Son Haberler
Anasayfa » Blog » Mehmet Berk Yaltırık » Son Gülyabani’nin Korku Odası – Orta Asya Türklerinde İnanışlar, Korku Hikayeleri ve Ürkütücü Varlıklar!

Son Gülyabani’nin Korku Odası – Orta Asya Türklerinde İnanışlar, Korku Hikayeleri ve Ürkütücü Varlıklar!

Sibirya ormanlarına uğrayacağız bu gece. Oranın ürkütücü varlıklarını ağırlayacağız.

Malum bölge maceramızın başladığı yer. Anlattığım bazı hikayelerin, inanışların kaynağı. Bölgeden bölgeye değişmekle birlikte, özellikle “albastı-albıs” gibi doğrudan takip edilebilir bağlar mevcut.

Altay, Hakas, Yakut ve Tuva Türkleri bakalım nelerden korkmuşlar?

Altay Dağları’na uzanalım. En korkulan ruh, “kara neme” de denilen “Erlik-biy”dir. Yeraltına hükmeder, çocukları ve uyrukları vardır.

Uzun boyludur, kaşları simsiyahtır. Bıyıkları kulaklarını aşar, sakalı dizlerine iner, dudakları kurumuş kurban derisine benzetilir.

Boynuzları ağaç dalları gibi kıvrım kıvrım ve çoktur. Gözleri ışık saçar.Almıs denilen karanlık bir sarayda yaşar. Sarayının etrafında gözyaşlarından oluşma dokuz nehir vardır, üzerinden at

kılından bir köprü geçer. Varlıklarından korkulan dokuz oğlu vardır.

Kamlar onu yatıştırmak için ardıçtan tütsü yakarlar. Geceleri başlıksız ve başı açık gezinenlere fenalığı dokunur.

Dolunay vakitlerinde hizmetkarlarını yeryüzüne gönderir evcil hayvanların ve insanların ruhları için. Ruh kıldan köprüden geçemezse beden hastalanıp hayatını kaybeder.

Ruhları kurtarabilmek için ona kurban sunulur. Erlik-biy’in dokuz oğlu birbiriyle sürekli kavga eder, ölenlerin ruhlarını yemek için.

Geceleri açık kapı bırakılmaz, çünkü Erlik’in dokuz oğlu açık kapı ararlar avulları tek tek dolaşıp. Geceleri gürültü edilmez, ağız silinmeden ve ateşe üflenmeden sofradan kalkılmaz.

Geceleri tırnak da kesilmez, zira kaybolan tırnaklarla birlikte ruhun da kaybolacağına inanılır. Bu yüzden kesilen tırnak bir yere gömülür, ortalıkta bırakılmaz.

Erlik’in kızları da vardır 9 yahut 2 tane Sekiz Gözlü Kiştey Ana ile Erke Solton. Bayram yerlerini dolaşıp insanların ve hayvanların ruhlarını avlarlar.

Kapı eşiğinde duranların da ruhlarını yakalar. Göz hastalıkları da Kiştey Ana’yla bağdaştırılır. Kamın ruhu Erlik-biy’e doğru ulaşmaya çalıştığında yoluna bu kızlar çıkar kamı sarhoş edip kandırmaya çalışırlar, Erlik’e götürülen kurbanı kamdan almak isterler zira. Başka isim sahibi korkulan ruhlar da vardır Yer kulaklı Cebelek misal. Kadın suretindedir.

Genelde kahramanların önüne engel çıkartır. Kızıl atlı ve bakır burunlu Köbölük can alıcıdır. Erlik-biy’in hizmetkarları Körmöslerdir.

Bi’nevi şeytanlar. Eğer körmös deniliyorsa da Erlik’tir bu. Yeryüzüne salınan hizmetkârlarıdır. Açık kapı bulunca o yere musallat olur kötülük ederler.

Kendi aralarında sürekli didişirler. Bir yoruma göre Erlik’in oğulları kapı eşiğinde bunları gözetlerler. Yakaladıklarını yeraltında kaynamakta olan kazırgan denilen kaynayan kazanlara atarlar.

Körmöslerin içinde iyilerinin de olduğuna, buna göre kanlı veya kansız kurban istediklerine inanılır. Bazı ölen insanların ruhlarının bunlara dönüştüğüne inanılır.

Saha-Yakut Türklerinde korkulan varlıkların başında Abası yahut Abaahı gelir. Albastı’yı andırır bizdeki.

Saha Türkçesinde “albas” kelimesi ayrıca “hile,kandırma,kadın kamın büyüsü” anlamına gelmektedir. Abasılar da körmösler gibi kötü ve obur olarak tarif edilirler.

