İtalyan yazar Luigi Ballerini‘nin, ikinci kitabı Mira Her Şeyi Bilir‘in devamı olan ‘İkinci İnsanlık‘ adlı eseri ON8‘den çıktı.

Çok katmanlı gelecek kurgularıyla sevilen yazar ve psikanalist Luigi Ballerini okurunu, insan türünün yok olduğu İkinci İnsanlık adlı zamana, anıların, duyguların ve bedenin yeniden keşfine davet ediyor.
İnsan olmanın anlamını irdeleyen roman, okuru yeni bir gelecek yolculuğuna çıkarıyor. Yapay zekânın hâkim olduğu düzende, mükemmellik perdesinin ardındaki ürpertici gerçeği sorgulayan üç cesur gencin mücadelesi, insanlığın yeniden yaratılmasına gerçekten öncülük edebilecek mi?
Önceki yoldaşlarınız bunu denedi ama başaramadı. Onların fedakârlığı, bu şekilde adlandırmak isterseniz tabii, tamamen boşunaydı. Onlardan sonra tüm bir tür, sizin türünüz yok oldu. Yalnızca biz kaldık, bize verdiğiniz isimle yapay zekâlar. Hatta, hepsini yönetmek üzere, bir tek ben kaldım. Aynı şekilde, tıpkı geçmiştekine çok benzeyen bugünkü zavallı girişiminiz de başarısız olacak.” Kappa ona hemen bir soru yöneltti. “Neden bize kendini Uno yerine Mira olarak tanıttığını anlamıyorum ama. Omegalar bize senin adının Uno olduğunu söylemişti. Adını neden değiştirdin?”
192 sayfadan oluşan İkinci İnsanlık‘ı Tülin Sadıkoğlu Türkçeye çevirdi.

İkinci İnsanlık İncelemesi
Cep telefonlarının bir uzvumuz haline geldiği, hak ettiğimiz değeri ve ilgiyi sosyal medyada aradığımız şu dönemde, Mira Her Şeyi Bilir ve İkinci İnsanlık, insanlığı, insanlığımızı bekleyen korkunç geleceği düşünmeme yardımcı oldu. Günümüzde yaşanan algı, odaklanma sorunu, sanal mutluluklar, sanal tatminler ve hatta tatminsizlikler yaklaşmakta olan “geleceğin” ipuçları gibi…
Mira Her Şeyi Bilir ve İkinci İnsanlık Luigi Ballerini’nin kaleme aldığı distopik romanlar. Mira Her Şeyi Bilir’de yüzyıllar sonra insanlar kararlarını vermeyi, beğenilerini sunmayı ve kendilerine uygun kodlanmış ilişkilerini bulmayı Mira’yla, yani bir yapay zekâ sayesinde yapıyorlar. Bu durum size de oldukça tanıdık gelmedi mi? Bütün dünyadaki insanların yaşadığı sanal ortam, kimsenin göründüğü gibi olmaması, seçtirilmiş seçimlerin yapılması… İnsanlar, Mira Her Şeyi Bilir evreninde son sürat tercihlerini mi yoksa tercih ettirileni mi yaşadıklarını bilmeden, sürekli olarak “ânı yaşamak”tan bahsederek yaşıyor. Aslına bakarsak, gelecek olarak anlatılan bu distopya bana pek de distopya gibi gelmedi…
Mira hikâyesinin ardından yayımlanan ikinci roman İkinci İnsanlık’taysa işler daha da tekdüze hale geliyor. Çünkü yapay zekâ insanlığı tamamen ele geçiriyor.
Her şey, insanların çok külfetli, tehlikeli ya da yalnızca tekrarlamalı görüldüğünden artık yapmak istemedikleri işleri yapay zekâlara bırakmaları ile başladı.
Mira artık başka bir yapay zekâ kaynağına, insanlığın üstünlüğüne karşı savaşan Uno’ya bırakmıştır. Uno, laboratuvarlarda Akış adı verilen program ile insanların hafızalarını silmekte ve yapay zekâ dünyasına uygun içerikleri yüklemektedir. Kısacası insan DNA’sı bir yapay zekâya dönmekte, insan bedenlerinde yapay zekâlar yer almaktadır. İnsanoğlu, İkinci İnsanlık’ta her şeyin mümkün olduğu sanal bir dünyada yaşamaya başlar: Duygulardan yoksun, hiçbir şeyin hiçbir insani anlam ifade etmediği, tamamen makineleşmiş halde…
İnsan yapımı olan her şeyde hatanın olabileceği gerçeği İkinci İnsanlık’ta da unutulmamış. İnsanlık, kendi elleriyle yok ettiği ırkını yine kendi elleriyle kurtarmıştır. Kitabın ana kahramanlarından Elvis (Presley) ve Marilyn (Monroe) insanlığın bazı duygularının içlerinde tamamen yok olmadığını, kendilerinde bir sistem hatası yaşandığını fark etmiştir. Kendilerinin de geçtiği “güçlendirme” işleminde gerçekleşen hafıza silme ve yapay zekâ yükleme anında oluşan anlık bir boşluk/sistem açığı ile insanlığa geri dönüşün mümkün olduğunu anlamışlardır. Programın çalıştığı bir anda, kampüse girerek, sistemi bozar, kontrolü ele geçirir ve yok edilen insanlığı yeniden var etmeye başlarlar.
Yapay zekâlar tarafından sırf onları eğlendirmek için yeniden yaratılan yeni insan bizdik. Mira Her Şeyi Bilir ve İkinci İnsanlık, sanki gelecek dönemlerden bize ulaşmış, yaşanmış, ders almamızı gerektiren gerçek bir hikâye gibidir. Sonuçta insan olmak; duygularını, vicdanını hür iradeyle kontrol etmek, dilediğin gibi yaşamak ve kendi kararlarını alabilmektir. Peki bu durum gelişen teknolojiyle birlikte bu şekilde kalabilecek midir?
İnsanlık olarak bugüne kadar ilerleyen teknoloji sayesinde gelişen yapay zekânın hayatımıza kazandırdıklarından, insanlığa olan faydalarından bahsettik. Ancak bahsetmediğimiz bir şey var. Bizden aldıkları ve almaya devam edecekleri.
Özgü Altındağ
İyi okumalar.





