Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Türk Mitik Tasavvurlarının Fantastik Edebiyatta Kullanımı Üzerine – “Anadolu Korku Öyküleri” Örneği

Türk Mitik Tasavvurlarının Fantastik Edebiyatta Kullanımı Üzerine – “Anadolu Korku Öyküleri” Örneği

kitap-sifre-banner

Yazılı edebiyatta birçok tür, sözlü kültür ürünleriyle ilişki içerisinde geliştirilir ve oluşturulur. Özellikle fantastik edebiyatın ürünleri, en eski örneklerinden en güncel ürünlere kadar, halk bilgisi ürünleri kapsamına dahil olan sözlü kültür ürünlerinden özellikle masal ve efsanelerdeki motifleri, tip ve kahramanları, halk inançlarını ve tabii ki mitik tasavvurları bünyesinde barındırır. Fantastik edebiyat yazarları sözlü kültürden beslenerek mitik tasavvurları ve karakterleri hikâyelerinin kurgusal yapısında kullanır. Bazen bir mitik tasavvur doğrudan kurgusal yapının içine yerleştirilir, bazen de bu tasavvurdaki karakterler yenilenip güncellenerek kullanılır. Bu ilişki yoğun bir şekilde gerçekleşmese de bazı örnekler Türk mitolojisi ve fantastik edebiyat ilişkisini kurmaktadır.

Bu bildiride Türk mitolojisi ve Türk fantastik edebiyatı arasındaki bu ilişki, geleneğin güncellenmesi bağlamından hareketle “Anadolu Korku Öyküleri” adlı kitabın 2013’te yayınlanan 2.si üzerinden incelenecektir. İlk olarak fantastik edebiyatın tür tanımına girilmeden sadece halk bilimi ürünleri ve mitolojiyle ilişkine kısaca değinilecek, halk bilimi ürünlerinin güncellemesi bağlamında çeşitli noktalara değinilecektir. Ardından “Anadolu Korku Öyküleri” adlı kitaptaki yedi hikayede yer alan ve olumsuz özellikler sergileyen mitik varlıklar üzerinde durulacak, bunlardan sonra “Anadolu Korku Öyküleri 2” yazarlarıyla yaptığımız görüşmeden hareketle yazarların bazı görüşleri yer alacaktır. Sonuç olarak bu hikayelerden yapılan tespitlerden hareketle Türk mitolojisindeki düşünce ve tasavvurların güncellenerek kullanması üzerine tespitler ve teklifler yer alacaktır.

1. Fantastik Edebiyatın Halk Bilimi Ürünleri ve Mitik Tasavvurlar ile İlişkisi ve Halk Bilimi Ürünlerinde Güncellenme

Tüm dünyada fantastik edebiyat yazarları halk bilgisi ürünleri arasında yer alan sözlü kültür ürünleri ve bunlara bağlı mitik tasavvurlardan beslenerek eserlerini yaratırlar. Fantastik edebiyat üzerine yapısal çalışmalar yapan isimler de fantastik edebiyat ve halk bilgisi ürünleri / mitoloji ilişkisine değinmişlerdir.

kitap-book-gemi

Rosemary Jackson fantastik edebiyatın yazarın içinde bulunduğu sosyal bağlam içinde yaratıldığını ve ne kadar bu bağlamın sınırlarıyla çatışmaya girse de tam bir ayrılma gösteremediğini ifade eder. Jackson fantastik edebiyatın köklerinin eski mitler, mistisizm, folklor, peri masalları ve aşk hikayelerinde olduğunu söyler.[1] Brian Attebery, fantastik edebiyat ve mitoloji / folklor ürünleri ilişkisine  değinmektedir. Attebery, fantastik edebiyatın masal, efsane ve halk inançlarından beslenip bunlardan elde ettiği malzemeyi kurgusal yapısı içerisinde yeniden şekillenerek kullandığını belirtmektedir.[2] Fantastik edebiyat alanında kurgusal eserleri kadar fantastik edebiyatla ilgili tür bazında görüşleriyle de tanınan Ursula K.Le Guin, fantastik edebiyat için “Gerçek bir fantazi; halk hikayesinin, peri masalının ve efsanenin modern uygulamasıdır.” ifadesine yer vermektedir.[3] Françoise Flahaut, “…dinler, inanış biçimleri, folklorik ya da batıl olarak görülen temsiller, masal ya da fabl düzeyinde tutulan mitler, düşgücüne dayanan anlatıları besleyecek niteliktedir.” şeklinde bir ifadeyle mitler ve folklor ürünlerinin fantastik edebiyat gibi hayal gücüne dayalı kurgusal türleri besleyebileceği üzerinde durur.[4] Jean-Luc Steinmetz, fantastik terimini tanımlamak için çeşitli sözlüklerde yer alan tanımları aktarırken fantastikle ilgili olarak “yalnızca cismani bir varlığın görüntüsüne sahip olan” tanımını verdikten sonra bu tanımla ilgili bir örnekten hareket eder ve “Fantastik öyküler: Genel olarak söylendiği gibi peri masalları, hortlak öyküleri ve özellikle Alman Hoffmann’ın itibar kazandırdığı, doğaüstünün önemli bir rol oynadığı öykü türü.” ifadesini kullanır. Bunun yanında Steinmetz, Avrupa’daki fantastik edebiyatı incelerken Alman romantik fantezi edebiyatının folklor ve sözlü kültür ürünlerine bağlı olarak geliştiğine değinir.[5] Cengiz Ertem de fantastik edebiyatın hayalet, ruh ve düşsel yaratıkları içine alan bir edebi bir tür olduğunu ve masalı da içinde barındırdığını belirtir.[6] Gönül Yonar, fantastiğin metafizik dünyanın varlığıyla sıkı bir şekilde bağlantılı olduğunu ve inanç ile inanışlardan beslendiğini ifade etmektedir. Yonar, Türk fantastiğinin kökenlerinde Türk mitik tasavvurlarının ve destan gibi sözlü kültür ürünlerinin olduğunu ifade eder.[7] Yonar bu çalışmasında genel olarak Türk fantastiğinin kökenlerinde Türk mitolojisi, sözlü kültür ürünleri ve halk inançları olduğunu belirtmeyi hedeflemiştir.