İnsanın ruhunu alıp götürürler. Zarar verici bir gücün insanlaşmış hali olarak kabul edilir, eziyet çekerek ölen kimselerin ruhları olduğuna inanılır.

Karanlık yerlerde dolaşırlar. Çocukların beşiklerine ilişmesinler diye kurumuş ayı pençesi asılır. İnsanın canlılığını sağlayan “sür”ü almaya çalışan ruhlara “cay” derler. Çaldıkları sür’ü kendilerindekiyle değiştirirler.

İnsanlara bulut, beddua, nefes şeklinde girdiklerine inanılır. İnsanların düşüncelerine nüfuz edebilir, bozmaya çalışır sürekli.

Bunlar haricinde kuzey, güney ve batı göklerinde yaşayan ruhlar vardır Sahalarda. Güney göğündekilerden başlayalım:

Bulut Kızları yahut Uyguur Kızları bunlardan biridir. Eskiden yaşamış ve ölmüş kadınların ruhlarıdır. Dünyaya yakın bir yerde yaşadıkları yedi kardeş oldukları söylenir.

Saçları dağınık, gözleri şaşı, tırnakları uzundur. Parçalanmış elbiselerle dolaşırlar. Birinin ruhuna girerlerse o kişiyi kötüleştirirler, huyunu kötü yaparlar. Ölen insanların kötü huylarını alırlar. Hemen üstlerinde Obotlar yaşamaktadır.

Sayıları çoktur, evli barklı olduklarına inanılır. Görünüşleri çirkindir. Dişleri ve kemikleri korkutucudur. Devamlı yerler.

Ateşli gözleriyle insanlara zarar verirler. Ruhlarına Obot girmiş insanlar ne var ne yok harcarlar. Obotların da üstünde göğün 3. katında Mohollar vardır.
4 kişidir. Beddualarla girerler insanlara. Mohol giren insan ölüye benzer, yüzü ve gözleri kuruyup çirkinleşir, hareketleri yavaşlar.

Güney göğünün 4.katında Xarsalar yaşar. Hava burada soğuktur, ısırgan köpekler ve saldırgan inekler yaşar. Dört kişidirler. Yüzleri çirkindir.

Kurumuş gözleriyle insana bakarlarsa o insan üstüne soğuk su dökülmüş gibi titrer. Yeni doğanların beşiklerini dağıtırlar.

Erkek olanları erkek bebekleri, dişi olanları dişileri yerler. Bunlar girmesin diye kamlar evlerin deliklerini sincap derisiyle kapatır.

Güney göğünün beşinci katında Callıklar oturur. Sayıları hayli fazladır. Carık Ölüü de derler. Vücutları ters olur, hayatı bozmaya çabalarlar.

Güney göğünün altıncı katında Obun Tomtoylar vardır. Kaza sonucu ölen ruhlarıdır. Ters dönmüş gözleri, yukarıya kalkmış saçları vardır.

İnsan ruhuna girdiklerinde o kişi geleceğini düşünmez. Güney göğünün yedinci katında Alban Buuray’lar kalır. Kalabalıktırlar.

Kötü isimleri ve çok çirkin yüzleri vardır. İntihar etmiş insanların ruhlarıdır. Güney göğünün 8. katında Haan-Caahıklar vardır, lanetlenmişlerin ruhları.

Çehreleri şekil değiştirebilir. Elleri kanlı, gözleri kurudur. Sözleri ölüm getirir. İnsanlar için hayli tehlikeli sayılırlar.

Güney göğünün dokuzuncu ve son kısmında şeytanların başı Ulu Toyon vardır. Kalabalık ailesi vardır,ona uğrayan insan şeytana dönüşür.

Gelelim kuzey göğündeki kötü ruhlara.

Xotugu Emeexsitler vardır kuzey göğünün ilk katında yani Kuzey Nineleri. Kadın hastalıklarının sebepleri

Göğün ikinci katında Supturuku’nun Soyu bulunur. Sindirim sistemleri hastalıklarının kaynağıdır.

3. katında Mun Sınalıkılar bulunur. İnsanların gücünü yok edip kaslarını zayıflatırlar.

4. katta Beki Uoraanların Soyu vardır, insanların kemiklerini ağrıtırlar.

5. katta Hahsaatlar bulunur, insanların akciğerlerini çürütürler.

6. katta Suor Haralar vardır, insanın kafasını karıştırıp yüreğini yerler.

7. katta insanların işitme ve duyu organlarını yok eden Çeekeyler, 8. katta Odun Monoylar vardır, deri hastalıkları yayarlar, insan yerler.

Kuzey göğünün 9. katında Aan Arbatıılar vardır, insan vücudunu yok edip gücünü tüketirler. Batı göğüne gelirsek buradakilerin ismi pek yoktur.

