Son Haberler
Anasayfa » Blog » Kayra Keri Küpçü » La Casa de Papel Dizisini Hâlâ İzlemediniz Mi?

La Casa de Papel Dizisini Hâlâ İzlemediniz Mi?

Son yıllarda pek fazla dizi izleyemiyorum. Malum, insanın hayatına çocuk girince onun yatma saatini bekle, sonra da yorgun değilsen belki bir bölüm dizi veya bir film izlersin. Biz de son dönemde bu kısıtlı fırsatımızı İspanyol dizisi olan La Casa de Papel ile değerlendirmeyi deneyelim dedik ve iyi ki de öyle yapmışız!

Game of Thrones, Westworld ve Stranger Things dışında son dönemde hangi diziyi izledin desen bulabilmek için iki değil üç kere düşünürüm herhalde. Black Mirror’ın 4. sezonunun yayınlanmasıyla hemen açtık Netflix’i ve kurulduk karşısına. 4 günde 6 bölümü izleyebildik. Son bölüm olan Black Museum’u izledikten sonra La Casa de Papel -Para Evi, Darphane demekmiş- dizisi Gündemdekiler kısmında gözümüze çarptı. Güliz’e döndüm, “Ya bir arkadaşım önerdi. 7-8 kişilik bir grup darphaneyi soyuyorlarmış, çok iyiymiş,” dedim. Eh hadi izleyelim dedik ve başladık. Daha ilk bölümden sardı. (Bu yazıyı okurken fonda Çav Bella açabilirsiniz) 

Dizinin Konusu

Kısaca özetlenecek şekilde; evet, 7-8 kişinin darphane soygunu girişimi anlatılıyor. Ama öyle sıradan bir girişim değil. Profesör lakaplı birinin yıllar boyunca hayalini kurduğu, neredeyse hayatının yarısı boyunca planını yaptığı, sonunda bunu gerçekleştirmek için bir ekip kurduğu bir soygundan bahsediyoruz.

Burada size SPOILER VERMEYECEĞİM merak etmeyin. Zaten olay sadece soygun değil çünkü dizi sadece darphaneye girip para alıp çıkmaktan ibaret olsaydı ilk bölümde biterdi. Hızlıca başlayan ilk bölümde zaten ekip darphaneye giriyor bile. Asıl mevzu orada işleri tamamlamak tabii ki!

Dizi öyle bir şekilde hazırlanmış ki, “Ya şu bölüm de ne gereksizmiş,” ya da “Offf sıktı,” gibi şeyler demeniz pek mümkün görünmüyor. Her bölümde iniş ve çıkışlar var ancak bu inişlerde bile tempo hep yüksek kalıyor, merak etmeyin. 

Netflix ve La Casa de Papel

La Casa de Papel’i izlemeye başladık. Netflix’te yayınlanan 13 bölümü izledik ve öyle merak uyandırıcı bir yerde bitti ki, “Şimdi 1 sene daha mı bekleyeceğiz? Acaba 2. sezon ne zaman gelir?” diye internete daldık ve BAM!

Dizide Netflix Original logosu yer alıyordu. Biz de Netflix’in İspanyol yapımı dizisi diye düşündük. 13. bölümde dizinin ilk sezonu Netflix’te sona ermişti ama internette 2. sezon bölümleri yer alıyordu! Meğer dizi Netflix’in hazırladığı bir dizi değilmiş!

Álex Pina tarafından yaratılan dizi, İspanyol televizyon kanalı Antena 3’te yayınlanmış. Hatta dizi 2 sezon ve 19 bölüm olarak yayınlanmış. Orijinalindeki birer saatlik 9 bölüm, Netflix tarafından kırkar dakikalık 13 bölüm olarak yayınlanmış. Kısacası dizi tamamlanmış! Netflix ise dizinin global yayın haklarını aldığı için Netflix Original ibaresiyle diziyi yayınlamış.