Yukarıda verdiğimiz bilgilerden hareketle fantastik edebiyatın tüm dünyada ve tabii ki Türk edebiyatında da mitik tasavvurlarla ve halk bilimi dairesinde bulunan sözlü kültür ürünleri ile bağlantılı olarak geliştiğini söyleyebiliriz. Fantastik edebiyat yazarları halk inançlarından; destan, masal ve efsane gibi sözlü kültür ürünlerinin sağladığı zengin birikimden faydalanmışlardır. Türün ünlü yazarları ve yapıtlarına bakıldığında Yunan, Mısır, İskandinav ve Kelt mitolojileri başta olmak üzere mitik tasavvurların fantastik edebiyata doğrudan veya çeşitli değişimlere uğratılarak dahil edildiği görülmektedir. Türk fantastik edebiyatında da bu durumun benzer şekilde geliştiğini söylemek mümkündür.

dragon-kitap-kiz-cizim

Bu ilişkiyle ilgili bilginin devamında halk bilgisi ürünleri ve geleneksel motiflerin güncele taşınması noktasında problemlere kısaca değinmek gerekmektedir. Metin Ekici, halk biliminin “edebiyat, müzik, dans, tarih, sanat tarihi, antropoloji, sosyoloji” gibi alanlarla kesişim içinde olduğunu belirtmektedir.[8] Ekici’nin belirttiği bu ilişki disiplinler arası bir şekilde olmakla birlikte sanatsal anlamda da söz konusudur. Halk bilgisi ürünleri edebiyat, müzik ve benzeri sanat dallarının beslendiği güçlü bir kaynaktır. Buna bağlı olarak yukarıda da belirttiğimiz gibi fantastik edebiyat da edebiyatın bir türü olarak bu kaynaktan beslenmektedir.

Bu noktada Ekici’nin aynı makalede yer verdiği bir soru önem arz etmektedir. Ekici bu makalede kültür politikalarıyla ilgili noktaları açıklarken sorulması gereken sorulardan birinin “…piyasada satılan kitapların çoğunda Avrupa kaynaklı halk anlatmaları okuyan genç kuşaklara neden Türk kaynaklı masal ve efsaneler anlatamıyoruz?” sorusu olması gerektiğini ifade etmektedir.[9] Bu sorudan hareketle değinilen problem doğrudan halk anlatmalarıyla ilgili olduğu gibi fantastik edebiyat için de geçerlidir. Bugün türün en ünlü örneklerinden Yüzüklerin Efendisi veya Harry Potter gibi serilere bakıldığında bu eserlerin İskandinav veya Hint mitolojisinden motiflerle oluşturulmuş olduğunu görebiliriz. Bu eserler aracılığıyla, bu eserlerin beslendikleri mitolojik kaynakların unsurları genç kuşaklara aktarılabilmektedir. Bu aktarıma bir bakıma halk bilgisi ürünlerinin güncellenmesi açısından bakabiliriz. Ekici’nin tanımıyla “…herhangi bir yaratmanın içinde bulunulan zamana, dar veya geniş anlamda mekana ve mevcut sosyo-ekonomik yapılara uygun hale getirilmesi” olan güncelleme Türk mitolojisinden herhangi bir unsurun fantastik edebiyatın bir ürününe taşınması şeklinde gerçekleşebilir.[10] Flahaut bu taşıma işlemini “İmgeleme dayalı bir anlatı, bunları oldukları gibi almaz: Yeni işlevlerine göre uyarlar, kısmen kullanır, taklit eder, değiştirir.” şeklinde ifade eder.[11] Ekici de söz ve yazı arasındaki ilişkiye değinirken sözlü olarak yaratılan ürünlerin yazıya dönüştürülürken bu dönüştürme işleminin söze ve sözlü ürüne yeni bir boyut kazandırdığını söyler.[12] Bu bilgiye ek olarak Walter J. Ong’un değindiği gibi sözlü kültür bir noktada yazı ve buna bağlı olarak yazılı kültür üretmeye geçecektir.[13] İşte bu üretim, Türk mitolojisi ve Türk fantastik edebiyatı ilişkisinden hareket edecek olursak, Türk mitolojisindeki bir unsurun öğrenilip, hikaye gibi kurgusal eserlerde kullanılıp yenilenerek tanıtılması ve aktarılması ile güncellenmesi şeklinde gerçekleştirilebilir.

