The Invisible Man Returns açık konuşmak gerekirse bu film neden yapıldı beni en çok tetikleyen devam filmlerinden biri. Çünkü ilk filmde zaten hikâyeyi kapatmış: Dr. Jack Griffin öldü öldü süreç geri dönülemez bir noktaya gitti ve karakter yok oldu. O zaman doğal soru şu: Bu film neyin devamı?

Neden böyle bir film var?
Bu işin iki düzlemi var. Birincisi çok düz ve endüstriyel: Stüdyo şunu görmüş: “Görünmez adam tuttu devam ettir baba” .Yani karakter değil, konsept satıyor.İkincisi daha pratik: 1930’lar–40’lar stüdyo sistemi böyle çalışıyor. Hikâye kapansa bile marka geri getiriliyor. Mantık hikâye bitti mi?” değil, daha izlenir mi?” sorusu.O yüzden dürüst cevap şu: Bu film bir anlatı ihtiyacından değil, bir devam ettirilebilir para sağma makinesi.
Hikâye ne yapıyor?
Bu filmde Griffin yok denecek kadar az. Onun yerine yeni bir karakter var: görünmezlik deneyine maruz kalan başka biri. Yani aslında film aynı evren iddiasıyla yeni bir hikâye kuruyor.Bu da önemli bir kırılma: Devam filmi gibi değil, aynı konseptin yeniden kurulumu gibi çalışıyor.

Ama sorun nerede?
Sorun şu: ilk filmdeki fikir zaten en uç noktaya gitmişti.Görünmezlik:
- güç
- kontrol kaybı
- delilik
- yıkım
Bu çizgi tamamlanmıştı. The Invisible Man Returns ise bu zinciri tekrar başlatmaya çalışıyor ama aynı yoğunluğu yakalayamıyor. Çünkü ilk filmin yaptığı psikolojik çöküş burada daha yüzeysel kalıyor. Sonuç: Fikir aynı, etki daha zayıf.

Vincent Price
Vincent Price burada önemli bir faktör. Açıkçası senin dediğin şeye yakın bir durum var: bu rol biraz oynamak için oynanan rol. Price’ın varlığı filme karizma ekliyor ama hikâyeyi kurtarmıyor. Çünkü sorun oyunculuk değil, yapı. Karakter daha baştan Griffin kadar güçlü değil. O yüzden dönüşüm de aynı ağırlığı taşımıyor.

Film neyi doğru yapıyor?
Tamamen çöpe atmak da haksızlık olur. Şunlar çalışıyor görünmezlik efektleri yine iyi hikâye daha “aksiyon ağırlıklı” gerilim daha dışsal (içsel değil). Yani film psikoloji yerine olay odaklı ilerliyor. Ama bu değişim, aynı zamanda zayıflık da yaratıyor. Çünkü ilk filmdeki asıl güç zihin çöküşüydü.
Asıl problem:
Bu film aslında şunu yapmaya çalışıyor: Görünmezlik fikrini sürdür, ama Griffin’i tekrar kullanma. Ama görünmezlik fikrinin asıl gücü zaten Griffin’in zihinsel çözülmesiydi.Onu çıkarınca geriye ne kalıyor? Görünmez bir karakter kovalanma hikâyesi daha klasik bir gerilim yapısı bu da filmi sıradanlaştırıyor.
Sonuç:
neden var ama neden eksik the Invisible Man Returns var çünkü stüdyo bir fikri canlı tutmak istedi. Ama o fikrin en güçlü versiyonu zaten ilk filmde tüketilmişti.O yüzden film:“gereksiz” değilama “kaçınılmaz da değil”Daha net söylemek gerekirse:Bu film bir devam değil, bir yeniden deneme.Ve ilk deneme o kadar güçlü ki, ikinci deneme sürekli onun gölgesinde kalıyor.