Biz de oturduk ve İspanyolca internet yayını haklarını alan yerlerden diziyi bulduk. Hatta altyazı da bulduk. Netflix’te İngilizce dublaj ve Türkçe altyazı ile izlemiştik, geri kalan 6 bölümü de İspanyolca dilinde ve İngilizce altyazılı izledik. Siz de Netflix’i 1 sene beklemek istemezseniz kaçırmayın, tüm dizi yayınlanmış durumda. (NOT: 2. sezon, 6 Nisan’da Netflix’te yayınlanacak)

Adrenalin!

İlk bölümden itibaren bir planlama, bir aksiyon ile başlayan dizi, sonuna kadar bu şekilde, heyecanı hiç düşürmeden gidiyor. Ne gereksiz uzamış sahneler var ne de hevesinizi kursağınızda bırakan anlar. Her şey çok özenli kurgulanmış ve bölüm bittiğinde hemen bir sonraki bölüme başlamak için sabırsızlanıyorsunuz. Ben, akşam saat 11-12 civarında dizi veya film izlediğimde genelde gözlerim kapanır ama gece saat 1’de bölüm bittiğinde, “Bir bölüm daha mı izlesek?” diye Güliz ile birbirimize bakıyorduk.

Dizi boyunca en çok hoşuma giden şey Profesör’ün yaptığı plan oldu. Tabii ki planın kendisi değil ancak işleyişi çok güzeldi. Bu kadar ince ve detaylı düşünülmüş olmasına bayıldım. Üstelik Profesör karakterine de bayıldım doğrusu. Tabii ki işler her zaman planlandığı gibi gitmeyebiliyor ve işin zevki de orada zaten. :)

Soygunu yapan ekip de çok çeşitli kişiliklerden oluşuyor. Her biri o kadar güzel size sunuluyor ki bugün yolda görsem yıllardır tanıdığım bir arkadaşımı görmüşüm gibi boynuna sarılırım. Ayrıca dizinin başında çok sevdiğiniz bir karakterden sonrasında nefret edebilir, sevmediğiniz bir karaktere de aşık olabilirsiniz. Anlayacağınız üzere işler çok değişiyor ve tabii karakterler de… Tokyo, Rio, Berlin, Moskova, Denver, Oslo, Helsinki, Nairobi… Şimdiden özledim…

Hikayenin tamamını izlerken Coyote’nin Road Runner’ı yakalamasını veya Tom ve Jerry’de Tom’un kazanmasını ister gibi bir his içerisindeydim. Bu durum herkes için değişebilir ancak hırsız polis oyunu çok güzel lanse edilmiş. Soygunun sadece soygun olmadığı size derinlemesine veriliyor. 

Sonuç…

Zamansızlıktan çok fazla dizi izleyebilen biri değilim. Zaman ayırdığımda da fantastik veya bilimkurgu türünde, gerçekten keyif alabileceğimi düşündüğüm diziler izliyordum. Bunları da yine çevremdeki insanların yorumlarına dayanarak seçiyordum. La Casa de Papel hiç aklımda yokken, özellikle etrafta da bu kadar konuşulmamışken merak edip başladım ve ayırdığım zamanın her dakikasına değdi. Harika kurgusu ve senaryosu sizi etkisi altına alacak ve her anı heyecanla izleyeceksiniz. 

Eğer hâlâ izlemediyseniz bir şeyler kaçırıyorsunuz. Avrupa sineması sevmeyen, dizilerini hiç takip etmeyen biri olarak bundan sonra İspanyol polisiye yapımlarına özen göstereceğim.

Hemen buradan başlayın! İyi seyirler.

Bu da dizinin müzikleri olsun…

Türk Vampir Dizisi Yaşamayanlar'a Kimler Katıldı?
Neil Gaiman, American Gods'ın Bir Sonraki Sezonu ile Daha Yakından İlgilenecek