2. “Anadolu Korku Öyküleri 2” Kitabında Yer Alan Mitik Kötü Varlıklar

“Anadolu Korku Öyküleri” yukarıdan beridir bahsettiğimiz Türk mitolojisi ve Türk fantastik edebiyatı ilişkisinden hareket edip mitolojik varlıklara bir tür güncellenme sağlayan ve bu varlıkları değerlendirip aktaran bir ürün olma özelliği göstermektedir. Biz burada Anadolu Korku Öyküleri’nin 2013’te Bilgi Yayınevi’nden yayınlanan 2.sinde yer alan yedi hikayedeki olumsuz özellikler gösteren yani mitik kötü varlık örneklerinin açıklamalarına yer vereceğiz.

Anadolu-Korku-Oykuleri-Cilt-2-Kapak

Kitaptaki ilk hikaye Işın Beril Tetik’in “Zifir Karanın Mavisi” adlı hikayesidir. Bu hikayede Anadolu’da bir köyde bir ödev çalışması yapan üç kardeş bir tür kötü varlığa karşı hayatta kalma mücadelesi verirler. Hikayede geçen kötü varlık “Kara Neme”dir.[14] Bilindiği üzere “kara neme” Altay Türklerinin mitik tasavvurlarında kötü ruhlar için kullanılan birçok isimden biridir. “Kara neme” ifadesi Altay şamanizminde kötü ruhların bir tür genel ismidir.[15] Altay Türklerinin şamanist tasavvurlarında genel olarak iyi-kötü karşıtlığında ikiye bölünmüş ruhlar zümresinin kötü tarafındaki ruhları ifade eder. Bu ruhların başında Altay Türklerinin tasavvurlarında Erlik, Yakut Türklerinin tasavvurlarında Arsan Duolay bulunmaktadır. Altay Türklerinin tasavvurlarında yeraltında Erlik’in karanlık dünyası bulunmaktadır ve buradaki kötü ruhların tamamına “kara nemeler” denir.[16] Bu hikayede yazar, Altay Türklerine ait mitik bir tasavvuru Anadolu coğrafyasını mekan alarak oluşturduğu bir hikayede yeniden kurgulayarak kullanmaktadır.

İkinci hikaye Umut Dülger’in “Konuşmayanlar” hikayesidir. Dülger bu hikayede Yusuf ve Ali Faik isimli iki araştırmacı gazetecinin yaşadığı doğaüstü bir olayı işlerken; yine Altay Türklerinin mitik tasavvurlarında yer alan kötü mitik varlıklardan Yelbegen’e hikayesinde yer vermektedir. Yelbegen bu hikayede insanların ruhlarını toplayıp onlara sahip olan bir varlık olarak yer almaktadır.[17] Bahaeddin Ögel, Altay Türklerinin masallarında devlere “yelbegen” denildiğini söyler. Radloff’tan aktardığı bir tanıma göre “yelbegen” adlı dev “insan biçiminde, insan yiyen, çok büyük; üç, yedi veya on iki başlı, siyah ve sarı renkte” bir varlıktır.[18] İsmi “celbegen” olarak da bilinen bu varlık yeraltıyla ilgili düşünülen, kötülük saçan, genelde erkek olarak kabul edilip yedi, yetmiş veya yetmiş yedi başlı olarak tasavvur edilen, kanının rengi siyah, sakalı bir gölün suyunu süzecek kadar uzun ve ailesi olan bir mitik varlıktır. Altay Türklerinin inançlarına göre Ay tutulması, Celbegen’in Ay’ı yemesine bağlıdır.[19] Altay Türklerinin anlatmalarında bu varlık sıklıkla yer alır.[20]  Dülger de Tetik gibi Altay Türklerine ait mitik bir varlığı Anadolu coğrafyasında işlediği hikayesinde kurgusal yapıda kullanmıştır. Yelbegen bu hikayede gelenekte anlatılan tasavvurlarından farklı olarak yazarın oluşturduğu kurgusal yapıya uygun bir işlevde bulunmaktadır.

