlatıcılığında değiştirdiği en önemli etmenlerden biri de aşk hikayeleri yerine, baba-kız, anne-oğul ilişkilerine yoğunluk vermesi. Etrafımız inandırıcı olmayan yapış yapış aşk hikayeleriyle doluyken, bu yeni tarz bir hayli hoşuma gidiyor. Daha içten ve samimi bir hikaye ortaya çıkıyor.

Perde İniyor!

Filmin kötü karakterini canlandıran Boyd Holbrook’u daha öncesinde Netflix’in dikkat çeken yapımı Narcos’ta izlemiştim. Logan’a fazlasıyla yakıştığını kabul ediyorum. Ana karakteri iyilik timsali yapıp, kötü adamı bıçkın delikanlı yapmaları yıllardır olagelen bir durum. Bu filmde de Holbrook’un canlandırdığı Pierce da bıçkın delikanlı kalıbına sığıyor ama hiç sırıtmıyor. Helal olsun sana!

Elbette Laura rolüyle çok az dert yanıp sağa sola çığlıklar atarak koşturan Dafne Keen için de bir yer ayırmak lazım. İlk ciddi yapımında yer alan Keen, şirinliğiyle ama arkasındaki vahşiliğiyle yanaklarını cımcırmak istediğim bir karakter oldu. Tabii sonuçlarına katlanmak zorunda kalmayı kabul etmeliyim.

Logan: Wolverine, oyunculukların ateş ettiği bir yapım değil ama süper kahraman filmlerinin geleceğine şekil verecek mihenk taşlarından biri. Kendi içerisinde de bu konuya değiniyor. Artık altına deri üniformayı çeken her karakter iyilik peşinde koşuyor. Logan, ayakları yere sağlam basan, daha gerçekçi ve umutsuz bir film. Her sahnesinde bunu görebiliyorsunuz. Tam zamanlı süper kahramanlıkta artık tüm dünyayı kurtarmak izleyici doyurmuyor. Filmde ders çıkarılacak çok sahne var.

Müzikleriyle tempoyu coşturan Logan: Wolverine, son dönemde izlediğim en iyi süper kahraman, ya da diğer biçimiyle çizgi roman uyarlaması, filmlerinden biri. Sarı kostüm çocukluğumuzda ilgimizi çekse de biraz büyüdükten sonra, bu kostümün içindeki kahramanın kendisinden daha güçlü olanın, hayatın kendisi olduğunu ve o kostümü çıkartmasını görmek istiyoruz.

Deadpool 2 Fragmanı Sızdırıldı
Square Enix Project Prelude Rune Oyununu Duyurdu!