Son Haberler
Anasayfa » Haberler » X-Men: Geçmiş Günler Gelecek Film Kritiği ve Ek Sahne Üzerine

X-Men: Geçmiş Günler Gelecek Film Kritiği ve Ek Sahne Üzerine

x-men-banner

Evet, dünyada 1 haftadan kısa süre içerisinde izlenme rekorları kıran X-Men filmine gitmeyen yoktur herhalde? Yoksa daha gitmediniz mi? Eğer hâlâ izlemediyseniz haberimiz filmle ilgili bol bol bilgi içermektedir şimdiden uyaralım.

Filme büyük beklentilerle girenler iki şekilde ayrıldılar salondan. Ya çok beğenerek ya da kısmi hayal kırıklığı ile. Bunun sebebi şundan kaynaklıydı:

  • Çizgi roman serisindeki orijinal hikayeyi bilen Marvel geekleri filmde aksiyon yerine dram ağırlıklı bir film görünce çoğunlukla sevindiler. Çünkü Days of Future Past serisi tüm aksiyonuna rağmen dram yönü ağır basan bir olaylar dizisiydi.
  • Filmde direkt Wolverine’in pençelerini çıkartıp “aaarggh!” diye bağırarak düşmanlarını öldürmesini bekleyenler de tabii ki avuçlarını yaladılar.

X-Men hep böyleydi zaten. Avengers genellikle galaksilerarası hatta düzlemler arası tehditlerle yüzleşirken X-Men, mutantlar ve insanlar arasındaki siyasi ve politik olaylarla yüzleşmiştir. Hükümet tarafından bile sürekli denetlenen ve hareketleri kısıtlanan bir ekip olan X-Men, Avengers vb. gruplara göre doğal olarak dram yönü daha kuvvetli bir ekip olmuştur.

Filmin beni kesinlikle doyurduğunu söyleyebilirim. Eskisine göre mutant güçlerinin görsel efektlerine çok daha fazla önem vermişler ve aksiyon sahnelerini 3-4 saniyelik klasik mutant dövüş sahnelerine dönüştürmeden uzun bir şekilde bizlere sunmuşlar. Duygusal fon müziklerini saymıyorum bile!

x-men-days-of-future-past-banner

Filme kısaca özet geçmek gerekirse:

Filmde düşünülenin aksine üç ayrı zaman dilimi değil, iki ayrı zaman dilimi mevcut. İlki 2023 yılı, yani son filmden yaklaşık 15 yıl sonrası. Gözcü (Sentinel) denilen ve mutantların yeteneklerini kopyalayabilen yapay zekalı avcı robotlar, dünyadaki mutanların büyük bir kısmını katletmiştir. Sadece mutantların değil, insan olup gelecekte mutant yaratabilecek genleri olan normal vatandaşları da tespit edip yok etmeye başlamıştır. Başta New York olmak üzere büyük şehirlerin çoğu harabeye dönmüştür. Nazi kamplarını aratmayacak korkunç mutant kampları yaratılmıştır. X-Men ekibinden sağ kalan bir grup ise Çin’deki gizli bir tapınakta buluşur.

Ekibin üyeleri; Profesör Xaiver, Magneto, Wolverine, Storm, Shadowcat, Warpath, Blink, Sunspot, Iceman, Colossus ve Bishop’tır.

Plan basittir; Shadowcat ileri mutasyonunun bir sonucu olarak, kişinin zihnini zamanda geriye döndürüp daha genç bedenin içine aktarabilmektedir. Bu iş için Wolverine seçilir ve geçmişe gönderilir.