korku-horror-ev

Kitaptaki üçüncü hikaye Ayşegül Nergis tarafından kaleme alınmış olan “Şer Karışan Vakit” adlı hikayedir. Bu hikayede tatil için Trakya’ya bir arkadaşının yanına giden bir kadının bir düğün ve bir gelinle ilgili başından geçen gerilimli olaylar işlenmektedir. Hikayede çeşitli göndermelerle birlikte bazı halk inançlarından izler bulunmaktadır. “Onlar” ve “üç harfliler” gibi ifadeler cinleri anımsatmaktadır. Bunların yanında hikayede geçen bir diyalogda “Alkarısı” ve “cin” gibi Türkiye sahası halk inançlarında bulunan kötü varlık tasavvurları anılmaktadır.[21] Cinlerin halk inançlarında insanlara musallat olup onları korkutan ve onlara kötülük edebilen; gece vakitlerinde hamam, değirmen ve terk edilmiş ev gibi yerlerde bulunan olağanüstü varlıklar olduğuna inanılır. Cinlerin zararından korunmak amacıyla bir tür tabu şeklinde “İyi saatte olsunlar” gibi ifadeler kullanılmaktadır.[22] “Üç harfli” ifadesi de yine cinleri karşılamak için kullanılan ifadelerden biridir.[23] “Alkarısı” da Türkiye sahası halk inançlarında lohusalara, yeni doğmuş bebeklere ve atlara musallat olan bir tür kötü ruhtur. İnsanlara çeşitli hayvanların şekillerine girerek görünebilir. Bunun yanısıra çok çirkin ve fiziksel bozukluklara sahip bir kadın şeklinde de görünebilir.[24] Nergis, hikayesinde bu varlıklara doğrudan yer vermese de hikayede korkulan varlıklar hikaye karakterleri tarafından anılırken Türkiye sahası inançlarındaki bu tasavvurlara da değinilmektedir.

Kitapta yer alan dördüncü hikaye Demokan Atasoy’un “Gece Işığı” adlı hikayesidir. Bu hikayede Azil isimli bir kahramana bir peri kızı musallat olur.[25] Peri kelimesi “cinlerin çok güzel ve alımlı olarak farz edilen dişilerine verilen bir ad” olarak açıklanmaktadır.[26] Periler dünya mitolojilerinde ortak tasavvurlardan biridir. Türk mitolojisinde periler daha çok masal karakteri olup çoğunlukla cinlerle eş anlamlı düşünülmüştür.[27] Türk mitik tasavvurlarında genel olarak Kaf Dağı’nda yaşadığına inanılan periler bazen iyi bazen kötü olabilen, genellikle güzel bir kız olarak görünmekle birlikte çeşitli hayvanların da kılığına girebilen ruhlar olarak kabul edilir.[28] Atasoy’un hikayesinde peri, tıpkı cinler gibi bir insana musallat olma yönüyle ön plandadır.

demon-cin

Kitaptaki beşinci hikaye Koray Günyaşar’ın “Fırtınalar Takvimi” isimli hikayedir. Bu hikayede cinlerin kendi kabilelerini kurup insanlarla mücadele etmeleri, mekan olarak bir Anadolu köyü seçilerek hikaye edilmiştir. Hikayede cinin yanında “Çolpan” ve “pirabok” gibi mitik tasavvurlar da anılmaktadır.[29] Türk mitik tasavvurlarına göre cinler bulundukları mekanlarda toplu halde yaşarlar.[30] “Pirabok” ise Türkiye sahası efsanelerinden Mardin, Bingöl ve Diyarbakır efsanelerinde geçen ve cin için kullanılan bir tür adlandırmadır.[31] Çolpan, ise Türk kültürünün erken dönemlerinde “ışık yıldızı” olarak düşünülen Venüs gezegeninin adlarından biridir. Mitik bir tasavvur olarak Venüs veya Çolpan’ın, Erlik ile alakalı düşünülen ve her sabah ufuk çizgisinin üstünde  yıldızları öldürdüğü düşünülen bir tür savaşçı olduğu düşünülmektedir. Bu düşüncede Venüs/Çolpan/Erlik’in  cehennemin tanrısı veya kötü cinlerin kralı olduğu şeklinde tasavvurlar da bulunmaktadır.[32] Günyaşar, hikayesinde hem eski Türk kültüründen bir unsura hem de Türkiye sahası halk inançları ve efsanelerinde yaşayan mitik varlıklara yer vermiştir.

Kitapta yer alan altıncı hikaye Galip Dursun’un “Oba” adlı hikayesidir. Küçük bir çocuğun ve gizemli bir arkadaşının yaşadığı olayın anlatıldığı hikayede mitik varlıklardan cin yer almaktadır. Hikayede bir cin çobanı sahip olduğu cinlerin her birine Allah’ın 99 isminden birini verir.[33] Bu hikayede cinler hem geleneksel tasavvurlardaki özelliklere sahip bir şekilde hem de dini tasavvurların sağladığı bilgilerle örtüşür vaziyette yer almaktadırlar. Dursun, hikayesinin kurgusal yapısında bir köy ortamında, cinlerle halk inançları ve dini tasavvurların sağladığı bilgiden faydalanarak cinlerin insanlarla ilişkileri üzerinden hikayesini oluşturmuştur.