Batı göğünde yer alan kötü ruhlar genel olarak çirkinlerdir. İnsan neslini engellerler, gençlerin geleceğini, çalışma yeteneğini yok ederler.

İnsanların bir araya gelme, meslek sahibi olma, hayatın gerçeklerini anlama yeteneklerini yok ederler. Bilgiyi ve düzeni yok ederler.

Dokuzuncu katında batı göklerindeki kötü ruhların başı Arsan Doulay oturur, insanlara ölümcül kötülüklerde bulunur.
1. katta Cöllörü Ütügen yaşar, bunların eline düşen ruhlar geri dönemez.

Gelelim Hakas Türklerindeki korkulu varlıklara:

Kötü ruhlar yeraltındadır yani Ayna Çiri-Erikli Çiri denilen yerde. Yedi kattan oluşur. Buradaki korkulu varlıkların başında İrlek Han vardır.

Burada isim sahibi kötü ruhlar fazladır. Bazıları belli hastalıklar ve özelliklerle anılırlar. Mesela Arsı insanların çocuk sahibi olmasını engeller, Ayna-çik çocuklara musallat olur, Sımıl akşamları insanlara musallat olur, Saldı ıssız evleri sahiplenir vb.

Gelelim Tuva Türklerine

Tuvalarda “albıs” denilen bir varlığa inanılır, ıssız, insansız yerlerde kendi obalarında yaşarlar. Kendi aralarında toy yaparlar.

Onlara rastlayan bir insan müzmin hastalığa tutulur, anlayışı zayıflar. Yakışıklı erkek-güzel kız suretinde görünüp aldatır.

Albıslar çok sevdiklerinden saz ve ağız kopuzu her yerde çalınmaz. “Albısların yurdu kabul edilen yerlerden uzak durulur, buralara hayvan otlatılmaya bile gidilmez, ağaç kesilmez, taşlara kayalara el sürülmez, inanmayıp gidenlerin orada öldüğüne inanılır.

Kötücül olmayan ancak kızdırılırsa zarar veren Tandı Eezi-Tayga Eezi yani dağ iyesi denilen, güzel bir kadın olarak tasvir edilen ruh gibi.

İnsanlar arasında gezebildiğine kendisini görüp başkasına anlatanlara hastalık verdiğine, av kısmetini esirgediğine inanılır.

Çer-ieezi yer iyesi, çirkin kadın suretindedir, ufak tefek zararlar verir. Çut eezi kıtlık iyesidir. Hayvanları hasta eder sömürür.

Kamlar ondan korunmak için elbiselerine çocuk patiği dikerlermiş. Azalar harabe yerlerin ruhlarıdır,ses ve gürültü çıkarırlarmış. Çocuk kaçırırlarmış

İnsanların suç işledikleri yerde nesillerce göründüğü söylenen, zehirli ve korkutucu olarak nitelendirilen Buk’lara inanılırmış yine.

Şulbuslar da insanları aldatıp birlikte yaşarmış, asıl kimlikleri öğrenilince onlara zarar verirmiş. Kendi görünmeyen ama ayak sesi işitilen

Direnler varmış bazen yol keserler, kendilerinden bulunmayacak bir şey istenirse kaybolurlarmış. İnsanlarla oyun oynayıp onları öldürebildiği kendisini kovalayan din adamlarını öldürdüğü söylenirmiş. En sonuncu kötü ruhları Albas. Hiç evlenmemiş kızlardan türermiş bu ruh.

Kayalık ve kumluk yerlerde bulunurmuş. Keçi gibi bağırırlarmış. kızlara musallat olup hasta ederlermiş. Güçlü kamlar kovabilirmiş.

Kam dualarında “Sarı Kız” derlermiş buna. Anadolu’da bazı yerlerde Albastı’ya verilen isimlerden biridir aynı zamanda az görülür ama.

Son bir anekdot aktaracağım. Hikayeciler ve gece hikaye anlatmamla ilgili. Bunların da eski âdetlerde bir yeri varmış, kısaca söyleyeyim.

Altaylarda orman ruhları hikaye dinlemeyi sevdiği için avcılar ava çıkarken yanlarında hikayeciler götürürler. Bunlar avdan eşit pay alırmış.

Hikayeci iyi anlatırsa Bayanay’dan veya Tay Eezin’den iyi av alırmış. Kötü anlatırsa da orman ruhları avcıları ve anlatıcıyı cezalandırırmış.

Yine Altaylarda anlatılan, Anadolu’da bazı yerlerde yaşayan bir inanış:Hikaye gündüz anlatılmazmış iyi olmaz diye, gece anlatılırmış.

Neden Saga'ya Başlamalısınız?
Netflix, Bizi Uzaya Çıkarıyor!