Gözcü robotlarının fikir babası ve tasarımcısı dünyaca ünlü bilim adamı Bolivar Trask, istediği kişinin görünümüne bürünebilen mutant Mystique tarafından 1973 yılında öldürülmüştür. Gözcü üretimine sıcak bakmayan Amerikan Hükümeti, Trask’in ölümüyle birlikte mutantların tehlikeli olduğunu anlamış ve Gözcü üretimine müsaade edip tam destek vermiştir. Wolverine’in amacı ise Trask’in suikastını önlemek ve hükümete tüm mutantların kötü olmadığı düşüncesini aşılamaktır. Bunun için Wolverine geçmişe gider gitmez bunalımda olan Profesör Xaiver’ı ve Magneto’yu bulup Mystique’i durdurmaya çalışırlar.X-Men-Days-of-Future-Past-yatay-1

Bir taraftan gelecekteki X-Men ekibi Çin tapınağını yüzlerce Gözcü’ye karşı korurken bir taraftan da Wolverine geçmişi değiştirmek için var gücüyle uğraşmaktadır ve zamana karşı yarışıyorlardır.

Kısacası Wolverine başarılı olur ve gelecek değiştirilir; ancak geleceğin değişmesi durumu ben de dahil olmak üzere bir grup geek’e surat ekşittirdi.

İlk olarak çizgi roman serisinin sonunda geçmişteki olaylar değiştirildikten sonra gelecek değişmiyordu. Bu da Marvel’in kullanmayı çok sevdiği “farklı gerçeklikler” ya da “alternatif gerçeklikler” kavramı yüzündendi. Siz arabanızla sol yoldan gidersiniz ancak zamanda geriye gidip sağ yoldan gitmeyi tercih etseniz bile, sizin daha önceden yarattığınız sol yol gerçekliği varlığını sürdürür. Siz yeni bir “sağ” gerçekliği yaratmışsınızdır. Çizgi romanda da aynen bu şekildeydi. Gözcülerin olmadığı bir gelecek yaratılmıştı ancak eski gelecek de varlığını sürdürmüştü. Filmde sadece geleceğin değiştirildiğini ve daha önce de ölmüş olan pek çok kişinin mutlu ve huzurlu bir hayat yaşadığı görülmüştür.

Gelelim önceki filmlerle olan kopukluklara ve açıklanamayan olaylara!

  • Profesör Xaiver’ın yaşıyor olması. Kendisi Son Direniş filminde Dark Phoenix tarafından yok edilmişti. Ancak zihni, varlığını sürdürerek komaya girmiş bir adamın beynine yerleşmişti. Fakat tekrardan kendi bedenine nasıl kavuştuğu hiçbir şekilde anlatılmadı.
  • Wolverine’nin adamantiyum pençeleri. En son filmi The Wolverine’de Silver Samurai ile yaptığı savaş sonucunda pençeleri ortadan ikiye kesilmişti. Kesilen pençeleri tekrar çıksa da kemikten çıkmıştı. Ancak Geçmiş Günler Gelecek filminde Wolverine’in iki elinde de tam takım üçer adet adamantiyum pençeler olduğunu görüyoruz.
  • Mystique ve Profesör Xaiver’ın arasındaki abi-kardeş ilişkisi. Hiçbir X-Men filminde Xaiver ve Mystique arasında en ufak bir mazi muhabbeti geçmemişti ve bir anda First Class filminde birlikte büyüdüklerini görmüştük.
  • X-Men: Son Direniş filminde de aslında afro-amerikan oyuncu Bill Duke tarafından Trask karakteri canlandırılmıştı. 70’lerde beyaz ve cüce olan bir karakterin 2000’lerde zenci ve boyunun 1.85 olmasının mümkün olmayacağını bilecek kadar biyoloji gördük herhalde!

Bu ve bunların yanında fazla önemli olmayan bazı detaylar doğal olarak eski filmlerin devamlılığını yitirdiğini göstermiş oldu. Ancak yönetmenin de daha önce belirttiği üzere –benim de yukarıda yazdığım şekilde- izlediğimiz gelecek, orijinal film üçlemesinin geleceği değil; farklı bir geçmişin farklı bir geleceği olabilir. Yine de bazı şeyleri açıklamaları aklımızda kalan soru işaretlerini gidermek açısından oldukça faydalı olabilirdi. Bryan Singer yakın zamanda bununla ilgili bir açıklama yapacak.x-men-days-of-future-past-posters

Ve gelelim filmin sonundaki 30 saniyelik ek sahneye!