kitap-book

İncelediğimiz kitaptaki yedinci ve son öykü Mehmet Berk Yaltırık’ın “Mezardan Gelen” adlı öyküsüdür. Hikaye Konya’da Gavur Efe ve Ratıp Efendi adlı iki kabadayı arasında geçmektedir. Bu hikayede Türk halk inançlarında yer alan kötü varlıklardan hortlak yer almaktadır. Bir hortlak intikam amacıyla ismini andığımız bu kabadayılara musallat olur.[34] Mitik tasavvurlarda hortlak, “geceleri mezarından çıkıp dolaştığına inanılan ölü” şeklinde tanımlanmaktadır.[35] Türk mitik tasavvurlarında da hortlak, “geceleri canlanıp mezardan çıkarak insanlara zarar veren ölü, hayali bir varlık” şeklinde yer almaktadır.[36] Türk mitolojisinde hortlak inancı cadı inancıyla paralel olarak gelişmiştir. Türk mitik tasavvurlarında cadılar “hortlayan ölüler” olarak düşünülmüştür ve cadı sözcüğü de “hortlak” ve “hayalet” gibi anlamlarda kullanılmaktadır.[37] Cadılar da hortlak gibi öldükten sonra mezardan kalkar, korkunç bir şekildedir ve insanlara zarar verirler.[38] Yaltırık, hikayesinde, Türk mitik tasavvurlarında yer alan hortlak motifini intikam amacıyla mezarından çıkıp yeniden dirilen bir varlık olarak kullanmıştır.

“Anadolu Korku Öyküleri 2” yazarlarıyla 20 Nisan 2014’te yaptığımız görüşmede yazarlardan Galip Dursun, bu çalışmayı yapma amaçlarının özgün ve kendi kültürlerine ait bir ürün yaratmak olduğunu belirtmiştir. Dursun fantastik edebiyatın ve korku edebiyatının çeviri kahramanlarla yani diğer kültürlerden alınan motiflerle bir yere kadar yapılabileceğini fark ettiklerini ve kendi kültürlerinden yola çıkarak öykülerini oluşturduklarını ifade etmiştir. Bir diğer öykü yazarı olan Koray Günyaşar ise Türk mitolojisiyle ilgili güncel ve detaylı çalışmaların artmasına ve bu çalışmaların duyurulmasıyla özellikle farklı alanlardaki sanatçıların bu çalışmalara ulaşabilmesinin gerekliliğine değinmiştir. Işın Beril Tetik de efsane çeşitlenmelerinin ve inançların daha fazla ele alınması ve akademik anlamda bu alanda çalışan kişilerin bu çeşitlenmeleri sanatçılara kaynak olarak sunması gerekliliğine değinmiştir. Yazarlardan Demokan Atasoy da yine bu işin akademik boyutuyla ilgilenen şahısların kendilerinin yaptığı bu tür eserlerin duyurulması ve daha sonraki ürünlerin önünün açılması için önemli bir işlevi olabileceğine değinmiştir.

Sonuç:

Yukarıdan beridir verdiğimiz bilgiyi genel bir değerlendirmeyle özetleyecek olursak “Anadolu Korku Öyküleri 2” adlı kitaptaki hikayeler Türk mitolojisi / Türk fantastik edebiyatı ilişkisi ve geleneğin güncellenmesi noktasında örnekler içermektedir. Kitaptaki hikayelerin yazarları, hikayelerinde tıpkı fantastik edebiyatın dünyadaki örneklerinde olduğu gibi kendi kültürlerinden yani Türk mitolojisinden beslenerek hikayelerindeki motifleri ve kurgusal yapıyı oluşturmuşlardır. Başta da belirttiğimiz fantastik edebiyat – halk inançları / masal/ efsane ve tabii ki mitoloji ilişkisi Türk mitolojisi ve Türk fantastik edebiyatı için incelediğimiz örnekte kendini göstermektedir.

fantasy-book-kitap

Burada dikkati çeken birinci nokta unutulan veya artık geçmişte olduğu kadar gündemde olmayan anlatı motiflerinin hikayelerin kurgusal yapılarının merkezinde bulunmasıdır. Cin veya peri gibi varlıklar artık inanılıp inanılmaması ayrı bir tartışma konusudur. Burada yazarların yaptığı, Türk halk inançlarında yaratılıp sözlü kültür ürünleriyle aktarımı sağlanan bu motifleri sözden yazıya taşıyarak güncelleyip tekrar bir aktarım sağlamaktır. Sözlü kültür ürünleri aracılığıyla aktarılan bu motifler yazarların yaratım noktasında gelenekten beslenmesi, icra noktasında ise öykü türünde yazılı kültürde kullanılarak güncellenip aktarılmıştır. Bu aktarım J.R.R.Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi aracılığıyla elf kültüne yaptığı değişim ve dönüşümden farksızdır. İncelediğimiz kitaptaki hikayeler Türk mitolojisindeki Kara Neme, Yelbegen, Al Karısı, cin, peri, pirabok, Çolpan ve hortlak gibi tarihi anlamda geçmişten günümüz uzanan, coğrafi anlamda ise birçoğu ortak Türk mitik düşüncesine ait veya belirli Türk boylarında görülen tasavvurları hikaye türü aracılığıyla bir güncellenmeye uğratmıştır.

İkinci olarak Tetik ve Dülger’in hikayelerinde kullandığı Kara Neme ve Yelbegen gibi varlıklar ayrı bir noktada önem arz etmektedir. Bu varlıklar yukarıda da açıkladığımız gibi Altay Türklerinin mitik tasavvurlarında ve eski Türk inanç sistemlerine, Türk şamanizmine ait tasavvurlarda yer almaktadır. Bu iki yazar farklı Türk boylarının mitik tasavvurlarını Türkiye coğrafyasında şekil verdikleri hikayelerde kullanarak Türk mitik tasavvurları için bütüncül bir anlayış yaratmışlardır. Bahsettiğimiz mitik tasavvurlar da dahil olmak üzere bugün gerek Türk mitolojisi üzerine yapılan çalışmalar gerekse farklı Türk boylarından aktarma yoluyla yayımlanan metinler ortak Türk kültürüne ait birçok mitik tasavvuru ve anlatma yapısını barındırmaktadır. Bu çalışmalar, günümüzde bu tip akademik kaynaklara ulaşılma kolaylığı da göz önünde bulundurulduğunda, “Anadolu Korku Öyküleri 2” tarzı çalışmaların artmasına vesile olabilecek niteliktedir.

fantasy-book-orman-kitap

Son olarak değineceğimiz nokta ise Türk mitolojisi – Türk fantastik edebiyatı ilişkisinin sanatın diğer tüm alanlarında uygulanabilirliğidir. Günümüzde görsel sanatlarda yaratılan tüm ürünlerde mitolojilerden beslenilmektedir. Özellikle sinema gibi alanlarda Türk mitolojisinden ve tabii ki mitolojinin izlerini taşıyan anlatmalardan yararlanılabilir. Ortak Türk kültürüne ait anlatma yapılarının birçoğu sinemaya rahatlıkla uyarlanabilecek türdedir. Bununla birlikte Türk kültürüne ait motiflerin çeşitli illüstrasyon çalışmalarıyla görselliğe kavuşturulabilmesi de mümkündür.

Sonuç olarak “Anadolu Korku Öyküleri 2”, ortak Türk halk kültüründen unsurlara yer veren bir sanat yapıtı olarak kültürden beslenme, geleneği güncelleme ve bu geleneği modern bir yapıda aktarma noktasında başarılı bir ürün olarak yer almaktadır. Türk halk kültürü alanında akademik anlamda çalışan kişilerin bu tip ürünleri incelemeye alması ve bu ürünlerin yaratıcıları ile doğrudan ilişki kurup onları bilgilendirip yönlendirmesi geleneğin güncellenip modern dünyaya aktarılması anlamında önem arz etmektedir.

Kaynaklar:

Acıpayamlı, Orhan, (1961), Türkiye’de Doğumla İlgili Adet ve İnanmaların Etnolojik Etüdü, Erzurum, Atatürk Üniversitesi Yayınları.

Atasoy, Demokan, (2013), “Gece Işığı”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 107-133.

Attebery, Brian, (1980), The Fantasy Tradition In American Literature: From Irving to Le Guin, Bloomington, Indiana University Press.

Beydili, Celal, (2005). Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Ankara, Yurt Kitap-Yayın.

Boratav, Pertev Naili, (1984), 100 Soruda Türk Folkloru (İnanışlar, Töre ve Törenler, Oyunlar), İstanbul, Gerçek Yayınevi.

—., (2012), Türk Mitolojisi: Oğuzların-Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan Türklerinin Mitolojisi, Ankara, Çev. Recep Özbay, BilgeSu Yayıncılık.

Dilek, İbrahim, (2013), Türk Mitolojisi Sözlüğü: Altay-Yakut, Ankara, Gazi Kitabevi Yayınları.

Develioğlu, Ferit, (1986), Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat: Eski ve Yeni Harflerle, Ankara, 7.Baskı, Aydın Kitabevi.

Dursun, Galip, (2013), “Oba”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, ss. 153-189.

Duvarcı, Ayşe, (2005), “Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar”, Bilig, Sayı 32, ss. 125-144.

Dülger, Umut, (2013), “Konuşmayanlar”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 55-75.

Ekici, Metin, (2008), “Geleneksel Kültürü Güncellemek Üzerine Bir Değerlendirme”, Milli Folklor, Cilt 10, Sayı 80, ss. 33-39.

—., (2012), “Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Sözlü ve Yazılı Metin İlişkisi”, Evliya Çelebi’nin Sözlü Kaynakları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Ankara, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, ss.27-37.

—., (2014), “100. Yılında Türk Halk Bilimi Çalışmaları ve Türkiye Kültür Politikalarına Eleştirel Bir Bakış”, Milli Folklor, Cilt 12, Yıl 25, Sayı 99, ss. 41-51.

Ertem, Cengiz, (2006), “Fantastik Edebiyat ve Tekinsizlik Kavramı: Edebiyatımızdan Bir Örnekleme Denemesi”, Akşit Göktürk’ü Anlam Toplantısı: Yazın ve Çeviride Fantastik, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları, ss. 11-25.

Flahaut, François, (2000), “İmgelem ve Mitoloji: Çağdaş Edebiyat (Tolkien, Lovecraft) ve Bilimkurgu”, Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü, Ankara, Çev. Olcay Kunal, Yön. Yves Bonnefoy, Yay. Haz. Levent Yılmaz, Dost Kitabevi Yayınları, ss. 469-471.