Filmi izlememiş olanlar için belirtelim, bu sahne şu ana kadar gördüğüm en uzun “credits”ten sonra yayınlandı. 10-15 dakika bir süre salonda beklemek zorunda kaldım ancak beklediğime değdi. İsterseniz önce aşağıda paylaştığımız videodan bu ek sahneyi izleyin ve sonra yazıyı okumaya devam edin.

Filmin akışına dalmış olacağım ki daha önceden duyurulmuş olan yeni X-Men filminin adı aklıma gelmedi bu sahneyi izlerken. Gelseydi ilk görüşte tanırdım o malum karakteri! Zaten Eski Mısır ve Marvel kelimelerini yan yana görürseniz aklına gelebilecek iki isim vardır, Moon Knight ve APOCALYPSE!

Evet gördüğünüz kişi Apocalypse. Başta X-Men’in olmak üzere tüm dünyanın en baş belası düşmanlarından birisi. Kendisini sürekli yapay zırhların içinde veya taşıyıcı bedenlerin içinde parazit gibi yaşadığını gördüğümüz için bazen onun da eskiden “normal” bir “mutant” olduğu aklımıza gelmiyor.

apocalypseÖnünde ona tapan kişilerin haykırdığı ismi de duyduğunuz üzere kendisinin asıl ismi “En Sabah Nur”dur. İlk Doğan anlamına gelmiştir. Doğuştan tüm derisi mavi-gridir ve gözleri kırmızıdır. Bu yüzden ailesi tarafından çölde ölüme terkedilir ancak göçebe bir halk tarafından bulunur ve yetiştirilir. Güçleri zamanla ortaya çıkar. Kendi vücudunun atomik yapısını istediği gibi değiştirebilir. İstediği şekle bürünebilir, uzuvlarını istediği silaha dönüştürebilir, dış dünyanın da atomlarıyla oynayarak istediği şekli verebilir. Bu ona aşırı hızlı bir iyileşme, yaşlanmama, telekinezi, telepati ve diğer insanların genetikleriyle oynayabilme yeteneklerini kazandırmaktadır. Gelmiş geçmiş en güçlü mutantlardan biri olduğunu da ekleyelim.

Kendisi büyür, kötü Firavun Rama-Tut’u yener –ki Rama Tut’ta aslında çok uzak gelecekten gelen bir bilim adamıdır- ve Rama Tut’un teknolojisini kullanarak –sonraları Celestial isimli ölümsüz varlıkların teknolojisini bulacak- var olan güçlerini çok daha geliştirmiş ve ekstra özellikler kazanmıştır.

Ek sahnenin son saniyelerine doğru Apocalypse’in arkasında 4 tane atlı gözümüze çarpıyor. Apocalypse olur da meşhur Mahşerin Dört Atlısı olmaz mı? Tabii ki var!

Dört Atlı aslında Apocalypse tarafından zihni ve bedeni lanetlenmiş dört adet mutanttır. Bunlar Apocalypse’in sahip olduğu teknoloji ile onun kölesi haline gelen ve var olan güçlerinin üstüne ekstra korkunç özellikler kazanan mutantlardır. Çizgi roman serilerinde bu dört atlı sürekli değişmiştir. Filmde de bu atlılar Eski Mısır zamanında gösterildiği için günümüz mutantlarından biri olması imkânsız gözüküyor.

Sizleri bu görüntülerle baş başa bırakıyoruz. Yeni çıkacak Marvel filmleriyle ilgili haberler için takipte kalın!

http://youtu.be/VyggIbOd0_4