Günyaşar, Koray, (2013), “Fırtınalar Takvimi”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi. ss. 133-153.

Hançerlioğlu, Orhan, (2010), Dünya İnançları Sözlüğü, İstanbul, 5.Basım, Remzi Kitabevi.

İnan, Abdülkadir, (1986), Tarihte ve Bugün Şamanizm: Materyaller ve Araştırmalar, Ankara, 3.Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları.

—., (1998), “Al Ruhu Hakkında”, Makaleler ve İncelemeler I. Cilt, Ankara, 3.Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 259-261.

Jackson, Rosemary, (1981), Fantasy: The Literature of Subversion, London and New York, Routledge Methuen.

Le Guin, Ursula K., (2009), “Bilimkurgu ve Bayan Brown”, Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar: Ursula K. LeGuin’den Seçme Yazılar, İstanbul, 4.Basım, Haz. Deniz Erksan, Bülent Somay, Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, ss. 67-84.

Nergis, Ayşegül, (2013), “Şer Karışan Vakit”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 75-107.

Ong, Walter J., (2007), Sözlü ve Yazılı Kültür: Sözün Teknolojileşmesi, İstanbul, 4.Basım, Çev. Sema Postacıoğlu Banon, Metis Yayınları.

Ögel, Bahaeddin, (1995), Türk Mitolojisi II (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar), Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Roux, Jean Paul, (2011a), Eski Türk Mitolojisi, Ankara, Çev. Musa Yaşar Sağlam, BilgeSu Yayıncılık.

—., (2011b), Türklerin ve Moğolların Eski Dini, İstanbul, 2.Basım, Çev. Aykut Kazancıgil, Kabalcı Yayınevi.

Sarpkaya, Seçkin, (2014), “Türkiye Sahası Efsanelerinde Özel Adlı Kötü Ruhlar”, Korku Kitabı, İstanbul, Kitabevi Yayınları, ss. 251-279.

Saygı, Osman, (1962), “Sarıgöl Folklorundan: Cadılar ve Cadıcılar”, Türk Folklor Araştırmaları, Cilt 7, Sayı 150, s.2606.

Steinmetz, Jean-Luc, (2006), Fantastik Edebiyat, Ankara,  Çev. Hasan Fehmi Nemli, Dost Kitabevi Yayınları.

Tetik, Işıl Beril, (2013) “Zifir Karanın Mavisi”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s.7-55.

Türker, Ferah, (2012), “Altay Türklerinin Anlatmalarında Mitik Bir Varlık: Celbegen”, Milli Folklor, Sayı 94, ss. 81-90.

Yaltırık, Mehmet Berk, (2013), “Mezardan Gelen”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 189-205.

Yonar, Gönül, (2011), Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri: Harikulade ve Olağandışı, İstanbul, Ötüken Neşriyat.

 

 

 

[1] Jackson, R., (1981), Fantasy: The Literature of Subversion. London and New York, Routledge Methuen, s. 3,4.

[2] Attebery bu çalışmasında ayrı ayrı başlıklar altında fantastik edebiyatın masallar, efsaneler ve halk inançları ile ilişkisine değinmektedir. Attebery’nin Tolkien örneği dikkate değerdir. Yazarın açıklamalarına göre Tolkien eserlerinde Hristiyan klasikleri veya İskandinav mitlerinden aldığı malzemeye yeni bir şekil vermektedir. Bu örnek ve fantastik edebiyat-folklor ilişkisi için bkz. Attebery, B., (1980), The Fantasy Tradition In American Literature: From Irving to Le Guin, Bloomington, Indiana University Press, s.11, 16-58.

[3] Le Guin, U. K., (2009), “Bilimkurgu ve Bayan Brown”, Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar: Ursula K. LeGuin’den Seçme Yazılar, İstanbul, 4.Basım, Haz. Deniz Erksan, Bülent Somay, Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, s.72.

[4] Flahaut, F., (2000), “İmgelem ve Mitoloji: Çağdaş Edebiyat (Tolkien, Lovecraft) ve Bilimkurgu”, Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü, Ankara, Çev. Olcay Kunal, Yön. Yves Bonnefoy, Yay. Haz. Levent Yılmaz, Dost Kitabevi Yayınları, s. 469.

[5]Steinmetz, J., (2006), Fantastik Edebiyat, Ankara,  Çev. Hasan Fehmi Nemli, Dost Kitabevi Yayınları, s. 7, 60.

[6] Ertem, C., (2006), “Fantastik Edebiyat ve Tekinsizlik Kavramı: Edebiyatımızdan Bir Örnekleme Denemesi”, Akşit Göktürk’ü Anlam Toplantısı: Yazın ve Çeviride Fantastik, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları, s. 11.

[7] Yonar, G., (2011), Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri: Harikulade ve Olağandışı, İstanbul, Ötüken Neşriyat, s. 60-62, 117.

[8] Ekici, M., (2014), “100. Yılında Türk Halk Bilimi Çalışmaları ve Türkiye Kültür Politikalarına Eleştirel Bir Bakış”, Milli Folklor, Cilt 12, Yıl 25, Sayı 99, s. 42.

[9] Ekici, M., agm., s. 45.

[10] Ekici, M., (2008), “Geleneksel Kültürü Güncellemek Üzerine Bir Değerlendirme”, Milli Folklor, Cilt 10, Sayı 80, s. 36.

[11] Flahaut, F., agm., s.469.

[12] Ekici, M., (2012), “Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Sözlü ve Yazılı Metin İlişkisi”, Evliya Çelebi’nin Sözlü Kaynakları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Ankara, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, s.28.

[13] Ong, W.J., (2007), Sözlü ve Yazılı Kültür: Sözün Teknolojileşmesi, İstanbul, 4.Basım, Çev. Sema Postacıoğlu Banon, Metis Yayınları, s. 27-28.

[14] Tetik, I.B., (2013) “Zifir Karanın Mavisi”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s.7-55.

[15] Dilek, İ., (2013), Türk Mitolojisi Sözlüğü: Altay-Yakut, Ankara, Gazi Kitabevi Yayınları, s. 95.

[16] İnan, A., (1986), Tarihte ve Bugün Şamanizm: Materyaller ve Araştırmalar, Ankara, 3.Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 39-41.

[17] Dülger, U., (2013), “Konuşmayanlar”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 55-75.

[18] Ögel, B., (1995), Türk Mitolojisi II (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar), Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 561.

[19] Dilek, İ., (2013), age., s. 45.

[20] Altay Türklerine ait anlatmalarda Celbegen için bkz. Türker, F., (2012), “Altay Türklerinin Anlatmalarında Mitik Bir Varlık: Celbegen”, Milli Folklor, Sayı 94, s. 81-90.

[21] Nergis, A., (2013), “Şer Karışan Vakit”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 75-107.

[22] Boratav, P.N., (1984), 100 Soruda Türk Folkloru (İnanışlar, Töre ve Törenler, Oyunlar), İstanbul, Gerçek Yayınevi, s. 75.

[23] Duvarcı, A., (2005), “Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar”, Bilig, Sayı 32, s. 126.

[24] Acıpayamlı, O., (1961), Türkiye’de Doğumla İlgili Adet ve İnanmaların Etnolojik Etüdü, Erzurum, Atatürk Üniversitesi Yayınları, s. 75. İnan, A., (1998), “Al Ruhu Hakkında”, Makaleler ve İncelemeler I. Cilt, Ankara, 3.Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s.261.

[25] Atasoy, D., (2013), “Gece Işığı”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 107-133.

[26] Develioğlu, F., (1986), Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat: Eski ve Yeni Harflerle, Ankara, 7.Baskı, Aydın Kitabevi, s. 1031.

[27] Boratav, P.N., age., s. 75. Boratav, P.N., (2012), Türk Mitolojisi: Oğuzların-Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan Türklerinin Mitolojisi, Ankara, Çev. Recep Özbay, BilgeSu Yayıncılık, s. 48.

[28] Beydili, C., (2005). Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Ankara, Yurt Kitap-Yayın, s. 469.

[29] Günyaşar, K., (2013), “Fırtınalar Takvimi”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 133-153.

[30] Beydili, C., age., s.130.

[31] Sarpkaya, S., “Türkiye Sahası Efsanelerinde Özel Adlı Kötü Ruhlar”, Korku Kitabı, İstanbul, Kitabevi Yayınları, s. 269-271. (Kitap yayın aşamasındadır.)

[32] Roux, J.P., (2011a), Eski Türk Mitolojisi, Ankara, Çev. Musa Yaşar Sağlam, BilgeSu Yayıncılık, s.69-70. Roux, J.P., (2011b), Türklerin ve Moğolların Eski Dini, İstanbul, 2.Basım, Çev. Aykut Kazancıgil, Kabalcı Yayınevi, s.131.

[33] Dursun, G., “Oba”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 153-189.

[34] Yaltırık, M.B., (2013), “Mezardan Gelen”, Anadolu Korku Öyküleri 2, İstanbul, Bilgi Yayınevi, s. 189-205.

[35] Hançerlioğlu, O., (2010), Dünya İnançları Sözlüğü, İstanbul, 5.Basım, Remzi Kitabevi, s. 200.

[36] Beydili, C., age., s. 243.

[37] Boratav, P.N., (1984), 100 Soruda Türk Folkloru (İnanışlar, Töre ve Törenler, Oyunlar), İstanbul, Gerçek Yayınevi, s. 79. Boratav, P.N., (2012), Türk Mitolojisi: Oğuzların-Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan Türklerinin Mitolojisi, Ankara, Çev. Recep Özbay, BilgeSu Yayıncılık, s. 46.

[38] Saygı, O., (1962), “Sarıgöl Folklorundan: Cadılar ve Cadıcılar”, Türk Folklor Araştırmaları, Cilt 7, Sayı 150, s.2606.

Game of Thrones 5. Sezondan Yeni Klipler ve Fotoğraflar
Hex: Shards of Fate İçin Para Ödüllü Büyük Turnuva